wide - Turco Inglés Diccionario

wide

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

wide — Definition

Significado:
geniş
Pronunciación (IPA):
(AmE /waɪd/ – BrE /waɪd/)
Categoría gramatical:
Sıfat/Zarf
Sinónimo:
broad, expansive
Antónimos:
narrow, tight

Significados de "wide" en diccionario turco inglés : 53 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
wide adj. geniş
The presidential inauguration ceremony received wide coverage in the press.
Başkanlık yemin töreni basında geniş yer buldu.

More Sentences
wide adj. bol
General
wide adj. uzak
You're wide of the mark.
Konudan uzaksın.

More Sentences
wide adj. büyük
The gap is now wider than it was a quarter of a century ago.
Şu anda aradaki fark çeyrek yüzyıl öncesine göre daha büyüktür.

More Sentences
wide adj. geniş
The presidential inauguration ceremony received wide coverage in the press.
Başkanlık yemin töreni basında geniş yer buldu.

More Sentences
wide adj. geniş çaplı
I hope that we will get wide support for this proposal.
Umarım bu öneriye geniş çapta destek alırız.

More Sentences
wide adj. çeşitli
The store offers a wide range of camping gear.
Mağaza çok çeşitli kamp malzemeleri sunuyor.

More Sentences
wide adj. faltaşı gibi açılmış
He just stood there with wide eyes and his goofy smile.
Faltaşı gibi açılmış gözleri ve aptal gülümsemesiyle orada öylece dikiliyordu.

More Sentences
wide adj. dışından
The darts fell just wide of the dartboard.
Oklar dart tahtasının hemen dışına düştü.

More Sentences
wide adv. iyice
To do this, open your mouth wide and breathe hard.
Bunu yapmak için ağzınızı iyice açın ve sertçe nefes alın.

More Sentences
wide adv. tamamen
By 6 am, both children were wide awake.
Sabah 6'da iki çocuk da tamamen uyanıktı.

More Sentences
wide adv. iyice
To do this, open your mouth wide and breathe hard.
Bunu yapmak için ağzınızı iyice açın ve sertçe nefes alın.

More Sentences
wide adv. kocaman
His big blue eyes opened wide with amazement.
Büyük mavi gözleri şaşkınlıkla kocaman açıldı.

More Sentences
wide adv. karavana
His first shot went wide.
İlk atışı karavana oldu.

More Sentences
Technical
wide adj. geniş
The presidential inauguration ceremony received wide coverage in the press.
Başkanlık yemin töreni basında geniş yer buldu.

More Sentences
Linguistics
wide adj. geniş
The presidential inauguration ceremony received wide coverage in the press.
Başkanlık yemin töreni basında geniş yer buldu.

More Sentences
General
wide adj. gen
wide adj. yaygın
wide adj. vasi
wide adj. kapsamlı
wide adj. enli
wide adj. açık
wide adj. bol
wide adj. engin
wide adj. ferah
wide adj. tamamen açılmış
wide adj. talep edilen fiyattan çok aşağısında alıcı bulan
wide adj. faltaşı gibi açık (göz)
wide adj. tamamen açılmış (göz)
wide adv. açığa
wide adv. alabildiğine
wide adv. ardına kadar
wide adv. adamakıllı
wide adv. sonuna kadar
wide adv. açıkta
wide adv. açığa
wide adv. ...genişliğinde
wide adv. uzaklara
wide suf. belirli bir alan veya bölge boyunca uzanan
wide suf. belirli bir alan veya bölge boyunca etkili olan
Computer
wide n. en
Breeding
wide adj. karbonhidrat açısından kısmen zengin (hayvan yemi)
Linguistics
wide adj. gevşek
Sport
wide n. (kriket) kaleyi bulmamış şut
wide n. vurucunun yetişemeyeceği bir yere atılan top
wide adj. sahanın kenar çizgilerinden birine doğru olan
wide adj. sahanın kenar çizgilerinden birine yakın olan
wide adv. sahanın kenar çizgilerinden birine doğru
wide adv. sahanın kenar çizgilerinden birine yakın
Baseball
wide adj. saha dışı
Ottoman Turkish
wide adj. şümullü
Archaic
wide n. geniş alan
wide n. geniş saha

Significados de "wide" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
wide angle n. geniş açı
a wide trouser leg n. bol paça
wide screen n. geniş ekran
wide film n. geniş film
becoming wide n. genişleme
wide brimmed hat n. geniş kenarlı şapka
wide angle n. büyük açı
wide step n. açık adım
being wide open n. apaçıklık
wide area n. geniş coğrafya
wide geography n. geniş coğrafya
wide distribution n. geniş yayılım
wide distribution n. geniş dağılım
man of wide interests n. birçok şeye ilgi duyan adam
wide field of view n. geniş görüş alanı
nation-wide movement n. milli hareket
wide-ringed timber n. seyrek yaş halkalı ağaç
wide experience n. engin tecrübe
range over a wide field n. geniş alana yayılma
wide audience n. geniş izleyici kitlesi
wide audience n. geniş seyirci kitlesi
wide shoulder n. geniş omuz
wide vocabulary n. zengin dağarcık
wide vocabulary n. zengin kelime dağarcığı
wide shoulders n. geniş omuzlar
a wide range of colours n. geniş renk yelpazesi
a wide spectrum of colors n. geniş renk yelpazesi
a wide selection of colours n. geniş renk yelpazesi
conflicts world-wide n. dünya çapındaki çatışmalar
extreme world-wide ambient temperatures n. tüm dünyadaki en uç ortam sıcaklıkları
wide knowledge n. derin bilgi birikimi
wide knowledge n. yüksek bilgi birikimi
wide knowledge n. geniş bilgi birikimi
single-wide mobile home n. tek üniteli mobil/taşınabilir ev
double-wide mobile home n. çift üniteli mobil/taşınabilir ev
europe-wide arts advocacy campaign n. avrupa çapında sanatın desteklenmesi kampanyası
wide forehead n. geniş alın
wide experience n. kapsamlı deneyim
wide experience n. geniş tecrübe
wide experience n. kapsamlı tecrübe
wide experience n. geniş deneyim
wide open space n. geniş açık alan
wide open space n. çok geniş alan
wide scope n. geniş alan
wide range of subjects n. geniş konu yelpazesi
wide calf n. geniş baldır
(wide) berth n. emniyet mesafesi
(wide) berth n. güvenlik mesafesi
wide boy [uk] n. üçkağıtçılık yaparak geçinen adam
single-wide n. prefabrik ev
single-wide n. mobil ev
single-wide n. taşınabilir ev
get wide v. bolarmak
give the land a wide berth v. karadan çok uzakta bulunmak
become wide v. genişlemek
open one's eyes wide v. fal taşı gibi açmak
become wide v. bollaştırmak
spread one's arms wide v. kollarını alabildiğine açmak
give a wide berth to v. uzak durmak
give a wide berth to v. kaçınmaya dikkat etmek
be wide of the mark v. hedeften uzak olmak
get wide v. bollanmak
become wide apart v. seyrelmek
get wide v. bollaşmak
let something become wide apart v. seyrekleştirmek
be wide open v. belermek
spread far and wide v. dünyayı tutmak
receive wide acceptance v. geniş kabul görmek
remain wide-awake v. ayık kalmak
have a wide coverage v. geniş yer tutmak (medyada vb)
gain wide currency v. yaygınlık kazanmak
gain wide currency v. geçerlilik kazanmak
have wide press coverage v. medyada geniş yer bulmak
have wide media coverage v. medyada geniş yer bulmak
have wide press coverage v. basında geniş yer bulmak
have wide media coverage v. basında geniş yer bulmak
spread country-wide v. bütün ülke sathına yayılmak
spread country-wide v. bütün ülkeye yayılmak
spread country-wide v. ülkenin bütününe yayılmak
have wide shoulders v. geniş omuzları olmak
have wide shoulders v. geniş omuzlu olmak
give wide coverage to v. geniş yer vermek
give wide coverage to v. geniş yer ayırmak
give wide publicity to v. geniş yer ayırmak
give wide publicity to v. geniş yer vermek
cast a wide net v. tüm olasılıkları değerlendirmek
wide waled adj. geniş izli
wide awake adj. uyanık
wide awake adj. kurnaz
wide apart adj. ayrık
wide enough adj. yeterince geniş
wide cut adj. geniş kesilmiş
wide awake adj. açıkgöz
wide bored adj. çaplı
wide apart adj. seyrek
wide awake adj. ayık
wide awake adj. sak
wide base adj. geniş tabanlı
broke to the wide adj. meteliksiz
wide open adj. ardına kadar açık
wide eyed adj. gözleri fal taşı gibi açılmış
wide eyed adj. gözünü dört açmış
wide eyed adj. şaşkın
wide eyed adj. masum
wide range of adj. geniş yelpazeli
wide range of adj. çok sayıda
wide range of adj. çeşitli sayıda
wide range of adj. çok miktarda
wide range of adj. geniş bir yelpazede
a wide variety of adj. geniş çeşitlilikte
a wide variety adj. çok çeşitli
wide range of adj. çok çeşitli
wide range (of) adj. geniş yelpaze
world wide known adj. tüm dünyanın bildiği
world wide known adj. tüm dünyaca bilinen
world wide known adj. dünyaca ünlü
world wide known adj. dünya çapında bilinen
world wide known adj. tüm dünyaca tanınan
world wide known adj. dünyaca tanınan
world wide known adj. dünyaca bilinen
a wide range of adj. çok kapsamlı
a wide range of adj. çok sayıda
a wide range of adj. çok çeşitli
country-wide adj. ülke çapında
country-wide adj. ülke geneli
european-wide adj. avrupa çapında
country-wide adj. ülke çapı
europe-wide adj. avrupa çapında
nation-wide adj. ülke çapında olan
nation-wide adj. millet çapında
region-wide adj. bölge genelinde
world-wide adj. dünya çapındaki
wide-screen adj. geniş ekran
wide-angle adj. geniş açılı (mercek)
wide-ranging adj. geniş kapsamlı
wide-eyed adj. büyük gözlü
wide-open adj. açık
world-wide adj. evrensel
wide-open adj. apaçık
world-wide adj. cihanşümul
wide-ranging adj. çok çeşitli
wide-awake adj. tamamen uyanık
wide-awake adj. uyanık
wide-spectrum adj. geniş spektrumlu
wide awake adj. tamamen uyanık
turkey-wide adj. türkiye çapında
nation-wide adj. ülke geneli
province-wide adj. il geneli
region-wide adj. bölge geneli
school-wide adj. okul geneli