uzun - Turco Inglés Diccionario

uzun

Significados de "uzun" en diccionario inglés turco : 37 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
uzun long adj.
She wrote a long article about climate change.
İklim değişikliği konusunda uzun bir makale yazdı.

More Sentences
uzun tall adj.
How tall that Hyperion is!
Şu Hyperion ne kadar da uzun!

More Sentences
General
uzun prolonged adj.
The company can be vulnerable to a prolonged economic slump.
Şirket uzun bir ekonomik çöküşe karşı savunmasız durumda olabilir.

More Sentences
uzun taller adj.
Tom's mother is taller than mine.
Tom'un annesi benimkinden uzun.

More Sentences
uzun great adj.
I expect him to refer to this at greater length in his next speech.
Bir sonraki konuşmasında bu konuya daha uzun bir şekilde değinmesini bekliyorum.

More Sentences
uzun extended adj.
It can stay underwater for an extended period of time.
Uzun bir süre boyunca su altında kalabilmektedir.

More Sentences
uzun far adj.
For many books, the covers are too far apart.
Birçok kitap gereğinden uzun tutulmuştur.

More Sentences
uzun lengthy adj.
His lengthy speech didn't receive any approval.
Yaptığı uzun konuşma kimseden onay almadı.

More Sentences
uzun long adj.
She wrote a long article about climate change.
İklim değişikliği konusunda uzun bir makale yazdı.

More Sentences
uzun elongated adj.
These people arrived as giants with elongated skulls.
Bu insanlar uzun kafatasları olan devler olarak geldiler.

More Sentences
uzun elongated adj.
These people arrived as giants with elongated skulls.
Bu insanlar uzun kafatasları olan devler olarak geldiler.

More Sentences
uzun forever adv.
It took us forever to get to the airport.
Havaalanına ulaşmak uzun sürdü.

More Sentences
Technical
uzun tall adj.
How tall that Hyperion is!
Şu Hyperion ne kadar da uzun!

More Sentences
Linguistics
uzun long adj.
She wrote a long article about climate change.
İklim değişikliği konusunda uzun bir makale yazdı.

More Sentences
Sport
uzun tall adj.
How tall that Hyperion is!
Şu Hyperion ne kadar da uzun!

More Sentences
General
uzun maxi adj.
uzun prolix adj.
uzun faraway adj.
uzun interminable adj.
uzun slender adj.
uzun long-drawn out adj.
uzun lang [scotland] adj.
uzun eterminable adj.
uzun lengthful adj.
uzun leng adj.
uzun heavy adj.
uzun longways adj.
uzun inexterminable [obsolete] adj.
uzun dree [dialect] adj.
uzun fer adj.
uzun outthrust adj.
uzun stour adj.
uzun stowre adj.
Colloquial
uzun lang adj.
Technical
uzun high-built adj.
Food Engineering
uzun chronic adj.
Archaic
uzun longsome [uk] adj.

Significados de "uzun" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
uzun öğüt lecture n.
uzun ve uydurma hikaye yarn n.
uzun tahta batten n.
uzun boylu tall adj.
General
uzun sap staff n.
daha uzun bir şekilde söyleme amplification n.
daha uzun yaşama survival n.
kısa, geniş kanatlı ve uzun kuyruklu bir şahin accipiter n.
türlü işlerde kullanılan ağaçtan uzun ve geniş kap hull n.
üniversitedeki öğretim üyesine tanınan uzun ve maaşlı izin sabbatical n.
uzun kuyruklu ufak tefek bir asya maymunu langur n.
çok uzun süre aeon n.
uzun stroklu motor long stroke engine n.
özellikle kuzeybatı ispanya'da akarsu vadilerinin sular altında kalmasıyla oluşan dar ve uzun koylar ria n.
uzun vadeli değişim secular trend n.
uzun ve sıkıcı bölüm longueur n.
uzun ve çetin yürüyüş hike n.
uzun saplı gözlük lorgnette n.
uzun adım stride n.
dar ve uzun yiv slot n.
uzun boynuzlu hayvan longhorn n.
vezinsiz uzun şiir ode n.
insanların ve hayvanların toplu halde ve uzun mesafelerde yer değiştirmesi migration n.
uzun ve bol kemerli palto ulster n.
uzun ve eğri bıçak bowie knife n.
uzun alevli kömür candle coal n.
uzun süre a long time n.
ince uzun yaprak blade n.
uzun bir süre a good while n.
asya ve afrika'da yetişen uzun çam ağacı palmyra n.
geçmeye yarayan dar ve uzun aralık corridor n.
uzun yürüyüşe çıkan kimse hiker n.
uzun odaklı mercek long focus lens n.
uzun yolculuk (özel bir amaçla yapılan) expedition n.
uzun ve dar parça strip n.
uzun süren bir ihtilaf a running battle n.
uzun mesafeli long distance n.
uzun süreli hava tahmini long range forecast n.
uzun arap giysisi jellaba n.
postiş (uzun bir) switch n.
uzun kesik slash n.
uzun ayaklı amerikan tavşanı jackrabbit n.
uzun konçlu çizme top boot n.
özellikle ağaçlar arasından uzun ve dar manzara vista n.
uzun bir uçak yolculuğundan sonra zaman farkından doğan uyku düzensizliği, yorgunluk vb jet lag n.
uzun adımlarla yürüme lope n.
uzun ince parça sliver n.
uzun kablo long wire n.
dar ve uzun açıklık slot n.
uzun sivri diş fang n.
uzun testere whipsaw n.
hayli uzun zaman a good long time n.
uzun uzadıya söz diffuseness n.
uzun ve tumturaklı konuşma harangue n.
ince uzun bayrak streamer n.
uzun saplı balta poleax n.
uzun ve dar delik slit n.
uzun tırnakli büyük pençeli koyu postlu bir hayvan wolverine n.
uzun ve ince kumul seif n.
uzun olma lengthiness n.
uzun gövdeli ve kısa bacaklı bir av köpeği basset n.
uzun saplı tencere saucepans n.
uzun bacaklılık legginess n.
akrobatların taktıkları çok uzun ayaklar stilt n.
uzun uzadıya düşünme rumination n.
uzun boyluluk lankness n.
nefesini uzun tutabilme long windedness n.
bir tür uzun bıçak yataghan n.
uzun adımlarla yürüme stride n.
uzun çizme hessian boot n.
çok uzun zaman eon n.
uzun mesafe uçuşu long distance flight n.
uzun ömürlü olma longevity n.
eski yunan şiirinde kısa bir beytin uzun bir beyti takip ettiği manzume şekli epode n.
uzun yaşam longevity n.
çok sayıda yolcu taşıyan ve uzun yolculuklarla turlarda kullanılan motorlu, büyük kara taşıtı coach n.
uzun yürüyüş hike n.
uzun ve dar kesik slit n.
uzun yol bisikleti roadster n.
uzun yay longbow n.
uzun bacaklılık longleggedness n.
uzun süre long time n.
uzun putrel boom n.
horozun boynundaki uzun tüyler hackle n.
uzun zaman ages n.
uzun zaman long time n.
uzun menzilli radar long range radar n.
uzun araç long vehicle n.
uzun yürüyüş yapan kimse hiker n.
uzun yara slash n.
uzun makale feature n.
düz ve uzun kılıç rapier n.
uzun ve sivri diş fang n.
uzun çizme top boot n.
uzun çalışma saatleri long hours n.
uzun müddet a long time n.
uzun süre ages n.
ince uzun sandal toothpick n.
uzun boyluluk lankiness n.
uzun süre heaps of time n.
iki mors harfinden uzun olanı dah n.
uzun köprü (göl/bataklık üzerinden geçen) causeway n.
çengelli uzun sırık boat hook n.
çok uzun bir eteğin yerde sürünen kısmı train n.
bir uzun ve bir kısa heceli ölçü trochaic n.
uzun boylu ve zayıf olma ranginess n.
bakış (uzun ve dikkatli) stare n.
uzun bir mesafe a good distance n.
uzun konuşma homily n.
bir direğin ucuna uzun bir iple bağlı olan bir top ile oynanan çift kişilik bir oyun tetherball n.
fazlasıyla uzun (konuşma/yazma) verbosity n.
büyük amaç (uzun zamandır güdülen) aspiration n.
uzun bir aradan sonra bir yere dönen (kimse) returnee n.
uzun tahta plank n.
uzun ve su geçirmez çizme waders n.
uzun sürelilik diuturnity n.
çok uzun zaman blue moon n.
uzun saplı tencere saucepan n.
uzun yemlik trough n.
uzun gövdeli ve uzun kuyruklu orta boy tropik yaban kedisi jaguarondi n.
uzun bıçak bolo n.
uzun dalga long wave n.
uzun uzun düşünme deliberation n.
uzun münakaşa diatribe n.
uzun yastık bolster n.
uzun süren zor bir iş a long haul n.
uzun hikaye long story n.
hayvanın uzun burnu snout n.
uzun etekli kadın elbisesi gown n.
sabahlık (uzun ve süslü) negligee n.
eski hindu hekimlik ve uzun yaşam sanatı ayurveda n.
uzun süre aeon n.
uzun mesafe koşucusu long distance runner n.
uzun mesafe hedefi (okçuluk) rover n.
büyük amaç (uzun zamandır güdülen) ambition n.
alçak basınçlı dar ve uzun hava sahası low pressure trough n.
uzun yürüyüş yapan hiker n.
ince uzun bacaklar spindleshanks n.
uzun zırh byrnie n.
uzun ömürlülük longevity n.
uzun çizgi band n.
hindistan polisi tarafından kullanılan uzun ağır bambu’dan yapılmış bir cop lathi n.
uzun mesafeler arası iletişim long distance communications n.
uzun kuyruklu longtail n.
uzun ömür longevity n.
uzun çizme hessian boots n.
uzun taşıma mesafesi a long haul n.
uzun ve ince makarna spaghetti n.
uzun palto chesterfield n.
uzun ve zorlu bir yolculuk trek n.