push - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

push

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "push" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 60 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
push v. itelemek
push v. itmek
General
push v. kakmak
push v. ıkınmak
push v. basmak (düğme vb'ne)
push v. yürütmek
push v. uyuşturucu satmak
push v. çaba harcamak
push v. sürmek
push v. dayanmak
push v. sıkıştırmak
push v. zorlamak
push v. saldırmak
push v. bastırmak
push v. birşeyi kabul ettirmeye çalışmak
push v. uğraşmak
push v. baskı yapmak
push v. zorla kabul ettirmek
push v. basmak
push v. itmek
push v. sevk etmek
push v. devam etmek
push v. reklamla satmak
push v. dürtüşmek
push v. merdiven dayamak
push v. yasadışı yoldan (uyuşturucu) satmak
push v. iteklemek
push v. dürtmek
push n. kakış
push n. hücum
push n. sıkışık durum
push n. atak
push n. dürtüş
push n. itiş
push n. topluluk
push n. ihtiyaç
push n. çete
push n. zorlama
push n. torpil
push n. sıkıştırma
push n. kampanya
push n. grup
push n. dürtme
push n. hamle
push n. arka çıkan kimse
push n. zor durum
push n. kitle
push n. sıkıntı
push n. düğme
push n. çaba
push n. gayret
push n. sürme
push n. kakma
push n. itme
Colloquial
push itiniz
Trade/Economic
push bir şeyi sattırmaya çalışmak
Technical
push bastırmak
Computer
push itme
push it
push zorla

Bedeutungen, die der Begriff "push" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 451 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
give somebody the push v. işten atmak
give somebody the push v. kovmak
push a pushchair v. bebek arabası kullanmak
push about v. zorluk çıkarmak
push against v. abanmak
push ahead with v. (ile) ilerlemek
push ahead with v. (ile) ilerlemeye devam etmek
push along v. kaçmak
push along v. gitmek
push along a pushchair v. bebek arabası kullanmak
push and shove v. itip kakmak
push around v. gözünü korkutmak
push around v. kabadayılık etmek
push around v. (birisini) sindirmek
push around v. itip kakmak
push aside v. arka plana atmak
push away v. itip defetmek
push back v. geriye itmek
push back v. geri itmek
push down v. bastırmak
push down v. aşağı itmek
push down one's price v. fiyatını indirmek
push down one's price v. fiyatını düşürmek
push down price v. fiyatı indirmek
push down price v. fiyatı düşürmek
push down the price v. fiyatı (aşağı) çekmek
push down the price v. fiyatı aşağı çekmek
push down the prices v. fiyatları aşağı çekmek
push down the prices v. fiyatları düşürmek
push for v. can atmak
push for v. ısrarla istemek
push for v. şiddetle talep etmek
push for v. arzulamak
push forward v. ilerletmek
push in v. itip içeri sokmak
push in v. iterek sokmak
push into v. sokuşturmak
push into crime/push somebody into a crime v. suça itmek
push off v. satmak
push off v. defolmak
push off v. çekip gitmek
push off v. elden çıkarmak
push on v. çabuklaştırmak
push on v. ilerlemek
push on v. hızlandırmak
push on a rope v. boşa uğraşmak
push one another v. itişmek
push one's luck v. şansını zorlamak
push one's patience v. birinin sabrını zorlamak
push one's personal limits v. sınırlarını zorlamak
push one's way into v. araya sıkışmak
push one's way through v. kalabalığı yararak ilerlemek
push oneself beyond one’s boundaries v. sınırlarını zorlamak
push out v. kovmak
push out v. dışarı itmek
push out v. başından atmak
push paper v. kağıt işlerini halletmek
push paper v. bürokrasiyle uğraşmak
push repeatedly v. itelemek
push roughly v. iteklemek
push somebody for v. zorlamak
push someone v. üstüne gitmek
push someone v. birisini sinirlendirmek
push someone into depression v. depresyona sokmak
push someone out v. bertaraf etmek (birini)
push someone out v. safdışı etmek (birini)
push someone out of v. birini iterek (bir yerden) çıkarmak
push someone’s feet up with one’s hands v. elleriyle birini ayaklarından kaldırarak yukarıya doğru itmek
push someone's button v. birisini sinirlendirmek
push someone's button v. üstüne gitmek
push something into the background v. ikinci plana atmak
push something into the background v. geri plana atmak
push something on someone v. bir şeyi birine zorla kabul ettirmek
push something through v. bir şeyi kabul ettirmek
push something to forefront v. ön plana almak
push something to forefront v. ön plana çıkartmak
push something to forefront v. önplana almak
push the boat out v. kesenin ağzını açmak
push the button v. butona basmak
push the button v. düğmeye basmak
push the limit v. limiti zorlamak
push the limit v. sınırı zorlamak
push the limits v. limitleri zorlamak
push the limits v. şartları zorlamak
push the limits v. sınırlarını zorlamak
push the limits v. sınırları zorlamak
push the prices sky-high v. fiyatları aşırı yükseltmek
push the reservation v. rezervasyonu ileri bir tarihe ertelemek
push to the limits v. sınırları zorlamak
push up v. yukarı sürmek
push up v. artırmak
push up v. yükseltmek (fiyat)
push up v. fiyatları yukarı çekmek
push up v. yükseltmek
push up v. yukarı itmek
push up the cost v. maliyet arttırmak
push up the cost v. maliyet artırmak
push up the cost v. maliyeti yükseltmek
push up the cost v. maliyeti artırmak
pull-push toy n. çekmeli itmeli oyuncak
push bolt n. sürgü
push button n. buton
push button n. basmalı düğme
push button n. basma düğme
push button n. elektrik düğmesi
push button n. zil düğmesi
push button n. basmalı anahtar
push chair n. bebek arabası
push factors n. iten faktörler
push pen n. basmalı kalem
push pin n. raptiye
push rod n. itici mil
push starting n. arabayı iterek çalıştırma
push starting n. arabanın iterek çalıştırılması
push up n. şınav
push-bicycle n. bisiklet
push-bike n. bisiklet
push-button n. tuş
push-button telephone n. tuşlu telefon
push-off n. başlangıç
push-up n. şınav
push-up bra n. göğüsleri alttan destekleyerek dik ve yukarda görünmelerini sağlayan sütyen
push-button adj. basma düğmeli
at a push adv. zor durumda
at a push adv. ihtiyaç halinde
at a push adv. ihtiyaç olursa
at a push adv. zaruret halinde
at a push adv. gerekirse
Phrasals
push (something) back ileri bir tarihe ertelemek
push ahead on something bir şeye devam etmek
push ahead on something bir şeyde ilerlemek
push along gitmek
push along kalkmak
push around emirler yağdırmak
push around itip kakmak
push aside bir yana itmek
push aside bir kenara itmek
push aside kenara itmek
push at ittirmek/itmek
push away geriye itmek/püskürtmek
push away bir kenara itmek
push away bir yana itmek
push away from iterek uzaklaştırmak
push back geri püskürtmek
push backward geriye itmek/püskürtmek
push down on bastırmak
push down on (düğmeye vb) basmak
push down on basmak
push forward ileri itmek
push forward ileriye itmek
push forward dikkat çekmek
push in araya girmek
push in kabaca sözünü kesmek
push into içine doğru itmek
push off çekip gitmek
push off ötelemek
push off basıp gitmek
push off defolmak
push on ahead of önüne doğru itmek
push on with something zorla tamamlamaya/bitirmeye uğraşmak
push or throw away from 'den iterek uzaklaştırmak
push out atmak
push out işten atmak
push out kovmak
push over yıkmak
push over üzmek
push over devirmek
push someone about (birilerini) iteklemek/itip kakmak
push someone about in something iterek götürmek/hareket ettirmek
push someone across something birini bir şeyin karşısına itmek
push someone along iteleye-kakalaya yürütmek
push someone around iterek götürmek/hareket ettirmek
push someone around biriyle uğraşmak
push someone around birinin üzerine gitmek
push someone around (birilerini) iteklemek/itip kakmak
push someone around in something iterek götürmek/hareket ettirmek
push someone to do something birini bir şey yapmaya zorlamak
push someone toward someone or something 'e doğru itmek
push someone up birini yukarı doğru çekmek
push something ahead of someone ilerisine doğru itmek
push something ahead of someone ilerisine itmek
push something through (bir iğneyi kumaştan vb) geçirmek
push something through (bir kararı bir komiteden vb) bir şeyi bir yerden geçirmek
push toward someone or something 'e doğru hareket etmek/ilerlemek
push up on yukarı doğru kaldırmak
Phrases
when it comes to the push sorun ciddileşirse
Colloquial
at a push gerekirse
give the push kovmak
give the push pabucunu eline vermek
give the push defetmek
give the push sepetlemek
give the push yol vermek
give the push kapı dışarı etmek
give the push kapıyı göstermek
push it an hour bir saat ertelemek
push it two hours iki saat ertelemek
push one's way through the crowd kalabalığı yararak ilerlemek
push someone in the mud birini çamura itmek
push someone's buttons damarına basmak
push the button tuşa bas
push the button düğmeye bas
push up the daisies nalları dikmek
push up the daisies ölmek
Idioms
(I) have to push off gitmek zorundayım
(I) have to push off çıkmak zorundayım
get the push işten kovulmak
get the push işine son verilmek
get the push işten atılmak
give someone the push birini işten kovmak
give someone the push birini işten atmak
if push comes to shove en olmadı (öyle yaparız)
if push comes to shove iş o noktaya gelirse
if push comes to shove iş o raddeye gelirse
if push comes to shove bıçak kemiğe dayanırsa
know what buttons to push birini çileden çıkarmak
know what buttons to push avucunun içine almak
know what buttons to push ne söyleyeceğini iyi bilmek
know what buttons to push can damarına basmak
push at an open door kolayca elde etmek/başarmak
push at an open door (geniş destek görerek) kolayca elde etmek
push one’s luck şansını zorlamak
push one's luck şansını zorlamak
push one's nose into burnunu sokmak
push one's nose into karışmak
push past someone or something kalabalığı yararak yürümek/ilerlemek
push past someone or something diğerlerini iterek kendine yol açmak
push past someone or something diğer/öteki insanları iterek/itekleyerek yürümek/ilerlemek
push somebody over the edge delirtmek
push somebody over the edge çileden çıkarmak
push somebody over the edge çıldırtmak
push somebody over the edge çılgınlığa sürüklenmek
push somebody over the edge çıldırma noktasına getirmek
push somebody over the top zirveye taşımak
push somebody's buttons avucunun içine almak
push somebody's buttons can damarına basmak
push somebody's buttons ne söyleyeceğini iyi bilmek
push somebody's buttons birini çileden çıkarmak
push someone to the wall birini köşeye sıkıştırmak
push someone too far birinin üstüne çok gitmek
push someone too far birisine fazla yüklenmek
push someone up against the wall birisini çok zor bir duruma sokmak
push something all the way through bir şeyi sonuna kadar zorlamak
push something off on someone (görevi/işi) başkasının üzerine yıkmak
push something off on someone (görevi/işi) başkasının üstüne yıkmak
push something off on to someone (görevi/işi) başkasının üstüne yıkmak
push something off on to someone (görevi/işi) başkasının üzerine yıkmak
push the boat out savurgan olmak
push the boat out ölçüsüz olmak
push the boat out har vurup harman savurmak
push the boat out kesenin ağzını açmak
push the edge of the envelope sınırları zorlamak
push the envelope sınırları zorlamak
push the guilt under the rug suçluluk hissini hasıraltı etmek
push the panic button paçası tutuşmak
push the panic button etekleri tutuşmak
push the panic button paniğe kapılmak
push the panic button eteği tutuşmak
push the right button doğru olanı yapmak
push the right button doğru adımları atmak
push the right button gerekli şeyleri yapmak
push the right button doğru adımı atmak
push the right button gerekli adımı atmak
push the right buttons doğru olanı yapmak
push the right buttons doğru adımı atmak
when push comes to shove bıçak kemiğe dayanırsa
when push comes to shove en olmadı (öyle yaparız)
when push comes to shove iş o raddeye gelirse
when push comes to shove iş o noktaya gelirse
Speaking
don't push it uzatma artık
don't push it uzatma
don't push it artık uzatma
don't push me beni zorlama
don't push me benim üstüme gelme
don't push your luck şansına fazla güvenme
don't push your luck şansını zorlama
it's time to push along gitme/ayrılma vakti
it's time to push off gitme/ayrılma vakti
push me up beni yukarı it
push the tempo tempoyu yakala
when push comes to shove işler ciddiye binince
when push comes to shove bıçak kemiğe dayandığında
when push comes to shove iş ciddileşince
when push comes to shove işin şakası kalmayınca
Slang
push one's leg birine gaz vermek/birini gazlamak
push up the daisies nalları dikmek
push weight büyük miktarda uyuşturucu satmak ve yakalanmamak
push weight büyük miktarda uyuşturucu almak/satmak
Trade/Economic
big push theory of development kalkınmada büyük itiş teorisi
cost push inflation maliyet enflasyonu
cost-push inflation maliyet itişli enflasyon
cost-push inflation maliyet enflasyonu
cost-push theory of stagflation maliyet itici stagflasyon teorisi
give somebody the push işten atmak
price push fiyat itmesi
push and pull strategy itme çekme stratejisi
push into default temerrüde düşürmek
push strategy itme stratejisi
push strategy tanıtımda itme stratejisi
push up artmak
push up fiyatları yukarı çekmek
push up the rents kiraları yükseltmek (bir bölgedeki)
push up the rents kiraları arttırmak (bir bölgedeki)
sales push satış desteği
wage-push inflation ücret itişi i enflasyon
Politics
push back the frontiers of sınırlarını zorlamak
push factor itici etken
push-off uzaklaştırmak
push-off of boat arrivals tekne ile gelenlerin uzaklaştırılması
Technical
cleared for push-back push-back serbest
emergency exit devices operated by a lever handle or push pad el veya ayakla çalışan acil çıkış kapı tertibatları
emergency push-button imdat butonu
mushroom head push button mantar kafalı buton
push arm itme kolu
push bar conveyor çubuklu konveyör
push block itme bloku
push broom geniş süpürge
push broom uzun saplı süpürge
push button basmalı düğme
push button basmalı buton
push button buton
push button açma düğmesi
push button elektrik düğmesi
push button kit basmalı düğme kiti
push button switch düğme şalter
push fit sıkı geçirme
push frame itme şasisi
push hold itme tutamağı
push operation itme işlemi
push pad itme plakası
push plate itme plakası
push pull cable itip çekerek çift yönlü hareket ileten kablo
push pull control çekme itme kontrolü
push rod supap iteceği
push rod külbütör çubuğu
push rod itme kolu
push rod itici çubuk
push rod itme çubuğu
push rod külbütor çubuğu
push rod end itme kolu ucu
push rod guide supap iteceği kılavuzu
push test light üzerine bastırarak faal olup olmadığı kontrol edilen lamba
push to talk bas-konuş
push type grease gun elle basmalı gres tabancası
push type grease gun elle basmalı gres pompası
push welding bastırma kaynağı
push-button buton
push-button basmalı düğme
push-button control basma butonlu kontrol
push-button dialing tuşlu arama
push-button switch düğme anahtar
push-button switch basma düğmeli anahtar
push-button switch butonlu şalter
push-button switch düğme şalter
push-button valve düğmeli musluk
push-pull itçek
push-pull it-çek
push-pull puşpul
push-pull amplifier puşpul amplifikatör
push-pull connector itmeli çekmeli bağlayıcı
push-pull cylinder itme-çekme silindiri
push-pull microphone puşpul mikrofon
push-pull oscillator puşpul osilatör
push-to-open system basarak açmalı sistem
push-to-open system basıp açmalı sistem
push-to-open system bas-aç sistemi
remote push-pull cable steering system uzaktan çekme-itmeli dümen düzeneği
starter push-button marş düğmesi
valve push rod supap itici
valve push rod valf tiji
valve push rod supap tiji
valve push rod supap itici çubuğu
Computer
front push önden itmeli
panda doing push-ups emoticon şınav çeken panda ifadesi (ironi anlamında)
push button basılabilir düğme
push button basma düğmesi
push button düğme
push down queue son giren ilk çıkar kuyruk
push notification ios, android, windows phone gibi işletim sistemli mobil cihazların kullanıcıya gönderdiği asenkron bildirim ve hatırlatmalar
push notification anında bildirim
push notification anlık bildirim
push operation itme işlemi
push up stack ilk giren ilk çıkar yığıtı
push/pull zorla/iste
push-down queue son giren ilk çıkar kuyruğu
push-front önden itmeli
push-rear arkadan itmeli
rear push arkadan itmeli
Telecom
push technology internette haber güncelleme teknolojisi
push technology itme teknolojisi
push-to-type operation tuşa basarak çalışma
virtual push button sanal düğme
Electric
bell push elektrik zili düğmesi
push-button switch basma düğmeli anahtar
push-pull itçek
push-pull amplifier itçek yükselteç
Mechanic
push threading içe doğru vida açma
Construction
push dozer itici buldozer
push or hammer sampler itmeli ya da darbeli numune alıcı
push or hammer sampler karot alıcı
push plate kapı itme levhası
Automotive
brake push rod baskı çubuğu
fuel pump push rod yakıt pompası itici çubuğu
inner push rod iç itici rod
master cylinder push rod ana merkez silindir itici çubuğu
outer push rod dış itici rod
pedal push rod pedal itici çubuğu
push rod itme çubuğu
push rod baskı pimi
push rod supap iticisi
push rod itici mil
push rod itici çubuk
push rod supap itici çubuğu
push rod adjusting screw itici rod ayar vidası
push rod clearance itici rod boşluğu
push rod play itici çubuk boşluğu
push rod sroke itme rodu stroku
servo push rod servo itici çubuğu
valve push rod supap itici çubuğu
Traffic
push starting arabanın itilerek veya yokuş aşağı bir yolda serbest bırakılarak çalıştırılması
push starting arabayı vurdurma
push starting (arabayı) vurdurarak çalıştırma
push starting (arabayı) vurdurarak çalıştırmak
push starting arabayı vurdurmak
Railway
push-off bası montajı
Aeronautic
cleared for push back push back serbest
general purpose push-pull genel maksatlı puş-pul
nose-in/push out burnu içeride/dışarı çekilen
push back uçağın geriye itilmesi
push back uçağın yerde çekilmesi
push back car uçak itme arabası
push-back maneuveure geri itme manevrası
push-out dışarı çekilen
Marine
ceiling push-off tavandan itiş
push boat itme botu
push off avara etmek
push off (kayık) avara etmek
push-tow çekme-yedekleme
to push off avara etmek
Medical
intravenous push intravenöz puşe
push-pull production system itme çekme sistemi
Psychology
total-push therapy tam itme terapisi
Places
la push washington eyaletinde şehir
Sport
do push-ups şınav çekmek
push off itme
push pass topu iterek pas verme
push the ball topu itme
push up şınav çekmek
push-up şınav çekmek
push-up şınav
Basketball
push up topu çok hızlı şekilde hücum sahasına getirmek
Music
pull-push bas-çek