holding - Turco Inglés Diccionario

holding

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

holding — Definition

Significado:
tutma, holding
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈhoʊldɪŋ/ – BrE /ˈhəʊldɪŋ/)
Categoría gramatical:
İsim
Sinónimo:
possession
Antónimos:
divestment

Significados de "holding" en diccionario turco inglés : 45 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
holding n. holding
In Poland that would be approximately 50% of holdings.
Polonya'da bu oran holdinglerin yaklaşık %50'sine denk gelmektedir.

More Sentences
General
holding n. arazi
That would entitle 5-6 ha holdings to the full compensation payment.
Bu da 5-6 hektarlık arazinin tam tazminat ödemesine hak kazanmasını sağlayacaktır.

More Sentences
holding n. mal varlığı
The businessman decided to sell all of his holdings.
İşadamı tüm mal varlığını satmaya karar verdi.

More Sentences
holding n. alacak
holding n. arsa
holding n. stok
holding n. edinç
holding n. kira ile tutulmuş arazi
holding n. toprak kiralama
holding n. arazi parçası
holding n. mal
holding n. göz altına alma
holding n. hisse
holding n. depolama
holding n. hisseler, emlak, mülk, mallar (bir kimsenin veya bir kuruluşun sahip olduğu)
holding n. istiap
holding n. tutma
holding n. tahvil
holding n. bekleme
holding n. meşgul etme
holding n. elde tutma
holding n. genelde tarım için kullanılan arazi
holding n. tutan şey
holding n. koleksiyon
holding n. holding tarafından kontrol edilen şirket veya girişim
holding adj. ilerlemeyi engelleyen
holding adj. ilerlemeyi geciktiren
holding adj. kısa vadeli depolama için tasarlanan
Trade/Economic
holding n. kirayla tutulmuş arazi
holding n. mal veya mülk ve tahvil
Law
holding n. yasanın davanın belirli unsurlarına nasıl uygulanacağını belirten ve gelecekteki benzer vakalar için emsal teşkil edebilecek mahkeme görüşü kısmı
holding n. mahkeme kararı
Technical
holding n. tutma
Computer
holding n. bekletme
holding n. meşgul etme
holding expr. bekliyor
Aeronautic
holding n. alıkoyma
holding n. bekleme
Sport
holding n. amerikan futbolunda penaltı
holding n. amerikan futbolunda rakibin hareketini engellemeye çalışan oyuncuya verilen penaltı
holding n. rakibin hareketlerini engellemek için kolların, ellerin, vücudun veya sopanın kural dışı kullanımı
Boxing
holding n. rakibin el veya kollarla engellenmesi
Librarianship
holding n. okuma materyalleri koleksiyonu
Slang
holding v. elinde uyuşturucu olmak
holding v. uyuşturucu bulundurmak

Significados de "holding" en diccionario inglés turco : 6 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
holding holding n.
In Poland that would be approximately 50% of holdings.
Polonya'da bu oran holdinglerin yaklaşık %50'sine denk gelmektedir.

More Sentences
General
holding conglomerate n.
These amendments also exclude anyone with close links to a conglomerate.
Bu değişiklikler aynı zamanda bir holdinge yakınlığı olan herkesi dışlamaktadır.

More Sentences
Trade/Economic
holding conglomerate n.
These amendments also exclude anyone with close links to a conglomerate.
Bu değişiklikler aynı zamanda bir holdinge yakınlığı olan herkesi dışlamaktadır.

More Sentences
General
holding holding company n.
Trade/Economic
holding conglomeration n.
holding holding company n.

Significados de "holding" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
holding tight n. sıkı tutma
holding companies n. holding şirketler
holding area n. bekleme sahası
holding point n. bekleme noktası
holding company n. holding
small holding n. küçük çiftlik
holding accountable n. sorumlu tutma
property holding n. mal varlığı
holding time n. tutma süresi
underwater breath holding record n. su altında nefesini tutma rekoru
underwater breath holding record n. su altında nefes tutma rekoru
underwater breath holding record n. su içinde nefes tutma rekoru
record of holding breath underwater n. su altında nefesini tutma rekoru
record of holding breath underwater n. su içinde nefes tutma rekoru
record for underwater breath holding n. su altında nefes tutma rekoru
record for underwater breath holding n. su içinde nefes tutma rekoru
record for underwater breath holding n. su altında nefesini tutma rekoru
record of holding breath underwater n. su altında nefes tutma rekoru
breath holding n. nefes tutma
holding vessel n. sıvı bekletme tankı/deposu
holding pattern n. bekleme
holding pattern n. askıya alınmış ilerleme
holding device n. bir şeyi tutmak için kullanılan cihaz
holding pattern n. askıya alınmış faaliyet
leave someone holding the bag v. üzerine yıkmak
leave someone holding the bag v. sorumluluğu başkasına yüklemek
leave holding the bag v. sorumluluğu bir başkasına yüklemek
leave holding the bag v. üzerine yıkmak
be incapable of holding (a job/post) v. dikiş tutturamamak
holding six pieces adj. altılık
in a holding pattern expr. bekleme paterninde
in a holding pattern expr. havaalanına iniş izni beklerken yapılan dairesel uçuş paterninde
in a holding pattern expr. havada dairesel uçuşlarla iniş sırası bekleme sürecinde
Colloquial
holding [australia] adj. sermaye sahibi olan
holding [australia] adj. parası olan
there is no holding someone expr. birinin önüne geçmek imkansız
there is no holding someone expr. biri durdurulamaz
there is no holding someone expr. biri engellenemez
there is no holding someone expr. birini durdurmanın imkanı yok
there is no holding someone expr. birini tutmanın imkanı yok
Idioms
hand-holding n. birine destek olma
hand-holding n. birini destekleme
holding pattern n. hareketsizlik
holding pattern n. olduğu yerde sayma
holding pattern n. yerinde sayma
holding pattern n. durgunluk
holding pattern n. ilerleme göstermeme
holding pattern n. uçağın havada iniş sırası beklerken yaptığı dairesel uçuş
be left holding the bag v. kabak başına patlamak
be left holding the baby v. kabak başına patlamak
leave someone holding the bag v. birini yüzüstü bırakmak
leave holding the baby v. üzerine yıkmak
leave holding the bag v. üzerine yıkmak
leave someone holding the baby v. sorumluluğu başkasının üzerine yıkmak
leave someone holding the bag v. sorumluluğu başkasının üzerine yıkmak
leave someone holding the baby v. suçu başkasının üstüne yıkmak
leave someone holding the bag v. suçu başkasının üstüne yıkmak
leave someone holding the baby v. birini günah keçisi yapmak
leave someone holding the bag v. birini günah keçisi yapmak
be holding (one's) breath v. olmasını beklemek
be holding (one's) breath v. nefesini tutup/soluksuz beklemek
be holding (one's) breath v. merakla beklemek
be holding (one's) breath v. nefesini tutmak
be holding (one's) breath v. sabırsızlıkla beklemek
be holding (one's) breath v. heyecanla beklemek
be holding your breath v. soluksuz beklemek
be holding your breath v. merakla beklemek
be holding your breath v. nefesini tutmak
be holding your breath v. sabırsızlıkla beklemek
be holding your breath v. heyecanla beklemek
leave (one) holding the baby [uk] v. suçu (birinin) üstüne yıkmak
leave (one) holding the bag [us] v. (birini) günah keçisi yapmak
leave (one) holding the bag [us] v. suçu (birinin) üstüne yıkmak
leave (one) holding the baby [uk] v. (birini) günah keçisi yapmak
leave (one) holding the baby [uk] v. sorumluluğu (birinin) üzerine yıkmak
leave (one) holding the baby [uk] v. (birini) yüzüstü bırakmak
leave (one) holding the bag [us] v. (birini) yüzüstü bırakmak
leave (one) holding the bag [us] v. sorumluluğu (birinin) üzerine yıkmak
be left holding the baby expr. ihalenin birine kalması
be left holding the bag expr. işin üzerine yıkılması
be left holding the baby expr. işin üzerine yıkılması
be left holding the bag expr. ihalenin birine kalması
in a holding pattern expr. rölantide
in a holding pattern expr. hareketsiz bir dönemde
in a holding pattern expr. aynı yerde dönüp duran bir halde
in a holding pattern expr. olduğu yerde sayar durumda
in a holding pattern expr. sabit bir dönemde
in a holding pattern expr. durgun bir dönemde
in a holding pattern expr. beklemede
in a holding pattern expr. gelişme kaydedilmeyen bir dönemde
there's no holding (someone) expr. tutmanın/durdurmanın/engel olmanın imkanı yok
Speaking
there is no holding somebody expr. tutmanın imkanı yok
thank you for holding expr. (telefonda) beklediğiniz için teşekkür ederiz
keep holding on expr. tutmaya devam et
how long you will be holding me here? expr. beni burada ne kadar tutacaksınız?
how are you holding up? expr. nasıl gidiyor?
how's your family holding up? expr. ailen nasıl?
would you mind holding this for me? expr. bunu benim için tutar mısın?
there's nothing holding me here anymore expr. beni burada tutan bir şey yok artık
the barrier is holding expr. bariyer dayanıyor
Trade/Economic
holding period yield n. elde tutma dönemi kazancı
holding company n. holding şirket
inventory holding cost n. envanter tutma masrafi
holding company n. holding şirketi
bank holding company n. banka holding şirketi
bank holding company n. birden fazla bankaya sahip olan banka dışı şirket
financial holding company n. finansal holding şirketi
inventory holding n. envanter tutma
reciprocal share holding n. karşılıklı iştirak
holding company n. holding
east of holding money n. para tutma maliyeti
opportunity cost of holding money n. para tutmanın fırsat maliyeti
one-bank holding company n. tek bankalı holding şirketi
personal holding company n. ferdi holding şirket
personal holding company n. bireysel holding şirketi
holding period return n. senedi elde tutma süresi getirisi
minority holding n. azınlık hissesi
vertical holding n. dikey holding
holding costs n. elde tutma maliyetleri
holding company n. hakim şirket
holding company n. hakim firma
Law
disablement from holding public office n. kamu hizmetlerinden yasaklılık
holding over n. bir arazi üzerindeki zilyetliği zamanında geri vermeme
holding out n. yanlış zehabı uyandırma
federal holding facility n. federal tutukevi
holding cell n. nezarethane
holding cell n. mahkumların duruşma sırasında mahkeme içinde tutuldukları hücre
holding deposit n. (evi kiralamadan önce emlakçıya veya ev sahibine verilen) kapora
blanch holding [scotland] n. gümüş ödenerek elde edilen kullanım hakkı
blench holding [scotland] n. gümüş ödenerek elde edilen kullanım hakkı
Politics
mixed activity holding company n. faaliyet sahası karışık olan holding şirketi
mixed activity holding company n. karma faaliyete sahip holding şirketi
holding of securities n. menkul kıymetleri ellerinde bulunduranlar
perpetual disqualification from holding public office n. devlet memuriyeti hakkından daimi mahrumiyet cezası
disablement from holding public office n. kamu hizmetlerinden men edilme
dual office holding n. aynı zamanda iki farklı göreve sahip olma
holding statement n. (bir olay sonrası yapılan ilk) resmi açıklama
Institutes
petrokimya holding corporation n. petrokimya holding aş.
Industry
multibank holding company n. birden fazla bankaya sahip olan banka holding şirketi
Technical
holding anode n. tutma anodu
dust holding capacity n. toz tutma kapasitesi
holding beam n. tutma ışını
holding current n. tutunma akımı
holding period n. bekletme süresi
average holding time n. ortalama meşguliyet süresi
box holding removable accessories n. takma tel kafes sandığı
holding valve n. geri tepme ventili
holding current n. tutma akımı
holding piece n. tutamak
holding down bracket n. köşe halkası