travel - Turco Inglés Diccionario

travel

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

travel — Definition

Significado:
seyahat etmek
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈtrævəl/ – BrE /ˈtrævəl/)
Categoría gramatical:
Fiil: travel (travels – traveled/travelled – traveling/travelling); İsim: travel (uncountable)
Sinónimo:
journey, roam
Antónimos:
stay

Significados de "travel" en diccionario turco inglés : 47 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
travel n. yolculuk
For a fee, the organisation Trees for Travel plants trees after each plane trip you make.
Trees for Travel adlı kuruluş, belli bir ücret karşılığında yaptığınız her uçak yolculuğundan sonra ağaç dikiyor.

More Sentences
travel n. seyahat
I quit the job as it involves a lot of travel.
Çok fazla seyahat gerektirdiği için işi bıraktım.

More Sentences
travel n. gezi
Gulliver's Travels was written by a famous English writer.
Gulliver'in Gezileri, ünlü bir İngiliz yazar tarafından yazılmıştır.

More Sentences
travel v. seyahat etmek
The Cuban Government has, however, denied them permission to travel.
Ancak Küba Hükümeti bu kişilerin seyahat etmelerine izin vermemiştir.

More Sentences
travel v. gezmek
I am planning to travel across Europe.
Avrupa'yı baştan başa gezmeyi planlıyorum.

More Sentences
travel v. yolculuk etmek
I wanna travel.
Ben yolculuk etmek istiyorum.

More Sentences
General
travel v. gitmek
The car was travelling at 120 mph before the accident.
Araba kazadan önce saatte 120 mil hızla gidiyordu.

More Sentences
travel v. dolaşmak
Her eyes travelled over the red bike.
Gözleri kırmızı bisikletin üzerinde dolaşıyordu.

More Sentences
travel v. geçmek
This protein then travels into mama’s blood.
Bu protein daha sonra annenin kanına geçer.

More Sentences
travel v. yolculuk etmek
I wanna travel.
Ben yolculuk etmek istiyorum.

More Sentences
travel v. yolculuk yapmak
Now we fly to Frankfurt or Zurich direct and then travel by car for three hours.
Artık Frankfurt ya da Zürih'e doğrudan uçuyor ve ardından üç saatlik bir araba yolculuğu yapıyoruz.

More Sentences
travel v. ilerlemek
With this proposal, you are travelling down a very slippery slope.
Bu öneriyle çok kaygan bir zeminde ilerliyorsunuz.

More Sentences
travel v. yayılmak
The worse the news, the faster it travels.
Haber ne kadar kötüyse, o kadar hızlı yayılır.

More Sentences
travel v. dünyayı gezmek
Travelling the world is one of my biggest dreams.
Dünyayı gezmek benim en büyük hayallerimden biri.

More Sentences
Trade/Economic
travel v. seyahat etmek
The Cuban Government has, however, denied them permission to travel.
Ancak Küba Hükümeti bu kişilerin seyahat etmelerine izin vermemiştir.

More Sentences
Tourism
travel n. seyahat
I quit the job as it involves a lot of travel.
Çok fazla seyahat gerektirdiği için işi bıraktım.

More Sentences
Technical
travel n. seyahat
I quit the job as it involves a lot of travel.
Çok fazla seyahat gerektirdiği için işi bıraktım.

More Sentences
travel v. hareket etmek
A group can travel as fast as the slowest member.
Bir grup en yavaş üyesi kadar hızlı hareket edebilir.

More Sentences
travel v. yolculuk yapmak
Now we fly to Frankfurt or Zurich direct and then travel by car for three hours.
Artık Frankfurt ya da Zürih'e doğrudan uçuyor ve ardından üç saatlik bir araba yolculuğu yapıyoruz.

More Sentences
Automotive
travel v. seyahat etmek
The Cuban Government has, however, denied them permission to travel.
Ancak Küba Hükümeti bu kişilerin seyahat etmelerine izin vermemiştir.

More Sentences
Basketball
travel v. steps yapmak
The last travelling caused the team to lose the advantage.
Son yapılan steps, takımın avantajını kaybetmesine neden oldu.

More Sentences
General
travel n. hareket
travel n. işleme
travel n. sefer
travel n. hareket hızı
travel n. hareket gücü
travel n. trafik yoğunluğu
travel n. rotada ilerleme
travel v. işlemek
travel v. görmek
travel v. kaçmak
travel v. almak
travel v. yol almak
travel v. gazlamak
travel v. birlikte gezmek
travel v. rota izlemek
travel v. (şirkete, gruba) katılmak
travel v. ortaklık kurmak
travel v. iş gezisi yapmak
Colloquial
travel v. hızla hareket etmek
Technical
travel n. kurs
travel v. belli bir alanda gidip gelmek
Mechanic
travel n. makine parçasının belirli yönde ileri geri hareketi
travel n. (piston) hareket aralığı
Automotive
travel n. hareket mesafesi
Transportation
travel v. ulaşıma dahil olmak
travel v. dağıtıma girmek

Significados de "travel" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
travel guide n. seyahat rehberi
General
travel in literature n. edebiyatta gezi
travel bargain n. seyahat anlaşması
universal air travel plan n. evrensel hava yolculuğu planı
space travel n. uzay yolculuğu
ground travel n. kara yolculuğu
travel agents n. seyahat acentaları
water travel n. su yolculuğu
universal air travel plan n. iata'nın yürüttüğü kredi kartı planı
automobile travel n. otomobil seyahati
description and travel n. betimleme ve seyahat
travel kit n. seyahat takımı
health aspects travel n. sağlık açısından seyahat
travel bureau n. seyahat acentası
ticketless travel n. biletsiz yolculuk
travel photography n. seyahat fotoğrafçılığı
travel agent n. seyahat acentesi
travel allowance n. seyahat izni
travel book n. seyahatname
travel agency n. seyahat acentesi
travel restrictions n. seyahat kısıtlamaları
travel expense law n. harcırah kanunu
travel costs n. seyahat maliyeti
travel expenditures n. turizm harcamaları
travel contracts n. seyahat sözleşmeleri
description and travel n. seyahat ve betimleme
car travel n. araba yolculuğu
car travel n. araba seyahati
astral travel n. astral yolculuk
astral travel n. astral seyahat
travel allowance n. yolluk
travel allowance n. yol harcı
travel allowance n. yol parası
travel expenses n. yol masrafları
travel office n. seyahat ofisi
train travel n. tren yolculuğu
travel-time curve n. varış zamanı eğrisi
travel-time n. varış süresi
travel requisites n. gezi gereçleri
travel ticket n. gezi bileti
travel receipts n. turizm gelirleri
pen travel n. kalem yolalımı
travel programme n. seyahat programı
travel programme n. gezi programı
time travel n. zaman yolculuğu
travel in time n. zaman yolculuğu
travel in time n. zamanda yolculuk
time travel n. zamanda yolculuk
travel arrangement n. seyahat ayarlaması
travel article n. gezi makalesi
travel writings n. gezi yazıları
travel notes n. gezi notları
travel writing n. gezi yazısı
night travel n. gece yolculuğu
travel case n. seyahat çantası
travel film n. gezi filmi
travel literature n. gezi edebiyatı
travel memories n. gezi anıları
travel notes n. gezi anıları
travel cash and airline ticket n. yolculuk parası ve uçak bileti
date of travel n. seyahat tarihi
travel journal n. gezi günlüğü
travel compartment n. (baş üstü) bagaj bölmesi
travel compartment n. taşıma çantası (küçük hayvanlar için)
travel compartment n. nakil kompartımanı (büyük hayvanlar için)
travel magazine n. seyahat dergisi
space travel n. uzay seyahati
visa-free travel n. vizesiz seyahat
travel by public transport n. toplu taşımayla seyahat
travel bed n. seyahat yatağı
aircraft travel n. uçak yolculuğu
air travel n. uçak yolculuğu
travel security program n. seyahat güvenliği programı
travel warrant n. seyahat izin belgesi
day of travel n. yolculuk günü
travel nurse n. gezici hemşire
travel nursing n. gezici hemşirelik
general travel ban n. genel seyahat yasağı
travel club n. gezi kulübü
travel news n. seyahat haberleri
right to travel n. seyahat hakkı
travel alert n. seyahat uyarısı
travel warning n. seyahat uyarısı
travel advisory n. seyahat uyarısı
travel pillow n. yolcu yastığı
travel pillow n. seyahat yastığı
air travel n. tayyarecilik
air travel n. uçuş
air travel n. havacılık
travel bag n. seyahat çantası
travel agent n. seyahat danışmanı
travel iron n. seyahat ütüsü
travel [obsolete] n. sancı
travel [obsolete] n. eziyet
fast travel n. ışınlanma
fast travel n. birden gitme
travel around v. etrafında dolaşmak
cause to travel v. seyahat etmesine yol açmak
travel by v. yolculuk etmek
travel on foot v. yürüyerek dolaşmak
travel light v. az eşyayla seyahat etmek
travel over v. katetmek
travel back and forth   v. mekik dokumak  
travel away v. uzaklara gitmek
travel along with v. yolculuk etmek
travel first class v. birinci mevkide seyahat etmek
travel around the world v. dünyayı gezmek
give travel allowance v. harcırah vermek
travel the city v. şehri gezmek
travel from hand to hand v. elden ele dolaşmak
travel non-stop v. molasız seyahat etmek
travel through v. molasız yolculuk yapmak
have no obstacle to travel v. seyahat engeli bulunmamak
have no obstacle to travel v. seyahat engeli olmamak
have no restriction to travel v. seyahat engeli olmamak
have no restriction to travel v. seyahat engeli bulunmamak
be free to travel v. seyahat engeli bulunmamak
be free to travel v. seyahat engeli olmamak
travel around the world v. dünya etrafında dolaşmak
make a travel plan v. seyahat planı yapmak
plan to travel v. seyahat planı yapmak
travel abroad v. yurtdışına seyahat etmek
travel alone v. yalnız seyahat etmek
travel alone v. tek başına gezmek
travel alone v. tek başına seyahat etmek
travel around the country v. ülkenin dört bir yanını gezmek
go to travel v. seyahate gitmek/çıkmak
travel by air v. hava yolu ile seyahat etmek
travel on an empty stomach v. boş mide ile seyahat etmek
travel the dust around v. tozutmak ( odayı/belli bir ortamı)
travel through time v. zamanda yolculuk etmek
travel through time v. zamanda yolculuk etmek
travel post v. at arabası değiştirerek seyahat etmek
travel by dak v. tahtırevanla gitmek
travel to v. ziyaret etmek
travel [obsolete] v. eziyet çekmek
travel [obsolete] v. sancılanmak
travel rapidly v. hızla hareket etmek
travel [dialect] v. yürüyerek gitmek
travel-sore adj. yol yorgunu
travel-sick adj. seyahatten rahatsız olan
fit-to-travel adj. seyahat etmeye müsait
fit-to-travel adj. seyahat edebilir
worn or tired by travel adj. yol yorgunu
travel-worn adj. yol yorgunu
travel-tainted adj. yol yorgunu
travel-stained adj. seyahat sırasında kirlenmiş
travel-soiled adj. seyahat sırasında kirlenmiş
travel-tainted adj. seyahatten yorgun düşmüş
Phrasals
travel on something v. (otobüs/tren vb) de/ile seyahat etmek