yolculuk - Turco Inglés Diccionario

yolculuk

Significados de "yolculuk" en diccionario inglés turco : 37 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yolculuk travel n.
For a fee, the organisation Trees for Travel plants trees after each plane trip you make.
Trees for Travel adlı kuruluş, belli bir ücret karşılığında yaptığınız her uçak yolculuğundan sonra ağaç dikiyor.

More Sentences
yolculuk trip n.
I cannot confirm that but I can confirm they will be taking an early return trip to France.
Bunu teyit edemem ama Fransa'ya erken bir dönüş yolculuğu yapacaklarını teyit edebilirim.

More Sentences
yolculuk journey n.
His journey to the presidency was full of obstacles.
Başkanlık yolculuğu engellerle doluydu.

More Sentences
yolculuk voyage n.
This will be a voyage over a rough sea for, as I have said, there are massive challenges ahead.
Bu dalgalı bir denizde yapılacak bir yolculuk olacak, zira daha önce de söylediğim gibi önümüzde büyük zorluklar var.

More Sentences
yolculuk travelling n.
COMFORT mode can be selected for relaxed travelling.
Rahat bir yolculuk için COMFORT modu seçilebilir.

More Sentences
yolculuk traveling n.
Traveling from one point to another takes about ten minutes.
Bir noktadan diğerine yolculuk yaklaşık on dakika sürer.

More Sentences
General
yolculuk cruising n.
They went on cruising for a month.
Bir ay süren bir yolculuğa çıktılar.

More Sentences
yolculuk journey n.
His journey to the presidency was full of obstacles.
Başkanlık yolculuğu engellerle doluydu.

More Sentences
yolculuk travelling n.
COMFORT mode can be selected for relaxed travelling.
Rahat bir yolculuk için COMFORT modu seçilebilir.

More Sentences
yolculuk traveling n.
Traveling from one point to another takes about ten minutes.
Bir noktadan diğerine yolculuk yaklaşık on dakika sürer.

More Sentences
Tourism
yolculuk travelling n.
COMFORT mode can be selected for relaxed travelling.
Rahat bir yolculuk için COMFORT modu seçilebilir.

More Sentences
yolculuk traveling n.
Traveling from one point to another takes about ten minutes.
Bir noktadan diğerine yolculuk yaklaşık on dakika sürer.

More Sentences
Technical
yolculuk journey n.
His journey to the presidency was full of obstacles.
Başkanlık yolculuğu engellerle doluydu.

More Sentences
yolculuk voyage n.
This will be a voyage over a rough sea for, as I have said, there are massive challenges ahead.
Bu dalgalı bir denizde yapılacak bir yolculuk olacak, zira daha önce de söylediğim gibi önümüzde büyük zorluklar var.

More Sentences
Aeronautic
yolculuk cruise n.
During the cruise, they will share their experiences via blogs and the Expedition 370 website.
Yolculuk sırasında deneyimlerini bloglar ve Expedition 370 web sitesi aracılığıyla paylaşacaklar.

More Sentences
General
yolculuk trek n.
yolculuk headway n.
yolculuk peregrination n.
yolculuk expedition n.
yolculuk excursion n.
yolculuk passage n.
yolculuk raik n.
yolculuk trabbel [dialect] n.
yolculuk traivel [scottish] n.
yolculuk viage n.
yolculuk broad [dialect] n.
yolculuk gang [scotland] n.
yolculuk locomotion n.
yolculuk cursus [rare] n.
yolculuk gate [scotland] n.
yolculuk outroad [obsolete] n.
yolculuk shipping [obsolete] n.
Colloquial
yolculuk cruisin n.
Literature
yolculuk arc n.
Abbreviation
yolculuk trav n.
Archaic
yolculuk gait [scotland] n.
yolculuk diet n.

Significados de "yolculuk" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yolculuk etmek travel v.
General
yolculuk etme trekking n.
tarihsel olarak çeşitli noktalar arasında tarifeye göre yolculuk yapan büyükçe at arabası stagecoach n.
yolculuk eden kimse voyager n.
ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk journey n.
uzun ve zorlu bir yolculuk trek n.
gezegenlerarası yolculuk interplanetary voyages n.
atla yapılan yolculuk ride n.
yolculuk tutkusu wanderlust n.
bekleme (uçak otobüs gemi veya trenle yolculuk ederken bir yerde) layover n.
kısa yolculuk evagation n.
bisikletle yolculuk yapanlara tahsis edilmiş yol cycle route n.
gemi ile yolculuk sail n.
uzun yolculuk (özel bir amaçla yapılan) expedition n.
gemi ile yolculuk sailing n.
doküman vb taşıyan kuryenin yaptığı yolculuk courier flight n.
yolculuk ücreti fares n.
aktarmasız biletin fiyatını kırmak için çok sektörlü bir yolculuk için ayrı biletlerin basılması split ticketing n.
yolculuk yiyecekleri equipage n.
yolculuk (uçak, gemi) passage n.
biletsiz yolculuk ticketless travel n.
(arabayla, bisikletle) yolculuk ride n.
uzayda yolculuk ilmi astronautics n.
saklanarak kaçak yolculuk yapan kimse stowaway n.
yolculuk etme peregrination n.
kısa yolculuk trip n.
kısa yolculuk excursion n.
uzayda yolculuk bilimi astronautics n.
ücretsiz yolculuk yapabilmek umuduyla bir taşıta binip saklanan kimse stowaway n.
yurtdışına yolculuk foreign voyage n.
yolculuk programı itinerary n.
son yolculuk final journey n.
astral yolculuk astral journey n.
astral yolculuk astral projection n.
astral yolculuk astral travel n.
lüks mavi yolculuk gemisi cruise liner n.
yolculuk planı itinerary n.
yolculuk el kitabı itinerary n.
gemiyle yolculuk cruise n.
yolculuk (at/bisiklet/araba ile) ride n.
yolculuk yapma travelling n.
kutsal yolculuk religious journey n.
kutsal yolculuk pilgrimage n.
zamanda yolculuk time travel n.
zamanda yolculuk travel in time n.
zamanda yolculuk journey through time n.
umuda yolculuk journey to hope n.
otostopla yolculuk etme hitch hike n.
yolculuk parası ve uçak bileti travel cash and airline ticket n.
sonsuz yolculuk eternal journey n.
sonsuz yolculuk a journey without end n.
sonsuz yolculuk never-ending journey n.
sonsuz yolculuk endless journey n.
yolculuk rehberi baedeker n.
yolculuk yapma traveling n.
yolculuk günü day of travel n.
huzura yolculuk journey to peace n.
evden işe işten eve günlük yapılan yolculuk daily commute n.
son yolculuk (cenaze merasimi) last respect n.
içsel yolculuk inner journey n.
yorucu yolculuk tiring journey n.
zamanda yolculuk travelling through time n.
katır üzerinde yapılan yolculuk mule ride n.
iç yolculuk inner trip n.
kutsal topraklara yolculuk journey to the holy land n.
altın veya köle bulmak amacıyla çıkılan yolculuk bandeira n.
paylaşımlı yolculuk ride-hailing n.
paylaşımlı yolculuk ride-hailing n.
bisiklet arkasında yolculuk backie n.
at üstünde yolculuk train [obsolete] n.
uzun yolculuk trounce [dialect] n.
iyi bir yolculuk a good trip n.
özel yolculuk special journey n.
uzun veya maceralı yolculuk safari n.
ülkenin iç kısımlarından kıyı kesimine yolculuk etme katabasis n.
yer altı dünyasına yolculuk etme katabasis n.
kısa yolculuk jolly [uk] n.
kısa yolculuk jump n.
kıyıda veya gözden uzak bir yerde birkaç gün süren kısa bir yolculuk şeklindeki parti marooning party n.
kısa yolculuk whirl n.
anılara yolculuk memory lane n.
saman vagonunda yapılan yolculuk hayride [us] n.
büyük bir grubun düşmanca çevreden kaçtığı yolculuk hejira n.
arzu edilen bir varış noktasına gitme amacıyla yapılan yolculuk hijra n.
özellikle istenmeyen veya tehlikeli bir ortamdan kaçma amacıyla yapılan yolculuk hijra n.
özellikle istenmeyen veya tehlikeli bir ortamdan kaçma amacıyla yapılan yolculuk hijrah n.
arzu edilen bir varış noktasına gitme amacıyla yapılan yolculuk hijrah n.
araç ile yolculuk yapmak rider n.
yolculuk paylaşımı ridesharing [us] n.
müreffeh yolculuk godspeed n.
at sırtında yolculuk road [obsolete] n.
yolculuk mesafesi run n.
araç sürerek yapılan kısa yolculuk drive n.
yolculuk için atıştırmalıklar padkos [south africa] n.
kısa yolculuk sashay n.
kısa yolculuk outlope n.
(birini) yolculuk için hazırlama outsetting n.
kısa yolculuk outroad [obsolete] n.
zahmetli yolculuk shlep n.
zahmetli yolculuk schlep n.
zahmetli yolculuk schlepp n.
çetin yolculuk shlep n.
Sonraki yolculuk next trip n.
heyecanlı yolculuk a wild ride n.
(amaca giden) yolculuk path n.
kaçamak yolculuk sortie n.
uzun heyecan verici yolculuk odyssey n.
kısa yolculuk step [obsolete] n.
yolculuk etmek take a journey v.
yolculuk etmek travel by v.
yolculuk etmek journey v.
yolculuk etmek peregrinate v.
yolculuk etmek ride v.
yat ile yolculuk etmek yacht v.
yolculuk etmek travel along with v.
yolculuk etmek traffic v.
yolculuk etmek take a trip v.
yolculuk etmek voyage v.
kaçak yolculuk yapmak stow away v.
yolculuk etmek travel v.
yolculuk yapmak journey v.
yolculuk etmek make a voyage v.
jetle yolculuk yapmak jet v.
yolculuk etmek itinerate v.
tekerlekli bir vasıtayla yolculuk yapmak awheel v.
yolculuk yapmak take a journey v.
saman vagonunda yolculuk etmek hayride v.
yolculuk yapmak take a ride v.
yolculuk yapmak make an expedition v.
yolculuk yapmak get over v.
yolculuk yapmak make a journey v.
molasız yolculuk yapmak travel through v.
yolculuk etmek fare v.
yolculuk yapmak travel v.
(bir yolculuk vb) bir yerde bitmek end up at something v.
zamanda yolculuk etmek travel through time v.
zamanda yolculuk etmek travel through time v.
yolculuk etmek tote [dialect] v.
yolculuk etmek trek v.
(yolculuk sırasında) (ata/ineğe/köpeğe) su vermek bait v.
(yolculuk sırasında) konaklamak bait v.
(yolculuk esnasında) yemek ve su molası vermek bait v.
kamyonet ile yolculuk etmek van v.
engebeli arazide yolculuk etmek off-road v.
uçakla yolculuk yapmak plane v.
yolculuk yapmak fettle [dialect] [uk] v.
araç içinde yolculuk yapmak passenger v.
kısa yolculuk yapmak out v.
yaya yolculuk eden wayfaring adj.
yolculuk eden wayfaring adj.