uzağa - Turco Inglés Diccionario

uzağa

Significados de "uzağa" en diccionario inglés turco : 25 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
uzağa away adv.
General
uzağa far afield adv.
Don't go too far afield.
Çok uzağa gitmeyin.

More Sentences
uzağa clear adv.
You should keep clear of that side of town.
Şehrin o tarafından uzak durmalısın.

More Sentences
Phrases
uzağa far afield expr.
Don't go too far afield.
Çok uzağa gitmeyin.

More Sentences
uzağa into the distance expr.
Meng Hao took a deep breath and looked off into the distance.
Meng Hao derin bir nefes aldı ve uzaklara baktı.

More Sentences
Idioms
uzağa into the distance expr.
Meng Hao took a deep breath and looked off into the distance.
Meng Hao derin bir nefes aldı ve uzaklara baktı.

More Sentences
General
uzağa far away adv.
uzağa far adv.
uzağa afield adv.
uzağa off adv.
uzağa apart adv.
uzağa to a distance adv.
uzağa away adv.
uzağa aff adv.
uzağa avaunt [obsolete] adv.
uzağa way adv.
uzağa fer adv.
uzağa far adv.
uzağa past [scotland/ireland] adv.
uzağa fur adv.
Phrases
uzağa farther afield expr.
uzağa further afield expr.
Colloquial
uzağa away adv.
Technical
uzağa away adv.
Archaic
uzağa awayward adv.

Significados de "uzağa" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
topu çok uzağa atabilmesiyle ünlü olan amerikalı profesyonel beyzbol oyuncusu babe ruth n.
başkalarından uzağa yerleşen kimse outsettler n.
uzağa koymak distance v.
uzağa gitmek go far away v.
daha uzağa koymak set back from v.
daha uzağa uçmak overfly v.
çok uzağa atlamak overjump v.
(birini) çok uzağa sıçrayarak mağlup etmek overleap v.
aşırı uzağa yürümek overmarch v.
daha uzağa koşmak overrun v.
uzağa gitmek overstride v.
uzağa fırlatmak overthrow v.
uzağa göndermek detrude v.
uzağa göndermek detrude v.
uzağa koymak disloign [obsolete] v.
uzağa yürümek dismarch v.
uzağa almak distance v.
(oku) hedeften uzağa atmak drib [obsolete] v.
topu daha uzağa atmak outhit v.
daha uzağa sıçramak outleap v.
(bir diğerinden) daha uzağa tekmelemek outkick v.
daha uzağa ve isabetli atış yapmak outthrow v.
yeterince uzağa ulaşamamak underreach v.
daha uzağa emeklemek outcrawl v.
(misket oyununda) misketi gereğinden uzağa göndererek hile yapmak fudge v.
uzaktan uzağa very distant adj.
uzağa yapılan vuruş lively adj.
uzağa giden distant adj.
merkezden uzağa hareket eden outward-moving adj.
merkezden uzağa yönlendirilen outward-moving adj.
uzağa etki eden far-ranging adj.
uzağa götürülmüş far off adj.
uzaktan uzağa from a great distance adv.
daha uzağa further adv.
daha uzağa farther adv.
en uzağa farthest adv.
en uzağa furthest adv.
daha da uzağa further away adv.
daha uzağa değil no farther adv.
nesneden uzağa doğru off adv.
konuşmacıdan uzağa doğru off adv.
merkezden uzağa outward adv.
başlangıç noktasından uzağa outward adv.
daha uzağa still adv.
Phrasals
uzağa atmak discard away v.
uzağa defetmek carry off v.
(şahin) sahibinden çok uzağa uçmak rake out v.
(şahin) sahibinden çok uzağa uçmak rake away v.
(şahin) sahibinden çok uzağa uçmak rake off v.
(bir şeyi başka bir şeyden) uzağa götürmek bring away v.
(bir şeyi başka bir şeyden) uzağa almak bring away v.
(bir şeyi başka bir şeyden) uzağa taşımak bring away v.
bir şeyi başka bir şeyden uzağa götürmek bring something away from something v.
(birinden veya bir şeyden) uzağa fırlatmak hurl away (from someone or something) v.
(bir şeyi birinden veya bir şeyden) uzağa savurmak hurl something away (from someone or something) v.
(bir şeyi birinden veya bir şeyden) uzağa fırlatmak hurl something away (from someone or something) v.
bir şeyi başka bir şeyden uzağa almak bring something away from something v.
bir şeyi başka bir şeyden uzağa taşımak bring something away from something v.
(birinden veya bir şeyden) uzağa savurmak hurl away (from someone or something) v.
(bir şeyi birinden veya bir şeyden) uzağa atmak hurl something away (from someone or something) v.
(birinden veya bir şeyden) uzağa atmak hurl away (from someone or something) v.
sedyeyle (birinden/bir şeyden) uzağa götürmek stretch away from (someone or something) v.
(birinden/bir şeyden) uzağa almak stretch away from (someone or something) v.
sedyeyle (birinden/bir şeyden) uzağa taşımak stretch away from (someone or something) v.
uzağa almak stretch away v.
(birinden/bir şeyden) uzağa götürmek bear off from (someone or something) v.
uzağa götürmek bear off v.
birini/bir şeyi birinden/bir şeyden uzağa itmek push someone or something off v.
birini/bir şeyi birinden/bir şeyden uzağa itmek push someone or something off (of) someone or something v.
birini/bir şeyi (bir şeyden) uzağa sürmek, itmek, hareket ettirmek back someone or something off (from something) v.
(gemiyi, tekneyi) (bir şeyden) uzağa/başka tarafa yönlendirmek bear off from (something) v.
(gemiyi, tekneyi) bir tehlikeden uzağa/başka tarafa yönlendirmek bear off from (something) v.
(gemiyi, tekneyi) bir engelden uzağa/başka tarafa yönlendirmek bear off from (something) v.
uzağa götürmek carry off v.
(birinden/bir şeyden) uzağa gelmek come away (from someone or something) v.
ile uzağa gelmek/gitmek come away with v.
birini (birinden/bir şeyden) uzağa götürmek conduct someone away (from someone or something) v.
(birini/bir şeyi) uzağa götürmek conduct (someone or something) away v.
birini/bir şeyi birinden bir şeyden uzağa götürmek/uzaklaştırmak get someone or something away from someone or something v.
(birinden/bir şeyden) uzağa gitmek get away from (someone or something) v.
(birinden/bir şeyden) uzağa götürmek get away from (someone or something) v.
(birinden/bir şeyden) uzağa süzülmek/kaymak glide away (from someone or something) v.
(birinden/bir şeyden) uzağa almak/götürmek guide away (from someone or something) v.
birine birinden/bir şeyden uzağa doğru eşlik etmek guide someone away from someone or something v.
'-den uzağa fırlatmak hurl away v.
'-den uzağa atmak hurl away v.
-den uzağa savurmak hurl away v.
çarpıp uzağa fırlatmak/savurmak knock away v.
uzağa fırlatmak/savurmak knock away v.
(birinden/bir şeyden) uzağa püskürtmek repel from (someone or something) v.
Phrases
gidebildiğin kadar uzağa git go as far as you can expr.
evden uzağa further afield expr.
bir yerden/bir şeyden uzağa further afield expr.
evden uzağa far afield expr.
bir yerden/bir şeyden uzağa farther afield expr.
evden uzağa farther afield expr.
evden uzağa farther afield expr.
bir yerden/bir şeyden uzağa far afield expr.
evden uzağa further afield expr.
bir yerden/bir şeyden uzağa farther afield expr.
bir yerden/bir şeyden uzağa further afield expr.
bir yerden/bir şeyden uzağa far afield expr.
Colloquial
topun sert şekilde panyaya veya çembere çarpıp uzağa sekmesine yol açan dengesiz şut brick n.
beyzbolda ikinci kaleyi almayı sağlayacak kadar uzağa yapılan vuruş double bagger n.
beyzbolda ikinci kaleyi almayı sağlayacak kadar uzağa yapılan vuruş double-bagger n.
-den uzağa offa prep.
çok uzağa country mile expr.
(birinden/bir şeyde) uzağa off of (someone or something) expr.
-den uzağa off of expr.
Idioms
(birini/bir şeyi birinden, bir şeyden kendinden) uzağa itmek push (someone or something) off (of) (someone, something, or oneself) v.
uzağa dalmak gaze into space v.
uzağa dalmak gaze off into space v.
birini/bir şeyi uzağa taşımak blow someone or something away v.
krikette topu altı koşu kazandıracak kadar uzağa vurmak hit/knock something for six v.
uzağa dalmak look/stare/gaze into space v.
rüzgardan uzağa off the wind adj.
Trade/Economic
bir iş ekibinin bir günlüğüne veya hafta sonu için çalışılan mekandan uzağa toplantıya gitmesi corporate away day n.
Technical
kişinin sağından uzağa açılan (kapı) right-hand adj.
Mechanic
krank milinden uzağa doğru hareket eden piston instroke n.
Marine
kıyıdan uzağa demir atma offing n.
çok uzağa gitmek enavigate v.
bir karaya doğru bir karadan uzağa giderek off and on adv.
rüzgardan uzağa doğru off adv.
kıyıdan uzağa doğru off adv.
karadan uzağa doğru off adv.
bir karaya doğru bir karadan uzağa giderek off-and-on adv.
limandan uzağa doğru outward adv.
rüzgardan uzağa doğru room adv.
Medical
bir uzvu vücudun orta ekseninden uzağa çekme abduction n.
bir uzvu vücudun orta ekseninden uzağa çekmek abduct v.
Psychology
yakından uzağa gelişme proximodistal development n.
Physiology
merkezi sinir sisteminden uyarıları uzağa ileten centrifugal adj.
Biology
organizmanın belirli bir uyarana doğru veya uyarandan uzağa hareketi telotaxis n.
ağızdan uzağa aboral adj.
Astronomy
galaksinin merkezinden milyonlarca ışık yılı uzağa yayılan muazzam radyo emisyon bölgeleri radio lobes n.
ayın yörüngesinde döndüğü gezegenden uzağa bakan yüzü farside n.
Zoology
kafadanbacaklı kabuğunda delikten uzağa doğru dışbükey sütür lobe n.
bir veya daha fazla bacağını vücudundan uzağa sallamak (at) wing [obsolete] v.
Agriculture
pulluğun toprağı ekinlerden uzağa atması outthrow n.
pulluğun ekinlerden uzağa attığı toprak miktarı outthrow n.
Geography
nehrin asıl yerinden uzağa taşıdığı kaya river boulder n.
Geology
gerçekte bulundukları yerden çok uzağa fay boyunca taşınan kaya parçaları allochthone n.
gerçekte bulundukları yerden çok uzağa fay boyunca taşınan kaya parçaları allochthon n.
gerçekte bulundukları yerden çok uzağa fay boyunca taşınan kaya parçaları allochthonous adj.
gerçekte bulundukları yerden çok uzağa fay boyunca taşınan kaya parçaları allocthonous adj.
Military
atış mevziinden uzağa ve deneme atış mevziine doğru downrange adj.
atış mevziinden uzağa ve deneme atış mevziine doğru downrange adv.
Sport
beysbol, softbol ya da krikette vuruşları çok kuvvetli olan ve uzağa giden oyuncu power hitter n.
(kriket) vurucunun bacaklarından uzağa doğru yapılan atış off side n.
(futbolda) kaleden veya orta sahadan uzağa doğru kavisli bir şekilde atılan top outswinger n.