riskli - Turco Inglés Diccionario

riskli

Significados de "riskli" en diccionario inglés turco : 47 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
riskli risky adj.
I don't recommend investing in risky businesses.
Riskli işlere yatırım yapmanızı önermem.

More Sentences
riskli hazardous adj.
General
riskli dangerous adj.
The new economic policy was pretty dangerous in terms of inflation and exchange volatility, according to some experts.
Bazı uzmanlara göre yeni ekonomi politikası enflasyon ve döviz oynaklığı bakımından oldukça riskliydi.

More Sentences
riskli hairy adj.
Downhill biking is a hairy sport.
Yokuş aşağı bisiklet sürmek riskli bir spordur.

More Sentences
riskli dodgy adj.
Cryptocurrencies are dodgy investment tools.
Kripto paralar riskli yatırım araçlarıdır.

More Sentences
Colloquial
riskli hairy adj.
Downhill biking is a hairy sport.
Yokuş aşağı bisiklet sürmek riskli bir spordur.

More Sentences
Technical
riskli risky adj.
I don't recommend investing in risky businesses.
Riskli işlere yatırım yapmanızı önermem.

More Sentences
British Slang
riskli dodgy adj.
Cryptocurrencies are dodgy investment tools.
Kripto paralar riskli yatırım araçlarıdır.

More Sentences
General
riskli not healthy adj.
riskli chancy adj.
riskli dareful adj.
riskli adventurous adj.
riskli venturesome adj.
riskli dicey adj.
riskli jeopardous adj.
riskli precarious adj.
riskli venturous adj.
riskli wildcat adj.
riskli perilous adj.
riskli touch-and-go adj.
riskli wild-cat adj.
riskli dicy (dicey) adj.
riskli adventuristic adj.
riskli adventuresome adj.
riskli chanceful [obsolete] adj.
riskli chancey adj.
riskli kittle adj.
riskli hazardable adj.
riskli heroic adj.
riskli heroical adj.
riskli dangerful [obsolete] adj.
riskli long adj.
riskli riskful adj.
riskli discriminous [obsolete] adj.
riskli infirm adj.
riskli fearful adj.
riskli plightful adj.
riskli perlous [obsolete] adj.
Colloquial
riskli a bit dicey adv.
riskli a bit dodgy adv.
Idioms
riskli a bit dicey adv.
riskli a bit dodgy adv.
Technical
riskli hazardous adj.
Psychology
riskli at risk adj.
Archaic
riskli doubtful adj.
Slang
riskli moody adj.
British Slang
riskli dicey adj.

Significados de "riskli" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
riskli girişim plunge n.
riskli girişim wildcat n.
riskli girişim long shot n.
ağaç gövdelerinin bataklık vb riskli zeminlere yanyana yatırılmasıyla oluşturulan yol corduroy road n.
afetin olabileceği yüksek riskli yerler high probable risk areas for disaster n.
riskli girişim gamble n.
atılım (riskli) foray n.
riskli davranış risky behaviour n.
riskli girişim perilous venture n.
riskli iş risky job n.
riskli durum ragged edge n.
çok riskli işlere giren kimse adventurer n.
riskli girişim adventure n.
son derece riskli yol tightrope n.
riskli durum tinderbox n.
riskli teşebbüs emprise n.
riskli durum harm's way n.
riskli durum hazard n.
riskli olma hazardousness n.
cesur ve riskli hareketler derring-do n.
riskli olma riskiness n.
riskli iş flier n.
riskli yatırım flier n.
ağır ve riskli bir bahse girme plunge n.
(kayak, sörf) zor ve riskli manevralar yapma hot-dogging n.
riskli bile olsa birşeyi denemek take a chance on v.
riskli hale gelmek become risky v.
riskli yatırım yapmak job v.
daha riskli dicier adj.
düşük riskli low risk adj.
yüksek riskli high risk adj.
riskli olmayan nonhazardous adj.
çok riskli too risky adj.
çok riskli very risky adj.
aşırı riskli over-venturesome adj.
son derece riskli awful adj.
çok riskli high-wire adj.
az riskli odds-on adj.
riskli ve heyecanlı funambulatory adj.
riskli olarak dodgily adv.
riskli bir şekilde chancily adv.
riskli bir şekilde jeopardously adv.
riskli olarak jeopardously adv.
riskli bir şekilde hazardously adv.
aşırı riskli bir şekilde riskily adv.
yüksek riskli kredi subprime N.
Colloquial
riskli girişim plunge n.
riskli girişim leap in the dark n.
riskli girişim a leap in the dark n.
biraz riskli a bit dicey expr.
Idioms
riskli durum slippery hill n.
riskli durum slick incline n.
riskli durum slippery slope n.
sonuçları beklendiği kadar yarar getirmeyebilecek riskli plan/girişim a bridge too far n.
riskli iş high-wire act n.
riskli bir durum a slippery slope n.
riskli bir durum a sticky situation [uk/australia] n.
geri dönülmesi riskli bir iş/durum a tiger by the tail n.
riskli durum dicey deal n.
riskli anlaşma dicey deal n.
riskli yer/durum the lion's mouth n.
riskli işler yapmak stick one's chin out v.
riskli işler yapmak sail close to the wind v.
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land on both feet v.
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land on one's feet v.
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land upon one's feet v.
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land upon both feet v.
riskli bir iş yapmak be (skating/walking) on thin ice v.
riskli bir iş yapmak skate on thin ice v.
çok riskli bir durumda olmak sit on a powder keg v.
çok riskli bir durumda olmak be sitting on a powder keg v.
çok riskli bir şey yapmak risk life and limb v.
çok tehlikeli ya da riskli bir şey yapmak dance on the razor's edge v.
riskli bir pozisyonda olmak hold a wolf by the ears v.
riskli bir girişimde bulunmak take a gamble v.
riskli bir şey yapmak take a gamble v.
riskli bir iş yapmak be (walking) on thin ice v.
riskli bir girişim olmak be a long shot v.
riskli bir iş yapmak be skating on thin ice v.
riskli olmak be touch-and-go (whether...) v.
riskli bir şey yapmak do a dare v.
(bir konuda) riskli bir girişimde bulunmak take a flyer (on something) [us] v.
riskli iş yapmak work without a net v.
çok riskli fraught with peril adj.
çok riskli fraught with danger adj.
çok riskli bir durumda sitting on a powder keg adj.
riskli bir iş yapan skating on thin ice adj.
çok riskli durum on thin ice expr.
riskli durumda on the edge expr.
riskli bir durumda/duruma on a slippery slope expr.
riskli durumda on the beam-ends expr.
riskli durumda on your beam ends expr.
Speaking
çok riskli it's too risky expr.
riskli ve sonucu ağır olabilir the stakes are high expr.
Trade/Economic
riskli girişim venture n.
riskli değer artış fonları growth fund n.
riskli yatırım risky investments n.
riskli yatırımlar risky investments n.
riskli iş venture n.
riskli işlere yatırılan sermaye risk capital n.
yüksek riskli yatırım fonları hedge funds n.
riskli aktif değerler risk assets n.
riskli spekülasyon risky speculation n.
riskli işlere yatırılan sermaye venture capital n.
riskli spekülasyonlar rash speculations n.
riskli iş adventure n.
riskli kredi risky loan n.
yüksek riskli yatırım a high-risk investment n.
riskli varlık risky asset n.
yüksek riskli kurumsal borç high-risk corporate debt n.
yüksek riskli yatırım fonu hedge fund n.
geliri, işi ve varlığı olmayan borçlulara verilen yüksek riskli bir kredi türü ninja loan n.
değersiz, yüksek riskli şirket tahvili junk bond n.
riskli anlaşma dodgy deal n.
sürekli değer kazanıp kaybeden riskli hisse senedi yo-yo stock n.
riskli işlere yatırılan sermaye venture capital n.
kısa vadeli kazançlar için yüksek riskli hisse senedi alıp satan para yöneticisi gunslinger n.
riskli varlık risk-on asset n.
kredi verilmesi riskli olarak görülen kimse pay [rare] n.
az riskli high-grade adj.
çok yüksek kazanç getirebilecek olan riskli yatırım sheep (sky high earnings expectations possibly) abrev.
Law
riskli teşebbüs venture n.
Politics
yüksek riskli konut kredisi krizi subprime mortgage crisis n.
kara paranın aklanmasının önlenmesinde yüksek riskli sektörler anti-money laundering high-risk sectors n.
Insurance
yüksek riskli yatırım fonları hedge funds n.
Technical
riskli alan risk area n.
Computer
riskli yazılım riskware n.
Aeronautic
yangınları söndürmek için taşıdığı kimyasalları riskli alanlara dökmek üzere tasarlanmış uçak tanker plane n.
Medical
yüksek riskli grup high risk group n.
yüksek riskli operasyonlar high risk operations n.
düşük riskli operasyonlar low-risk operations n.
yüksek riskli grup high-risk group n.
yüksek riskli gebelik high-risk pregnancy n.
yüksek riskli genetik faktörler high-risk genetic factors n.
yüksek riskli bebekler high risk neonates n.
yüksek riskli bebeklerin takibi follow-up of high risk neonates n.
yüksek riskli hastaların belirlenmesi detection of high risk patients n.
yüksek riskli gebelik high risk pregnancy n.
yüksek riskli mikroorganizmalar high risk microorganisms n.
yüksek riskli gebelikler high risk pregnancies n.
düşük riskli göğüs ağrılı hasta low-risk patient with chest pain n.
yüksek riskli prostat kanseri high risk prostate cancer n.
yüksek riskli lokalize prostat kanseri high-risk localized prostate cancer n.
riskli tedavi heroic treatment n.
yüksek riskli major adj.
Psychology
riskli grup risk group n.
riskli olduğunun farkında olarak yapılan davranış/eylem risk-aware consensual kink n.
riskli olduğunun farkında olarak yapılan davranış/eylem risk-accepted consensual kink n.
sağlık açısından riskli davranışlar health-compromising behaviors n.
Pathology
yüksek-riskli gebelik high-risk pregnancy n.