white - Turco Inglés Diccionario
Historia

white

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "white" en diccionario turco inglés : 34 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
white adj. beyaz
white adj. ak
white adj. solgun
white adj. temiz
General
white v. beyazlatmak
white v. ağartmak
white n. beyazlık
white n. beyaz ırktan olan kimse
white n. göz akı
white n. san
white n. beyaz renk
white n. saflık
white n. beyaz
white adj. akçıl
white adj. saf
white adj. beyazlara ait
white adj. masum
white adj. ak
white adj. akkor
white adj. beyaz ırktan olanlara ait
white adj. solgun
white adj. beyaz ırktan olan
white adj. temiz
white adj. soluk
white adj. lepiska
white adj. renksiz
white adj. terbiyeli
white adj. zararsız
Slang
white kokain
Technical
white beyaz
Gastronomy
white yumurta akı
Places
white georgia eyaletinde şehir
white new jersey eyaletinde yerleşim yeri
white güney dakota eyaletinde şehir

Significados de "white" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
become white v. beyazlamak
extremely white adj. bembeyaz
General
get white v. beyazlamak
grow white v. beyazlaşmak
get white v. beyazlaşmak
turn white v. beyazlaşmak
show the white feather v. gözü korkmak
show the white feather v. korkmak
stand in a white sheet v. itiraf etmek
turn white v. aklaşmak
(one's hair) turn white v. saçları ağarmak
cover up with white-out v. daksille silmek
white-out v. daksille silmek
visit the white house v. beyaz saray'ı ziyaret etmek
tell a white lie v. beyaz yalan söylemek
wear white v. beyaz giymek
white blood cell count decrease v. akyuvar sayısı düşmek
great white shark n. büyük beyaz köpekbalığı
great white heron n. ak balıkçıl
a large white falcon n. şahbaz
white tail n. beyaz kuyruk
white lacquer n. lake beyaz
white collar n. ofiste çalışan
white heat n. akkor
white and round n. kar topu
white sale n. beyaz eşya satışı
white substance n. beyaz cevher
white but dirty n. ak kirpani
white collar employees n. enformasyon işçileri
white refined sugar n. rafine şeker
egg white n. yumurta akı
white stork n. leylek
order of white rose of finland n. finlandiya devlet nişanı
white walnut n. beyaz ceviz
white flag n. beyaz bayrak
white mustard n. akhardal
white ant n. termit
white collars n. beyaz yakalar
horse with white feet n. alabacak
white line n. beyaz kenar
black and white n. siyah beyaz resim
white heat n. zirve
white lie n. zararsız yalan
type of white grape n. yapıncak
simple white embroidery n. beyaz iş
silver white n. gümüş beyazı
white seal n. beyaz fok
white willow n. aksöğüt
white lie n. masum yalan
white mulberry n. beyaz dut
white sugar n. beyaz şeker
white pelican n. ak pelikan
white poplar n. akkavak
white coat n. gömlek
black and white n. yazı
sweet white grape n. çavuşüzümü
white night n. beyaz gece
white pine n. beyaz çam
a white lie n. zararsız yalan
white onion sauce n. beyaz soğan sosu
white winged black tern n. ak kanatlı deniz kırlangıcı
white heat n. en ileri safha (bir olayda)
white sage n. çalı
white person n. beyaz insan
white elephant n. lüzumsuz şeyler
white board n. yazı tahtası
small white bean n. horoz fasulyesi
white heat n. en kızışık an
white elephant n. gereksiz şeyler
the white of the eye n. gözakı
snow white n. pamuk prenses
white beet n. şekerpancarı
white matter n. akmadde
white mica n. akmika
white elephant n. vaktiyle işe yarayan fakat şimdi dert olan bir şey
white winged lark n. ak kanatlı tarla kuşu
white tie n. beyaz kravat
white appliances n. beyaz eşya
white rhinoceros n. ak gergedan
white coffee n. sütlü kahve
white collar workers n. hizmet işçileri
white blood cell n. akyuvar
white light n. ak ışık
white man n. beyaz adam
white stork n. ak leylek
white paper n. bir konu hakkındaki resmi rapor
white out n. özellikle tipi nedeniyle havada ve yerde kardan başka hiçbir şey görememe hali
white plague n. verem
white matter n. ak madde
white russia n. beyaz rusya
white collar employees n. fikir işçileri
paint and white wash n. boya badana
white wagtail n. ak kuyruksallayan kuşu
white sheep n. beyaz koyun
white collar workers n. beyaz yakalılar
white lead n. üstübeç
growing white n. ağarma
white collar workers n. fikir işçileri
great white egret n. büyük ak balıkçıl
white collar crimes n. beyaz yakalı suçları
white collar crimes n. güçlülerin suçları
white potato n. beyaz patates
white cheese n. beyazpeynir
white frost n. kırağı
white book n. devlet işleri raporu
white coal n. beyazkömür
white house n. beyaz saray
white supremacy n. beyaz üstünlüğü
white elephant n. gereksiz eşya
sweet and white grape n. razakı
white toothed shrew n. ak kuyruklu soreks
white collar employees n. hizmet işçileri
white tie n. frak
white ant n. akkarınca
white stork n. beyaz leylek
white mustard n. beyaz hardal
white satin n. cin
white bryony n. şeytanşalgamı
white paper n. beyaz kitap
white slave trade n. beyaz kadın ticareti
white pine n. akçam
white night n. yukarı enlemlerde havanın tam olarak kararmadığı gecelere verilen isim
white wolf n. beyaz kurt
the white house n. beyaz saray
white clover n. ak üçgül
white elephant n. ıvır zıvır
white heat n. çok yüksek ısı
the white of an egg n. yumurta akı
white tie n. smokin ve beyaz papyondan oluşan son derece resmi erkek akşam kıyafeti
white part n. beyaz
white book n. beyaz kitap
cold white beans vinaigrette n. pilaki
white alder n. kızılağaç
white poplar n. akçakavak
white heron n. beyazbalıkçıl
white spruce n. akçam
white pelican n. beyaz pelikan
white horehound n. köpekayası
a white lie n. beyaz yalan
white collar employees n. beyaz yakalılar
white dittany n. geyikotu
great white heron n. akbalıkçıl
a white neighborhood n. beyazların oturduğu bir semt
white coal n. hidroelektrik
white sugar n. rafine şeker
white collar employees n. hizmet personeli
white trash n. beyaz çöp
white mulberry n. dut
white water n. köpüklü su
fine white flour n. galeta unu
white eunuch n. akağa
white mouse n. beyaz fare
white admiral n. kelebek
white falcon n. sungur
white collar workers n. enformasyon işçileri
white whale n. ak balina
white elephant n. artık sahibinin işine yaramayan bir şey
white body n. beyaz cisim
white eggplant n. yumurtapatlıcanı
white feather n. korkaklık göstergesi
white tie n. frakla birlikte takılan beyaz papyon
white poplar n. gümüşkavak
great white heron n. büyük akbalıkçıl
white shark n. beyaz köpekbalığı
white collar workers n. hizmet personeli
white goods n. beyaz eşya
white cake n. beyaz kek
soft white sweetmeat n. peynirşekeri
white collar employees n. müstahdemler
white collar workers n. müstahdemler
white woman n. beyaz kadın
off white n. hafif grimsi beyaz renk
white headed saki n. ak başlı maymunu
white poison n. beyaz zehir
white sale n. çarşaf/örtü vb satışı
white collar workers n. beyaz yakalı işçiler
white women n. beyaz kadınlar
white shoe firm n. köklü şirket
white shoe firm n. köklü firma
white race superiority n. beyaz ırk üstünlüğü
the white of an egg n. yumurtanın beyazı
white house spokesman/spokeswoman n. beyaz saray sözcüsü
white house spokesperson n. beyaz saray sözcüsü
milk white n. süt beyazı
white lie n. pembe yalan
white teeth n. beyaz dişler
white angel n. beyaz melek
brilliant white n. parlak beyaz
broken white n. kirli beyaz
chalk white n. tebeşir beyazı
white elephant n. kimseye yar olmayan şey
black-and-white photography n. siyah-beyaz fotoğrafçılık
a white-winged bud moth n. akkelebek
lesser white-fronted goose n. küçük sakarca
non-white n. beyaz olmayan kimse
non-white n. avrupa kökenli olmayan kimse
off-white n. kirli beyaz
white-slaver n. beyaz köle tüccarı
white-collar worker n. fikir işçisi
white-winged lark n. ak kanatlı toygar
white-collar worker n. kafa işçisi
white-collar workers n. yazıhane çalışanları
white-water rafting n. köpüklü su raftingi
white-eyed gull n. kızıldeniz martısı
white-tailed plover n. ak kuyruklu kızkuşu
white-backed woodpecker n. ak sırtlı ağaçkakan
white-breasted kingfisher n. izmir yalıçapkını
white-headed duck n. domuzburunlu patka
white-collar worker n. memur
white-headed duck n. dikkuyruk
white-crowned black wheatear n. ak tepeli kuyrukkakan
white-eye n. zosterop türünden bir kuş
white-tailed eagle n. ak kuyruklu kartal
white-winged black tern n. ak kanatlı sumru
white-rumped sandpiper n. ak sokumlu kumkuşu
white-hot technology n. gelişmiş teknoloji
lead white n. kurşun beyazı
white person n. beyaz ırka mensup kimse
white slave traffic n. beyaz kadın ticareti
white tie n. beyaz papyon
white tie and tails n. kuyruklu ceket
white tie and tails n. frak
white sugar factory n. beyaz şeker fabrikası
white horse n. köpüklü dalga
white rot n. beyaz çürük
white sugar masscuite n. beyaz şeker lapası
white of egg n. yumurta akı
white horse n. beyaz at
white of the eye n. gözakı
snow white n. kar beyazı
non-white kids n. beyaz olmayan çocuklar
white pearl n. beyaz inci
white rose n. beyaz gül
white butterfly n. beyaz kelebek
white leaf n. beyaz yaprak
white feather n. beyaz tüy
white table n. beyaz masa
old man with white beard n. ak sakallı yaşlı adam
man with white hair n. beyaz saçlı adam
white water n. akarsu
white chickpeas n. beyaz leblebi
white russian n. beyaz rusyalı
white russian n. belaruslu
white roses n. beyaz güller
white girl n. beyaz kız
ice white n. buz beyazı
a white car n. beyaz bir araba
white rose n. ak gül
the white pebbles n. beyaz çakıl taşları
white sunday n. hamsin yortusu
white hair cat n. beyaz tüylü kedi
non-white n. beyaz ırktan olmayan kişi
egg white n. yumurta beyazı
white tent n. beyaz çadır
pearl white teeth n. inci beyazı dişler
white masked man n. beyaz maskeli adam
man with white mask n. beyaz maskeli adam
man in white mask n. beyaz maskeli adam
man wearing white mask n. beyaz maskeli adam
white tea n. beyaz çay
white supremacy n. beyazların diğer ırklardan daha üstün olduğunu ve toplumu yöntenen kesim olması gerektiğini savunan ırkçı düşünce
white supremacist n. beyaz ırkın diğer ırklardan daha üstün olduğuna inanan kimse
white lentil n. beyaz mercimek
whi̇te apron n. beyaz önlük
white-out [us] n. daksil
very white adj. kireç gibi
quite white adj. akça
pearly white adj. inci gibi beyaz
white haired adj. beyaz saçlı
pure white adj. apak
lily white adj. bembeyaz
all white adj. apak
snow white adj. kar gibi
white and clean adj. süt gibi
pale white adj. fildişi gibi
with white hair and beard adj. ak pak
pearl white adj. inci beyazı
as white as adj. kadar beyaz
snow white adj. kar gibi beyaz
black and white adj. aklı karalı
bluish white adj. mavimsi beyaz
chalk white adj. bembeyaz
lily-white adj. zambak gibi beyaz
lily-white adj. bembeyaz
snow-white adj. bembeyaz
snow-white adj. kar gibi
milk-white adj. sütbeyaz
white-collar adj. büroda çalışan
white-collar adj. memur
white-collar adj. beyaz yakalı
white-livered adj. korkak
white-haired adj. ak saçlı
white-livered adj. ödlek
white-hot adj. öfkeli
white-collar adj. kol gücü yerine kafa gücünü kullanarak çalışan (kimse)
white-collar adj. beyaz yakalılar grubuna ait
white-collar adj. beyaz yaka
white-skinned adj. beyaz tenli
white-hot adj. akkor
white-bearded adj. ak sakallı
off-white adj. tam belirgin renkli olmayan
off-white adj. beyazımsı
white-collar adj. ofiste çalışan
white-rimmed adj. beyaz kenarlı/çerçeveli
off-white adj. kırık beyaz renkli/renginde
off-white adj. kırık beyaz
pinkish-white adj. pembemsiz beyaz
pinkish-white adj. beyaza yakın toz pembe
milk-white adj. süt beyaz
white-ruled adj. beyaz insanlar tarafından yönetilen
white-ruled adj. beyazlar tarafından yönetilen
in black and white adv. yazılı olarak
Colloquial
a white elephant elinde bulundurana sorundan başka yarar sağlamayan şey
a white elephant beyaz fil
white lie hoş görülen yalan
white lie masum yalan
white lie beyaz yalan
white lie geçerli yalan
white lie haklı görülebilecek yalan
5 white-knuckled minutes gergin geçen beş dakika
5 white-knuckled minutes korku dolu beş dakika
white hope ümit vaad eden
white hope umut vaad eden
white hope ümit veren
great white hope ümit vaad eden
great white hope ümit veren
great white hope umut vaad eden
put on a white coat beyaz önlük giymek
white rabbit beyaz tavşan
white cops beyaz polisler
white whale kafaya takılan konu
white whale takıntı haline gelen şey
Idioms
a buffalo is black but gives white milk görünüşe aldanmamalı
bleed someone white soyup soğana çevirmek
show the white feather gözü korkmak
show the white feather korktuğunu belli etmek
show the white flag teslim bayrağını çekmek
show the white flag yelkenleri suya indirmek
show the white feather korkusunu göstermek
show the white feather ürktüğünü belli etmek
show the white feather korkakça davranmak
bleed someone white parasını yemek
bleed someone white bütün parasını almak
bleed someone white kanını emmek
in black and white dosdoğru
in black and white yazılı biçimde
in black and white basılı biçimde
swear black is white siyaha beyaz demek
in black and white sade
swear black is white gereksiz bir ısrar içinde olmak
in black and white basit ve yalın
pretend that black is white siyaha beyaz demek
say that black is white siyaha beyaz demek
whiter than white pür-i pak
whiter than white dürüstlük abidesi
whiter than white sütten çıkma ak kaşık
whiter than white dürüstlük timsali
whiter than white bembeyaz
white-knuckle gerilim dolu
white-knuckle tehlikeli
little white lie küçük beyaz yalan
little white lie küçük masum yalan
set something down in black and white yazılı hale getirmek
set something down in black and white yazıya dökmek
put something down in black and white yazıya dökmek
put something down in black and white yazılı hale getirmek
lily-white sütten çıkmış ak kaşık
lily-white masum
bleed someone white birisini soyup soğana çevirmek
bleed someone white tüm parasını almak
white collar beyaz yakalı
white-bread amerikalı sıradan beyazlar
the men in white coats deli doktorları
as white as the driven snow çok solgun
as white as a sheet bembeyaz (kesilmiş)
as white as snow bembeyaz (kesilmiş)
as white as a sheet çok solgun
as white as snow çok solgun
as white as a ghost çok solgun
as white as the driven snow bembeyaz (kesilmiş)
as white as a ghost bembeyaz (kesilmiş)
as white as the driven snow ölü gibi solgun
as white as a ghost ölü gibi solgun
as white as snow ölü gibi solgun
as white as a sheet ölü gibi solgun
a white knight bir şirketi zor durumdan kurtaran
a white knight kurtarıcı
a white knight beyaz şövalye
a white knight birinin imdadına yetişen
go as white as a sheet bembeyaz kesilmek
stop seeing things in black and white at gözlüğünü çıkarmak
lily-white sadece beyazların yaşadığı (bölge)
as white as snow hayalet kadar beyaz
as white as snow hayalet gibi beyaz
as white as snow aşırı solgun
as white as the driven snow hayalet kadar beyaz
as white as the driven snow hayalet gibi beyaz
as white as the driven snow aşırı solgun
as white as a sheet hayalet kadar beyaz
as white as a sheet hayalet gibi beyaz
as white as a sheet aşırı solgun
as white as a ghost hayalet kadar beyaz
as white as a ghost hayalet gibi beyaz
as white as a ghost aşırı solgun
white as a snow hayalet kadar beyaz
white as a snow hayalet gibi beyaz
white as a snow aşırı solgun
white as the driven snow hayalet kadar beyaz
white as the driven snow hayalet gibi beyaz
white as the driven snow aşırı solgun
white as a sheet hayalet kadar beyaz
white as a sheet hayalet gibi beyaz
white as a sheet aşırı solgun
white as a ghost hayalet kadar beyaz
white as a ghost hayalet gibi beyaz
white as a ghost aşırı solgun
Speaking
you turned white as a ghost betin benzin attı
Slang
talk to ralph on the big white phone v. kusmak
talk to ralph on the big white telephone v. kusmak
white pointers üstsüz güneşlenen kadın
pretty fly (for a white guy) bir beyazın zenci gibi davranması
black-and-white polis arabası
lily-white zenci/siyahi/göçmen karşıtı
poor white trash genelde zencilerin beyazları aşağılamak için kullandıkları argo bir terim
poor white trash fakir görgüsüz beyaz
poor white trash süprüntü
white trash beyaz pislik
white trash fakir cahil beyaz
white shirts yüksek rütbeli memurlar
white lady kokain
white boy beyaz çocuk
Trade/Economic
white collar workers beyaz yakalı işçiler
white knight beyaz şövalye
white paper beyaz bülten
white paper tanıtım yazısı
white paper ürün bilgisi
white goods beyaz eşya
white-collar worker büro çalışanı
white-collar worker şantiye büro personeli
white-collar worker masa başı çalışan kimse
white collar employee beyaz yaka çalışanı
white product beyaz ürün
white goods consumption beyaz eşya tüketimi
white goods manufacturers beyaz eşya üreticileri
white goods producers beyaz eşya imalatçıları
white goods manufacturers beyaz eşya imalatçıları
white goods producers beyaz eşya üreticileri
white collar workers beyaz yakalı çalışanlar
white goods beyaz eşya
Law
white slave traffic act eyaletlerarası beyaz kadın ve köle ticaretini ceza kapsamına alan 25 haziran 1910 tarihli kanun
white slavery beyaz esir ticareti
white slavery fuhuş amacıyla kadın ticareti
white-collar crime beyaz yaka suçları
white collar fraud nitelikli dolandırıcılık
white-collar crime beyaz yakalı suç
Politics
white papers beyaz kitaplar
white house beyaz saray
white russ beyaz rus
white turks beyaz türkler
white tai tay kao
white tai beyaz tai
white tai laos ve vietnam’da yaşayan etnik bir grup
white thai tay kao
white thai beyaz tay
white tai beyaz tay
white tai tai kao
white thai beyaz tai
white thai laos ve vietnam’da yaşayan etnik bir grup
white thai tai kao
white russian beyaz rus
white russian belaruslu
white russian beyaz rusyalı
white paper on youth gençlik üzerine beyaz kitap
oecd white list oecd beyaz listesi
Tourism
white water tourism akarsu turizmi
Technical
white oils açık renkli petrol ürünleri
white peak beyaz doruğu
peak white beyaz doruğu
white lead beyaz kurşun
white noise beyaz gürültü
white gold beyaz altın
white gasoline beyaz benzin
white metal beyaz metal
white radiation beyaz radyasyon
white lime yağlı kireç
white clay beyaz kil
black after white beyazdan sonra siyah
chinese white çin beyazı
white coal beyaz kömür
white level beyaz seviyesi
delta white metals delta beyaz metal
white cast iron beyaz dökme demir
white light beyaz ışık
picture white beyaz resim seviyesi
zinc white çinko beyazı
white spirit beyaz ispirto
white lead beyaz üstübeç
white spirit beyaz alkol
white compression beyaz bastırma
peak white beyaz seviyesi