uzak - Turco Inglés Diccionario

uzak

Significados de "uzak" en diccionario inglés turco : 66 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
uzak remote n.
The couple left the city and moved to a remote village.
Çift şehri terk etti ve uzak bir köye taşındı.

More Sentences
uzak far adj.
Since it was not far, I was going to walk all the way to the office, but it was raining.
Uzak olmadığı için ofise kadar yürüyecektim ama yağmur yağıyordu.

More Sentences
uzak distant adj.
We hosted visitors from a distant country.
Uzak bir ülkeden gelen ziyaretçileri ağırladık.

More Sentences
uzak away adj.
Carlos Drummond de Andrade Airport is 76 km away.
Carlos Drummond de Andrade Havaalanı 76 km uzaklıktadır.

More Sentences
General
uzak distance n.
They heard seagulls crying in the distance.
Uzaktan martıların çığlıklarını duyuyorlardı.

More Sentences
uzak removed adj.
As such, it is a step removed from the domination of blunt power motives in politics.
Bu haliyle OLAF, siyasette kör güç motiflerinin hakimiyetinden bir adım uzaktadır.

More Sentences
uzak back adj.
We should also stand back from the details to remember the purpose behind these measures.
Ayrıca bu tedbirlerin ardındaki amacı hatırlamak için ayrıntılardan uzak durmalıyız.

More Sentences
uzak off adj.
The United States of America has rushed off even further into the distance.
Amerika Birleşik Devletleri daha da uzaklara doğru koşmaya başladı.

More Sentences
uzak free adj.
This job doesn't pay like the other one, but it is free of stress.
Bu iş diğeri gibi kazandırmıyor ama stresten uzak.

More Sentences
uzak distant adj.
We hosted visitors from a distant country.
Uzak bir ülkeden gelen ziyaretçileri ağırladık.

More Sentences
uzak wide adj.
You're wide of the mark.
Konudan uzaksın.

More Sentences
uzak far away adj.
To find ourselves in 2003 already discussing 2013 all seems rather far away.
Kendimizi 2003 yılında 2013'ü tartışırken bulmak oldukça uzak görünüyor.

More Sentences
uzak far adj.
Since it was not far, I was going to walk all the way to the office, but it was raining.
Uzak olmadığı için ofise kadar yürüyecektim ama yağmur yağıyordu.

More Sentences
uzak faraway adj.
The movie takes place in a small, faraway village.
Film küçük, uzak bir köyde geçiyor.

More Sentences
uzak away adj.
Carlos Drummond de Andrade Airport is 76 km away.
Carlos Drummond de Andrade Havaalanı 76 km uzaklıktadır.

More Sentences
uzak farther adj.
Placing the computer farther from the router can weaken the broadcast signal.
Bilgisayarı yönlendiriciden uzağa yerleştirmek yayın sinyalini zayıflatabilir.

More Sentences
uzak far-off adj.
Neighbours in far-off countries alike have an interest in making North Korea change its mind.
Kuzey Kore'nin fikrini değiştirmesinde uzak ülkelerdeki komşularının da çıkarı vardır.

More Sentences
uzak remote adj.
The couple left the city and moved to a remote village.
Çift şehri terk etti ve uzak bir köye taşındı.

More Sentences
uzak out adj.
You kept me out of a sad place for a whole day.
Beni bir gün boyunca üzücü bir yerden uzak tuttun.

More Sentences
uzak far adv.
You do not get very far with that kind of money.
Bu kadar parayla çok uzağa gidemezsiniz.

More Sentences
uzak out pref.
The factory will be established in outlying lands.
Fabrika uzak arazilerde kurulacaktır.

More Sentences
Computer
uzak remote adj.
The couple left the city and moved to a remote village.
Çift şehri terk etti ve uzak bir köye taşındı.

More Sentences
uzak away adv.
Super Paradise Beach is just a 3-minute drive away.
Super Paradise Plajı arabayla sadece 3 dakika uzaklıktadır.

More Sentences
Telecom
uzak remote adj.
The couple left the city and moved to a remote village.
Çift şehri terk etti ve uzak bir köye taşındı.

More Sentences
Military
uzak deep adj.
Throwing a deep ball requires many hours of training.
Uzak mesafeye top atmak saatler süren bir eğitim gerektirir.

More Sentences
General
uzak outlandish adj.
uzak standoffish adj.
uzak recluse adj.
uzak out of reach adj.
uzak outside adj.
uzak outlying adj.
uzak improbable adj.
uzak out-of-the-way adj.
uzak nowhere adj.
uzak unapproachable adj.
uzak jerkwater adj.
uzak pokey adj.
uzak retired adj.
uzak hands-off adj.
uzak high adj.
uzak obscure adj.
uzak odd adj.
uzak dissite [obsolete] adj.
uzak distantial [obsolete] adj.
uzak infrequent adj.
uzak insociate [obsolete] adj.
uzak faur [scotland] adj.
uzak fer adj.
uzak outsetting adj.
uzak squeamish [obsolete] adj.
uzak stand-off adj.
uzak divorced adj.
uzak outback adj.
uzak aloof adv.
uzak insofar adv.
uzak afar adv.
uzak off the beaten track adv.
uzak apart adv.
uzak beyond the reach of prep.
uzak unnear [obsolete] prep.
uzak doer and gone [south africa] expr.
Phrases
uzak out of the way expr.
Colloquial
uzak off the beaten track expr.
Computer
uzak tele adj.
Psychology
uzak distal adj.
Slang
uzak hincty adj.

Significados de "uzak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
içkiden uzak durma abstinence n.
General
toplumdan uzak yaşama seclusion n.
uzak durma avoidance n.
daha uzak nokta more distant point n.
uzak bir ihtimal a remote chance n.
uzak durma eschewal n.
uzak durma keeping away n.
kalabalıklardan uzak dinlenme yeri retreat n.
iğrenip uzak durma abhorrence n.
uzak durma aloofness n.
fizan (uzak yer) timbuktu n.
uzak durma eschewing n.
uzak durma keeping aloof n.
uzak durma standoff n.
gözlerden uzak yer seclusion n.
uzak yer distant place n.
toplumdan uzak yaşayan kimse recluse n.
uzak durma abstinence n.
memleketin uzak köşeleri back country n.
uzak yer remote location n.
çok uzak a good way n.
uzak durma abstention n.
uzak yer distance n.
köpekbalıklarını uzak tutmaya yarayan ucu sivri kısa sopa shark billy n.
uzak akraba distant relative n.
uzak duran eschewer n.
uzak doğu the far east n.
uzak durma staying away n.
ülkenin denizden uzak yerleri inland n.
uzak bir ihtimal a remote possibility n.
lüks ve şehre uzak zengin banliyöleri exurbia n.
gözden uzak in the background n.
uzak olma distance n.
en uzak aşama apogee n.
uzak duran shunner n.
uzak eğitim distance education n.
alkollü içeceklerden uzak durma nephalism n.
bulutsu uzak yıldız topluluğu nebulae n.
kibarlık ve şereften uzak olan baş kahraman nonhero n.
uzak mesafelerde olan olayları görme telegnostic n.
uzak gelecek distant future n.
uzak gelecek remote future n.
uzak bir hayal a distant dream n.
uzak alan far field n.
uzak doğu’da insan gücüyle çekilen iki tekerlekli küçük faytonun motorlu versiyonu auto-rickshaw n.
en uzak nokta extreme n.
denizden uzak yerler inland n.
orta uzak çekim middle shot n.
gözden uzak out of sight n.
uzak ihtimal a slim chance n.
uzak ihtimal a long shot n.
uzak ihtimal fat chance n.
toplumdan uzak yaşama reclusion n.
uzak ihtimal remote possibility n.
uzak bir hatıra a distant memory n.
içinden dilek çıkan uzak doğu kurabiyesi fortune-cookie n.
uzak ihtimal slender chance n.
uzak ihtimal little chance n.
uzak ihtimal the merest chance n.
uzak ihtimal minimal chance n.
uzak ihtimal slight chance n.
uzak ihtimal slim chance n.
şehirden uzak lüks site exurb n.
yakın ve uzak görme alanı near and far visual space n.
stadyumda sahaya en uzak bölüm nosebleed section n.
stadyumda sahaya en uzak bölüm nosebleed seats n.
birbirinden uzak şehirlerde yaşayan sevgililerin sürdüğü ilişki vacationship n.
uzak denizler distant seas n.
uzak denizler far seas n.
uzak ışıklar distant lights n.
uzak diyarlar distant lands n.
uzak geçmişi bilme postcognition n.
uzak geçmişi bilme retrocognition n.
uzak görüşsüzlük myopic perspective n.
rusya uzak doğusu russian far east n.
uzak bölge far-off locale n.
uzak bölge remote region n.
uzak yer remote region n.
uzak yer far-off locale n.
uzak mesafe ilişkisi long distance relationship n.
uzak köy ya da kasaba podunk n.
en uzak nokta aphelion n.
bir kişinin hayatı boyunca alkol, sigara ve uyuşturucudan uzak yaşamayı seçmesi straight edge n.
uzak doğu hareketi far east movement n.
uzak doğuya özgü bir tür pirinç lapası congee n.
uzak doğuya özgü bir tür pirinç lapası conjee n.
uzak gelecek far future n.
hipergerçeklik (metafizik ve simülasyondan uzak ) hyperreality n.
uzak doğu ülkeleri far east countries n.
uzak adalar remote islands n.
uzak mesafe long distance n.
uzak doğu çalışmaları far east studies n.
uzak doğu çalışmaları far eastern studies n.
uzak görüşlülük long sightedness n.
uzak geçmiş distant past n.
uzak durma absistence n.
uzak doğu'da ilaç yapımında kullanılan kuru bambu özütü tabasheer n.
1847'de ingiltere'de kurulan, gençleri hayat boyu alkolden uzak durmaya teşvik eden dernek band of hope n.
uzak mesafeden görülebilen yuvarlak işaret tabelası target n.
alkolden tamamen uzak duran kimse rechabite n.
toplumdan uzak yaşama reclusiveness n.
toplumdan uzak yaşama recluseness n.
(güney afrika'da) uzak, nüfusu az ve genellikle az gelişmiş bölge backveld n.
(güney afrika'da) uzak, nüfusu az ve genellikle az gelişmiş bölge sakini backvelder n.
saçma sapan şeylerin yapıldığı, gerçeklikten uzak yer la-la-land n.
saçma sapan şeylerin yapıldığı, gerçeklikten uzak yer la-la land n.
uzak gözlüğü distance glasses n.
uzak bir yer nowhere n.
uzak durma remoteness n.
uzak olma remotion n.
teknolojiden ve fazla eşyadan uzak hayat the simple life n.
uzak ve zor hedef thule n.
uzak kesimler further reaches n.
ırksal dengeyi sağlamak üzere öğrencilerin uzak okul bölgelerine taşınması uygulamasına karşı olan kimse antibuser [us] n.
uzak olma unapproachability n.
insanlardan uzak olma unapproachability n.
resmiyetten uzak olma unceremoniousness n.
uzak tutma averting n.
dünyanın en uzak yerleri ends of the earth n.
dünyanın en uzak bölgeleri ends of the earth n.
uzak bölgelerdeki orman yangınlarıyla mücadele için eğitilmiş kimse hotshot n.
uzak durma eschewment n.
insanlardan uzak durma unsocialism n.
insanlardan uzak durma unsociality n.
karşılaşınca öpüşülecek kadar samimi olunan uzak akraba kissing cousin n.
gerçeklikten uzak fikir bee n.
bitmesi uzak görünen şey beginning n.
uzak durulan şey bête noir n.
çok uzak yer jumping-off point [us] n.
çok uzak yer jumping-off place [us] n.
uzak durulan kimse black beast n.
uzak yol black stump [new zealand] n.
uzak mesafe ilişkisi ldr (long distance relationship) n.
kötülükten uzak olma whiteness n.
medeniyetten uzak bir yerde yaşayıp avcılık yaparak hayatta kalan ve genelde kaçak olan kimse marooner n.
kıyıda veya gözden uzak bir yerde birkaç gün süren kısa bir yolculuk şeklindeki parti marooning party n.
uzak veya izole yer woods n.
uzak mesafe blue n.
sirk çadırının en uzak uçlarında yer alan, maviye boyanmış, rezervesiz koltuklar blues n.
çok yakın ve uzak mesafelerin arası midfield n.
gözden uzak hatch n.
uzak veya ücra yerde bulunan dükkan hole in the wall n.
uzak veya ücra yerde bulunan dükkan hole-in-the-wall n.
uzak geçmişte gerçekleşen olayların tasavvuru retrovision n.
uzak etki reverberations n.
çok uzak bir mesafe galaxy n.
uzak görüş lookout n.
uzak görüş look-out n.
gözlerden uzak şey obscurity n.
gözlerden uzak kimse obscurity n.