|
Kategori |
Türkçe |
İngilizce |
|
| Genel |
|
| 1 |
Genel |
kadar |
amount i. |
|
I can only imagine the amount of work that went into it.
Bunun için ne kadar emek harcandığını ancak hayal edebilirim.
More Sentences
|
| 2 |
Genel |
kadar |
what s. |
|
Learn what you can.
Yapabildiğin kadarıyla öğren.
More Sentences
|
| 3 |
Genel |
kadar |
about zf. |
|
In the same period, about 8 300 enterprises were liquidated.
Aynı dönemde, 8 300 kadar işletme tasfiye edildi.
More Sentences
|
| 4 |
Genel |
kadar |
some zf. |
|
Turkey has over 12 million primary and secondary school pupils and some 500 000 teachers.
Türkiye'de 12 milyondan fazla ilk ve orta okul öğrencisi ve 500 000 kadar öğretmen vardır.
More Sentences
|
| 5 |
Genel |
kadar |
or so zf. |
|
Eventually, standards were drawn up for only a dozen or so substances.
Sonunda, sadece bir düzine kadar madde için standartlar hazırlandı.
More Sentences
|
|
|
| 6 |
Genel |
kadar |
as far as zf. |
|
For the first time, as far as I know, we are therefore voting twice in plenary about more or less the same amendments.
Bildiğim kadarıyla ilk defa aşağı yukarı aynı değişiklikleri genel kurulda iki kez oyluyoruz.
More Sentences
|
| 7 |
Genel |
kadar |
till zf. |
|
It can wait till May, till the two parties have reached an agreement.
İki taraf bir anlaşmaya varana kadar Mayıs ayına kadar bekleyebilir.
More Sentences
|
| 8 |
Genel |
kadar |
to zf. |
|
We are doing that to tight deadlines.
Bunu son teslim tarihine kadar yapıyoruz.
More Sentences
|
| 9 |
Genel |
kadar |
so zf. |
|
So far, Turkey has not fulfilled these political criteria.
Bugüne kadar, Türkiye söz konusu siyasal kriterleri yerine getirmiş değildir.
More Sentences
|
| 10 |
Genel |
kadar |
as zf. |
|
I want to stress that it is as important to improve the quality of expenditure as its quantity.
Harcamaların niceliği kadar niteliğinin de iyileştirilmesinin önemli olduğunu vurgulamak isterim.
More Sentences
|
|
|
| 11 |
Genel |
kadar |
enough zf. |
|
I know you aren't stupid enough to believe that.
Buna inanacak kadar aptal olmadığını biliyorum.
More Sentences
|
| 12 |
Genel |
kadar |
far zf. |
|
North Korean defectors managed to get as far as the Mongolian steppes.
Kuzey Koreli sığınmacılar Moğolistan bozkırlarına kadar ulaşmayı başardı.
More Sentences
|
| 13 |
Genel |
kadar |
as ed. |
|
Repeat as many times as needed to coat the hair with oil.
Saçı yağ ile kaplamak için gerektiği kadar tekrarlayın.
More Sentences
|
| 14 |
Genel |
kadar |
so as ed. |
|
So as I see it, we need a new definition of additionality.
Gördüğüm kadarıyla yeni bir ek tanımına ihtiyacımız var.
More Sentences
|
| 15 |
Genel |
kadar |
as much ed. |
|
Without the EU's efforts, I do not think the Summit would have made as much progress.
AB'nin çabaları olmasaydı Zirve'de bu kadar ilerleme kaydedileceğini sanmıyorum.
More Sentences
|
| 16 |
Genel |
kadar |
something like ed. |
|
Sami kidnapped something like a hundred women.
Sami yüz kadar kadın kaçırdı.
More Sentences
|
| 17 |
Genel |
kadar |
by ed. |
|
It will be made possible by providing co-funding, up to a current maximum of 10%.
Mevcut maksimum %10'a kadar eş finansman sağlanarak mümkün olacaktır.
More Sentences
|
| 18 |
Genel |
kadar |
up to ed. |
|
An important component is responsibility at executive level right up to the boardroom.
Önemli bir bileşen, yönetim kurulu odasına kadar yürütme düzeyinde sorumluluktur.
More Sentences
|
| 19 |
Genel |
kadar |
until ed. |
|
That is something that cannot be put off until 2006.
Bu 2006 yılına kadar ertelenemeyecek bir konudur.
More Sentences
|
| 20 |
Genel |
kadar |
til ed. |
|
You will have fun from the beginning til the end.
Başından sonuna kadar eğleneceksiniz.
More Sentences
|
|
|
| 21 |
Genel |
kadar |
of ed. |
|
A busload of tourists just arrived.
Az önce bir otobüs kadar turist geldi.
More Sentences
|
| 22 |
Genel |
kadar |
what zm. |
|
Learn what you can.
Yapabildiğin kadarıyla öğren.
More Sentences
|
| 23 |
Genel |
kadar |
as well as bağ. |
|
Of course it is sensible to extend protection to users and residents as well as workers.
Elbette korumanın çalışanlar kadar kullanıcılar ve bölge sakinlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi mantıklıdır.
More Sentences
|
| 24 |
Genel |
kadar |
as much as bağ. |
|
We are legislators on the Budget every bit as much as the Council.
Bizler de en az Konsey kadar bütçe konusunda yasa koyucuyuz.
More Sentences
|
| 25 |
Genel |
kadar |
til bağ. |
|
You will have fun from the beginning til the end.
Başından sonuna kadar eğleneceksiniz.
More Sentences
|
| 26 |
Genel |
kadar |
degree i. |
|
| 27 |
Genel |
kadar |
proportion i. |
|
| 28 |
Genel |
kadar |
amounting s. |
|
| 29 |
Genel |
kadar |
inasmuch as ed. |
|
| 30 |
Genel |
kadar |
as near as ed. |
|
| 31 |
Genel |
kadar |
insomuch as ed. |
|
| 32 |
Genel |
kadar |
as... as ed. |
|
| 33 |
Genel |
kadar |
as much ... as ed. |
|
| 34 |
Genel |
kadar |
as far forth as bağ. |
|
| 35 |
Genel |
kadar |
as ferforth as bağ. |
|
| Konuşma Dili |
|
| 36 |
Konuşma Dili |
kadar |
'til ed. |
|
| 37 |
Konuşma Dili |
kadar |
'til bağ. |
|
| 38 |
Konuşma Dili |
kadar |
comme expr. |
|
|
Kategori |
Türkçe |
İngilizce |
|
| Yaygın Kullanım |
|
| 1 |
Yaygın Kullanım |
sonsuza kadar |
forever zf. |
|
| 2 |
Yaygın Kullanım |
sonuna kadar |
all the way zf. |
|
|
|
| 3 |
Yaygın Kullanım |
başından sonuna kadar |
through ed. |
|
| 4 |
Yaygın Kullanım |
-e kadar |
till ed. |
|
| 5 |
Yaygın Kullanım |
her ne kadar |
although bağ. |
|
| Genel |
|
| 6 |
Genel |
kıl kadar mesafe |
hairbreadth i. |
|
| 7 |
Genel |
bir tatlı kaşığı kadar |
dessertspoonful i. |
|
| 8 |
Genel |
bırakılan izlerin birini belirli bir yere kadar götürmesi |
trace to i. |
|
| 9 |
Genel |
sıfırdan dokuza kadar tamsayıların her biri |
digit i. |
|
| 10 |
Genel |
belirli yükümlülükler gerçekleşene kadar bir şeyin tarafsız bir kişiye emaneti |
escrow i. |
|
| 11 |
Genel |
göz açıp kapayıncaya kadar |
the twinkling of an eye i. |
|
| 12 |
Genel |
gümüş kıyı, kuzeyde oporto'dan güneyde costa de lisboa'ya kadar uzanan portekiz sahil şeridi |
costa de prata i. |
|
| 13 |
Genel |
iğneden ipliğe kadar |
including even the smallest items i. |
|
| 14 |
Genel |
onsekiz yaşına kadar erkek çocuk |
boy i. |
|
| 15 |
Genel |
dize kadar gelen çizme |
knee boot i. |
|
| 16 |
Genel |
fransa'nın güneybatı kıyısında, gironde halicinden ispanya sınırına kadar uzanan kıyı şeridi |
cote d'argent i. |
|
| 17 |
Genel |
dağ kadar yüksek olmayan yer yükseltisi |
hill i. |
|
| 18 |
Genel |
belli şartlar karşılanıncaya kadar kontrolü altında tutan |
escrowee i. |
|
| 19 |
Genel |
belli şartlar karşılanıncaya kadar malın üçüncü bir şahsın kontrolü altında tutulması |
escrowing i. |
|
| 20 |
Genel |
1800’e kadar ilk çalışmalar |
early works to 1800 i. |
|
| 21 |
Genel |
dünya kadar para |
pots of money i. |
|
| 22 |
Genel |
ağzına kadar dolu bardak |
bumper i. |
|
| 23 |
Genel |
bilumum menkullerinin alacaklının alacağı ödeninceye kadar davacının eline teslimini öngören müzekkere |
elegit i. |
|
| 24 |
Genel |
ölümcül hastaların ölene kadar bakıldığı bakımevi |
hospice i. |
|
| 25 |
Genel |
ağzına kadar dolu kadeh |
bumper i. |
|
| 26 |
Genel |
virginia'dan güney kaliforniya'ya kadar uzanan abd'nin güney bölgesi |
sunbelt i. |
|
| 27 |
Genel |
zerre kadar |
diddlysquat i. |
|
| 28 |
Genel |
tam katları kadar kromozom içerme durumu |
euploidy i. |
|
| 29 |
Genel |
gavle'den finlandiya sınırına kadar isveç'in doğu kıyısı |
midnight sun coast i. |
|
| 30 |
Genel |
güney afrika'da durban kentinden kuzeyde tugela nehrinin döküldüğü yere kadar olan sahil şeridi |
dolphin coast i. |
|
| 31 |
Genel |
otobüs gibi taşıtlarda bulunan ve yapılan hızı, duraklamaların süresini ve sürücünün ne kadar direks |
tachograph i. |
|
| 32 |
Genel |
ms 100'den ms 1432'ye kadar süren kadim kamboçya medeniyeti |
khmer i. |
|
| 33 |
Genel |
anımsanamayacak kadar eski zaman |
time immemorial i. |
|
| 34 |
Genel |
geçinip gidecek kadar gelir |
competence i. |
|
| 35 |
Genel |
geçinip gidecek kadar gelir |
subsistence i. |
|
| 36 |
Genel |
1600'e kadar olan beyanlar |
early accounts to 1600 i. |
|
| 37 |
Genel |
kadar etme |
amounting i. |
|
| 38 |
Genel |
avazı çıktığı kadar bağıran |
shrieker i. |
|
| 39 |
Genel |
bir kattan merdiven sahanlığına kadar giden merdiven bölümü |
flight of stairs i. |
|
| 40 |
Genel |
bir kattan merdiven sahanlığına kadar giden merdiven bölümü |
flight of steps i. |
|
| 41 |
Genel |
yolculuğun sonuna kadar geçerli bilet |
through ticket i. |
|
| 42 |
Genel |
yok denecek kadar |
minute amount i. |
|
|
|
| 43 |
Genel |
yok denecek kadar az |
minute amount i. |
|
| 44 |
Genel |
ceplerinin içine kadar yapılan arama |
body search i. |
|
| 45 |
Genel |
15. yüzyıla kadar ispanya ve portekiz'de yaşamış museviler |
sephardic jew i. |
|
| 46 |
Genel |
organizmanın doğumdan ölüme kadar geçirdiği evrelerin bütünü |
life cycle i. |
|
| 47 |
Genel |
hakkında konuşulacak kadar olgunlaşmış fikir |
a speech-ripe idea i. |
|
| 48 |
Genel |
artık eskisi kadar etki uyandırmayan sanat eseri |
war-horse i. |
|
| 49 |
Genel |
ağzına kadar doldurma |
cram i. |
|
| 50 |
Genel |
ölçülemeyecek kadar az bir miktar olan |
skerrick i. |
|
| 51 |
Genel |
üzerinde durmaya değmeyecek kadar önemsiz konu |
dead letter i. |
|
| 52 |
Genel |
üzerinde durmaya değmeyecek kadar önemsiz konu |
nonissue i. |
|
| 53 |
Genel |
sonuna kadar direnme |
perseverance i. |
|
| 54 |
Genel |
okunamayacak kadar küçük basılmış bölüm |
the small print i. |
|
| 55 |
Genel |
pabuç kadar ciklet |
a wad of gum i. |
|
| 56 |
Genel |
yolculuğun sonuna kadar olan bilet |
through ticket i. |
|
| 57 |
Genel |
ağzına kadar dolu bardak |
brimmer i. |
|
| 58 |
Genel |
üç yaşına kadar olan çocuklar |
children up to three years of age i. |
|
| 59 |
Genel |
yok denecek kadar az şans |
a slight chance i. |
|
| 60 |
Genel |
yeteri kadar para |
enough money i. |
|
| 61 |
Genel |
omuza kadar uzamış saç |
shoulder length hair i. |
|
| 62 |
Genel |
bilgisayar oyunlarında bir oyunun konusunun ve temel oyun mekaniğinin ne kadar iyi tasarlanmış ve oyunda ne kadar verimli bir şekilde uygulanmış olduğunu ifade eden sözcük |
gameplay i. |
|
| 63 |
Genel |
mevcut yılın başından günümüze kadar olan süre |
ytd (year-to-date) i. |
|
| 64 |
Genel |
taklit edilemeyecek kadar iyi |
inimitability i. |
|
| 65 |
Genel |
Ekoseli kumaştan yapılmış ayak bileğine kadar inen kadınların giydiği kilit |
arisaidh i. |
|
| 66 |
Genel |
bileğe kadar (derin) |
ankle-deep i. |
|
| 67 |
Genel |
bileğe kadar kar |
ankle-deep snow i. |
|
| 68 |
Genel |
isa'nın çarmıha gerildiği yere kadar yürüdüğü yol |
via dolorosa i. |
|
| 69 |
Genel |
batı mısır'dan atlantik okyanusu'na kadar uzanan bölge |
barbary i. |
|
| 70 |
Genel |
fasulye kadar |
beans i. |
|
| 71 |
Genel |
tavana kadar kitaplık |
book stack i. |
|
| 72 |
Genel |
başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetme |
altruism i. |
|
| 73 |
Genel |
reddedilmeyecek kadar iyi bir teklif |
an offer too good to refuse i. |
|
| 74 |
Genel |
1950 ve 60'larda popüler olmuş genelde küt saç olarak kullanılan kulak altına kadar uzanan, perçemli bir saç modeli |
pageboy haircut i. |
|
| 75 |
Genel |
şimdiye kadar yazılmış en iyi şarkı |
best song ever written i. |
|
| 76 |
Genel |
ilk tamire kadar geçen süre |
time-to-first-fix i. |
|
| 77 |
Genel |
sabah dokuzdan akşam beşe kadar süren iş |
nine-to-five job i. |
|
| 78 |
Genel |
yayınevi için orijinal çalışmalara erişimde, bu çalışmaların incelenmesinden ve değerlendirilmesinden basıma kadar süreçten sorumlu görevli |
acquisitions editor i. |
|
| 79 |
Genel |
ne kadar tartışılırsa tartışılsın bir önemi olmayan, sonuca varılamayan durum |
moot point i. |
|
| 80 |
Genel |
şimdilik bu kadar (kısaltma) |
that's all for now (tafn) i. |
|
| 81 |
Genel |
bir onsun yarısı kadar olan sıvı ölçü birimi |
tablespoonful i. |
|
| 82 |
Genel |
dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan mesafeye eşit eski bir uzunluk ölçüsü birimi |
cubit i. |
|
| 83 |
Genel |
6 cubit (dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan mesafe) uzunluğa eşdeğer ibrani uzunluk ölçüsü |
caneh i. |
|
| 84 |
Genel |
kasım ayından ocak ayının başına kadar geçen, birçok tatilin kutlandığı zaman aralığı |
the holiday season [usa] i. |
|
| 85 |
Genel |
kasım ayından ocak ayının başına kadar geçen, birçok tatilin kutlandığı zaman aralığı |
the holidays [usa] i. |
|
| 86 |
Genel |
zerre kadar şey (bile) |
the first thing i. |
|
| 87 |
Genel |
belden veya dizden ayak bileğine kadar kaplayan koruyucu zırh |
greave i. |
|
| 88 |
Genel |
sayılamayacak kadar çok miktar |
trillion i. |
|
| 89 |
Genel |
bütün gece yetecek kadar ışık |
allnight i. |
|
| 90 |
Genel |
bütün gece yetecek kadar yiyecek |
allnight i. |
|
| 91 |
Genel |
bütün gece yetecek kadar yakıt |
allnight i. |
|
| 92 |
Genel |
göz büyüklüğü 200 olan bir elekten geçecek kadar ince öğütme |
all-sliming i. |
|
| 93 |
Genel |
oyuncuların sadece bir kişi kalana kadar rakip oyuncuları paintball, çorap, lastik bant veya benzeri nesnelerle ebeledikleri bir oyun |
assassin i. |
|
| 94 |
Genel |
2000'den 2009'un sonuna kadar süren on yıllık dönem |
aughts i. |
|
| 95 |
Genel |
çin'de 1949 yılına kadar çeşitli devlet kurumlarına verilen isim |
yamen i. |
|
| 96 |
Genel |
dünya harikaları arasına girebilecek kadar muhteşem olduğu düşünülen şey |
the eighth wonder of the world i. |
|
| 97 |
Genel |
en ince ayrıntısına kadar açıklama |
elementation i. |
|
| 98 |
Genel |
arasından seçim yapılamayacak kadar bolluk |
embarras de richesses i. |
|
| 99 |
Genel |
ispanya'da sokaktan ringe kadar devam eden boğa koşusu |
encierro i. |
|
| 100 |
Genel |
(bir şeyin) ne kadar az harcandığı |
underspend i. |
|
| 101 |
Genel |
yerine daha iyisi bulunana kadar koleksiyonda tutulan düşük kaliteli eşya |
filler i. |
|
| 102 |
Genel |
dar eteğin arkasındaki etek ucu çizgisine kadar çıkan plikaşe |
kick pleat i. |
|
| 103 |
Genel |
bir çaydanlık kadar olan miktar |
kettle i. |
|
| 104 |
Genel |
karşılaşınca öpüşülecek kadar samimi olunan uzak akraba |
kissing cousin i. |
|
| 105 |
Genel |
ağzına kadar dolu olan kül saklama vazosu |
urnful i. |
|
| 106 |
Genel |
sıkacak kadar uzun olma |
lengthiness i. |
|
| 107 |
Genel |
göbek bağı düşene kadar bebeğin karnına sarılan kuşak |
belly button band i. |
|
| 108 |
Genel |
göbek bağı düşene kadar bebeğin karnına sarılan kuşak |
bellyband i. |
|
| 109 |
Genel |
kıl kadar mesafe |
eyelash i. |
|
| 110 |
Genel |
göz açıp kapayana kadar geçen zaman |
eyewink i. |
|
| 111 |
Genel |
hüküm giymiş kimsenin hücresinden idam edileceği yere kadar yürüdüğü mesafe |
last mile i. |
|
| 112 |
Genel |
randevuya çıkan bir kadının üzerinde taşıdığı, partneri ile kavga etmeleri durumunda eve dönmesine yetecek kadar yol parası |
mad money i. |
|
| 113 |
Genel |
tüm teklifler alınana kadar açılmayan gizli yazılı teklif |
bid i. |
|
| 114 |
Genel |
yok denecek kadar az |
haet [scotland] i. |
|
| 115 |
Genel |
göz açıp kapayıncaya kadar geçen süre |
blink of an eye i. |
|
| 116 |
Genel |
(mecazi anlamda) göz açıp kapayıncaya kadar geçen süre |
blink i. |
|
| 117 |
Genel |
elde idare edilecek kadar küçük olan şey |
hand-held i. |
|
| 118 |
Genel |
1970'lerden 1993'te liderleri öldürülene kadar kokain üretimini kontrol etmiş kolombiyalı bir uyuşturucu karteli |
medellin cartel i. |
|
| 119 |
Genel |
bir pistteki belirtilen gün kadar süren at veya köpek yarışı sezonu |
meeting i. |
|
| 120 |
Genel |
çocukların sersemleyene kadar ipte sallandıkları bir oyun |
meritot [obsolete] i. |
|
| 121 |
Genel |
baş makale kadar önemi olmayıp gazetelerde veya haftalık yayınlarda basılan veya basılmaya uygun, popüler veya hafif içerikli edebi deneme veya makale |
middle i. |
|
| 122 |
Genel |
ağzına kadar doldurma |
heaping i. |
|
| 123 |
Genel |
tatillerde de açık olup geç saatlere kadar kapanmayan, acil ihtiyaç maddeleri bulunduran ve görece yüksek fiyattan satış yapan bir tür perakendeci |
mini-mart i. |
|
| 124 |
Genel |
ağzına kadar dolu olma |
brimfullness [obsolete] i. |
|
| 125 |
Genel |
ağzına kadar dolu olma |
brimfulness [obsolete] i. |
|
| 126 |
Genel |
dize kadar uzanan bir tür deri ayakkabı |
brogan shoe i. |
|
| 127 |
Genel |
yarış pistinin son dönüşünden bitiş çizgisine kadar olan kısmı |
homestretch i. |
|
| 128 |
Genel |
kadınların abiye kıyafetlerle giydiği, parmakları açıkta bırakan ve genellikle dirsek ve üstüne kadar uzanan eldiven |
mit i. |
|
| 129 |
Genel |
tek bir isimle tanınacak kadar ünlü kimse |
mononym i. |
|
| 130 |
Genel |
mö. 5. yüzyıldan ms. 16. yüzyıla kadar ohio ve mississippi vadilerinde etkili olmuş kızılderili kabilelerine mensup kimse |
mound-builder i. |
|
| 131 |
Genel |
ayak bileğinin üstüne kadar uzanan şoson |
gaiter i. |
|
| 132 |
Genel |
M.Ö. 4. yüzyılda sirakuza'da hükümdar olan dionysios'un sarayında yaşamış ve dünyaca ünlü damokles'in kılıcı deyiminin zamanımıza kadar gelmesine sebep olmuş kişi |
damocles i. |
|
| 133 |
Genel |
atlı avcının zıplayarak geçemeyeceği kadar yüksek çit |
bullfinch i. |
|
| 134 |
Genel |
çene hizasına kadar barfiks çekme |
chin-up i. |
|
| 135 |
Genel |
tutsakların işlem istasyonuna götürülene kadar toplandığı yer |
detainee collecting point i. |
|
| 136 |
Genel |
ağzına kadar dolu |
full to the gunwales i. |
|
| 137 |
Genel |
taşacak kadar dolu |
full to the gunwales i. |
|
| 138 |
Genel |
bir dereceye kadar icra yetkisi gerektiren mevki |
office i. |
|
| 139 |
Genel |
yok denecek kadar az miktar |
one-tenth i. |
|
| 140 |
Genel |
taşacak kadar dolu olma |
overfill i. |
|
| 141 |
Genel |
sertleşene/ağrıyana kadar ovalanmış yer |
rub i. |
|
| 142 |
Genel |
tadın yenemeyecek kadar berbat olması |
disgustingness i. |
|
| 143 |
Genel |
algılanamayacak kadar kısa anlar |
instants i. |
|
| 144 |
Genel |
evrenin büyüklüğü içinde kendinin ne kadar küçük ve önemsiz bir varlık olduğunu hissetme duygusu |
occhiolism i. |
|
| 145 |
Genel |
en ince ayrıntısına kadar açıklanma |
circumstantiality i. |
|
| 146 |
Genel |
(hanedan armalarında) genişliğinin yarısı kadar küçültülmüş şerit |
closet i. |
|
| 147 |
Genel |
uygun biri atanana kadar makamı başka birinin tutması |
commendam i. |
|
| 148 |
Genel |
ağzına kadar doldurulabilir |
crammable i. |
|
| 149 |
Genel |
(özellikle tokası olmayıp bileğe kadar uzanan) kauçuk şoson |
india rubber i. |
|
| 150 |
Genel |
zamanı saniyesine kadar doğru gösteren saat |
isochronon i. |
|