push - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

push

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "push" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 62 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
push v. itelemek
push v. itmek
General
push v. kakmak
push v. birşeyi kabul ettirmeye çalışmak
push v. uğraşmak
push v. baskı yapmak
push v. zorlamak
push v. saldırmak
push v. dürtmek
push v. reklamla satmak
push v. dürtüşmek
push v. merdiven dayamak
push v. yasadışı yoldan (uyuşturucu) satmak
push v. sevk etmek
push v. devam etmek
push v. uyuşturucu satmak
push v. çaba harcamak
push v. sürmek
push v. zorla kabul ettirmek
push v. basmak (düğme vb'ne)
push v. yürütmek
push v. dayanmak
push v. sıkıştırmak
push v. itmek
push v. basmak
push v. bastırmak
push v. iteklemek
push v. ıkınmak
push n. topluluk
push n. ihtiyaç
push n. çete
push n. zorlama
push n. torpil
push n. kampanya
push n. grup
push n. hücum
push n. sıkışık durum
push n. atak
push n. dürtüş
push n. kakış
push n. sıkıştırma
push n. arka çıkan kimse
push n. gayret
push n. sürme
push n. zor durum
push n. kitle
push n. sıkıntı
push n. düğme
push n. çaba
push n. hamle
push n. kakma
push n. itme
push n. itiş
push n. dürtme
Colloquial
push expr. itiniz
Trade/Economic
push v. bir şeyi sattırmaya çalışmak
Technical
push v. bastırmak
Computer
push n. itme
push expr. it
push expr. zorla
Automotive
push v. itmek
push v. önden kaymak

Sens de "push" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Anglais Turc
General
push something on someone v. bir şeyi birine zorla kabul ettirmek
push off v. defolmak
push for v. ısrarla istemek
push and shove v. itip kakmak
push one another v. itişmek
push up v. yukarı sürmek
push somebody for v. zorlamak
push down v. bastırmak
push in v. itip içeri sokmak
push down v. aşağı itmek
push off v. çekip gitmek
push off v. elden çıkarmak
push the boat out v. kesenin ağzını açmak
push into v. sokuşturmak
push up v. artırmak
push for v. şiddetle talep etmek
push against v. abanmak
push something through v. bir şeyi kabul ettirmek
push on v. ilerlemek
push someone out of v. birini iterek (bir yerden) çıkarmak
push repeatedly v. itelemek
push about v. zorluk çıkarmak
push around v. itip kakmak
push roughly v. iteklemek
push forward v. ilerletmek
push one's luck v. şansını zorlamak
push up v. yükseltmek
push someone out v. safdışı etmek (birini)
push someone out v. bertaraf etmek (birini)
push away v. itip defetmek
push back v. geriye itmek
push out v. dışarı itmek
push off v. satmak
push one's way into v. araya sıkışmak
give somebody the push v. kovmak
give somebody the push v. işten atmak
push someone into depression v. depresyona sokmak
push the limit v. limiti zorlamak
push down one's price v. fiyatını düşürmek
push down one's price v. fiyatını indirmek
push something to forefront v. ön plana çıkartmak
push down price v. fiyatı düşürmek
push down price v. fiyatı indirmek
push up v. yükseltmek (fiyat)
push up v. yukarı itmek
push up v. fiyatları yukarı çekmek
push the limits v. sınırlarını zorlamak
push up the cost v. maliyeti yükseltmek
push the limits v. şartları zorlamak
push down the prices v. fiyatları düşürmek
push down the prices v. fiyatları aşağı çekmek
push up the cost v. maliyet arttırmak
push up the cost v. maliyet artırmak
push down the price v. fiyatı aşağı çekmek
push back v. geri itmek
push on a rope v. boşa uğraşmak
push up the cost v. maliyeti artırmak
push something to forefront v. ön plana almak
push something to forefront v. önplana almak
push the button v. düğmeye basmak
push the button v. butona basmak
push the limit v. sınırı zorlamak
push along a pushchair v. bebek arabası kullanmak
push a pushchair v. bebek arabası kullanmak
push aside v. arka plana atmak
push the limits v. sınırları zorlamak
push down the price v. fiyatı (aşağı) çekmek
push out v. kovmak
push in v. iterek sokmak
push along v. gitmek
push for v. can atmak
push out v. başından atmak
push for v. arzulamak
push along v. kaçmak
push the limits v. limitleri zorlamak
push one's way through v. kalabalığı yararak ilerlemek
push ahead with v. (ile) ilerlemeye devam etmek
push ahead with v. (ile) ilerlemek
push on v. çabuklaştırmak
push on v. hızlandırmak
push someone v. üstüne gitmek
push someone's button v. birisini sinirlendirmek
push someone v. birisini sinirlendirmek
push someone's button v. üstüne gitmek
push around v. kabadayılık etmek
push around v. (birisini) sindirmek
push around v. gözünü korkutmak
push something into the background v. geri plana atmak
push something into the background v. ikinci plana atmak
push oneself beyond one’s boundaries v. sınırlarını zorlamak
push someone’s feet up with one’s hands v. elleriyle birini ayaklarından kaldırarak yukarıya doğru itmek
push paper v. kağıt işlerini halletmek
push paper v. bürokrasiyle uğraşmak
push one's personal limits v. sınırlarını zorlamak
push the prices sky-high v. fiyatları aşırı yükseltmek
push one's patience v. birinin sabrını zorlamak
push to the limits v. sınırları zorlamak
push into crime/push somebody into a crime v. suça itmek
push the reservation v. rezervasyonu ileri bir tarihe ertelemek
push factors n. iten faktörler
push up n. şınav
push chair n. bebek arabası
push rod n. itici mil
push-off n. başlangıç
push-up n. şınav
push-bicycle n. bisiklet
push-up bra n. göğüsleri alttan destekleyerek dik ve yukarda görünmelerini sağlayan sütyen
push-button n. tuş
push-bike n. bisiklet
push button n. basma düğme
push bolt n. sürgü
push-button telephone n. tuşlu telefon
push button n. elektrik düğmesi
push button n. buton
push button n. basmalı düğme
push button n. basmalı anahtar
push pen n. basmalı kalem
push button n. zil düğmesi
push pin n. raptiye
push starting n. arabanın iterek çalıştırılması
push starting n. arabayı iterek çalıştırma
pull-push toy n. çekmeli itmeli oyuncak
push-button adj. basma düğmeli
at a push adv. zaruret halinde
at a push adv. ihtiyaç olursa
at a push adv. gerekirse
at a push adv. zor durumda
at a push adv. ihtiyaç halinde
Phrasals
push forward v. içeriye paldır küldür girmek
push down v. iterek devirmek
push on v. acele etmek
push on v. birisini ileri doğru hareket etmesi için cesaretlendirmek
push down v. tıkıştırmak
push on v. öne çıkarmak
push on v. devam etmek
push in v. araya girmek
push out v. atmak
push ahead on something v. bir şeye devam etmek
push someone up v. birini yukarı doğru çekmek
push someone around v. birinin üzerine gitmek
push away v. bir yana itmek
push away v. bir kenara itmek
push someone to do something v. birini bir şey yapmaya zorlamak
push off v. basıp gitmek
push someone around v. biriyle uğraşmak
push down on v. basmak
push down on v. bastırmak
push aside v. bir yana itmek
push someone across something v. birini bir şeyin karşısına itmek
push aside v. bir kenara itmek
push ahead on something v. bir şeyde ilerlemek
push forward v. dikkat çekmek
push off v. çekip gitmek
push off v. defolmak
push over v. devirmek
push around v. emirler yağdırmak
push along v. gitmek
push backward v. geriye itmek/püskürtmek
push back v. geri püskürtmek
push away v. geriye itmek/püskürtmek
push at v. ittirmek/itmek
push out v. işten atmak
push someone along v. iteleye-kakalaya yürütmek
push into v. içine doğru itmek
push away from v. iterek uzaklaştırmak
push someone around in something v. iterek götürmek/hareket ettirmek
push something ahead of someone v. ilerisine doğru itmek
push someone around v. iterek götürmek/hareket ettirmek
push someone about in something v. iterek götürmek/hareket ettirmek
push around v. itip kakmak
push forward v. ileriye itmek
push forward v. ileri itmek
push something ahead of someone v. ilerisine itmek
push (something) back v. ileri bir tarihe ertelemek
push on ahead of v. önüne doğru itmek
push along v. kalkmak
push aside v. kenara itmek
push in v. kabaca sözünü kesmek
push off v. ötelemek
push out v. kovmak
push something through v. (bir iğneyi kumaştan vb) geçirmek
push on with something v. zorla tamamlamaya/bitirmeye uğraşmak
push up on v. yukarı doğru kaldırmak
push something through v. (bir kararı bir komiteden vb) bir şeyi bir yerden geçirmek
push over v. yıkmak
push down on v. (düğmeye vb) basmak
push someone around v. (birilerini) iteklemek/itip kakmak
push someone toward someone or something v. 'e doğru itmek
push over v. üzmek
push toward someone or something v. 'e doğru hareket etmek/ilerlemek
push or throw away from v. 'den iterek uzaklaştırmak
push someone about v. (birilerini) iteklemek/itip kakmak
push (someone or something) off v. (birini/bir şeyi) uzaklaştırmak
push (someone or something) off v. (birini/bir şeyi) itmek
push forward v. birini veya bir şeyi itmek
push forward v. birini veya bir şeyi öne itmek
push forward v. birini veya bir şeyi ileri itmek
push forward v. zor da olsa ilerlemeye devam etmek
push forward v. zar zor ilerlemek
push forward v. güçlükle de olsa ilerlemek
push forward v. zorluklara, güçlüklere rağmen ilerlemek
push forward v. ilerlemeye gayret göstermek
push forward v. bir gayret ilerlemeye devam etmek
push forward v. kendini ilerlemeye/devam etmeye zorlamak
push forward v. her şeye rağmen devam etmek
push forward v. tüm problemlere, zorluklara rağmen ileri gitmek
push forward v. zorluklara rağmen gelişme göstermek
push forward v. zor da olsa ilerlemek/devam etmek
push forward v. inatla devam etmek/ilerlemek
push forward v. üstüne gitmek
push forward v. yılmadan devam etmek/ilerlemek
push forward v. bir şeyin zamanını öne almak/çekmek
push forward v. bir şeyin tarihini öne almak/çekmek
push forward v. bir şeyi daha yakın bir zamana/tarihe almak
push forward v. bir şeyi daha yakın bir zamana/tarihe çekmek
push forward v. bir şeyi daha erken bir zamana/tarihe almak
push forward v. bir şeyi daha erken bir zamana/tarihe çekmek
push forward v. itmek
push forward v. öne/ileri itmek
push forward v. zorluklara, engellere rağmen ilerlemek
push forward v. zorluklara, engellere rağmen devam etmek
push forward v. zor da olsa ilerlemeye devam etmek
push forward v. zar zor ilerlemek
push forward v. güçlükle de olsa ilerlemek
push forward v. zorluklara, güçlüklere rağmen ilerlemek
push forward v. ilerlemeye gayret göstermek
push forward v. bir gayret ilerlemeye devam etmek
push forward v. kendini ilerlemeye/devam etmeye zorlamak
push forward v. her şeye rağmen devam etmek
push forward v. tüm problemlere, zorluklara rağmen ileri gitmek
push forward v. zorluklara rağmen gelişme göstermek
push forward v. zor da olsa ilerlemek/devam etmek
push forward v. inatla devam etmek/ilerlemek
push forward v. üstüne gitmek
push forward v. yılmadan devam etmek/ilerlemek
push forward v. bir şeyin zamanını öne almak/çekmek
push forward v. bir şeyin tarihini öne almak/çekmek
push forward v. bir şeyi daha yakın bir zamana/tarihe almak
push forward v. bir şeyi daha yakın bir zamana/tarihe çekmek
push forward v. bir şeyi daha erken bir zamana/tarihe almak
push forward v. bir şeyi daha erken bir zamana/tarihe çekmek
push forward v. iki ileri bir geri
push forward v. iki adım ileri bir adım geri
push forward v. süreçte engellerle karşılaşarak ilerleme
push forward v. ilerleme kaydetmişken bir nedenle tekrar bir miktar gerileme
push forward v. süreçte aksiliklerle/tersliklerle karşılaşarak ilerleme
push forward v. sürecin sekteye uğraması
push forward v. süreçte aksaklıklar yaşama
push against v. -e yapıştırmak
push against v. '-e bastırmak
push against v. '-e sıkıştırmak
push against v. '-e dayamak
push back v. ileri bir zamana atmak
push back v. ileri bir tarihe ertelemek
push back v. geciktirmek
push back v. ötelemek
push back v. ertelemek
push back v. direnmek
push back v. karşı çıkmak/koymak
push back v. başkaldırmak
push back v. protesto etmek
push back v. itiraz etmek
push back v. isyan etmek
push off on v. -e kakalamak
push off on v. '-e ittirmek
push off on v. üstüne yıkmak
push off on v. üstüne atmak
push to v. -e itmek
push to v. '-e ittirmek
push to v. itip kapatmak
push to v. bastırıp kapatmak
push to v. bir şey yapmaya/harekete geçmeye itmek
push to v. harekete geçmek/bir şey yapmak zorunda bırakmak
push something to v. bir şeyi kapamak
push something to v. bir şeyi itip kapamak
push something to v. bir şeyi ittirmek
push up against v. sürekli baskı uygulamak
push up against v. sürekli ittirmek
push up against v. birini/bir şeyi bir şeye bastırmak
push up against v. birini/bir şeyi bir şeye yapıştırmak
push up against v. birini/bir şeyi bir şeye dayamak
push toward v. -e doğru ilerlemek/hareket etmek
push toward v. '-e doğru zar zor ilerlemek
push toward v. birini/bir şeyi birine/bir şeye doğru itmek
push toward v. -e doğru ilerleme kaydetmek
push toward v. '-e yolunda aşama kaydetmek
push toward v. -e teşvik etmek
push toward v. konusunda baskı yapmak
push toward v. '-e zorlamak
push toward v. '-e mecbur bırakmak
push toward v. birini/bir şeyi bir amaca doğru ilerletmek
push toward v. birini/bir şeyi bir sonuca doğru ilerletmek
push toward v. birini/bir şeyi bir amaca yaklaştırmak
push toward v. birini/bir şeyi bir sonuca yaklaştırmak
push toward v. birini/bir şeyi bir amaca itmek
push toward v. birini/bir şeyi bir sonuca itmek
push up on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) yükseltmek
push up on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) yukarı doğru itmek
push up on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) yukarı doğru kaldırmak
push by v. itip geçmek
push by v. itip kendine yol açmak
push by v. iterek geçmek
push (something) into (something) v. (bir şeyi bir şeyin) içine itmek
push (something) into (something) v. (bir şeyi bir şeyin) içine iterek sokmak
push (something) into (something) v. (bir şeyi bir şeyin) içine bastırarak sokmak
push (something) into (something) v. (birini) zorla (bir şeyin) içine itmek
push (something) into (something) v. (birini bir şey) yapmaya zorlamak
push (someone or something) under (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyin) altına itmek
push (someone or something) under (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyin) altına iterek sokmak
push (someone or something) under (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyin) altına sürmek/getirmek
push (someone or something) under (something) v. (birini/bir şeyi bir şeye) batırmak
push (someone or something) under (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyin) altına sokmak
push (someone or something) under (something) v. (birini/bir şeyi bir şeye) daldırmak
push (someone or something) under (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine/altına bastırmak
push (someone or something) under (something) v. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine/altına bastırarak sokmak
push (someone or something) under (something) v. (birini/bir şeyi) hareket halindeki bir aracın altına/önüne itmek
push (someone or something) under (something) v. (birini/bir şeyi) hareket halindeki bir aracın önüne/altına atmak
push (someone or something) under (something) v. bir duyguyu bir şeyin altına itmek
push (someone or something) under (something) v. bir duyguyu bir şeyin altında bastırmak
push (someone or something) under (something) v. bir duyguyu bir şeyin altına iterek gizlemek/bastırmak
push (someone or something) under (something) v. bir duyguyu bir şeyin altında gizlemek/baskılamak
push together v. yan yana getirmek
push together v. iterek bir araya getirmek
push together v. tesadüfen bir araya getirmek/karşılaştırmak
push together v. şans eseri birleştirmek/karşılaştırmak
Phrases
when it comes to the push expr. sorun ciddileşirse
Colloquial
push it an hour v. bir saat ertelemek
push someone in the mud v. birini çamura itmek
give the push v. defetmek
push someone's buttons v. damarına basmak
push it two hours v. iki saat ertelemek
push up the daisies v. nalları dikmek
push one's way through the crowd v. kalabalığı yararak ilerlemek
give the push v. kovmak
push up the daisies v. ölmek
give the push v. kapı dışarı etmek
give the push v. kapıyı göstermek
give the push v. pabucunu eline vermek
give the push v. sepetlemek
give the push v. yol vermek
get the push [uk] v. terk edilmek
get the push [uk] v. bırakılmak
get the push [uk] v. yol verilmek
get the push [uk] v. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine zorla itmek
get the push [uk] v. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine zorla iterek sokmak
get the push [uk] v. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine zorla bastırarak sokmak
push the button expr. düğmeye bas
at a push expr. gerekirse
push the button expr. tuşa bas
Idioms
push (one's) weight around v. ağırlığını göstermek
push (one's) weight around v. ağırlığını koymak
push (one's) weight around v. ağırlığını hissettirmek
push (one's) buttons v. sinirini zıplatmak
push (one's) buttons v. sinirini oynatmak
push (one's) buttons v. sinirini altüst etmek
push (one's) buttons v. sinirlerini bozmak/germek
push (one's) buttons v. sinirine dokunmak
push (one's) buttons v. beni benden almak
push (one's) buttons v. eritmek
push (one's) buttons v. seksi gelmek
push (one's) buttons v. cinsel istek uyandırmak
push back the clock v. zamanı geriye sarmak
push back the clock v. geçmişe dönmek
push back the clock v. geçmişteki belli bir dönemi canlandırmak
push (one's) weight about v. ağırlığını koymak
push (one's) weight about v. otoritesini konuşturmak
push (one's) weight about v. ağırlığını hissettirmek
know what buttons to push v. avucunun içine almak
push somebody's buttons v. avucunun içine almak
push someone too far v. birinin üstüne çok gitmek
push someone to the wall v. birini köşeye sıkıştırmak
push someone up against the wall v. birisini çok zor bir duruma sokmak
know what buttons to push v. birini çileden çıkarmak
push something all the way through v. bir şeyi sonuna kadar zorlamak
give someone the push v. birini işten kovmak
give someone the push v. birini işten atmak
push one's nose into v. burnunu sokmak
push somebody's buttons v. birini çileden çıkarmak
push someone too far v. birisine fazla yüklenmek
push somebody over the edge v. çıldırma noktasına getirmek
push somebody over the edge v. çılgınlığa sürüklenmek
push somebody over the edge v. çıldırtmak
push the right buttons v. doğru olanı yapmak
push past someone or something v. diğerlerini iterek kendine yol açmak
push the right button v. doğru adımları atmak
push past someone or something v. diğer/öteki insanları iterek/itekleyerek yürümek/ilerlemek
push the right button v. doğru adımı atmak
push somebody over the edge v. delirtmek
push somebody over the edge v. çileden çıkarmak
push the right buttons v. doğru adımı atmak
know what buttons to push v. can damarına basmak
push the right button v. doğru olanı yapmak
push somebody's buttons v. can damarına basmak
push the panic button v. etekleri tutuşmak
push the right button v. gerekli adımı atmak
push the boat out v. har vurup harman savurmak
push the right button v. gerekli şeyleri yapmak
push the panic button v. eteği tutuşmak
get the push v. işten kovulmak
get the push v. işine son verilmek
get the push v. işten atılmak
push the boat out v. kesenin ağzını açmak
push at an open door v. kolayca elde etmek/başarmak
push the boat out v. ölçüsüz olmak
push somebody's buttons v. ne söyleyeceğini iyi bilmek
push past someone or something v. kalabalığı yararak yürümek/ilerlemek
push one's nose into v. karışmak
know what buttons to push v. ne söyleyeceğini iyi bilmek
push the panic button v. paniğe kapılmak
push the edge of the envelope v. sınırları zorlamak
push one's luck v. şansını zorlamak
push the boat out v. savurgan olmak
push the panic button v. paçası tutuşmak
push the envelope v. sınırları zorlamak
push the guilt under the rug v. suçluluk hissini hasıraltı etmek
push one’s luck v. şansını zorlamak
push somebody over the top v. zirveye taşımak
push something off on to someone v. (görevi/işi) başkasının üstüne yıkmak
push something off on someone v. (görevi/işi) başkasının üzerine yıkmak
push something off on someone v. (görevi/işi) başkasının üstüne yıkmak
push at an open door v. (geniş destek görerek) kolayca elde etmek
push something off on to someone v. (görevi/işi) başkasının üzerine yıkmak
push (someone or something) off (of) (someone, something, or oneself) v. (birini/bir şeyi birinden, bir şeyden, kendinden) uzaklaştırmak
push (someone or something) off (of) (someone, something, or oneself) v. (birini/bir şeyi birinden, bir şeyden kendinden) uzağa itmek
push back the clock v. zamanda geriye gitmek
push back the clock v. eski zamanlara dönmek
push back the clock v. geçmişte belli bir zamanı canlandırmak
push (something) to the back of (one's) mind v. (bir şeyi) aklından çıkarmak
push (something) to the back of (one's) mind v. (bir şeyi) aklının köşesinden bile geçirmemek
push (something) to the back of (one's) mind v. (bir şeye) takılmamak
push (something) to the back of (one's) mind v. (bir şeyi) aklının bir köşesine itmek
when push comes to shove n. bıçak kemiğe dayanırsa
if push comes to shove n. bıçak kemiğe dayanırsa
push money n. prim
push money n. çalışanları satışa teşvik etmek için ödenen para
push money n. bonus olarak ödenen para
push money n. agresif satış yapmaya teşvik etmek için satış elemanına ödenen ekstra ücret
(I) have to push off expr. çıkmak zorundayım
when push comes to shove expr. en olmadı (öyle yaparız)
if push comes to shove expr. en olmadı (öyle yaparız)
(I) have to push off expr. gitmek zorundayım
if push comes to shove expr. iş o raddeye gelirse
when push comes to shove expr. iş o noktaya gelirse
if push comes to shove expr. iş o noktaya gelirse
when push comes to shove expr. iş o raddeye gelirse
too posh to push expr. normal doğumun acısına katlanmak istemeyip sezaryen yapmayı tercih eden
too posh to push expr. sezaryenle doğurmayı tercih eden
too posh to push expr. ıkınmak için fazla havalı/sosyetik/zengin
Speaking
push me up n. beni yukarı it
don't push it expr. artık uzatma
when push comes to shove expr. bıçak kemiğe dayandığında
don't push me expr. beni zorlama
don't push me expr. benim üstüme gelme
it's time to push along expr. gitme/ayrılma vakti
it's time to push off expr. gitme/ayrılma vakti
when push comes to shove expr. işler ciddiye binince
when push comes to shove expr. işin şakası kalmayınca
when push comes to shove expr. iş ciddileşince
don't push your luck expr. şansına fazla güvenme
don't push your luck expr. şansını zorlama
push the tempo expr. tempoyu yakala
don't push it expr. uzatma
don't push it expr. uzatma artık
Trade/Economic
push up v. artmak
push up v. fiyatları yukarı çekmek
give somebody the push v. işten atmak
push into default v. temerrüde düşürmek
price push n. fiyat itmesi
push strategy n. itme stratejisi
push and pull strategy n. itme çekme stratejisi
big push theory of development n. kalkınmada büyük itiş teorisi
push up the rents n. kiraları arttırmak (bir bölgedeki)
push up the rents n. kiraları yükseltmek (bir bölgedeki)
cost-push inflation n. maliyet itişli enflasyon
cost-push inflation n. maliyet enflasyonu
cost-push theory of stagflation n. maliyet itici stagflasyon teorisi
cost push inflation n. maliyet enflasyonu
sales push n. satış desteği
push strategy n. tanıtımda itme stratejisi
wage-push inflation n. ücret itişli enflasyon
Politics
push back the frontiers of v. sınırlarını zorlamak
push-off v. uzaklaştırmak
push factor n. itici etken
push-off of boat arrivals n. tekne ile gelenlerin uzaklaştırılması
Advertising
push advertising n. kalabalık kitleye yönelik olan her tür reklam
bed push n. tekerlekli bir yatağın sokakta itildiği bağış toplama etkinliği
Technical
push key n. kilidi döndürme hareketinden ziyade içe doğru ittirme ile açan anahtar
push button n. açma düğmesi
push-button control n. basma butonlu kontrol
push welding n. bastırma kaynağı
push-to-open system n. basarak açmalı sistem
push-to-open system n. basıp açmalı sistem
push-to-open system n. bas-aç sistemi
push-button switch n. basma düğmeli anahtar
push button n. basmalı düğme
push button kit n. basmalı düğme kiti
push-button n. basmalı düğme
push button n. basmalı buton
push-button n. buton
push-button switch n. butonlu şalter