durgunluk - Turco Inglés Diccionario

durgunluk

Significados de "durgunluk" en diccionario inglés turco : 61 resultado(s)

Turco Inglés
General
durgunluk stillness n.
The stillness of the desert overwhelmed me.
Çölün durgunluğu beni boğdu.

More Sentences
durgunluk depression n.
The decline in the gross domestic product may result in financial depression.
Gayri safi milli hasıladaki düşüş mali durgunluğa yol açabilir.

More Sentences
durgunluk stagnancy n.
We, too, must change or face stagnancy.
Biz de değişmeli veya durgunlukla karşı karşıya kalmalıyız.

More Sentences
durgunluk stagnation n.
Those who have chosen stagnation as their only strategy, maybe as a strategy for survival, should respect this will.
Tek strateji olarak belki de hayatta kalma stratejisi olarak durgunluğu seçmiş olanlar bu iradeye saygı duymalıdır.

More Sentences
durgunluk recessional adj.
We have recessional and deflationary trends, characterised by the Commission's growing pressure to make savings.
Komisyonun tasarruf yapma konusundaki artan baskısıyla karakterize edilen durgunluk ve deflasyonist eğilimlerimiz var.

More Sentences
Trade/Economic
durgunluk depression n.
The decline in the gross domestic product may result in financial depression.
Gayri safi milli hasıladaki düşüş mali durgunluğa yol açabilir.

More Sentences
Technical
durgunluk stagnation n.
Those who have chosen stagnation as their only strategy, maybe as a strategy for survival, should respect this will.
Tek strateji olarak belki de hayatta kalma stratejisi olarak durgunluğu seçmiş olanlar bu iradeye saygı duymalıdır.

More Sentences
durgunluk stagnancy n.
We, too, must change or face stagnancy.
Biz de değişmeli veya durgunlukla karşı karşıya kalmalıyız.

More Sentences
General
durgunluk slack n.
durgunluk backwater n.
durgunluk heaviness n.
durgunluk inanimation n.
durgunluk sereneness n.
durgunluk serenity n.
durgunluk deadlock n.
durgunluk calmness n.
durgunluk inertness n.
durgunluk inertia n.
durgunluk slowness n.
durgunluk languor n.
durgunluk calm n.
durgunluk languishment n.
durgunluk slackness n.
durgunluk placidity n.
durgunluk deadness n.
durgunluk foziness n.
durgunluk dullness n.
durgunluk flatness n.
durgunluk inactivity n.
durgunluk inaction n.
durgunluk lull n.
durgunluk inertion n.
durgunluk recession n.
durgunluk unflappability n.
durgunluk unliveliness n.
durgunluk untroubledness n.
durgunluk quietage [obsolete] n.
durgunluk quietism n.
durgunluk molinism n.
durgunluk monotony n.
durgunluk flavorlessness n.
durgunluk flavourlessness n.
durgunluk roo [dialect] [uk] n.
durgunluk segnitude n.
durgunluk serene n.
durgunluk set [obsolete] n.
durgunluk sluggardness n.
durgunluk sluggardy n.
durgunluk sogginess n.
durgunluk stationariness n.
durgunluk doldrums N.
Colloquial
durgunluk a low ebb n.
Idioms
durgunluk holding pattern n.
Trade/Economic
durgunluk decline n.
durgunluk inactivity n.
durgunluk dullness n.
durgunluk recession n.
Technical
durgunluk stasis n.
Medical
durgunluk inertia n.
Astronomy
durgunluk standstill n.
Archaic
durgunluk station n.

Significados de "durgunluk" con otros términos en diccionario inglés turco: 72 resultado(s)

Turco Inglés
General
durgunluk (piyasa) recession n.
durgunluk (piyasa) slump n.
piyasada durgunluk depression n.
durgunluk (sularda) stillness n.
borsada durgunluk deadness n.
durgunluk içinde enflasyon stagflation n.
durgunluk (işlerde) slowdown n.
durgunluk hissi sense of calm n.
durgunluk dönemi dark age n.
durgunluk hali loginess n.
akıllara durgunluk vermek make one's eyes pop v.
akıllara durgunluk veren mind-boggling adj.
akıllara durgunluk veren mind-blowing adj.
Colloquial
durgunluk durumu a low ebb n.
Idioms
durgunluk yaşamak come to a standstill v.
akıllara durgunluk vermek make one's eyes pop v.
(büyüme/satışlarda artış vs sonrası) bir durgunluk dönemine girmek hit a plateau v.
Trade/Economic
enflasyonist durgunluk inflationary recession n.
ticari durgunluk slack n.
ekonomik durgunluk economic stagnation n.
durgunluk içinde enflasyona neden olan durum stagflation n.
ticarette durgunluk slump n.
ekonomik durgunluk recession n.
ekonomik durgunluk slump n.
durgunluk durumu stationary state n.
ekonomik durgunluk economic recession n.
ekonomik durgunluk stagnation n.
durgunluk dönemi period of recession n.
iktisadi durgunluk shake out n.
seküler durgunluk secular stagnation n.
durgunluk içinde enflasyon stagflation n.
şiddetli durgunluk depression n.
ekonomide durgunluk economic stagnation n.
iç ekonomik durgunluk domestic recession n.
uzun süreli iktisadi durgunluk secular stagnation n.
ekonomik faaliyetlerin uzun süre durgunluk arz etmesi secular stagnation n.
işlerde durgunluk business stagnation n.
piyasada durgunluk market stagnation n.
iktisadi durgunluk recession n.
işte durgunluk stagnation of business n.
iki dipli durgunluk double dip recession n.
çift dipli durgunluk double dip recession n.
durgunluk analizi analysis of stagnation n.
büyük durgunluk great recession n.
borç kaynaklı durgunluk debt-induced recession n.
kısa süreli iyileşme ardından düşük talep nedeniyle ikinci bir düşüş dalgasının yaşandığı durgunluk double dip n.
ekonomik durgunluk sluggishness n.
durgunluk içinde enflasyona neden olan stagflationary adj.
durgunluk sonrası post-recession adj.
ekonomik durgunluk ile ilgili recessionary adj.
durgunluk sonrası meydana gelen postrecession adj.
ekonomik durgunluk öncesi prerecession adj.
durgunluk öncesindeki döneme ait prerecession adj.
(ekonomi politikası) enflasyonu ve ödeme açığının kontrolünü hedefleyen büyüme-durgunluk sürecini içeren stop-and-go [us] adj.
(ekonomi politikası) enflasyonu ve ödeme açığının kontrolünü hedefleyen büyüme-durgunluk sürecini içeren stop-go [uk] adj.
Technical
durgunluk noktası stagnation point n.
durgunluk zamanı dead time n.
durgunluk ısısı stagnation temperature n.
durgunluk gerilimi rest potential n.
fiilen durgunluk virtual standstill n.
Marine
denizde durgunluk doldrums n.
Medical
(uyku hastalığında) fiziksel ve zihinsel durgunluk sluggishness n.
Psychology
(nevroz hastalarında) durgunluk ve depresyon dönemi psycholepsy n.
Math
durgunluk noktası stationary point n.
Biology
durgunluk evresinde olan resting adj.
Astronomy
durgunluk denizi mare serenitatis (sea of serenity) n.
Zoology
insan olmayan memelilerde iki kızışma dönemi arasındaki cinsel durgunluk anestrus n.
insan olmayan memelilerde iki kızışma dönemi arasındaki cinsel durgunluk anoestrum n.
insan olmayan memelilerde iki kızışma dönemi arasındaki cinsel durgunluk anestrum [us] n.
insan olmayan memelilerde iki kızışma dönemi arasındaki cinsel durgunluk anoestrus n.
Agriculture
(böcek ilacı) durgunluk döneminde uygulanan dormant adj.
Sport
(sörf) dalgalar arası uzun durgunluk lull n.