riskli - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

riskli



Sens de "riskli" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 33 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
riskli risky adj.
riskli hazardous adj.
General
riskli jeopardous adj.
riskli dareful adj.
riskli hairy adj.
riskli venturesome adj.
riskli dicey adj.
riskli adventurous adj.
riskli not healthy adj.
riskli dangerous adj.
riskli venturous adj.
riskli chancy adj.
riskli wildcat adj.
riskli precarious adj.
riskli dodgy adj.
riskli perilous adj.
riskli touch-and-go adj.
riskli wild-cat adj.
riskli dicy (dicey) adj.
riskli adventuristic adj.
riskli adventuresome adj.
riskli chanceful [obsolete] adj.
riskli chancey adj.
Colloquial
riskli a bit dicey adv.
riskli a bit dodgy adv.
riskli hairy
Idioms
riskli a bit dicey adv.
riskli a bit dodgy adv.
Technical
riskli hazardous
riskli risky
Psychology
riskli at risk
British Slang
riskli dicey
riskli dodgy

Sens de "riskli" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 103 résultat(s)

Turc Anglais
General
riskli bile olsa birşeyi denemek take a chance on v.
riskli hale gelmek become risky v.
riskli girişim wildcat n.
riskli girişim gamble n.
ağaç gövdelerinin bataklık vb riskli zeminlere yanyana yatırılmasıyla oluşturulan yol corduroy road n.
riskli girişim plunge n.
afetin olabileceği yüksek riskli yerler high probable risk areas for disaster n.
riskli girişim long shot n.
atılım (riskli) foray n.
riskli davranış risky behaviour n.
riskli girişim perilous venture n.
riskli iş risky job n.
riskli durum ragged edge n.
çok riskli işlere giren kimse adventurer n.
riskli girişim adventure n.
son derece riskli yol tightrope n.
riskli durum tinderbox n.
düşük riskli low risk adj.
daha riskli dicier adj.
yüksek riskli high risk adj.
riskli olmayan nonhazardous adj.
çok riskli very risky adj.
çok riskli too risky adj.
aşırı riskli over-venturesome adj.
riskli bir şekilde chancily adv.
riskli olarak dodgily adv.
Phrases
çok/aşırı riskli/tehlikeli can alıcı önemde as much as (one's) life is worth adv.
Colloquial
riskli girişim plunge
riskli girişim leap in the dark
riskli girişim a leap in the dark
Idioms
çok riskli bir durumda olmak sit on a powder keg v.
çok riskli bir şey yapmak risk life and limb v.
çok riskli bir durumda olmak be sitting on a powder keg v.
sonuçları beklendiği kadar yarar getirmeyebilecek riskli plan/girişim a bridge too far n.
tehlikeye açık/riskli bir yerde/durumda between wind and water adv.
çok riskli durum on thin ice expr.
riskli durum slick incline
riskli durum slippery slope
riskli durum slippery hill
riskli işler yapmak stick one's chin out
riskli işler yapmak sail close to the wind
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land on both feet
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land on one's feet
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land upon one's feet
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land upon both feet
riskli bir iş yapmak skate on thin ice
riskli bir iş yapmak be (skating/walking) on thin ice
Speaking
çok riskli it's too risky expr.
riskli ve sonucu ağır olabilir the stakes are high
Slang
riskli olarak kabul edilen fakat iyi bir yatırım olarak görülen devlet tahvilleri fallen angels
riskli iş crapshoot
riskli girişim crapshoot
Trade/Economic
geliri, işi ve varlığı olmayan borçlulara verilen yüksek riskli bir kredi türü ninja loan n.
değersiz, yüksek riskli şirket tahvili junk bond n.
riskli işlere yatırılan sermaye risk capital
riskli girişim venture
yüksek riskli yatırım fonları hedge funds
riskli yatırımlar risky investments
riskli iş venture
riskli yatırım risky investments
riskli değer artış fonları growth fund
riskli aktif değerler risk assets
riskli spekülasyon risky speculation
riskli işlere yatırılan sermaye venture capital
riskli spekülasyonlar rash speculations
riskli iş adventure
yüksek riskli yatırım a high-risk investment
riskli kredi risky loan
riskli varlık risky asset
yüksek riskli kurumsal borç high-risk corporate debt
yüksek riskli yatırım fonu hedge fund
Law
riskli teşebbüs venture
Politics
kara paranın aklanmasının önlenmesinde yüksek riskli sektörler anti-money laundering high-risk sectors n.
yüksek riskli konut kredisi krizi subprime mortgage crisis
Insurance
yüksek riskli yatırım fonları hedge funds
Technical
riskli alan risk area
Computer
riskli yazılım riskware
Aeronautic
yangınları söndürmek için taşıdığı kimyasalları riskli alanlara dökmek üzere tasarlanmış uçak tanker plane n.
Medical
düşük riskli göğüs ağrılı hasta low-risk patient with chest pain n.
düşük riskli operasyonlar low-risk operations n.
yüksek riskli operasyonlar high risk operations
yüksek riskli grup high risk group
yüksek riskli grup high-risk group
yüksek riskli gebelik high-risk pregnancy
yüksek riskli genetik faktörler high-risk genetic factors
yüksek riskli bebeklerin takibi follow-up of high risk neonates
yüksek riskli bebekler high risk neonates
yüksek riskli hastaların belirlenmesi detection of high risk patients
yüksek riskli gebelik high risk pregnancy
yüksek riskli mikroorganizmalar high risk microorganisms
yüksek riskli gebelikler high risk pregnancies
riskli/kötü sol ventriküler fonksiyon compromised left ventricular function
riskli/kötü sağ ventriküler fonksiyon compromised right ventricular function
yüksek riskli prostat kanseri high risk prostate cancer
yüksek riskli lokalize prostat kanseri high-risk localized prostate cancer
Psychology
riskli grup risk group
riskli olduğunun farkında olarak yapılan davranış/eylem risk-accepted consensual kink
riskli olduğunun farkında olarak yapılan davranış/eylem risk-aware consensual kink
sağlık açısından riskli davranışlar health-compromising behaviors
Pathology
yüksek-riskli gebelikler high-risk pregnancies
yüksek-riskli gebelik high-risk pregnancy
Environment
biyolojik riskli temas biologically risky contact n.
riskli olarak belirlenen malzemeler specified risk materials