açıkta - Turco Inglés Diccionario
Historia

açıkta



Significados de "açıkta" en diccionario inglés turco : 19 resultado(s)

Turco Inglés
General
açıkta unemployed adj.
açıkta exposed adj.
açıkta in the open air adv.
açıkta in the offing adv.
açıkta in the open adv.
açıkta outdoors adv.
açıkta out adv.
açıkta off-shore adv.
açıkta off adv.
açıkta aff adv.
Phrases
açıkta on half pay
Colloquial
açıkta open and shut
Idioms
açıkta out into the open
açıkta out in the open
Trade/Economic
açıkta outdoor
Technical
açıkta exposed
Marine
açıkta off shore
Marine Biology
açıkta offshore
Cinema
açıkta on location

Significados de "açıkta" con otros términos en diccionario inglés turco: 60 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
açıkta bırakma exposure n.
General
açıkta yatmak camp out v.
açıkta kalmak be homeless v.
açıkta kalmak be out in the cold v.
açıkta bırakmak leave somebody without a home or a job v.
açıkta kalmak be jobless v.
açıkta bırakmak leave something outdoors v.
açıkta bırakmak expose v.
açıkta yakılan ateş bonfire n.
açıkta bırakma exposure n.
açıkta bırakan decolletee n.
açıkta kalma exposure n.
göbeği açıkta bırakan kıyafet bare-midriff n.
kuzey afrika'da erkeklerin başlarına sardıkları ve yalnızca gözlerini açıkta bırakan sargı cheche n.
kuzey afrika'da erkeklerin başlarına sardıkları ve yalnızca gözlerini açıkta bırakan sargı cheich n.
kuzey afrika'da erkeklerin başlarına sardıkları ve yalnızca gözlerini açıkta bırakan sargı tagelmust n.
açıkta olan unconcealed adj.
omuzları açıkta bırakan giysi strapless adj.
açıkta kalmış out in the cold adj.
açıkta bırakılmış out in the cold adj.
kıyıdan (deniz yönünde) açıkta bulunan offshore adj.
çarşaf vb) sokulmamış/açıkta/ dışarıda/dışarı çıkkmış untuck adj.
çarşaf vb) sokulmamış/açıkta/ dışarıda/dışarı çıkkmış untucked adj.
açıkta kalan (arazi vb.) relicted adj.
Phrasals
açıkta bırakmak leave out
Idioms
ortalarda/açıkta bırakmak leave something (lying) around v.
ortalarda/açıkta bırakmak leave something (lying) about v.
ortalarda/açıkta bırakmak leave (something) lying around v.
aç açıkta below the breadline adv.
açıkta bırakılmış out in the open
Trade/Economic
açıkta kalmak remain uncovered
Law
mal bölümünden sonra açıkta kalan mülk residuary estate
Technical
ana iniş takımı açıkta kilitleme mekanizması main gear ground lock assembly
açıkta güç merkezi outdoor powerhouse
açıkta kalan yüzey exposed finish
açıkta kalmış exposed
açıkta olmayan kullanım yüzeyli u-finish
açıkta olmayan kullanım yüzeyli unexposed finish
Textile
koyun yününün açıkta kalan yıpranmış ucu tip [aus] n.
omuzların hemen alt arkasını açıkta bırakan askılı tişört/üst racer-back tank
omuzların hemen alt arkasını açıkta bırakan askılı tişört/üst racerback tank
omuzu açıkta bırakan (bluz veya elbise) off-the-shoulder
omzu açıkta bırakan (bluz veya elbise) off-the-shoulder
Marine
geminin açıkta demirlemek zorunda kaldığı durumlarda yolcuları limana taşıyan gemi tender
kıyıdan açıkta yüzen canlılar pelagic
açıkta mayna etmek to clear the land
Mining
açıkta kaldığında hızla eriyen ve sarımsı kütleler halinde bulunan bir çeşit kalsiyum ve magnezyum klorür tachhydrite
Medical
açıkta kalmış kemik denuded bone
Marine Biology
açıkta balıkçılık offshore fishery
açıkta eğlenmek put about
Botanic
açıkta büyüyen aerial adj.
açıkta yetişen aerial adj.
Agriculture
açıkta depolama open yard storage
açıkta ve örtü altında sebzecilik under cover and open area vegetable growing
açıkta tozlanan ve bir bölgeye adapte olmuş, yerel halkın elinde bulundurduğu tohum heirloom
Breeding
açıkta besi yeri feed-lot
açıkta hayvan besleme open cattle rearing
Apiculture
açıkta petek inşa etmek built combs in the open
Military
ikaz edilmiş açıkta warned exposed
ikaz edilmemiş ve açıkta unwarned exposed