sıkıntı - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

sıkıntı



Sens de "sıkıntı" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 95 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
sıkıntı distress n.
sıkıntı nuisance n.
sıkıntı boredom n.
sıkıntı bother n.
General
sıkıntı grayness n.
sıkıntı labor n.
sıkıntı doldrums n.
sıkıntı penury n.
sıkıntı famine n.
sıkıntı pressure n.
sıkıntı depression n.
sıkıntı willies n.
sıkıntı grievance n.
sıkıntı embarrassment n.
sıkıntı bother n.
sıkıntı dire straits n.
sıkıntı gloominess n.
sıkıntı groan n.
sıkıntı disturbance n.
sıkıntı gloom n.
sıkıntı gripe n.
sıkıntı toil n.
sıkıntı saturninity n.
sıkıntı dolefulness n.
sıkıntı botheration n.
sıkıntı tribulation n.
sıkıntı strait n.
sıkıntı want n.
sıkıntı draft n.
sıkıntı pinch n.
sıkıntı fear n.
sıkıntı load n.
sıkıntı uneasyness n.
sıkıntı pill n.
sıkıntı agitation n.
sıkıntı shortage n.
sıkıntı boredom n.
sıkıntı infliction n.
sıkıntı oppression n.
sıkıntı fret n.
sıkıntı rock n.
sıkıntı scrape n.
sıkıntı toils n.
sıkıntı hardship n.
sıkıntı weight n.
sıkıntı discomfort n.
sıkıntı greyness n.
sıkıntı uneasiness n.
sıkıntı worry n.
sıkıntı adversity n.
sıkıntı harassment n.
sıkıntı trouble n.
sıkıntı the megrims n.
sıkıntı megrims n.
sıkıntı pip n.
sıkıntı tedium n.
sıkıntı annoyance n.
sıkıntı mope n.
sıkıntı vexation n.
sıkıntı mopes n.
sıkıntı plummet n.
sıkıntı privation n.
sıkıntı onerousness n.
sıkıntı straits n.
sıkıntı agitate n.
sıkıntı dullness n.
sıkıntı inconvenience n.
sıkıntı difficulty n.
sıkıntı rigour n.
sıkıntı incubus n.
sıkıntı bore n.
sıkıntı anxiety n.
sıkıntı rigor n.
sıkıntı constraint n.
sıkıntı push n.
sıkıntı stringency n.
sıkıntı stress n.
sıkıntı discommodity n.
sıkıntı tracasserie n.
sıkıntı heebie-jeebies n.
sıkıntı burden n.
sıkıntı angst n.
sıkıntı inconveniency n.
sıkıntı trial n.
sıkıntı labour n.
sıkıntı pain n.
sıkıntı troubled adj.
Idioms
sıkıntı a rough ride
sıkıntı a bumpy ride
Trade/Economic
sıkıntı shortage
sıkıntı crunch
Law
sıkıntı distress
Psychology
sıkıntı anxiety
British Slang
sıkıntı hang-up
sıkıntı sticky wicket

Sens de "sıkıntı" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 145 résultat(s)

Turc Anglais
General
sıkıntı vermek persecute v.
sıkıntı çekmek suffer v.
sıkıntı vermek gripe v.
sıkıntı vermek bother v.
sıkıntı vermek burden v.
sıkıntı vermek embarrass v.
sıkıntı vermek put somebody to inconvenience v.
sıkıntı vermek make a draft on v.
sıkıntı çektirmek burden v.
geçirmek (hastalık/sıkıntı vb'ni) go through v.
sıkıntı vermek oppress v.
sıkıntı vermek incommode v.
sıkıntı vermek discomfort v.
çok sıkıntı çekmek lead a dog's life v.
sıkıntı çekmek have troubles v.
keder sıkıntı vb'ni çekmek experience v.
sıkıntı vermek clog v.
sıkıntı çektirmek irk v.
çekmek (sıkıntı) undergo v.
sıkıntı vermek afflict v.
sıkıntı vermek distress v.
sıkıntı vermek pester v.
sıkıntı vermek irk v.
sıkıntı vermek annoy v.
sıkıntı vermek beset v.
sıkıntı vermek chevy v.
sıkıntı vermek inconvenience v.
müşteriye sıkıntı vermek hassle v.
(sıkıntı) çekmek undergo v.
sıkıntı yaratmak cause trouble v.
sıkıntı vermek worry v.
sıkıntı çekmek (maddi yönden) be financially straitened v.
sıkıntı çekmek have difficulty v.
sıkıntı çekmek experience difficulty v.
maddi sıkıntı içinde olmak be in financial difficulties v.
maddi sıkıntı çekmek be in financial difficulties v.
maddi sıkıntı içinde olmak hard put v.
sıkıntı yaratmak cause distress v.
çok sıkıntı çekmek have a bad time v.
sıkıntı yaşamak have difficulty v.
sıkıntı yaşamak experience difficulty v.
sıkıntı yaşamak have trouble v.
sıkıntı vermek trouble v.
sıkıntı vermeye başlamak become annoying v.
sıkıntı vermek put a strain v.
sıkıntı/sorun yaşamak go through a trouble v.
finansal sıkıntı içinde olmak be in financial difficulty v.
mali sıkıntı çekmek be in financial difficulty v.
maddi sıkıntı çekmek be in financial difficulty v.
ekonomik sıkıntı çekmek be in financial difficulty v.
ekonomik sıkıntı çekmek be in financial difficulties v.
sıkıntı çekmek anguish v.
sıkıntı çektirmek anguish v.
sıkıntı vermek anguish v.
(sıkıntı/der/bela) savuşturmak abate v.
sıkıntı yer dullsville n.
sıkıntı verme gripping n.
mali sıkıntı financial difficulty n.
aşırı sıkıntı heebie jeebies n.
sıkıntı veren şey inconvenience n.
sıkıntı sebebi grievance n.
sıkıntı veren şey cloud n.
insana çok sıkıntı çektiren iş ordeal n.
sıkıntı verme gripe n.
büyük sıkıntı tribulation n.
sıkıntı veren şey annoyance n.
loş ve sıkıntı verici olma durumu dismalness n.
başkalarına sıkıntı verme durumu pestiferousness n.
sıkıntı yaratan konu a bone to pick n.
başkalarına zarar veya sıkıntı veren şey nuisance n.
maddi sıkıntı financial problem n.
maddi sıkıntı financial difficulty n.
maddi sıkıntı financial trouble n.
finansal sıkıntı financial difficulty n.
sıkıntı kaynağı annoyance n.
sıkıntı veren şey nuisance n.
sıkıntı veren kimse nuisance n.
sıkıntı verme annoying n.
sıkıntı çıkaran kişi afflicter n.
sıkıntı veren obtrusive adj.
başkalarına sıkıntı veren pestiferous adj.
sıkıntı veren annoying adj.
sıkıntı verici draggy adj.
loş ve sıkıntı verici dismal adj.
sıkıntı yaratan nettlesome adj.
sıkıntı verici nettlesome adj.
sıkıntı veren unsettling adj.
bayat ve sıkıntı veren banal adj.
sıkıntı vermeyerek unobtrusively adv.
sıkıntı vermeden unfazedly adv.
sıkıntı verici bir şekilde depressingly adv.
sıkıntı vererek obtrusively adv.
sıkıntı verici şekilde worrisomely adv.
azaltılabilir sıkıntı abatable nuisance
Phrasals
sıkıntı vermek brown off
(sıkıntı/üzüntü vb) çökmek flood over a person
(sıkıntı/üzüntü vb) çökmek wash over someone
birine sıkıntı vermek yank someone around
Phrases
sıkıntı verir surette with a heavy hand
Proverb
sıkıntı/zorluk/cefaya katlanmadan rahatlık olmaz there is no pleasure without pain
(üzülme/dert etme) herkes payına düşeni yaşar/herkes sıkıntı yaşar you have to eat a peck of dirt before you die
Colloquial
sıkıntı veren tip a wet blanket
sıkıntı veren spoilsport
sıkıntı veren killjoy
sıkıntı veren party pooper
sıkıntı vermek worry to death
sıkıntı yapmak trouble one's head about something
sıkıntı yapmak bother one's head about something
bilgiçlik taslayan bir ifadeyle konuşup karşısındakine sıkıntı vermek chop logic
bir dolu sıkıntı a peck of troubles
bir yığın sıkıntı a peck of troubles
benim için sıkıntı değil I don't have a problem with that
Idioms
sıkıntı ve güçlükler trials and tribulations
çok sıkıntı çekmek be hard up
birisini ilgilendiren bir sıkıntı olmamak no skin off someone's back
birisini ilgilendiren bir sıkıntı olmamak no skin off someone's nose
birisini ilgilendiren bir sıkıntı olmamak no skin off someone's teeth
sıkıntı içinde olmak be on the rack
maddi sıkıntı içerisinde financially embarrassed
birine sıkıntı vermek give somebody grief
birine sıkıntı vermek gripe one's soul
sıkıntı vermek give somebody a rough time
içini sıkıntı basmak somebody's heart sinks
sıkıntı şurada ki there's the rub
sıkıntı şurada ki therein lies the rub
birine sıkıntı vermek give someone a bad time
birine sıkıntı vermek give someone a hard time
birine sıkıntı vermek give someone a rough time
ekonomik sıkıntı çekmeden yaşayabilecek kadar parası olmak be comfortably off
sıkıntı yapmamak rest easy
bana sıkıntı verme stop giving me hard time
Speaking
sıkıntı verici not be much cop
sıkıntı yok no nuisance
Slang
sıkıntı verecek kadar uzun süren (ders vb) strung out
sıkıntı yok no problem
sıkıntı yok no worries
sıkıntı yok never mind
Trade/Economic
mali sıkıntı financial distress
sıkıntı verici challenging
mali sıkıntı financial embarrassment
ekonomik sıkıntı economic trouble
ekonomik sıkıntı economic distress
Psychology
fetal sıkıntı fetal distress
bir mekanda uzun süre kalmaktan ötürü duyulan sıkıntı cabin fever
duygusal sıkıntı emotional distress