masum - Turco Inglés Diccionario

masum

Significados de "masum" en diccionario inglés turco : 54 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
masum innocent adj.
She was an innocent young girl.
Masum bir genç kızdı.

More Sentences
General
masum unsuspecting adj.
The cat sneaked up on the unsuspecting bird.
Kedi masum kuşa sinsice yaklaştı.

More Sentences
masum harmless adj.
It was just a harmless game.
Masum bir oyundu işte, o kadar.

More Sentences
masum innocent adj.
She was an innocent young girl.
Masum bir genç kızdı.

More Sentences
Law
masum innocent adj.
She was an innocent young girl.
Masum bir genç kızdı.

More Sentences
Politics
masum innocence adj.
When he asked who had broken the window, all the boys put on an air of innocence.
O, camı kimin kırdığını sorduğunda, bütün çocuklar masum havasına girdiler.

More Sentences
General
masum wideeyed adj.
masum guiltless adj.
masum unsophisticated adj.
masum clean adj.
masum childlike adj.
masum sackless adj.
masum sinless adj.
masum lamblike adj.
masum maiden adj.
masum crimeless adj.
masum pure adj.
masum immaculate adj.
masum blameless adj.
masum white adj.
masum ingenuous adj.
masum wide eyed adj.
masum dewey-eyed adj.
masum dove-like adj.
masum innocuous adj.
masum cast [obsolete] adj.
masum lamblike adj.
masum lamb-like adj.
masum unculpable adj.
masum undebauched adj.
masum unguilty adj.
masum unremorseful adj.
masum cherubic adj.
masum sackless [obsolete] adj.
masum virginly adj.
masum witeless adj.
masum ignorant adj.
masum offenseless adj.
masum dewy-eyed adj.
masum infelonious adj.
masum ingenious [obsolete] adj.
masum irreprehensible adj.
masum inguilty [obsolete] adj.
Colloquial
masum twinkly-eyed adj.
masum straight adj.
Idioms
masum blue-eyed adj.
masum lily-white adj.
Law
masum not guilty adj.
masum clean adj.
masum inculpable adj.
Religious
masum impeccant adj.
Archaic
masum distrustless adj.
masum seely adj.
masum sely adj.

Significados de "masum" con otros términos en diccionario inglés turco: 103 resultado(s)

Turco Inglés
General
masum yalan white lie n.
masum olma innocence n.
masum yüzlü çocuk cherub n.
masum aşk innocent love n.
masum aşk pure love n.
masum kurban innocent victim n.
masum insanlar innocent people n.
masum ve saf olma naturalness n.
masum olmama unsincerity n.
masum çocuk chrisom n.
masum kimse impeccable n.
genç ve masum kadın rolü ingenue n.
masum kimse innocent n.
masum kimse innocence n.
masum şey innocuity n.
güzel ve masum bir kisve altında saklamak (kötü bir şeyi) sugarcoat v.
masum görünmek look innocent v.
masum görünmek seem innocent v.
(suçu) ispatlanana dek masum olmak be innocent until proven guilty v.
masum bir adamı öldürmek kill an innocent man v.
masum göstermek whiten v.
en masum winsomest adj.
-den masum innocent of adj.
kadar masum as innocent as adj.
masum görünüşlü innocent-looking adj.
güvercin gibi masum innocent as dove adj.
iri ve masum gözlü doe-eyed adj.
masum olmayan unsincere adj.
masum bakışları olan dewy-eyed adj.
sanığın masum olduğuna tanıklık eden compurgatorial [obsolete] adj.
masum ve saf numarası yapan faux-naïf adj.
masum döneme özgü prelapsarian adj.
masum dönem ile ilgili prelapsarian adj.
saf ve masum childlike adj.
masum olarak innocently adv.
masum bir şekilde guiltlessly adv.
masum bir şekilde harmlessly adv.
masum bir şekilde unsuspectingly adv.
masum bir şekilde inculpably adv.
masum kişi lamb N.
Phrasals
(birini) masum bulmak/olduğuna karar vermek find for (someone or something) v.
masum bulmak/olduğuna karar vermek find for v.
Phrases
melek kadar masum as innocent as a lamb expr.
Colloquial
masum yalan white lie n.
masum bir seyirci an innocent bystander n.
genç ve masum kişi virgin ears n.
masum adam quality joe n.
masum erkek quality joe n.
sevimli, masum genç kız sweet young thing n.
bebek kadar masum babe in the wood expr.
Idioms
küçük masum yalan little white lie n.
eskiden sanıkların masum olup olmadığını anlamak için yakılarak yargılandığı (masumsa tanrı'nın onu kurtaracağı düşünülürdü) bir yöntem ordeal by fire n.
sonu ciddiye dönüşebilecek, masum görünen küçük eylem a camel's nose (under the tent) n.
daha mutlu, masum, dertsiz gösterme lip gloss n.
masum yıllar/zamanlar salad years n.
masum ve tecrübesiz olunan gençlik zamanları salad days n.
suçlu olduğu halde masum görünmek look as if butter wouldn't melt in one's mouth v.
masum görünmek smell like a rose v.
masum bulmak find someone innocent v.
masum bulmak find someone not guilty v.
birini masum bulmak find someone innocent v.
birini masum bulmak find someone not guilty v.
aptal, masum vs. rolü yapmak come the… v.
aptal, masum vs. rolü yapmak come the (something) v.
masum olduğunu kanıtlamak clear somebody's name v.
(birini) masum bulmak find (one) innocent v.
(birini) masum bulmak find (one) not guilty v.
suçlu olduğu halde masum görünmek look as if butter wouldn't melt in your mouth v.
suçlu olduğu halde masum görünmek look as if butter wouldn't melt in mouth v.
(kötü bir şeyi) güzel ve masum bir kisve altında sunmak sugarcoat (something) v.
(küçük) masum bir yalan söylemek tell a (little) white lie v.
masum olan (as) clean as a whistle adj.
masum olarak clean hands expr.
bebek kadar masum as innocent as a lamb expr.
bebek kadar masum as innocent as a newborn babe expr.
görünüşte masum butter wouldn't melt (in someone's mouth) expr.
sözde masum butter wouldn't melt (in someone's mouth) expr.
Speaking
görünüşte masum seemingly innocuous expr.
görünüşte masum seemingly innocent expr.
Law
masum siviller innocent civilians n.
masum sivillerin öldürülmesi killing of innocent civilians n.
sanığın daha önceden aynı suç nedeniyle masum bulunduğunu gösteren defi plea of autrefois acquit n.
sanığın masum olduğuna inandığını yeminle beyan eden kimse compurgator n.
suçluluğu ispat edilene kadar şüpheli ya da sanık da olsa herkesin masum ve suçsuz olduğu ilkesi presumption of innocence n.
şüphelilerin suçluluğu kanıtlanana kadar masum olduğu/olması ilkesi the principle of suspects being innocent until proved guilty n.
kişinin davada masum olduğunu iddia etmemesi ya da suçlu olduğunu kabul etmemesi no contest n.
masum olma nonguilt n.
masum taraf innocent party n.
sanığın olay esnasında akli dengesizlik yaşadığı için masum olduğunu öne sürdüğü savunma türü insanity plea n.
masum olduğunu iddia etmek claim to be not guilty v.
masum olduğunu iddia etmek claim to be innocent v.
masum birini dolandırmak pull a finch v.
Medical
masum üfürüm innocent heart murmur n.
Religious
masum çocuklar yortusu childermas day n.
masum çocuklar yortusu childermas n.
Cinema
genç ve masum kadın rolü oynayan oyuncu ingenue n.
Archaic
masum çocuk chrisom child n.
masum şey innocency n.
masum fikir innocency n.
masum olmayan unmaidenly adj.
Slang
masum birini suçlama fit-up [uk] n.
British Slang
masum birini suçlu göstermek fit up v.
Modern Slang
bunun dışında masum an otherwise blameless life expr.