bekleme - Turco Inglés Diccionario

bekleme

Significados de "bekleme" en diccionario inglés turco : 20 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
bekleme anticipation n.
I can't stand the anticipation.
Beklemeye dayanamıyorum.

More Sentences
bekleme waiting n.
Instead of waiting for a contract, we can handle it over the phone.
Bir sözleşmeyi bekleme yerine, onu telefonda halledebiliriz.

More Sentences
bekleme wait n.
He was on a wait list for a liver transplant.
Karaciğer nakli için bekleme listesindeydi.

More Sentences
General
bekleme wait n.
He was on a wait list for a liver transplant.
Karaciğer nakli için bekleme listesindeydi.

More Sentences
bekleme holding pattern n.
They are ready to be licensed; they are in a holding pattern.
Lisans almaya hazırlar; bir bekleme sürecindeler.

More Sentences
Technical
bekleme standby n.
The energy-star label should help to promote energy efficient standby equipment.
Enerji yıldızı etiketi, enerji tasarruflu bekleme ekipmanlarının teşvik edilmesine yardımcı olmalıdır.

More Sentences
Computer
bekleme waiting n.
Instead of waiting for a contract, we can handle it over the phone.
Bir sözleşmeyi bekleme yerine, onu telefonda halledebiliriz.

More Sentences
General
bekleme lookout n.
bekleme contemplation n.
bekleme esperance n.
bekleme prospect n.
bekleme expectance n.
bekleme awaiting n.
bekleme biding n.
bekleme expectancy n.
bekleme expectation n.
bekleme holding n.
bekleme byde [scotland] n.
Construction
bekleme dwell n.
Aeronautic
bekleme holding n.

Significados de "bekleme" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
bekleme odası waiting room n.
General
bekleme noktası holding point n.
biniş bekleme salonu departure lounge n.
bir seyahatin bir ayağıyla diğer bir ayağı arasındaki bekleme veya dinlenme süresi layover n.
merakla bekleme suspense n.
bekleme odası anteroom n.
bekleme salonu lobby n.
taksi durağı taksilerinin bekleme yeri cabstand n.
bekleme (uçak otobüs gemi veya trenle yolculuk ederken bir yerde) layover n.
ölüyü bekleme wake n.
bekleme odası antechamber n.
bekleme odası reception room n.
bekleme odası lobby n.
bekleme sahası holding area n.
bekleme salonu (havalimanı vb) lounge n.
bekleme süresi waiting period n.
bekleme yeri waiting point n.
bekleme yeri waiting spot n.
ölümü bekleme thanatopsis n.
bekleme hakkı option n.
bekleme odası ante-room n.
bekleme salonu waiting room n.
bekleme salonu lounge n.
bekleme süresi waiting-period n.
bekleme salonu waitingroom n.
uzun bir bekleme süresi a long wait n.
bekleme süresi wait n.
bekleme odası waiting area n.
bekleme odası lounge n.
bekleme salonu waiting area n.
bekleme odası entrance hall n.
bekleme odası hall n.
bekleme odası foyer n.
bekleme odası vestibule n.
karar bekleme awaiting decision n.
yüzey bekleme aralığı (dalgıçların iki dalış arasında yüzeyde geçirmek zorunda oldukları süre) surface interval n.
bekleme süresi demurrage n.
alkış bekleme captation [obsolete] n.
takdir bekleme captation [obsolete] n.
bekleme odası reception n.
cenaze töreninden önce ölünün başında bekleme lyke-wake [uk] n.
bekleme süresi demorage n.
(heyecandan, korkudan) nefesini tutup bekleme bated breath n.
(yaklaşan tehlikeyi) bekleme doomwatch n.
belirli bir durumda bekleme continuance n.
garda bekleme alanı gate n.
bekleme odası outroom n.
bekleme alanı standage [uk] n.
bekleme ücreti standage [uk] n.
bekleme listesinde yer alan yolcu standby n.
bekleme modu standby n.
bekleme odası spekehouse n.
askıda bekleme süresi suspension n.
hevesle bekleme suspense n.
bekleme yapmak wait v.
bekleme listesine alınmak be waitlisted v.
bekleme süresi sonucu ortaya çıkmak break v.
bekleme yapmak hover [dialect] [uk] v.
bekleme listesine alınmış waitlisted adj.
bekleme süreci ile ilgili standby adj.
bekleme listesinde yer alan (yolcu) standby adj.
bekleme sürecine ait standby adj.
bekleme durumunda bile even at standby state adv.
bekleme durumunda dahi even at standby state adv.
bekleme sırasında on line [us] adv.
bekleme sırasında on-line [us] adv.
dört gözle (bekleme) forward adv.
bekleme paterninde in a holding pattern expr.
havada dairesel uçuşlarla iniş sırası bekleme sürecinde in a holding pattern expr.
bekleme tazminatı demurrage N.
gizli bekleme latency N.
Colloquial
kurtarılmayı bekleme waiting to be rescued n.
(polis) pusuya yatma/pusuda bekleme bear trap n.
bekleme kulübesine almak bench v.
Idioms
en iyi sonucu elde etmek için uygulanan bekleme taktiği waiting game n.
gerektiği zaman ortaya çıkmaya hazır şekilde geri planda bekleme waiting in the wings n.
tetikte bekleme waiting in the wings n.
hazır bekleme waiting in the wings n.
bebek bekleme visit from the stork n.
puanlarını bekleme yeri/alanı kiss and cry area n.
istenmeyen bir duruma göz yumulmasını bekleme lüksü get out of jail free card n.
pusuda bekleme cat in the meal-tub [obsolete] [us/south africa] n.
(buz pateni) puanları bekleme yeri kiss and cry n.
(buz pateni) puanları bekleme yeri kiss and cry area n.
işin sırasını bekleme the waiting game n.
işin sırasını bekleme a waiting game n.
en iyi sonucu görmek için uygulanan bekleme taktiği a waiting game n.
bekleme taktiği the waiting game n.
bekleme taktiği a waiting game n.
en iyi sonucu görmek için uygulanan bekleme taktiği the waiting game n.
(bir cihazı) bekleme moduna almak put (something) to sleep v.
Speaking
bekleme lüksümüz yok we don't have the luxury to wait expr.
açmak için fazla bekleme don't wait too long to open it expr.
benden yardım bekleme don't expect any help from me expr.
onun, buna inanmasını bekleme you don't expect her to believe this expr.
Trade/Economic
bekleme devresi cooling period n.
alıcıya tanınan yasal bekleme süresi option n.
bekleme süresi lay days n.
bekleme tazminatı congestion charges n.
bekleme süresi qualifying period n.
bekleme süresi cooling period n.
bekleme süresi time of waiting n.
bekleme süresi waiting period n.
bekleme süresi waiting time n.
bekleme süresi cooling off period n.
bekleme dönemi cooling period n.
bekleme süresi dolmamış giderler unexpired expenses n.
bekleme yedeği stand-by reserve n.
(mal) antrepoda bekleme bond n.
müşterinin sırada bekleme süresi dwell time n.
müşteri bekleme süresi customer wait time n.
müşteri bekleme süresi cwt (customer wait time) abrev.
Law
bekleme müddeti lay days n.
birinin ölümünü bekleme contemplation of death n.
yetkililerce belirlenen bekleme süresi moratorium n.
Insurance
bekleme süresi waiting period n.
Tourism
havaalanında transit yolcular için bekleme salonu transit lounge n.
Advertising
bekleme süresi latency n.
Technical
bekleme süresi latency time n.
bekleme zamanı wait time n.
bekleme listesi waiting list n.
bekleme duruşu waiting time n.
hazır bekleme durumu standby state n.
bekleme durumu wait state n.
bekleme dizelgesi waiting list n.
kaynak bekleme deadlock n.
bekleme süresi offset n.
karartma için bekleme süresi auto dim interval n.
kaynak bekleme durumu deadlock condition n.
hata ayıklayıcı bekleme sınırı debugger breakpoint n.
bekleme koşulu wait condition n.
otomatik hazır bekleme konumu sleep in n.
soğuk yedekte bekleme cold standby n.
bekleme modu idle mode n.
bekleme paterni holding pattern n.
bekleme ve çalışma devre breaks and make switches n.
bekleme süresi waiting time n.
sıcak bekleme hot standby n.
Computer
bekleme süresi sleep time n.
bekleme konumu standby n.
geçici bekleme temporary pause n.
sistem bekleme konumu system standby n.
bekleme süresi wait n.
bekleme durumu wait condition n.
vga sıfır bekleme zamanlı ram vga zero ws ram n.
bekleme zamanı waiting time n.
bekleme zaman aşımı wait timeout n.
sırada bekleme sayısı queued n.
kapalı yedekte bekleme cold standby n.
komut bekleme işareti command prompt n.