broad - Turco Inglés Diccionario

broad

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

broad — Definition

Significado:
geniş, kapsamlı
Pronunciación (IPA):
(AmE /brɔːd/ – BrE /brɔːd/)
Categoría gramatical:
Sıfat

Significados de "broad" en diccionario turco inglés : 82 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
broad adj. engin
We looked down to see a broad expanse of desert beneath us.
Aşağıya bakınca altımızda engin bir çölün uzandığını gördük.

More Sentences
broad adj. geniş
He had broad shoulders that he liked to show off.
Millete göstermeyi sevdiği geniş omuzları vardı.

More Sentences
General
broad adj. yaygın
The technology isn’t in broad use yet.
Teknoloji henüz yaygın kullanımda değil.

More Sentences
broad adj. genel
That is the committee's broad view.
Komite'nin genel görüşü budur.

More Sentences
broad adj. kaba
The director prefers to use wit rather than broad humor.
Yönetmen kaba mizahtan ziyade nükte kullanmayı yeğlemektedir.

More Sentences
broad adj. ana
She gave me a broad outline of the project.
Bana projenin ana hatlarından bahsetti.

More Sentences
broad adj. geniş
He had broad shoulders that he liked to show off.
Millete göstermeyi sevdiği geniş omuzları vardı.

More Sentences
broad adj. kapsamlı
This product targets a broad audience.
Bu ürün kapsamlı bir kitleyi hedeflemektedir.

More Sentences
broad adj. kaba saba
She had a broad southern accent.
Kadının kaba saba bir güney aksanı vardı.

More Sentences
broad adj. geniş çaplı
The CESR will draft its proposals on the basis of broad public consultation.
Avrupa Sermaye Piyasası Kurulları Komitesi, tekliflerini geniş çaplı bir kamu istişaresi temelinde hazırlayacaktır.

More Sentences
Colloquial
broad n. hatun
All he saw was two broads talking by the river.
Tek gördüğü nehir kenarında konuşan iki hatun oldu.

More Sentences
Trade/Economic
broad adj. geniş
He had broad shoulders that he liked to show off.
Millete göstermeyi sevdiği geniş omuzları vardı.

More Sentences
broad adj. genel
That is the committee's broad view.
Komite'nin genel görüşü budur.

More Sentences
Technical
broad adj. geniş
He had broad shoulders that he liked to show off.
Millete göstermeyi sevdiği geniş omuzları vardı.

More Sentences
General
broad n. elin geniş ve düz kısmı
broad n. bir şeyin geniş kısmı
broad adj. hudutsuz
broad adj. göze çarpan
broad adj. hoşgörülü
broad adj. uçsuz bucaksız
broad adj. belli
broad adj. açık
broad adj. terbiyesiz
broad adj. serbest
broad adj. ayrıntılara girmeyen
broad adj. liberal
broad adj. esas
broad adj. aksanlı
broad adj. enli
broad adj. ayıp
broad adj. müsamahakar
broad adj. pervasız
broad adj. etraflı
broad adj. müstehcen
broad adj. ayrıntılı
broad adj. açık saçık
broad adj. serbest (düşünce)
broad adj. detaylı
broad adj. ayrıntılı olmayan
broad adj. belirli olmayan
broad adj. zirvede olan
broad adj. doruk noktasında olan
broad adj. (madeni para) geniş çaplı ve ince
broad adj. sınırlanmamış
broad adj. dizginsiz
broad adj. kısıtsız
broad adv. genişliğinde
broad adv. eninde
broad adv. tamamen
Colloquial
broad n. kadın
Trade/Economic
broad n. eskiden ingiltere ve iskoçya'da basılan altın sikke
broad adj. umumi
broad adj. (para) geniş çapta dolaşımlı
broad adj. (piyasa) çok sayıda müşteriyle birlikte büyük menkul kıymetlerin talep ve arzıyla nitelenen
Insurance
broad adj. (sigorta) geniş kapsamlı
Technical
broad n. ahşap torna aleti
broad n. on yedinci yüzyıla ait çekiçle dövülmüş altın
broad n. ahşap torna aleti
broad adj. enli
Television
broad n. sahne projektörü
Radio
broad adj. (radyo devresi) geniş
Textile
broad adj. geniş dokuma
broad adj. (yün) düz lifli olup esnek olmayan
Marine
broad adj. (yelken seyri) rüzgar neredeyse bordada
Agriculture
broad adj. (kepek) kabuklardan oluşan
Linguistics
broad adj. belirgin şekilde yerel
broad adj. baskın şekilde lehçeli
broad adj. (ünlü harf) açık
broad adj. (ünlü harf) kalın
broad adj. (ünsüz harf) kalın bir ünlüyle telaffuz edildiğinde kendisini karakterize eden bir alofonu olan
broad adj. (transkripsiyon) sesbirimsel
broad adj. (transkripsiyon) farklı tüm sesleri temsil eden
broad adj. (gal dilleri) velar şekilde telaffuz edilen
broad adj. (transkripsiyon) her fonemi temsilen temel bir sembol kullanan
Geography
broad n. abd'de bir nehir
Geology
broad adj. yayvan
Cinema
broad adj. (oyunculuk tarzı) abartılı
Librarianship
broad adj. nispeten geniş alt bölümleri olan (kütüphane)
Ottoman Turkish
broad adj. şümullü
Slang
broad n. fahişe
broad n. karı
broad n. önüne gelenle yatan

Significados de "broad" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
broad bean n. bakla
General
mashed broad beans n. fava
broad gauge n. geniş hat
the broad sweep of his argument n. iddiasının kapsamlılığı
broad axe n. dülger baltası
broad belt n. kolan
broad band n. kolan
broad mindedness n. geniş fikirlilik
broad gauge n. geniş hatlı demiryolu
broad participation n. geniş katılım
broad participation n. geniş katılım
broad meaning n. geniş anlam
broad axe n. savaş baltası
broad participation n. yoğun katılım
broad distribution n. geniş yayılım
broad distribution n. geniş dağılım
broad service n. yaygın servis
broad-billed sandpiper n. sürmeli kumkuşu
broad-ax n. savaş baltası
broad-leaved forest n. yapraklı orman
broad-ax n. balta
broad-spectrum n. geniş spektrumlu
broad experience n. engin tecrübe
broad shoulders n. geniş omuzlar
broad perspective n. geniş perspektif
broad opportunities n. geniş imkanlar
broad forehead n. geniş alın
broad concept n. geniş kavram
broad hint n. çok belirgin ima
broad arrow n. ingiliz mallarını gösteren ok işareti
broad axe n. balta
broad subject n. geniş konu
broad experience n. geniş deneyim
broad experience n. kapsamlı deneyim
broad experience n. geniş tecrübe
broad experience n. kapsamlı tecrübe
broad nasal bridge n. geniş burun kökü
broad interpretation n. geniş yorumlama
broad base of knowledge n. geniş bilgi tabanı
broad arrow n. dikenli ve geniş uçlu ok
broad-mindedness n. geniş mezheplilik
broad [dialect] n. yolculuk
broad [dialect] n. gezi
broad acres n. çok dönümlü arazi
broad acres n. çok sayıda sahibi olan arazi
broad arrow n. (mahkum kıyafetlerini işaretlemek için kullanılan) ok ucu işareti
broad daylight n. güpegündüz vakit
broad similarity n. geniş benzerlik
have a broad repercussion v. geniş yankı bulmak
have a broad repercussion in press v. basında geniş yankı bulmak
receive broad acceptance v. geniş kabul görmek
have a broad vision v. geniş vizyona sahip olmak
have a broad vision v. vizyonu geniş olmak
have a broad vision v. geniş vizyonlu olmak
have a broad vision v. geniş vizyonu olmak
look from a broad perspective v. geniş açıdan bakmak
have broad shoulders v. geniş omuzlu olmak
have broad shoulders v. geniş omuzları olmak
have a broad perspective/an open mind v. ufku geniş olmak
broad-side v. (bir şeyin) yan tarafına çarpmak
broad and shallow adj. yayvan
broad shouldered adj. geniş omuzlu
broad minded adj. geniş fikirli
broad-minded adj. hoşgörülü
broad-minded adj. geniş fikirli
broad-backed adj. geniş-sırtlı
broad-minded adj. açık fikirli
broad-footed adj. taraklı
a broad range of adj. geniş bir
broad-based adj. geniş tabanlı
broad in scope adj. geniş kapsamlı
broad-brimmed adj. geniş kenarlı (şapka vb.)
a broad array of adj. geniş çeşitlilikte
a broad array of adj. çok çeşitli
a broad array of adj. envai çeşit
broad-edge adj. geniş kenarlı
a broad range of adj. geniş bir yelpazede farklı
broad-visioned adj. vizyonlu
broad-visioned adj. geniş vizyonlu
broad-visioned adj. vizyonu geniş
broad-gauged adj. geniş kapsamlı
broad-gage adj. geniş boyutlu
broad-gaged adj. geniş boyutlu
broad-shouldered adj. geniş omuzlu
broad-horned adj. geniş boynuzlu
broad-gauge adj. geniş kapsamlı
broad-minded adj. mezhebi geniş
broad-headed adj. yuvarlak kafalı
broad-brush adj. yüzeysel
broad-gage adj. geniş kapsamlı
broad-gaged adj. geniş kapsamlı
in broad day adv. güpegündüz
in broad daylight adv. güpegündüz
in broad terms adv. geniş manada
broad-mindedly adv. anlayışla
broad-mindedly adv. hoşgörüyle
in a broad sense adv. geniş anlamda
in broad terms adv. geniş anlamda
in a broad way adv. genel bir şekilde
broad (broadcasting) abrev. yayıncılık
broad (broadcast) abrev. yayın
Colloquial
broad brush n. yüzeysel
broad across the beam n. kalçası/güvertesi geniş
broad across the beam n. poposu/bagajı/kaportası büyük
broad across the beam adj. poposu büyük
broad across the beam adj. geniş basenli
broad across the beam adj. büyük popolu
broad across the beam adj. kalçası geniş
broad across the beam adj. koca kıçlı
broad across the beam adj. kaidesi yerinde
broad across the beam adj. kalçası kocaman
Idioms
broad hint n. vurgulu ve açık ima
broad in the beam n. fıçı gibi
a broad church n. fikir kulübü
a broad church n. özgür düşünce platformu
broad strokes n. ana hatlarıyla
broad brush strokes n. ana hatlarıyla
broad (brush) strokes n. bir şeyin genel hatları
broad strokes n. bir şeyin genel hatları
broad shoulders n. çok sorumluluk üstlenebilme
broad shoulders n. çok sorumluluk omuzlayabilme
broad shoulders n. çok sorumluluk yüklenebilme
broad shoulders n. birden çok işi yapabilecek yetenekte olma
broad shoulders n. omzuna/sırtına/çok yük/sorumluluk alabilme
broad shoulders n. çok sorumluluk taşıyabilme
broad shoulders n. omzunda/sırtında çok yük/sorumluluk olabilme/taşıyabilme
broad shoulders n. sorumluluk almaya istekli/hevesli olma
broad shoulders n. çok sorumluluk sırtlanabilme
broad church n. farklı görüş ve fikirlere sahip kişilerden oluşan grup
broad church n. özgür düşünce platformu
broad daylight n. gün ışığı
broad church n. 17. yüzyıl'da ingiliz kilisesi'nin doktrin ve ayinler gibi bazı ibadetlerini reddeden grup
broad daylight n. doğal ışık
hit the broad side of a barn v. kolay görünen işi yapamamak
have broad shoulders v. eleştirilere göğüs gerecek güçte olmak
have a broad back v. geniş olmak
have a broad back v. eleştiri kaldırabilmek
paint something with a broad brush v. ana hatlarıyla anlatmak
paint something with a broad brush v. ayrıntılara girmeden anlatmak
have broad shoulders v. birden çok işi yapabilecek yetenekte olmak
have broad shoulders v. çok sorumluluk taşıyabilmek
have broad shoulders v. omzunda/sırtında çok yük/sorumluluk olabilmek/taşıyabilmek
have broad shoulders v. çok sorumluluk sırtlanabilmek
have broad shoulders v. çok sorumluluk omuzlayabilmek
paint something with a broad brush v. genel bir resmini çizmek
paint something with a broad brush v. derine inmeden/yüzeysel olarak anlatmak
paint something with a broad brush v. genel hatlarını çizmek
paint something with a broad brush v. temel özelliklerini anlatmak
have broad shoulders v. sorumluluk almaya istekli/hevesli olmak
have broad shoulders v. omzuna/sırtına/çok yük/sorumluluk alabilmek