white - Turco Inglés Diccionario

white

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

white — Definition

Significado:
beyaz
Pronunciación (IPA):
(AmE /waɪt/ – BrE /waɪt/)
Categoría gramatical:
Sıfat/İsim
Sinónimo:
pale, light-colored
Antónimos:
black, dark

Significados de "white" en diccionario turco inglés : 125 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
white adj. beyaz
The country mostly consists of white people.
Ülke çoğunlukla beyaz insanlardan oluşuyor.

More Sentences
white adj. ak
The whites of the man's eyes started to turn yellow.
Adamın gözlerinin akı sararmaya başladı.

More Sentences
white adj. solgun
white adj. temiz
General
white n. beyaz renk
White makes the room look bigger.
Beyaz renk, odanın daha büyük görünmesini sağlar.

More Sentences
white n. beyazlık
I could see the white underneath his pupils.
Gözbebeklerinin altındaki beyazlığı görebiliyordum.

More Sentences
white n. beyaz
This model is popular amongst whites.
Bu model beyazlar arasında popülerdir.

More Sentences
white n. beyaz şarap
He brought a bottle of white for the celebration.
Kutlama için bir şişe beyaz şarap getirmişti.

More Sentences
white n. ak
The whites of the man's eyes started to turn yellow.
Adamın gözlerinin akı sararmaya başladı.

More Sentences
white adj. ak
The whites of the man's eyes started to turn yellow.
Adamın gözlerinin akı sararmaya başladı.

More Sentences
white adj. beyazlara ait
She is living in the biggest white neighbourhood.
Beyazlara ait mahallelerin en büyüğünde yaşıyor.

More Sentences
white adj. karlı (dağ vb.)
I hope we have a white Christmas.
Umarım karlı bir Noel geçiririz.

More Sentences
white adj. beyazlar içinde
You look good in white.
Beyazlar içinde iyi görünüyorsun.

More Sentences
white adj. beyazlar giymiş
The woman in white is a famous actress.
Beyaz giymiş kadın ünlü bir aktris.

More Sentences
white adj. sütlü (kahve)
He doesn't like white coffee.
Sütlü kahveyi sevmiyor.

More Sentences
white adj. bembeyaz
The poor child's face was white with fear.
Zavallı çocuğun yüzü korkudan bembeyaz olmuştu.

More Sentences
Technical
white adj. beyaz
The country mostly consists of white people.
Ülke çoğunlukla beyaz insanlardan oluşuyor.

More Sentences
Textile
white n. beyaz giysiler
The girl dressed in white is his fiancée.
Beyaz giysili kız onun nişanlısıdır.

More Sentences
General
white n. saflık
white n. san
white n. beyaz ırktan olan kimse
white n. göz akı
white n. (ok) hedefin dışındaki halka
white n. hedefin en dışındaki halkayı vuran ok
white n. beyaz satranç taşları
white n. (tavla/satranç) beyaz pullar
white n. aşırı gerici siyasetçi
white n. (kağıtta) yazı olmayan boş yer
white n. beyaz ekmek
white n. un, tuz ve şeker
white n. (et, ahşap) beyaz veya açık renkli kısım
white n. beyaz kelimesinden türetilmiş bir soyadı
white v. beyazlatmak
white v. ağartmak
white adj. masum
white adj. beyaz ırktan olanlara ait
white adj. temiz
white adj. soluk
white adj. akkor
white adj. renksiz
white adj. akçıl
white adj. terbiyeli
white adj. zararsız
white adj. saf
white adj. lepiska
white adj. beyaz ırktan olan
white adj. solgun
white adj. kar yağmış
white adj. renksiz
white adj. saydam
white adj. gümüşten
white adj. boş (sayfa)
white adj. yazısız (sayfa)
white adj. dürüst
white adj. namuslu
white adj. ahlaklı
white adj. kremalı (kahve)
white adj. açık gri
white adj. parlak gümüşi
white adj. kansız
white adj. beyazlatılmış
white adj. beyaz kıyafetler giymiş
white adj. kar eşliğinde
white adj. karla örtülü
white adj. üzeri karla kaplı
white adj. oldukça kızgın
white adj. oldukça öfkeli
white adj. hırslı
white adj. ateşli
white adj. coşkulu
white adv. adilce ve dürüstçe
white adv. doğru dürüst
Colloquial
white adj. onurlu
white adj. saygın
white adj. saygıdeğer
white adj. cömert
white adj. gönlü zengin
Politics
white n. muhafazakar veya karşı devrimci grup üyesi
white adj. muhafazakar veya karşı devrimci bir gruba ait
white adj. muhafazakar veya karşı devrimci bir grupla ilgili
Advertising
white n. (reklamda) boş veya baskısız alan
Textile
white n. beyaz kumaş
white n. beyaz cüppeler
white n. beyaz üniforma
white n. beyaz çamaşır
white n. beyazımsı çamaşır
white n. beyaz pantolon
white n. beyaz kıyafet
Dyeing
white n. beyaz pigment
Physiology
white n. lökore
white n. vajinal akıntı
Food Engineering
white adj. açık renkli üzümlerden yapılan (şarap)
white adj. kabuğu soyulmuş siyah üzümlerden yapılan (şarap)
Gastronomy
white n. yumurta akı
white adj. süt ilaveli
white adj. beyaz unla yapılan (ekmek)
Physics
white adj. sürekli bir enerji, dalga boyu veya frekans dağılımına sahip
Zoology
white n. beyaz hayvan ırkı
white n. beyaz hayvan
white n. beyaz kürklü çeşitli domuz ırklarından biri
white adj. (hayvan ve bitki isimlerinde) açık renkli
white adj. (hayvan ve bitki isimlerinde) beyazımsı
white adj. (hayvan ve bitki isimlerinde) açık renkli kısımları olan
white adj. (hayvan ve bitki isimlerinde) beyazımsı kısımları olan
Botanic
white adj. (hayvan ve bitki isimlerinde) açık renkli
white adj. (hayvan ve bitki isimlerinde) beyazımsı
white adj. (hayvan ve bitki isimlerinde) açık renkli kısımları olan
white adj. (hayvan ve bitki isimlerinde) beyazımsı kısımları olan
Geography
white n. georgia eyaletinde şehir
white n. new jersey eyaletinde yerleşim yeri
white n. güney dakota eyaletinde şehir
Military
white n. abd donanması ve sahil güvenliğinin giydiği beyaz üniforma
Hunting
white adj. tamamen demir veya çelikten yapılmış (zırh)
Sport
white n. beyaz bilardo topu
Chess
white n. beyaz taşlarla oynayan oyuncu
Music
white adj. coşku ve rezonans eksikliği ile karakterize
white adj. kontrollü ve monoton tonda
Printery
white v. (basılı ve diğer malzemelerde) beyaz boşluklar oluşturmak
Archaic
white n. beyaz hedef
white adj. açık tenli olan
white adj. sarışın
white adj. olgunlaşırken rengi açılan (tahıl)
white adj. beyaz ekinler yetiştirmek için uygun olan (toprak)
Entomology
white n. pierinae alt familyasından olan beyaz kanatlı kelebek
Slang
white n. kokain

Significados de "white" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
become white v. beyazlamak
extremely white adj. bembeyaz
General
white collar employees n. enformasyon işçileri
sweet and white grape n. razakı
white seal n. beyaz fok
white elephant n. gereksiz eşya
white heat n. zirve
white tie n. frak
off white n. hafif grimsi beyaz renk
white lie n. zararsız yalan
white out n. özellikle tipi nedeniyle havada ve yerde kardan başka hiçbir şey görememe hali
simple white embroidery n. beyaz iş
white poplar n. akçakavak
white coal n. hidroelektrik
white frost n. kırağı
white elephant n. ıvır zıvır
white beet n. şekerpancarı
white sugar n. rafine şeker
white eggplant n. yumurtapatlıcanı
white bryony n. şeytanşalgamı
the white of an egg n. yumurta akı
white but dirty n. ak kirpani
white collar employees n. hizmet işçileri
white blood cell n. akyuvar
white person n. beyaz insan
white book n. beyaz kitap
white headed saki n. ak başlı maymunu
white refined sugar n. rafine şeker
the white of the eye n. gözakı
paint and white wash n. boya badana
great white egret n. büyük ak balıkçıl
white winged black tern n. ak kanatlı deniz kırlangıcı
white part n. beyaz
white clover n. ak üçgül
the white house n. beyaz saray
white heat n. en ileri safha (bir olayda)
sweet white grape n. çavuşüzümü
white goods n. beyaz eşya
white coal n. beyazkömür
white mulberry n. dut
black and white n. yazı
white substance n. beyaz cevher
white collar n. ofiste çalışan
white stork n. ak leylek
white pine n. beyaz çam
white collar employees n. hizmet personeli
white rhinoceros n. ak gergedan
great white heron n. akbalıkçıl
a white lie n. zararsız yalan
black and white n. siyah beyaz resim
white willow n. aksöğüt
order of white rose of finland n. finlandiya devlet nişanı
white spruce n. akçam
white collar workers n. hizmet personeli
white tie n. smokin ve beyaz papyondan oluşan son derece resmi erkek akşam kıyafeti
white ant n. termit
growing white n. ağarma
white whale n. ak balina
white man n. beyaz adam
white wolf n. beyaz kurt
white night n. beyaz gece
fine white flour n. galeta unu
cold white beans vinaigrette n. pilaki
white paper n. beyaz kitap
white sale n. beyaz eşya satışı
white board n. yazı tahtası
white flag n. beyaz bayrak
white potato n. beyaz patates
white heat n. en kızışık an
white collar crimes n. güçlülerin suçları
great white heron n. büyük akbalıkçıl
white slave trade n. beyaz kadın ticareti
white woman n. beyaz kadın
white plague n. verem
silver white n. gümüş beyazı
white tail n. beyaz kuyruk
white tie n. beyaz kravat
white paper n. bir konu hakkındaki resmi rapor
white supremacy n. beyaz üstünlüğü
great white heron n. ak balıkçıl
white matter n. ak madde
white sage n. çalı
white walnut n. beyaz ceviz
white collar workers n. beyaz yakalılar
white pelican n. beyaz pelikan
white collars n. beyaz yakalar
white toothed shrew n. ak kuyruklu soreks
horse with white feet n. alabacak
white night n. yukarı enlemlerde havanın tam olarak kararmadığı gecelere verilen isim
white lie n. masum yalan
white heron n. beyazbalıkçıl
white collar employees n. beyaz yakalılar
white pine n. akçam
white heat n. çok yüksek ısı
white elephant n. vaktiyle işe yarayan fakat şimdi dert olan bir şey
white collar workers n. hizmet işçileri
white light n. ak ışık
white poplar n. akkavak
white wagtail n. ak kuyruksallayan kuşu
white sugar n. beyaz şeker
white collar workers n. enformasyon işçileri
white house n. beyaz saray
white pelican n. ak pelikan
white shark n. beyaz köpekbalığı
white cake n. beyaz kek
type of white grape n. yapıncak
white winged lark n. ak kanatlı tarla kuşu
white matter n. akmadde
white elephant n. lüzumsuz şeyler
white coffee n. sütlü kahve
white coat n. gömlek
white collar workers n. fikir işçileri
white water n. köpüklü su
white mica n. akmika
white heat n. akkor
white satin n. cin
white mouse n. beyaz fare
white collar employees n. müstahdemler
white book n. devlet işleri raporu
white mustard n. akhardal
white elephant n. gereksiz şeyler
white collar employees n. fikir işçileri
egg white n. yumurta akı
white cheese n. beyazpeynir
white appliances n. beyaz eşya
white trash n. beyaz çöp
white horehound n. köpekayası
white onion sauce n. beyaz soğan sosu
white russia n. beyaz rusya
white body n. beyaz cisim
white lead n. üstübeç
white elephant n. artık sahibinin işine yaramayan bir şey
white collar crimes n. beyaz yakalı suçları
a white lie n. beyaz yalan
white alder n. kızılağaç
white feather n. korkaklık göstergesi
white and round n. kar topu
a large white falcon n. şahbaz
a white neighborhood n. beyazların oturduğu bir semt
white mulberry n. beyaz dut
white tie n. frakla birlikte takılan beyaz papyon
white eunuch n. akağa
soft white sweetmeat n. peynirşekeri
small white bean n. horoz fasulyesi
white lacquer n. lake beyaz
white collar workers n. müstahdemler
white falcon n. sungur
white dittany n. geyikotu
great white shark n. büyük beyaz köpekbalığı
white admiral n. kelebek