long - Turco Inglés Diccionario

long

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

long — Definition

Significado:
uzun, özlemek
Pronunciación (IPA):
(AmE /lɔːŋ/ – BrE /lɒŋ/)
Categoría gramatical:
Sıfat; Fiil: long (longs – longed – longing)
Sinónimo:
lengthy, yearn
Antónimos:
short, indifferent

Significados de "long" en diccionario turco inglés : 129 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
long adj. uzun
She wrote a long article about climate change.
İklim değişikliği konusunda uzun bir makale yazdı.

More Sentences
General
long n. uzunluk
Why can a boat 12 metres long receive funding, while a boat of 13 metres cannot?
Neden 12 metre uzunluğundaki bir tekne fon alabiliyor da 13 metrelik bir tekne alamıyor?

More Sentences
long n. uzun süre
Do not sit on the chair for so long.
Sandalyede uzun süre oturmayın.

More Sentences
long v. arzulamak
Tom longed to see Mary again.
Tom, Mary'yi tekrar görmeyi arzuluyordu.

More Sentences
long v. özlemek
She longed to break out of the daily routine.
Günlük rutinin dışına çıkmayı özlüyordu.

More Sentences
long v. hasret olmak
I long for company.
Arkadaşlığa hasretim.

More Sentences
long v. özlemini çekmek
Liberalism is what the people of Europe long for.
Liberalizm Avrupa halkının özlemini çektiği şeydir.

More Sentences
long v. hasret kalmak
I spent the whole week alone, and I longed for conversation.
Bütün haftayı yalnız geçirdim ve konuşmaya hasret kaldım.

More Sentences
long v. can atmak
I am fully aware that the police and prosecution services long for a framework directive.
Polis ve savcılık hizmetlerinin bir çerçeve yönerge için can attığının tamamen farkındayım.

More Sentences
long adj. uzun süren
It actually takes twice as long for these chickens to reach slaughter weight.
Aslında bu tavukların kesim ağırlığına ulaşması iki kat daha uzun sürer.

More Sentences
long adj. çok
We are, though, still a long way from doing that.
Ancak bunu yapmaktan hala çok uzağız.

More Sentences
long adj. uzun
She wrote a long article about climate change.
İklim değişikliği konusunda uzun bir makale yazdı.

More Sentences
long adj. uzunlukta
How long is the hose?
Hortum ne kadar uzunlukta?

More Sentences
long adv. uzun zamandır
We have a long-established friendship between us.
Aramızda uzun zamandır devam eden bir dostluk var.

More Sentences
long adv. uzun süre
So we need to find a sustainable way of keeping people active and healthy for as long as possible.
İnsanları mümkün olduğunca uzun süre aktif ve sağlıklı tutmanın sürdürülebilir bir yolunu bulmalıyız.

More Sentences
long adv. epeydir
I've had this computer for a long time.
Bu bilgisayar epeydir bende.

More Sentences
long adv. çoktan
If you had listened to me, this matter would have been sorted out long ago!
Beni dinlemiş olsaydınız, bu mesele çoktan çözülmüş olurdu!

More Sentences
Linguistics
long adj. uzun
She wrote a long article about climate change.
İklim değişikliği konusunda uzun bir makale yazdı.

More Sentences
long adj. uzayan
What took so long?
Niye bu kadar uzadı?

More Sentences
General
long n. uzun ses
long n. uzun pantolon
long n. satın alım
long v. çok istemek
long v. hasretini çekmek
long v. susamak
long v. gözlemek
long v. arzu etmek
long v. istemek
long v. uygun olmak
long adj. büyük
long adj. uzun vadeli
long adj. yorucu
long adj. boyca aşırı uzatılmış
long adj. boylu
long adj. ileriyi gören
long adj. sağduyulu
long adj. ayrıntılı
long adj. teferruatlı
long adj. can sıkıcı
long adj. kasvetli
long adj. zaman alan
long adj. fazla mevcutlu
long adj. birden fazla parçadan oluşan
long adj. birden fazla üyesi olan
long adj. sürüncemede kalan
long adj. gereksiz uzun
long adj. geniş kapsamlı
long adj. riskli
long adj. önemli ölçüde şans gerektiren
long adj. düşük ihtimalli
long adj. kazanması olanaksız
long adj. gerçekleşmesi olanaksız
long adj. başarması olanaksız
long adj. doğrusal boyutlu
long adj. doğrusal boyut yaratan
long adj. belirli sayıda
long adj. belirli birimden oluşan
long adj. ağır
long adj. yavaş ilerleyen
long adj. uzadıkça uzayan
long adj. önceden olan
long adj. eskide olan
long adj. uzun pipetli
long adj. uzun pipetten oluşan
long adj. (içecek) uzun bardakta servis edilen
long adj. (içecek) fazla miktarda
long adj. akışkan
long adj. sıvı
long adj. akıcı
long adj. uzun zaman önce olmuş
long adv. uzun zaman
long adv. uzun bir zaman için
long adv. başlangıçtan sonra
long adv. belirtilen zamandan çok önce veya çok sonra
long adv. (belirli bir süre) kadar
long abrev. (kısaca) boylam
Colloquial
long adj. (insan) uzun ince
long adj. zarif
long adj. sülün gibi
Trade/Economic
long n. hisse senedi veya tahvile sahip olma durumu
long n. menkul kıymetin alıcısı veya sahibi
long n. değeri yükselen varlık
long n. uzun pozisyonda bulunan varlık
long v. uzun pozisyon almak
long v. değeri artmak
long adj. (fiyat artışı beklentisi ile) hisse senedi bulunduran
long adj. (fiyat artışı beklentisi ile) elinde emtia tutan
long adv. (mal piyasası) uzun pozisyona girerek
long adv. değer kazanarak
Computer
long n. (programlama) tam sayı değişkeni
Telecom
long n. (mors kodu) uzun sinyal
long adj. telefotografik
long adj. telefoto lens ile ilgili
Textile
long n. uzun ölçülü kıyafet
long n. büyük beden
long n. büyük boy
long n. uzun kişilere uygun beden ölçüsü
long adj. (kıyafet) bilek boyunda
Food Engineering
long adj. (içki) fazla miktarda alkolsüz içecek içeren
long adj. (içecek) büyük boy
Literature
long adj. uzun ünlü ile ilgili
long adj. (klasik şiir) sonunda ünsüz grubu bulunan ünlü ses ile ilgili
long adj. uzun hece ile ilgili
long adj. uzun heceli
long adj. vurgulu
Linguistics
long n. uzun hece
long adj. (ingiliz konuşma seslerinde) diftonglar ile ilgili
long adj. ikili ünlüler ile ilgili
long adj. gergin konuşma sesleri ile ilgili
long adj. (nicel prozodi hecesi) uzun süreli
Sport
long adj. (top fırlatma pozisyonu) sınıra yakın olan
Tennis
long adj. (top veya vuruş) arka çizgiye atılan
long adj. arka çizgiye gönderilen
long adj. dışarı çıkan
Wagering
long adj. (bahis oranı) tutarsız
long adj. (oranı yüksek) bahis
long adj. (ortaya konan para) yüksek oranlı
Music
long n. dörtlük nota
long n. iki breve değerinde nota
Printery
long adj. (kağıt boyutu) uzun ölçülü
Ottoman Turkish
long adj. şümullü
Archaic
long v. ait olmak
long v. ilgili olmak
long v. bağlı olmak
long v. uygun olmak
long v. uygun düşmek
long adv. yüzünden
long adv. gerekçesi ile
long adv. …'e dayanarak

Significados de "long" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
long-suffering n. cefa
General
long play n. longpley
long shot n. riskli girişim
long sufferance n. sabırlı olma
long ton n. 1016 kilo
long vehicle n. uzun araç
long ton n. büyük ton
long iron n. golf sopası
long play n. uzunçalar
long stroke engine n. uzun stroklu motor
long purse n. cimri
a long time n. uzun müddet
long wave n. uzun dalga
long headed n. önsezi sahibi
a good long time n. hayli uzun zaman
long distance runner n. uzun mesafe koşucusu
long clawed prawn n. nehir karidesi
long vocal n. uzun vokal
long hand n. el yazısı
life-long learning n. yaşam boyu öğrenme
long playing record n. uzunçalar
long distance call n. şehirlerarası görüşme
long distance communications n. uzun mesafeler arası iletişim
long range radar n. uzun menzilli radar
long bone n. uzun kemik
long vacation n. ingiltere üniversitelerinin yaz tatili
long cloak n. harmani
long hours n. uzun çalışma saatleri
a long shot n. başarı ihtimali az olup gerçekleşince kazancı çok olan bir iş
long nose n. nanik
long jump n. uzun atlama
long time n. uzun zaman
horse with long hairs n. kılbarak
a long shot n. ufak bir ihtimal
long underpants n. tuman
long distance n. uzun mesafeli
long leaf pine n. katrançamı
long green pepper n. sivribiber
a face as long as a fiddle n. suratı iki karış
long cloak n. harmaniye
long horse n. atlama beygiri
long distance flight n. uzun mesafe uçuşu
a long time n. uzun süre
a long way to hoe n. zahmetli iş
a long haul n. uzun taşıma mesafesi
long last n. en nihayet
long windedness n. nefesini uzun tutabilme
long wire n. uzun kablo
a long haul n. uzun süren zor bir iş
long range forecast n. uzun süreli hava tahmini
long shot n. zor iş
long dozen n. on üç
long distance call n. şehirlerarası konuşma
long boat n. şalupa
long tail pair n. uzun kuyruklu çift
long story n. uzun hikaye
long saw n. dilme testeresi
long focus lens n. uzun odaklı mercek
long stand off n. uzaktan algılama
long and thin eggplant n. kemerpatlıcanı
long shot n. geniş plan
long time n. uzun süre
a long face n. ekşi yüz
long run n. uzun dönem
long conversation n. uzun muhabbet
long list n. uzun liste
long discussion n. uzun görüşme
long interview n. uzun görüşme
long period of time n. uzun süre
long-tailed skua n. uzun kuyruklu korsanmartı
long-time customer n. uzun süreli müşteri
long-distance n. uluslararası (telefon konuşması)
long-eared owl n. kulaklı orman baykuşu
long-distance call n. milletlerarası konuşma
life-long sport n. yaşam boyu spor
decade-long imprisonment n. on yıllık mahkumiyet
long-playing record n. albüm
long-distance driver n. uzun yol sürücüsü
long-distance call n. şehirlerarası telefon konuşması
long-distance n. şehirlerarası konuşma
long-playing record n. longpley
long-playing record n. uzunçalar
long-tailed tit n. uzun kuyruklu baştankara
long-stay patient n. uzun süredir hastanede yatan hasta
long-headed poppy n. gelincik
long-form report n. uzun rapor
long-standing rival n. ezeli rakip
long-horned beetle n. tekeböceği
long-term care facilities n. uzun dönemli bakım hizmetleri
long-range plan n. uzun vadeli plan
long-distance call n. şehirlerarası konuşma
long-shore current n. kıyı akıntısı
long-time pal n. kadim dost
long-windedness n. nefesini uzun tutabilme
long-tailed duck n. telkuyruk
long-time sufferer n. çilekeş
long-standing customer n. uzun süreli müşteri
long-legged buzzard n. kızıl şahin
long-tailed shrike n. uzun kuyruklu örümcekkuşu
long distance signal n. şehirlerarası sinyal
long-distance communications n. uzun mesafeler arası iletişim
long distance dialling n. şehirlerarası arama
long distance communication n. şehirlerarası iletişim
a long wait n. uzun bir bekleme süresi
a long shot n. uzak ihtimal
long duration n. uzun süre
long duration n. uzun süreli
the night of the long knives n. katliam gecesi
long distance n. uzun mesafe
long-distance call n. şehirlerarası telefon görüşmesi
long-distance n. şehirlerarası telefon görüşmesi
long hair n. uzun saç
long jump tray n. uzun atlama tepsisi
the secret of long life n. uzun yaşamın sırrı
long beard n. üzerinde kardinal bellarmine'nin karikatürü bulunan taştan yapılmış içki sürahisi
long-established tradition n. öteden beri süregelen gelenek
long title n. uzun isim
long weekend n. uzun haftasonu
long sightedness n. uzağı görebilme
long sightedness n. uzağı görebilirlik
long beard n. uzun sakal
long time n. uzunca süre
long-term practice n. uzun süreli alıştırma/pratik
long-term practice n. uzun süreli çalışma
long-term effects n. uzun dönemdeki etkiler
long ladders n. uzun merdiven
long stairs n. uzun merdiven
long stairway n. uzun merdiven
long-term effects n. uzun vadeli etkiler
long sleeve t-shirt n. uzun kollu tişört
long term outcome n. uzun vadedeki getiri
long term outcome n. uzun vadeli sonuç
long term outcome n. uzun vadede sonuç
a month-long recess n. bir aylık ara
long walks n. uzun yürüyüşler
a long list n. uzun bir liste
long branch n. uzun dal
long coat n. uzun palto
long lost n. uzun süredir kayıp/ortalıkta görünmeyen
long haul n. uzun mesafe
long-term fears n. uzun süreli korkular
long-held fears n. uzun süreli korkular
long distance relationship n. birbirinden uzakta ilişki yaşama
long distance relationship n. uzak mesafe ilişkisi
long summary n. uzun özet
a long-lost relative n. uzun süredir görülmeyen akraba
long road trip n. uzun yol seyahati
long step n. uzun adım
long steps n. uzun adımlar
long process n. uzun süreç