bench - Turco Inglés Diccionario

bench

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bench — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /bentʃ/ – BrE /bentʃ/)
Categoría gramatical:
İsim: bench (benches); Fiil: bench (benches – benched – benching)

Significados de "bench" en diccionario turco inglés : 88 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
bench n. tezgah
He made a working bench on his own for his future DIY projects.
Gelecekteki DIY projeleri için kendi başına bir çalışma tezgahı yaptı.

More Sentences
bench n. sıra
I am slightly disappointed that the Liberal benches tonight are empty.
Bu akşam Liberal sıraların boş olması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.

More Sentences
bench n. bank
They sat on a bench in the park and talked about their past.
Parkta bir banka oturup geçmişleri hakkında konuştular.

More Sentences
bench n. yedek kulübesi
Rodri was on the bench for City’s Premier League home game against Luton on Saturday.
Rodri, City'nin Cumartesi günü Luton'a karşı evinde oynadığı Premier Lig maçında yedek kulübesindeydi.

More Sentences
General
bench n. kürsü
Thank you for your response to my explanation of vote on chaining myself to the President's bench.
Kendimi Başkanlık kürsüsüne zincirleme konusundaki oy açıklamama verdiğiniz yanıt için teşekkür ederim.

More Sentences
bench n. kanepe
He sat on the bench and crossed his legs.
Kanepeye oturdu ve bacak bacak üstüne attı.

More Sentences
Colloquial
bench v. yedek kulübesine almak
The player was benched for three weeks until her injury healed.
Oyuncu, sakatlığı iyileşene kadar üç hafta boyunca yedek kulübesine alındı.

More Sentences
Technical
bench n. bank
They sat on a bench in the park and talked about their past.
Parkta bir banka oturup geçmişleri hakkında konuştular.

More Sentences
bench n. tezgah
He made a working bench on his own for his future DIY projects.
Gelecekteki DIY projeleri için kendi başına bir çalışma tezgahı yaptı.

More Sentences
Automotive
bench n. sıra
I am slightly disappointed that the Liberal benches tonight are empty.
Bu akşam Liberal sıraların boş olması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.

More Sentences
bench n. tezgah
He made a working bench on his own for his future DIY projects.
Gelecekteki DIY projeleri için kendi başına bir çalışma tezgahı yaptı.

More Sentences
Sport
bench n. bank
They sat on a bench in the park and talked about their past.
Parkta bir banka oturup geçmişleri hakkında konuştular.

More Sentences
bench n. sıra
I am slightly disappointed that the Liberal benches tonight are empty.
Bu akşam Liberal sıraların boş olması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.

More Sentences
bench n. yedek kulübesi
Rodri was on the bench for City’s Premier League home game against Luton on Saturday.
Rodri, City'nin Cumartesi günü Luton'a karşı evinde oynadığı Premier Lig maçında yedek kulübesindeydi.

More Sentences
Volleyball
bench n. sıra
I am slightly disappointed that the Liberal benches tonight are empty.
Bu akşam Liberal sıraların boş olması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.

More Sentences
General
bench n. peyke
bench n. baro
bench n. hakim kürsüsü
bench n. yargıç kürsüsü
bench n. yargıçlık
bench n. benç
bench n. oturma sırası
bench n. yarışmaya katılan köpeklerin dizildikleri platform
bench n. sahanlık
bench n. mevki
bench n. koltuk
bench n. makam
bench n. köpek şovu
bench n. laboratuvar
bench v. banklarla donatmak
bench v. banka oturmak
bench v. kullanımdan kaldırmak
bench v. (köpek, maymun gibi hayvan şovlarında) hayvanın konulacağı bankı düzenlemek
bench v. (köpek şovunda köpekleri) bank üzerinde sergilemek
bench v. banka oturtmak
bench v. görevden geçici uzaklaştırmak
bench N. tezgâh
bench N. (spor) yedek kulübesi
Colloquial
bench n. yedek kuvvet
bench n. ihtiyat birliği
bench v. oyuncuyu kenara almak
bench v. bekleme kulübesine almak
bench v. emekli etmek
bench v. emekliye ayırmak
bench v. geri çekmek
bench v. görevden almak
Law
bench n. hakim heyeti
bench n. hakim kürsüsü
bench n. hakimler heyeti
bench n. mahkemede hakimin oturduğu yer
bench n. mahkeme
bench n. yargıçlar
bench n. yargıçlık makamı
bench n. mahkemede yargıçların oturduğu yer
Politics
bench n. (mecliste) hükümet sıraları
Technical
bench n. peyke
bench n. sıra oturma sırası
bench n. takım tezgahı
bench n. fırında kömür gazı üretmek için kullanılan imbikler
bench n. imbikli fırın
Automotive
bench n. test sehpası
Traffic
bench n. palye
Marine
bench n. düz veya yumuşak eğimli alan
bench n. tekne oturağı
Mining
bench n. basamak
bench n. maden damarının bir bölümünü oluşturan kömür katmanı
bench n. kömür madeni damarında bölme
bench v. (maden veya taş ocağı) işlenebilir yüzeyleri sıralar halinde kesmek
Agriculture
bench n. saksı bitkilerini ya da toprağı tutan yükseltilmiş platform
bench v. (bitkiyi) sera yataklarına yerleştirmek
Archaeology
bench n. teras
bench n. sahanlık
bench n. açmalarda oluşturulan basamak
Religious
bench v. birkat hamazon duası okumak
Geography
bench n. seki
bench n. yamaçta düzlük
bench v. doğal süreçlerle seki oluşturmak
Geology
bench n. basamak
bench n. daha dik yamaçlarla sınırlanmış ince ve düz toprak şeridi
Sport
bench n. yedek oyuncular
bench n. göğüs presinde kaldırılabilen en yüksek ağırlık
bench v. oyundan uzak tutmak
bench v. oyundan çıkarmak
bench v. göğüs pres yapmak
bench v. göğüsle itiş hareketi yapmak
Basketball
bench n. yedekler
Engineering
bench n. haritacılık aletlerini kaya veya duvara monte eden destek parçası
Slang
bench v. (birini) iterek arkasındakini de düşürmek

Significados de "bench" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
lab bench n. laboratuvar tezgahı
bench mark n. denektaşı
bench mark n. ölçüt
bench mark n. röper noktası
editing bench n. montaj masası
editing bench n. kurgu masası
bench clamp n. işkence
bench mark n. kıstas
park bench n. bank (park vb gibi yerlerdeki)
the bench on which the corpse is washed n. teneşir
bench mark n. seviye işareti
bench mark n. röper
penalty bench n. cezalı oyuncuların oturduğu yer
bench work n. tezgah işi
cross-bench n. parlementoda bağımsızların oturacak yerleri
bench seat n. bank koltuk
bench seat n. arasında boşluk olmayan iki kişilik koltuk
sitting bench n. oturma bankı
kitchen bench n. mutfak tezgahı
the bench on which the corpse is washed n. salacak
cobbler's bench n. kunduracı tezgahı
sit on the bench n. bankta oturmak
bench knife n. hamur kesme/sıyırma bıçağı
bench of bishops n. piskoposlar heyeti
bench show n. bir tür köpek şovu
bench [australia] n. mutfak tezgahı
marshal of the queen's bench n. eskiden southwark'taki queen's bench hapishanesi'nin vesayetine sahip olan görevliye verilen unvan
queen's bench n. (ingiltere'de) kraliçe mahkemesi
church-bench n. kilise bankı
bench marking v. karşılaştırmak
bench marking v. kıyaslamak
bench [obsolete] v. yargıç koltuğuna oturmak
on the bench adv. kadro dışı
Colloquial
bench someone v. (ilişkilerde) birini yedekte tutmak
bench someone v. (ilişkilerde) birini yan cebe koymak
Idioms
bench warmer n. çoğunlukla yedekte bekleyen oyuncu
bench jockey n. yedekte beklerken sürekli öneride/nasihatte bulunan oyuncu
bench warmer n. ikinci sınıf oyuncu
bench warmer n. ikinci derece oyuncu
warm the bench v. yedek soyunmak
warm the bench v. yedekte kalmak
warm the bench v. oyuna dahil olamamak
grab some bench v. yedek kulübesine/yedeğe alınmak
grab some bench v. yedek kulübesine/yedeğe çekilmek
take the bench v. yargıç/hakim olarak atanmak
take the bench v. yargıç/hakim olarak göreve başlamak
take the bench v. yargıç/hakim makamına/kürsüsüne getirilmek
ride the bench [us] v. yedek beklemek
ride the bench [us] v. yedek soyunmak
ride the bench [us] v. (beysbol veya başka bir sporda) yedekte/yedek kulübesinde beklemek
ride the bench [us] v. (beysbol veya başka bir sporda) kenarda beklemek
ride the bench [us] v. (beysbol veya başka bir sporda) oyuna girememek
on the bench expr. (davayı) yöneten (hakim)
on the bench expr. yedek kulübesinde
on the bench expr. davaya başkanlık eden
on the bench expr. hüküm veren
on the bench expr. yargılayan
Trade/Economic
bench mark n. kalite testi
bench test n. sınama testi
bench fee n. bölüm katkı ücreti
Law
bench warrant n. yakalama müzekkeresi
common law bench n. asliye mahkemesi
bench warrant n. ihzar müzekkeresi
bench warrant n. mahkemede verilen tutuklama müzekkeresi
bench legislation n. sarahaten kanuna aykırı mahkeme kararı
bench-warrant n. ihzar müzekkeresi
court of king's bench n. yüksek temyiz mahkemesi
bench warrant n. tutuklama müzekkeresi
bench warrant n. tutuklama emri
bench warrant n. mahkemece yapılan çağrıya uymayanların kolluk gücüyle mahkemeye gelmesini sağlamak için verilen yazılı emir
masters of the bench n. baro idare meclisi üyeleri
masters of the bench n. baro yönetim kurulu üyeleri
free bench n. dul kadına ait intifa hakkı
masters of the bench n. hukukçular okulu yönetim kurulu üyeleri
bench trial n. jürisiz duruşma
bench trial n. jürisiz yargılama
bench memoranda n. mahkemelerde katipler tarafından hazırlanan ve dava ile ilgili bilgiler içeren, hakimler tarafından dava sürecinde başvurulan notlar
bench memo n. mahkemelerde katipler tarafından hazırlanan ve dava ile ilgili bilgiler içeren, hakimler tarafından dava sürecinde başvurulan notlar
bench memorandum n. mahkemelerde katipler tarafından hazırlanan ve dava ile ilgili bilgiler içeren, hakimler tarafından dava sürecinde başvurulan notlar
bench trial n. kürsü duruşması
bench memoranda n. hakimler tarafından dava sürecinde başvurulan notlar
bench memoranda n. mahkemelerde katipler tarafından hazırlanan ve dava ile ilgili bilgiler içeren
king's bench n. kral mahkemesi
the bench n. hakim kürsüsü
the bench n. mahkemede hakimin oturduğu yer
upper bench n. yüksek temyiz mahkemesi
kings bench n. en yüksek ingiliz teamül hukuku mahkemesi
kings bench n. adalet yüksek mahkemesi
kings bench n. ingiltere ve galler yüksek mahkemesi'nin alt mahkemesi
queen's bench division n. (ingiltere'de) yargıçlar kurulu bölümü
lay bench n. hukukçu olmayan yargıç
common bench n. (eskiden) ingiltere kralı'nı ilgilendirmeyen, tebaa arasındaki genellikle sivil meselelere bakan mahkeme
Politics
king's bench (kb) n. kral mahkemesi
treasury bench n. (ingiltere'de) avam kamarasında konuşmacının sağ tarafında kalan ön sıra
Technical
fuel pump test bench n. enjeksiyon pompası ayar tezgahı
bench type lathe n. masa tipi torna
passenger bench n. yolcu basamağı
test bench n. deney tezgahı
test bench n. test tezgahı
bench lathe n. küçük torna tezgahı
bench work n. tezgah işi
bench lathe n. mekanisyen tornası
bench drilling machine n. tezgah matkabı
passenger bench n. yolcu tezgahı
test bench n. enjektör ayar tezgahı
bench photometer n. tezgah fotometresi
bench mark n. değerlendirme işareti
vise bench n. mengene tezgahı
bench yoke vice n. boru mengenesi
bench mark n. sabit nokta
bench cramp n. tezgah keneti
turn bench n. torna tezgahı
test bench n. pompa ayar tezgahı
bench drill n. matkap tezgahı
child bench n. çocuk sırası
the bench n. tezgah
work bench n. çalışma tezgahı
bench plate shears n. tezgah makası
adjusting lug test bench n. ayar tırnağı
bench plane n. tezgah rendesi
bench drill n. tezgah delgisi
bench sander n. bantlı zımpara makinesi
bench trimmer n. kenar kesme makinesi
bench flume n. ayaklı kanalet
bench stop n. tırnak
bench vise n. tezgah mengenesi
bench stop n. tezgah tırnağı
bench mark n. röper
bench mark n. kot röperi
bench screw n. tezgah burgusu
bench saw n. tepsi testere
bench plane n. büyük rende
bench mark n. referans işareti
bench shears n. tezgah makası
drawing bench n. hadde tezgahı
bench-type switchboard n. masa tipi tablo
bench rpm n. deneme devir sayısı
bench vice n. tezgah mengenesi
bench drill n. masa matkabı
test bench n. sınama denektaşı
draw bench n. çekme makinesi
planing bench n. marangoz tezgahı
rod bench n. demirci tezgahı
casting bench n. döküm tezgahı
bench scale test n. laboratuvar ölçekli test
bushing press bench n. burç çakma makinesi
bench grinder n. tezgah üstü taşlama makinesi
under-bench cabinet n. tezgahaltı dolap
repair bench n. tamir tezgahı
draw bench n. hadde tezgahı