uzakta - Turco Inglés Diccionario

uzakta

Significados de "uzakta" en diccionario inglés turco : 46 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
uzakta distant adj.
Near enough to see, too distant to touch.
Görecek kadar yakın, dokunamayacak kadar uzak.

More Sentences
uzakta away adv.
My hometown is hundreds of miles away from here.
Benim memleketim buradan yüzlerce kilometre uzakta.

More Sentences
General
uzakta distant adj.
Near enough to see, too distant to touch.
Görecek kadar yakın, dokunamayacak kadar uzak.

More Sentences
uzakta apart adv.
We'll be there in five minutes; we are only two miles apart.
Beş dakika içinde orada oluruz; birbirimize sadece iki mil uzaktayız.

More Sentences
uzakta at a distance adv.
It should be at a distance of 20-30 cm from your eyes.
Gözlerinizden 20-30 cm uzakta olmalıdır.

More Sentences
uzakta far away adv.
She lives with her son in a house quite far away from the city.
Oğluyla birlikte şehirden oldukça uzakta bir evde yaşıyor.

More Sentences
uzakta off adv.
The church on the hill is one mile off from the town.
Tepedeki kilise kasabadan bir mil uzakta.

More Sentences
uzakta out adv.
The nearest hospital is 2 miles out of the city centre.
En yakın hastane şehir merkezine 2 mil uzakta.

More Sentences
uzakta far adv.
She probably knows how far it is to the mall.
Muhtemelen alışveriş merkezinin ne kadar uzakta olduğunu biliyordur.

More Sentences
uzakta in the distance adv.
I saw a hill in the distance.
Uzakta bir tepe gördüm.

More Sentences
uzakta away adv.
My hometown is hundreds of miles away from here.
Benim memleketim buradan yüzlerce kilometre uzakta.

More Sentences
uzakta at bay adv.
Emperor Qin Shi Huang demanded that his alchemists find a magic potion that could keep death at bay.
İmparator Qin Shi Huang, simyacılarından ölümü uzak tutabilecek sihirli bir iksir bulmalarını istedi.

More Sentences
uzakta clean adv.
So keep your nose clean, kid.
Bu yüzden beladan uzak dur, ufaklık.

More Sentences
Phrases
uzakta in the distance expr.
I saw a hill in the distance.
Uzakta bir tepe gördüm.

More Sentences
Technical
uzakta away adv.
My hometown is hundreds of miles away from here.
Benim memleketim buradan yüzlerce kilometre uzakta.

More Sentences
General
uzakta out of way adj.
uzakta far-off adj.
uzakta back adj.
uzakta awa' [scottish] adj.
uzakta jerkwater adj.
uzakta out of one's way adj.
uzakta by adj.
uzakta out-of-the-way adj.
uzakta odd adj.
uzakta at a distant adv.
uzakta aloof adv.
uzakta far afield adv.
uzakta clear adv.
uzakta afar adv.
uzakta aff adv.
uzakta avaunt [obsolete] adv.
uzakta awa [scottish] adv.
uzakta hence [obsolete] adv.
uzakta distantly adv.
uzakta fer adv.
uzakta roomer [obsolete] adv.
uzakta outby [scotland] adv.
uzakta outbye [scotland] adv.
uzakta fur adv.
uzakta afield adv.
uzakta aloof [obsolete] prep.
Phrases
uzakta far afield expr.
uzakta farther afield expr.
uzakta further afield expr.
Technical
uzakta long-distance adj.
Computer
uzakta remote adj.

Significados de "uzakta" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
kiraya verdiği gayrimenkulden uzakta yaşayıp onunla pek ilgilenmeyen mülk sahibi absentee landlord n.
çok uzakta ultima thule n.
kiraya verdiği gayrimenkulden uzakta yaşayıp onunla pek ilgilenmeme absenteeism n.
uzakta olma awayness n.
şehrin dışında diğer evlerden uzakta olan mesken private house n.
uzakta olma durumu awayness n.
birbirinden uzakta ilişki yaşama long distance relationship n.
medeniyetten uzakta yaşayan insanlar isolated people n.
medeniyetten uzakta yaşayan insanlar uncontacted people n.
uzakta olan şey remote n.
uzakta olma ulteriority n.
uzakta bir yerlerde olma bay n.
bir süre uzakta yaşadıktan sonra memleketine veya çocukluk evine dönen kimse homebird n.
uzakta beliren yansıma loom n.
uzakta beliren gölge loom n.
medeniyetten uzakta yaşayan kimse bushranger [us] n.
yoldan uzakta yer by-place n.
yoldan uzakta yer byplace n.
uzakta köşe by-corner n.
kıyıdan uzakta olan yer offing n.
kıyıdan uzakta olan yol offing n.
görev yerinden uzakta kalan kimse outlier n.
evden uzakta bulunan zemin outground n.
gövdeden uzakta bulunan şey outlier n.
evden uzakta bulunan yer outground n.
şehir merkezinden uzakta olan bir sokak outstreet n.
vatandan uzakta görev yapan askerin bakmakla yükümlü olduğu kişilere düzenli olarak ödenen para separation allowance n.
(elektrik/su şebekesinden) uzakta yaşayan kimse off-gridder n.
(elektrik/su şebekesinden) uzakta yaşayan kimse offgridder n.
evinden uzakta olup aile evini ziyaret eden kimse stranger n.
çiftlik evinden uzakta bulunan alan outfield n.
kişinin ruhunun bedeninden uzakta başkalarına geçici olarak görünmesi psychorrhagy n.
uzakta tutmak hold off v.
uzakta kurutmak (bir giysiyi güneş vb'den) dry away v.
uzakta tutmak distance v.
uzakta belirmek loom v.
uzakta olduğu için işitememek be out of earshot v.
karadan çok uzakta bulunmak give the land a wide berth v.
uzakta kalmak stay distant v.
ulaşılmayacak kadar uzakta olmak get out of reach v.
dünyadan milyonlarca ışık yılı uzakta olmak be millions of light years away from earth v.
rotadan binlerce mil uzakta olmak be thousand miles off course v.
belirsiz ve uzakta olanı dikkatlice gözlemlemek descry v.
uzakta yaşayan akrabaları ziyaret etmek cousin [dialect] v.
uzakta durmak stand by v.
kilometrelerce uzakta olmak be miles away v.
uzakta göstermek distance v.
uzakta bulunan outlying adj.
sahilden biraz uzakta off shore adj.
daha uzakta further adj.
kıyıdan uzakta deep-sea adj.
merkezden uzakta bulunan off-centered adj.
uzakta olan out adj.
daha uzakta olan thither adj.
en uzakta ultimate adj.
tehlikeden uzakta out of one's way adj.
gözden uzakta tutulan behind-the-scenes adj.
gözden uzakta yapılan behind-the-scenes adj.
kıyıdan uzakta dipsy adj.
kıyıdan uzakta dipsie adj.
kıyıdan uzakta dipsey adj.
uzakta yer alan long-distance adj.
belirli bir faaliyet sahasından uzakta bulunan offsite adj.
belirli bir faaliyet sahasından uzakta yapılan offsite adj.
sahnenin seyircinin görebileceği alanından uzakta bulunan offstage adj.
gözden uzakta yapılan inside adj.
medeniyetten uzakta olan outlandish adj.
uzakta bulunan outsetting adj.
merkez noktasından uzakta outward-developing adj.
eksenden uzakta outward-developing adj.
(sıcak-soğuk oyununda) aranan nesneden uzakta cold adj.
(ilah) uzakta otiose adj.
evden uzakta olan out of door adj.
şehir hayatından uzakta olan outcity adj.
(iki şeyden biri) daha uzakta olan farther adj.
biraz uzakta a little way off adv.
en uzakta farthest adv.
çok uzakta a long way off adv.
epeyce uzakta a good distance off adv.
epey uzakta a good distance off adv.
çok uzakta afar off adv.
kıyıdan uzakta offshore adv.
denizden uzakta inland adv.
çok uzakta far away adv.
daha uzakta farther adv.
buradan çok uzakta a long way from here adv.
millerce uzakta miles apart adv.
evden uzakta not at home adv.
evden uzakta away from home adv.
evden uzakta far from home adv.
uzakta buluanacak şekilde distally adv.
uzakta bulunacak şekilde distally adv.
çılgın kalabalıktan uzakta far from the madding crowd adv.
gözlerden uzakta backstage adv.
...olmaktan çok uzakta far from being adv.
(birinden/bir şeyden) uzakta away (from someone or something) adv.
kaynaktan uzakta high adv.
işten uzakta olacak şekilde off adv.
sahnenin seyircinin görebileceği alanından uzakta offstage adv.
normal iş yerinden uzakta off-the-job adv.
eğitim kurumundan uzakta down [uk] adv.
evden uzakta outland [dialect] adv.
oynadığı karakterden uzakta out of character adv.
memleketinden uzakta out adv.
kıyıdan uzakta out adv.
(zaman açısından) uzakta far adv.
(zaman açısından) daha uzakta farther adv.
en uzakta farthermost adv.
(zaman açısından) en uzakta farthest adv.
en uzakta furthest adv.
iki adım uzakta a stone's throw away from prep.
(başka bir şeyden) daha uzakta olmayan within prep.
kıyıdan uzakta offshore prep.
-den uzakta froward [obsolete] prep.
uzakta anlamı veren ön ek per- pref.
uzakta anlamı veren son ek '-fuge suf.
Phrasals
evden uzakta köle gibi yaşamak live out v.
(birinden veya bir şeyden) uzakta durmak get away v.
(birinden veya bir şeyden) uzakta tutmak get away v.
rüzgara uzakta yelken açmak keep away v.
yelkenlinin rüzgara uzakta ilerlemesine neden olmak keep away v.
uzakta durmak hold away [scottish] v.
uzakta yaşamak/oturmak live out v.
işinden, okulundan uzakta yaşamak/oturmak live out v.
(birinden/bir şeyden) uzakta durmak stand off from (someone or something) v.
evden uzakta kalmak sleep out v.
evden uzakta uyumak sleep out v.
Phrases
duyulamayacak kadar uzakta out of hearing expr.
çok uzakta out of hearing expr.
buradan uzakta far from here expr.
bir tık uzakta! just a click away! expr.
bir klik uzakta! just a click away! expr.
bir tıklama uzakta! just a click away! expr.
evden uzakta farther afield expr.
evden uzakta far afield expr.
evden uzakta further afield expr.
evden uzakta farther afield expr.
evden uzakta further afield expr.
Proverb
günde bir elma doktoru uzakta tutar an apple a day keeps the doctor away
Colloquial
polemiklerden uzakta durmak go high v.
yolundan uzakta out of your way expr.
aşırı uzakta miles from nowhere expr.
her yere uzakta miles from nowhere expr.
her yerden uzakta miles from nowhere expr.
medeniyetten uzakta at the end of nowhere expr.
her şeyden uzakta away from it all expr.
Idioms
uzakta tutmak keep at bay v.
işitilemeyecek kadar uzakta olmak be out of earshot of v.
duyamayacak kadar uzakta olmak be out of earshot v.
eve bir tabut içinde dönmek (ülkesinden uzakta ölenler için kullanılır) go home in a box v.