far - Turco Inglés Diccionario

far

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

far — Definition

Significado:
uzak, epey, çok (derece)
Pronunciación (IPA):
(AmE /fɑːr/ – BrE /fɑː/)
Categoría gramatical:
Sıfat/Zarf
Antónimos:
near, close, nearby

Significados de "far" en diccionario turco inglés : 40 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
far adj. uzak
Since it was not far, I was going to walk all the way to the office, but it was raining.
Uzak olmadığı için ofise kadar yürüyecektim ama yağmur yağıyordu.

More Sentences
General
far adj. öte
The Council is the unknown on the far side of beyond.
Konsey, öte tarafın bilinmeyenidir.

More Sentences
far adj. uzun
For many books, the covers are too far apart.
Birçok kitap gereğinden uzun tutulmuştur.

More Sentences
far adj. fazla
Certain people criticised that report because it was far too technical.
Bazı kişiler bu raporu fazla teknik olduğu gerekçesiyle eleştirmiştir.

More Sentences
far adj. çok fazla
There have been far too many scare stories and accidents across the EU involving blood and blood components.
AB genelinde kan ve kan bileşenleriyle ilgili çok fazla korku hikayesi ve kaza yaşanmıştır.

More Sentences
far adj. çok
We are, in fact, taking far too long about implementing the Brenner base tunnel.
Aslında Brenner üs tünelini hayata geçirme konusunda çok geç kaldık.

More Sentences
far adj. uzak
Since it was not far, I was going to walk all the way to the office, but it was raining.
Uzak olmadığı için ofise kadar yürüyecektim ama yağmur yağıyordu.

More Sentences
far adj. ırak
Far from eye far from heart.
Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.

More Sentences
far adj. aşırı
How can the far right be stopped?
Aşırı sağ nasıl durdurulabilir?

More Sentences
far adv. uzakta
She probably knows how far it is to the mall.
Muhtemelen alışveriş merkezinin ne kadar uzakta olduğunu biliyordur.

More Sentences
far adv. kadar
North Korean defectors managed to get as far as the Mongolian steppes.
Kuzey Koreli sığınmacılar Moğolistan bozkırlarına kadar ulaşmayı başardı.

More Sentences
far adv. uzak
You do not get very far with that kind of money.
Bu kadar parayla çok uzağa gidemezsiniz.

More Sentences
far adv. çok
I am a far better cyclist than him.
Ben ondan çok daha iyi bir bisikletçiyim.

More Sentences
far adv. çok fazla
There have been far too many scare stories and accidents across the EU involving blood and blood components.
AB genelinde kan ve kan bileşenleriyle ilgili çok fazla korku hikayesi ve kaza yaşanmıştır.

More Sentences
far adv. çok
I am a far better cyclist than him.
Ben ondan çok daha iyi bir bisikletçiyim.

More Sentences
Politics
far adv. ucundaki (bir kanadın)
Tom sat at the far end of the table.
Tom masanın ucunda oturdu.

More Sentences
General
far adj. öteki
far adj. öbür
far adj. pek çok
far adj. -den uzak
far adj. ilerlemiş
far adj. belirgin şekilde farklı
far adj. önemli ölçüde
far adj. sağ tarafta olan
far adj. (hayvan, araç) sağda giden
far adj. kapsamlı
far adj. sağdaki
far adj. çok (derece)
far adv. uzağa
far adv. fersah fersah
far adv. epeyce
far adv. uzağa
far adv. (zaman açısından) uzakta
far adv. geniş alan kaplayarak
far adv. geç saatlere kadar
far adv. büyük ölçüde
far adv. çok önce/sonra olan
far adv. yaygın bir şekilde
far adv. epey
Abbreviation
far n. tutsilerin hakim olduğu hükümeti devirip hutu hakimiyetini amaçlayan bir terör örgütü

Significados de "far" en diccionario inglés turco : 15 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
far headlamp n.
I hope this is not the headlamp of an oncoming train.
Umarım bu yaklaşan bir trenin farı değildir.

More Sentences
far headlight n.
The approaching car's headlights were on the long beam.
Yaklaşan arabanın farları uzun yanıyordu.

More Sentences
General
far light n.
My car's lights on the left side aren't working.
Arabamın sol tarafındaki farlar çalışmıyor.

More Sentences
far light n.
My car's lights on the left side aren't working.
Arabamın sol tarafındaki farlar çalışmıyor.

More Sentences
Technical
far headlight n.
The approaching car's headlights were on the long beam.
Yaklaşan arabanın farları uzun yanıyordu.

More Sentences
Automotive
far headlight n.
The approaching car's headlights were on the long beam.
Yaklaşan arabanın farları uzun yanıyordu.

More Sentences
far headlamp n.
I hope this is not the headlamp of an oncoming train.
Umarım bu yaklaşan bir trenin farı değildir.

More Sentences
far headlight n.
The approaching car's headlights were on the long beam.
Yaklaşan arabanın farları uzun yanıyordu.

More Sentences
General
far lamp n.
far knocker n.
far eye shadow n.
Technical
far beacon n.
far spotlight n.
Automotive
far head lamp n.
Military
far frontlight n.

Significados de "far" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
the far east n. uzakdoğu
far eastern civilisation n. kore ve japonya'da süregelen medeniyet
the far east n. uzak doğu
far end n. dip
going far n. uzaklaşma
far eastern civilisation n. uzakdoğu medeniyeti
far east n. uzakdoğu
the far end of the world n. dünyanın öbür ucu
studying from far away n. uzaktan okuma
the far end of the world n. dünyanın bir ucu
far end of the world n. dünyanın diğer ucu
far end of the world n. dünyanın bir ucu
far field n. uzak alan
far-away land n. yad eller
far-sightedness n. basiret
far end of the world n. dünyanın öteki ucu
near and far visual space n. yakın ve uzak görme alanı
far seas n. uzak denizler
russian far east n. rusya uzak doğusu
far-off locale n. uzak yer
far-off locale n. uzak bölge
far east movement n. uzak doğu hareketi
far future n. uzak gelecek
far east countries n. uzak doğu ülkeleri
far eastern studies n. uzak doğu çalışmaları
far east studies n. uzak doğu çalışmaları
far (farad) n. (elektrik ölçü birimi) farad
far piece n. hatırı sayılır mesafe
far-about n. yoldan çıkma
far (farthing) n. (eski ingiltere) çeyreklik
far other n. çok farklı
far-sightedness n. ileri görüşlülük
far-point n. en uzaktaki nokta
far-outness n. gariplik
far-sightedness n. sağduyu
far other n. aynı olmayan
far-about n. sapma
far-outness n. çılgınlık
far-sightedness n. öngörülü olma
far-sightedness n. uzağı iyi görebilme
far-about n. rotadan çıkma
far other n. bambaşka
far-outness n. sıradışı davranış
far-outness n. cüret
far-outness n. cesaret etme
carry too far v. ileri götürmek
go far v. uzaklaşmak
be few and far between v. çok seyrek olmak
go far ahead v. ifrata kaçmak
go far v. çok başarılı olmak
go far away v. uzağa gitmek
go too far v. azmak
go too far v. ileri gitmek
carry things too far v. abartmak
be few and far between v. nadir rastlanmak
go too far v. haddini aşmak
be far apart v. arada dağlar kadar fark olmak
range far v. geniş kapsamlı olmak
go too far v. aşırı gitmek
go too far v. fazla olmak
go too far v. çizmeyi aşmak
go too far v. çok gitmek
be far from home v. gurbete düşmek
go too far v. çok ileri gitmek
go too far v. çok olmak
go too far v. haddini bilmemek
go too far v. azıtmak
far superior than others v. cebinden çıkartmak
go far v. çok iş görmek
be far superior than (somebody) v. taş çıkartmak
be far superior than (somebody) v. taş çıkarmak
spread far and wide v. dünyayı tutmak
(for someone) to go too far v. fazla olmak
go too far v. aşırıya kaçmak
go far v. başarılı olmak
go far v. başarmak
go too far v. fazla ileri gitmek
be far apart v. ayrı düşmüş olmak
far outweigh v. çok daha ağır gelmek/basmak
far overweigh v. önemce daha ağır basmak
far overweigh v. gölgede bırakmak
be too far gone to go back now v. geri dönemeyecek kadar yol almış olmak
be far apart v. uzak düşmüş olmak
go somewhere far away v. uzak bir yere gitmek
be far v. uzak olmak
be pretty far behind v. bayağı bir geride olmak
better by far adj. çok daha iyi
far-off adj. çok uzak
far flung adj. çok yayılmış
far better adj. fazlasıyla
far away adj. uzak
not far adj. yakın
far-off adj. uzakta
far too much adj. çok fazla
going far adj. ilerleyen
far famed adj. çok meşhur
far reaching adj. sonuçları çok
far-out adj. alakasız
far-going adj. geniş kapsamlı
far-seeing adj. durendiş
far-reaching adj. etki alanı geniş
far-out adj. geçerli
far-out adj. garip
far-flung adj. uzaklara yayılmış
far-reaching adj. geniş ölçüde
far-reaching adj. çok kişi veya şeyi etkileyen
far-reaching adj. şümullu
far-out adj. çılgınca
far-out adj. harika
far-fetched adj. zoraki
far-out adj. makbul
far-off adj. dalgın
far-reaching adj. uzaklara erişen
far-sighted adj. hipermetrop
far-flung adj. en uzak
far-famed adj. topluma mal olmuş
far-reaching adj. etki çevresi geniş
far-off adj. dalıp gitmiş
far-reaching adj. kapsamlı
far-sighted adj. ileriyi gören
far-sighted adj. presbit
far-sighted adj. durendiş
far-off adj. uzak
far-famed adj. çok meşhur
far-reaching adj. geniş kapsamlı
far from unique adj. benzersizlikten uzak
far-out adj. alışılmadık
far from the subject adj. konudan uzak
far-famed adj. ünü yayılmış
far-fetched adj. ihtimal dışı
far-fetched adj. inanılmaz
far eastern adj. uzak doğulu
far less adj. çok daha az
far-fetched adj. zoraki/zorlama
far greater adj. çok daha büyük/fazla
far fewer adj. çok çok daha az
far smaller adj. çok daha küçük
far-seeing adj. ileri görüşlü
far-fetched adj. gerçek dışı
far between adj. belirgin aralıklara bölünmüş
far and away adj. şüphe götürmez
far off adj. uzaktaki
far off adj. ayrılmış
far-seeing adj. sağduyu sahibi
far-out adj. alışılagelenden uzak
far-seeing adj. uzak mesafeyi görebilen
far-out adj. eski köye yeni adet getiren
far-seeing adj. muhakeme sahibi
far-reaching adj. geniş yelpazede olan
far-ranging adj. kapsamı geniş