kadar - Turco Inglés Diccionario

kadar

Significados de "kadar" en diccionario inglés turco : 38 resultado(s)

Turco Inglés
General
kadar amount n.
I can only imagine the amount of work that went into it.
Bunun için ne kadar emek harcandığını ancak hayal edebilirim.

More Sentences
kadar what adj.
Learn what you can.
Yapabildiğin kadarıyla öğren.

More Sentences
kadar about adv.
In the same period, about 8 300 enterprises were liquidated.
Aynı dönemde, 8 300 kadar işletme tasfiye edildi.

More Sentences
kadar some adv.
Turkey has over 12 million primary and secondary school pupils and some 500 000 teachers.
Türkiye'de 12 milyondan fazla ilk ve orta okul öğrencisi ve 500 000 kadar öğretmen vardır.

More Sentences
kadar or so adv.
Eventually, standards were drawn up for only a dozen or so substances.
Sonunda, sadece bir düzine kadar madde için standartlar hazırlandı.

More Sentences
kadar as far as adv.
For the first time, as far as I know, we are therefore voting twice in plenary about more or less the same amendments.
Bildiğim kadarıyla ilk defa aşağı yukarı aynı değişiklikleri genel kurulda iki kez oyluyoruz.

More Sentences
kadar till adv.
It can wait till May, till the two parties have reached an agreement.
İki taraf bir anlaşmaya varana kadar Mayıs ayına kadar bekleyebilir.

More Sentences
kadar to adv.
We are doing that to tight deadlines.
Bunu son teslim tarihine kadar yapıyoruz.

More Sentences
kadar so adv.
So far, Turkey has not fulfilled these political criteria.
Bugüne kadar, Türkiye söz konusu siyasal kriterleri yerine getirmiş değildir.

More Sentences
kadar as adv.
I want to stress that it is as important to improve the quality of expenditure as its quantity.
Harcamaların niceliği kadar niteliğinin de iyileştirilmesinin önemli olduğunu vurgulamak isterim.

More Sentences
kadar enough adv.
I know you aren't stupid enough to believe that.
Buna inanacak kadar aptal olmadığını biliyorum.

More Sentences
kadar far adv.
North Korean defectors managed to get as far as the Mongolian steppes.
Kuzey Koreli sığınmacılar Moğolistan bozkırlarına kadar ulaşmayı başardı.

More Sentences
kadar as prep.
Repeat as many times as needed to coat the hair with oil.
Saçı yağ ile kaplamak için gerektiği kadar tekrarlayın.

More Sentences
kadar so as prep.
So as I see it, we need a new definition of additionality.
Gördüğüm kadarıyla yeni bir ek tanımına ihtiyacımız var.

More Sentences
kadar as much prep.
Without the EU's efforts, I do not think the Summit would have made as much progress.
AB'nin çabaları olmasaydı Zirve'de bu kadar ilerleme kaydedileceğini sanmıyorum.

More Sentences
kadar something like prep.
Sami kidnapped something like a hundred women.
Sami yüz kadar kadın kaçırdı.

More Sentences
kadar by prep.
It will be made possible by providing co-funding, up to a current maximum of 10%.
Mevcut maksimum %10'a kadar eş finansman sağlanarak mümkün olacaktır.

More Sentences
kadar up to prep.
An important component is responsibility at executive level right up to the boardroom.
Önemli bir bileşen, yönetim kurulu odasına kadar yürütme düzeyinde sorumluluktur.

More Sentences
kadar until prep.
That is something that cannot be put off until 2006.
Bu 2006 yılına kadar ertelenemeyecek bir konudur.

More Sentences
kadar til prep.
You will have fun from the beginning til the end.
Başından sonuna kadar eğleneceksiniz.

More Sentences
kadar of prep.
A busload of tourists just arrived.
Az önce bir otobüs kadar turist geldi.

More Sentences
kadar what pron.
Learn what you can.
Yapabildiğin kadarıyla öğren.

More Sentences
kadar as well as conj.
Of course it is sensible to extend protection to users and residents as well as workers.
Elbette korumanın çalışanlar kadar kullanıcılar ve bölge sakinlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi mantıklıdır.

More Sentences
kadar as much as conj.
We are legislators on the Budget every bit as much as the Council.
Bizler de en az Konsey kadar bütçe konusunda yasa koyucuyuz.

More Sentences
kadar til conj.
You will have fun from the beginning til the end.
Başından sonuna kadar eğleneceksiniz.

More Sentences
kadar degree n.
kadar proportion n.
kadar amounting adj.
kadar inasmuch as prep.
kadar as near as prep.
kadar insomuch as prep.
kadar as... as prep.
kadar as much ... as prep.
kadar as far forth as conj.
kadar as ferforth as conj.
Colloquial
kadar 'til prep.
kadar 'til conj.
kadar comme expr.

Significados de "kadar" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
sonsuza kadar forever adv.
sonuna kadar all the way adv.
başından sonuna kadar through prep.
-e kadar till prep.
her ne kadar although conj.
General
kıl kadar mesafe hairbreadth n.
bir tatlı kaşığı kadar dessertspoonful n.
bırakılan izlerin birini belirli bir yere kadar götürmesi trace to n.
sıfırdan dokuza kadar tamsayıların her biri digit n.
belirli yükümlülükler gerçekleşene kadar bir şeyin tarafsız bir kişiye emaneti escrow n.
göz açıp kapayıncaya kadar the twinkling of an eye n.
gümüş kıyı, kuzeyde oporto'dan güneyde costa de lisboa'ya kadar uzanan portekiz sahil şeridi costa de prata n.
iğneden ipliğe kadar including even the smallest items n.
onsekiz yaşına kadar erkek çocuk boy n.
dize kadar gelen çizme knee boot n.
fransa'nın güneybatı kıyısında, gironde halicinden ispanya sınırına kadar uzanan kıyı şeridi cote d'argent n.
dağ kadar yüksek olmayan yer yükseltisi hill n.
belli şartlar karşılanıncaya kadar kontrolü altında tutan escrowee n.
belli şartlar karşılanıncaya kadar malın üçüncü bir şahsın kontrolü altında tutulması escrowing n.
1800’e kadar ilk çalışmalar early works to 1800 n.
dünya kadar para pots of money n.
ağzına kadar dolu bardak bumper n.
bilumum menkullerinin alacaklının alacağı ödeninceye kadar davacının eline teslimini öngören müzekkere elegit n.
ölümcül hastaların ölene kadar bakıldığı bakımevi hospice n.
ağzına kadar dolu kadeh bumper n.
virginia'dan güney kaliforniya'ya kadar uzanan abd'nin güney bölgesi sunbelt n.
zerre kadar diddlysquat n.
tam katları kadar kromozom içerme durumu euploidy n.
gavle'den finlandiya sınırına kadar isveç'in doğu kıyısı midnight sun coast n.
güney afrika'da durban kentinden kuzeyde tugela nehrinin döküldüğü yere kadar olan sahil şeridi dolphin coast n.
otobüs gibi taşıtlarda bulunan ve yapılan hızı, duraklamaların süresini ve sürücünün ne kadar direks tachograph n.
ms 100'den ms 1432'ye kadar süren kadim kamboçya medeniyeti khmer n.
anımsanamayacak kadar eski zaman time immemorial n.
geçinip gidecek kadar gelir competence n.
geçinip gidecek kadar gelir subsistence n.
1600'e kadar olan beyanlar early accounts to 1600 n.
kadar etme amounting n.
avazı çıktığı kadar bağıran shrieker n.
bir kattan merdiven sahanlığına kadar giden merdiven bölümü flight of stairs n.
bir kattan merdiven sahanlığına kadar giden merdiven bölümü flight of steps n.
yolculuğun sonuna kadar geçerli bilet through ticket n.
yok denecek kadar minute amount n.
yok denecek kadar az minute amount n.
ceplerinin içine kadar yapılan arama body search n.
15. yüzyıla kadar ispanya ve portekiz'de yaşamış museviler sephardic jew n.
organizmanın doğumdan ölüme kadar geçirdiği evrelerin bütünü life cycle n.
hakkında konuşulacak kadar olgunlaşmış fikir a speech-ripe idea n.
artık eskisi kadar etki uyandırmayan sanat eseri war-horse n.
ağzına kadar doldurma cram n.
ölçülemeyecek kadar az bir miktar olan skerrick n.
üzerinde durmaya değmeyecek kadar önemsiz konu dead letter n.
üzerinde durmaya değmeyecek kadar önemsiz konu nonissue n.
sonuna kadar direnme perseverance n.
okunamayacak kadar küçük basılmış bölüm the small print n.
pabuç kadar ciklet a wad of gum n.
yolculuğun sonuna kadar olan bilet through ticket n.
ağzına kadar dolu bardak brimmer n.
üç yaşına kadar olan çocuklar children up to three years of age n.
yok denecek kadar az şans a slight chance n.
yeteri kadar para enough money n.
omuza kadar uzamış saç shoulder length hair n.
bilgisayar oyunlarında bir oyunun konusunun ve temel oyun mekaniğinin ne kadar iyi tasarlanmış ve oyunda ne kadar verimli bir şekilde uygulanmış olduğunu ifade eden sözcük gameplay n.
mevcut yılın başından günümüze kadar olan süre ytd (year-to-date) n.
taklit edilemeyecek kadar iyi inimitability n.
Ekoseli kumaştan yapılmış ayak bileğine kadar inen kadınların giydiği kilit arisaidh n.
bileğe kadar (derin) ankle-deep n.
bileğe kadar kar ankle-deep snow n.
isa'nın çarmıha gerildiği yere kadar yürüdüğü yol via dolorosa n.
batı mısır'dan atlantik okyanusu'na kadar uzanan bölge barbary n.
fasulye kadar beans n.
tavana kadar kitaplık book stack n.
başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetme altruism n.
reddedilmeyecek kadar iyi bir teklif an offer too good to refuse n.
1950 ve 60'larda popüler olmuş genelde küt saç olarak kullanılan kulak altına kadar uzanan, perçemli bir saç modeli pageboy haircut n.
şimdiye kadar yazılmış en iyi şarkı best song ever written n.
ilk tamire kadar geçen süre time-to-first-fix n.
sabah dokuzdan akşam beşe kadar süren iş nine-to-five job n.
yayınevi için orijinal çalışmalara erişimde, bu çalışmaların incelenmesinden ve değerlendirilmesinden basıma kadar süreçten sorumlu görevli acquisitions editor n.
ne kadar tartışılırsa tartışılsın bir önemi olmayan, sonuca varılamayan durum moot point n.
şimdilik bu kadar (kısaltma) that's all for now (tafn) n.
bir onsun yarısı kadar olan sıvı ölçü birimi tablespoonful n.
dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan mesafeye eşit eski bir uzunluk ölçüsü birimi cubit n.
6 cubit (dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan mesafe) uzunluğa eşdeğer ibrani uzunluk ölçüsü caneh n.
kasım ayından ocak ayının başına kadar geçen, birçok tatilin kutlandığı zaman aralığı the holiday season [usa] n.
kasım ayından ocak ayının başına kadar geçen, birçok tatilin kutlandığı zaman aralığı the holidays [usa] n.
zerre kadar şey (bile) the first thing n.
belden veya dizden ayak bileğine kadar kaplayan koruyucu zırh greave n.
sayılamayacak kadar çok miktar trillion n.
bütün gece yetecek kadar ışık allnight n.
bütün gece yetecek kadar yiyecek allnight n.
bütün gece yetecek kadar yakıt allnight n.
göz büyüklüğü 200 olan bir elekten geçecek kadar ince öğütme all-sliming n.
oyuncuların sadece bir kişi kalana kadar rakip oyuncuları paintball, çorap, lastik bant veya benzeri nesnelerle ebeledikleri bir oyun assassin n.
2000'den 2009'un sonuna kadar süren on yıllık dönem aughts n.
çin'de 1949 yılına kadar çeşitli devlet kurumlarına verilen isim yamen n.
dünya harikaları arasına girebilecek kadar muhteşem olduğu düşünülen şey the eighth wonder of the world n.
en ince ayrıntısına kadar açıklama elementation n.
arasından seçim yapılamayacak kadar bolluk embarras de richesses n.
ispanya'da sokaktan ringe kadar devam eden boğa koşusu encierro n.
(bir şeyin) ne kadar az harcandığı underspend n.
yerine daha iyisi bulunana kadar koleksiyonda tutulan düşük kaliteli eşya filler n.
dar eteğin arkasındaki etek ucu çizgisine kadar çıkan plikaşe kick pleat n.
bir çaydanlık kadar olan miktar kettle n.
karşılaşınca öpüşülecek kadar samimi olunan uzak akraba kissing cousin n.
ağzına kadar dolu olan kül saklama vazosu urnful n.
sıkacak kadar uzun olma lengthiness n.
göbek bağı düşene kadar bebeğin karnına sarılan kuşak belly button band n.
göbek bağı düşene kadar bebeğin karnına sarılan kuşak bellyband n.
kıl kadar mesafe eyelash n.
göz açıp kapayana kadar geçen zaman eyewink n.
hüküm giymiş kimsenin hücresinden idam edileceği yere kadar yürüdüğü mesafe last mile n.
randevuya çıkan bir kadının üzerinde taşıdığı, partneri ile kavga etmeleri durumunda eve dönmesine yetecek kadar yol parası mad money n.
tüm teklifler alınana kadar açılmayan gizli yazılı teklif bid n.
yok denecek kadar az haet [scotland] n.
göz açıp kapayıncaya kadar geçen süre blink of an eye n.
(mecazi anlamda) göz açıp kapayıncaya kadar geçen süre blink n.
elde idare edilecek kadar küçük olan şey hand-held n.
1970'lerden 1993'te liderleri öldürülene kadar kokain üretimini kontrol etmiş kolombiyalı bir uyuşturucu karteli medellin cartel n.
bir pistteki belirtilen gün kadar süren at veya köpek yarışı sezonu meeting n.
çocukların sersemleyene kadar ipte sallandıkları bir oyun meritot [obsolete] n.
baş makale kadar önemi olmayıp gazetelerde veya haftalık yayınlarda basılan veya basılmaya uygun, popüler veya hafif içerikli edebi deneme veya makale middle n.
ağzına kadar doldurma heaping n.
tatillerde de açık olup geç saatlere kadar kapanmayan, acil ihtiyaç maddeleri bulunduran ve görece yüksek fiyattan satış yapan bir tür perakendeci mini-mart n.
ağzına kadar dolu olma brimfullness [obsolete] n.
ağzına kadar dolu olma brimfulness [obsolete] n.
dize kadar uzanan bir tür deri ayakkabı brogan shoe n.
yarış pistinin son dönüşünden bitiş çizgisine kadar olan kısmı homestretch n.
kadınların abiye kıyafetlerle giydiği, parmakları açıkta bırakan ve genellikle dirsek ve üstüne kadar uzanan eldiven mit n.
tek bir isimle tanınacak kadar ünlü kimse mononym n.
mö. 5. yüzyıldan ms. 16. yüzyıla kadar ohio ve mississippi vadilerinde etkili olmuş kızılderili kabilelerine mensup kimse mound-builder n.
ayak bileğinin üstüne kadar uzanan şoson gaiter n.
M.Ö. 4. yüzyılda sirakuza'da hükümdar olan dionysios'un sarayında yaşamış ve dünyaca ünlü damokles'in kılıcı deyiminin zamanımıza kadar gelmesine sebep olmuş kişi damocles n.
atlı avcının zıplayarak geçemeyeceği kadar yüksek çit bullfinch n.
çene hizasına kadar barfiks çekme chin-up n.
tutsakların işlem istasyonuna götürülene kadar toplandığı yer detainee collecting point n.
ağzına kadar dolu full to the gunwales n.
taşacak kadar dolu full to the gunwales n.
bir dereceye kadar icra yetkisi gerektiren mevki office n.
yok denecek kadar az miktar one-tenth n.
taşacak kadar dolu olma overfill n.
sertleşene/ağrıyana kadar ovalanmış yer rub n.
tadın yenemeyecek kadar berbat olması disgustingness n.
algılanamayacak kadar kısa anlar instants n.
evrenin büyüklüğü içinde kendinin ne kadar küçük ve önemsiz bir varlık olduğunu hissetme duygusu occhiolism n.
en ince ayrıntısına kadar açıklanma circumstantiality n.
(hanedan armalarında) genişliğinin yarısı kadar küçültülmüş şerit closet n.
uygun biri atanana kadar makamı başka birinin tutması commendam n.
ağzına kadar doldurulabilir crammable n.
(özellikle tokası olmayıp bileğe kadar uzanan) kauçuk şoson india rubber n.
zamanı saniyesine kadar doğru gösteren saat isochronon n.