riskli - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

riskli



Bedeutungen von dem Begriff "riskli" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 25 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
riskli risky adj.
riskli hazardous adj.
General
riskli hairy adj.
riskli venturesome adj.
riskli dicey adj.
riskli adventurous adj.
riskli not healthy adj.
riskli dangerous adj.
riskli venturous adj.
riskli chancy adj.
riskli wildcat adj.
riskli precarious adj.
riskli dodgy adj.
riskli jeopardous adj.
riskli dareful adj.
riskli perilous adj.
riskli touch-and-go adj.
riskli wild-cat adj.
riskli dicy (dicey) adj.
Colloquial
riskli hairy
Technical
riskli hazardous
riskli risky
Psychology
riskli at risk
British Slang
riskli dicey
riskli dodgy

Bedeutungen, die der Begriff "riskli" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 92 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
riskli bile olsa birşeyi denemek take a chance on v.
riskli hale gelmek become risky v.
riskli girişim wildcat n.
riskli girişim gamble n.
ağaç gövdelerinin bataklık vb riskli zeminlere yanyana yatırılmasıyla oluşturulan yol corduroy road n.
riskli girişim plunge n.
afetin olabileceği yüksek riskli yerler high probable risk areas for disaster n.
riskli girişim long shot n.
atılım (riskli) foray n.
riskli davranış risky behaviour n.
riskli girişim perilous venture n.
riskli iş risky job n.
düşük riskli low risk adj.
daha riskli dicier adj.
yüksek riskli high risk adj.
riskli olmayan nonhazardous adj.
çok riskli very risky adj.
çok riskli too risky adj.
aşırı riskli over-venturesome adj.
riskli bir şekilde chancily adv.
riskli olarak dodgily adv.
Colloquial
riskli girişim plunge
riskli girişim leap in the dark
riskli girişim a leap in the dark
Idioms
riskli durum slick incline
riskli durum slippery slope
riskli durum slippery hill
riskli işler yapmak stick one's chin out
çok riskli durum on thin ice
riskli işler yapmak sail close to the wind
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land on both feet
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land on one's feet
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land upon both feet
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land upon one's feet
riskli bir iş yapmak be (skating/walking) on thin ice
riskli bir iş yapmak skate on thin ice
çok riskli bir durumda olmak sit on a powder keg
çok riskli bir durumda olmak be sitting on a powder keg
çok riskli bir şey yapmak risk life and limb
Speaking
çok riskli it's too risky
riskli ve sonucu ağır olabilir the stakes are high
Slang
riskli olarak kabul edilen fakat iyi bir yatırım olarak görülen devlet tahvilleri fallen angels
riskli iş crapshoot
riskli girişim crapshoot
Trade/Economic
riskli yatırım risky investments
riskli değer artış fonları growth fund
riskli iş venture
riskli işlere yatırılan sermaye risk capital
yüksek riskli yatırım fonları hedge funds
riskli girişim venture
riskli yatırımlar risky investments
riskli aktif değerler risk assets
riskli spekülasyon risky speculation
riskli işlere yatırılan sermaye venture capital
riskli spekülasyonlar rash speculations
riskli iş adventure
riskli kredi risky loan
yüksek riskli yatırım a high-risk investment
riskli varlık risky asset
yüksek riskli kurumsal borç high-risk corporate debt
yüksek riskli yatırım fonu hedge fund
Law
riskli teşebbüs venture
Politics
yüksek riskli konut kredisi krizi subprime mortgage crisis
kara paranın aklanmasının önlenmesinde yüksek riskli sektörler anti-money laundering high-risk sectors
Insurance
yüksek riskli yatırım fonları hedge funds
Technical
riskli alan risk area
Computer
riskli yazılım riskware
Medical
yüksek riskli grup high risk group
yüksek riskli operasyonlar high risk operations
düşük riskli operasyonlar low-risk operations
yüksek riskli grup high-risk group
yüksek riskli gebelik high-risk pregnancy
yüksek riskli genetik faktörler high-risk genetic factors
yüksek riskli bebeklerin takibi follow-up of high risk neonates
yüksek riskli bebekler high risk neonates
yüksek riskli hastaların belirlenmesi detection of high risk patients
yüksek riskli gebelik high risk pregnancy
yüksek riskli mikroorganizmalar high risk microorganisms
yüksek riskli gebelikler high risk pregnancies
riskli/kötü sol ventriküler fonksiyon compromised left ventricular function
riskli/kötü sağ ventriküler fonksiyon compromised right ventricular function
düşük riskli göğüs ağrılı hasta low-risk patient with chest pain
yüksek riskli prostat kanseri high risk prostate cancer
yüksek riskli lokalize prostat kanseri high-risk localized prostate cancer
Psychology
riskli grup risk group
riskli olduğunun farkında olarak yapılan davranış/eylem risk-aware consensual kink
riskli olduğunun farkında olarak yapılan davranış/eylem risk-accepted consensual kink
sağlık açısından riskli davranışlar health-compromising behaviors
Pathology
yüksek-riskli gebelik high-risk pregnancy
yüksek-riskli gebelikler high-risk pregnancies
Environment
riskli olarak belirlenen malzemeler specified risk materials
biyolojik riskli temas biologically risky contact