closet - Türkçe İngilizce Sözlük

closet

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

closet — Definition

Anlamı ve Tanımı:
dolap, gizli
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈklɑːzət/ – BrE /ˈklɒzɪt/)
Terim Türü:
İsim: closet (closets); Sıfat: closet
Küçük depolama alanı ya da saklı durum. Fransızca clos kökünden gelen sözcük, kapalı olma fikrini belirtir. Gündelik ve mecazî dilde, saklama veya gizlilik anlamında kullanılır
Eş Anlamlılar:
cupboard
Zıt Anlamlılar:
openness

"closet" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 29 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
closet i. elbise dolabı
Genel
closet i. dolap
I put your clothes into the closet.
Elbiselerini dolaba koydum.

More Sentences
closet i. gömme dolap
Tom left the closet door open.
Tom gömme dolabın kapısını açık bıraktı.

More Sentences
closet f. bir odada özel görüşmek
The president was closeted with her councillors.
Cumhurbaşkanı, danışmanlarıyla bir odada özel görüşmüştü.

More Sentences
closet s. gizli
Tom is a closet atheist.
Tom gizli bir ateist.

More Sentences
Teknik
closet i. gömme dolap
Tom left the closet door open.
Tom gömme dolabın kapısını açık bıraktı.

More Sentences
Genel
closet i. bölme
closet i. küçük oda
closet i. helataşı
closet i. yüklük
closet i. hücre
closet i. gizli oda
closet i. tuvalet
closet i. gömme dolap (gardırop işlevi gören sandık odası gibi)
closet i. alafranga helataşı
closet i. oda
closet i. mahremiyet
closet i. ihtiyatlı gizlilik
closet i. (hanedan armalarında) genişliğinin yarısı kadar küçültülmüş şerit
closet f. odaya kapatmak
closet f. saklamak
closet f. gizlemek
closet s. şahsi
closet s. kişisel
closet s. özel
closet s. mahrem
closet s. gizli bir çalışma içinde olan
closet s. spekülatif
closet s. kullanışsız

"closet" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
skeleton in the closet i. utanılacak bir sır
water closet i. yüznumara
water closet i. kısaca wc
water closet i. sifon ve suya sahip tuvalet
linen closet i. çamaşır dolabı
china closet i. tabak dolabı
water closet i. kabine
closet communist i. gizli komünist
water closet i. klozet
water closet i. hela
water closet i. tuvalet
large closet for bedding i. yüklük
water closet i. abdesthane
pan closet i. alaturka helataşı
coat closet i. elbise dolabı
coat closet i. gardırop
walk-in closet i. gardrop olarak kullanılan oda
walk-in closet i. büyük gömme dolap
walk-in closet i. gardrop olarak kullanılan gömme dolap
walk-in closet i. geniş gömme dolap
walk-in closet i. elbise odası
water-closet i. abdesthane
kitchen closet i. mutfak dolabı
water closet i. wc
water-closet i. hela
water-closet i. tuvalet
water closet i. ayakyolu
washing closet i. tuvalet
washing closet i. klozet
earth-closet i. eski zamanlarda evin dışına inşa edilen tuvalet
closet racism i. gizli ırkçılık
closet racist i. gizli ırkçı
broom closet i. temizlik odası
closet sin i. gizli günah
closet auger i. klozet açıcı tel
clothes closet i. giysi odası
supply closet i. depolama dolabı
supply closet i. tedarik saklama amaçlı kullanılan dolap
supply closet i. kiler dolabı
closet case i. gizli eşcinsel
Öbek Fiiller
closet with f. sorunlarını çözmeleri için iki tarafı bir araya getirmek
closet with f. iki grubu aynı yerde bırakmak
closet with f. uzlaşmalarını sağlamak için iki tarafı bir araya getirmek
closet with f. ile aynı yere kapatmak
closet with f. ile baş başa bırakmak
Konuşma Dili
fibber mcgee's closet i. arapsaçına dönmüş şey
fibber mcgee's closet i. karman çorman durum
fibber mcgee's closet i. çorba olmuş durum
fibber mcgee's closet i. karmakarışık şey
Deyim
a skeleton in the closet i. ailenin gizlediği utanç kaynağı olan bir sır
skeletons in the closet i. şok edici sır
skeletons in the closet i. şaşırtıcı sır
skeleton in the closet i. şaşırtıcı sır
skeleton in the closet i. utanılacak bir sır
skeleton in the closet i. şok edici sır
skeletons in the closet i. utanılacak bir sır
a skeleton in one's closet i. utanılacak sır
a skeleton in the closet i. utanç verici sır
a skeleton in the closet i. utanılacak sır
a skeleton in one's closet i. utanç verici sır
one's skeletons in the closet i. birinin kirli çamaşırları
skeletons in the closet i. kirli çamaşırlar
closet macho i. gizli maço
broom closet i. puta tapanların veya modern büyücülüğe inananların ayinlerinde kullandıkları eşyaları sakladıkları dolap
rain closet i. duş alınan bölme
rain closet i. duş bölmesi
fibber mcgee's closet i. darmadağın bir ortam/oda
broom closet i. eşcinsellerin cinsel kimliklerini açıklamadan önce yaşadıkları mecazi yer
rain closet i. duş alanı
fibber mcgee's closet i. iğne atsan yere düşmeyecek kadar dağınıklık
rain closet i. duş
fibber mcgee's closet i. karman çorman durum
fibber mcgee's closet i. hercümerç
a skeleton in the closet i. ailenin gizlediği utanç kaynağı olan bir sır
a skeleton in the closet i. utanılacak bir sır
a skeleton in the closet i. utanç verici bir sır
a skeleton in the closet i. aile sırrı
skeleton in (one's) closet i. utanç verici sır
skeleton in (one's) closet i. utanılacak sır
skeleton in (one's) closet i. rezillik
get out of the closet f. sırrını açığa vurmak
come out of the closet f. eşcinsel olduğunu söylemek
get out of the closet f. itiraf veya ifşa etmek
come out of the closet f. sırrını açığa vurmak
come out of the closet f. itiraf veya ifşa etmek
come out of the closet f. utançtan/mahcubiyetten dolayı bir sırrını gizlemekten vazgeçerek ifşa etmek
get out of the closet f. utançtan/mahcubiyetten dolayı bir sırrını gizlemekten vazgeçerek ifşa etmek
come out of the closet f. eşsincel olduğunu belirtmek/bildirmek
have a skeleton in one's closet f. utanılacak bir sırrı olmak
closet someone with someone f. iki grubu aynı yerde bırakmak
closet someone with someone f. uzlaşmalarını sağlamak için iki tarafı bir araya getirmek
have skeleton in one's closet f. utanılacak bir sırrı olmak
closet someone with someone f. birini biriyle baş başa bırakmak
closet someone with someone f. sorunlarını çözmeleri için iki kişiyi bir araya getirmek
closet someone with someone f. uzlaşsınlar diye kişileri aynı odaya kapatmak
have a skeleton in the closet f. utanılacak bir sırrı olmak
closet oneself with someone f. (kendini başkasıyla) aynı yere kapatmak
have skeletons in one's closet f. utanılacak bir sırrı olmak
have skeleton in the closet f. utanılacak bir sırrı olmak
closet someone with someone f. iki grubu aynı yerde bırakmak
have skeletons in the closet f. utanılacak bir sırrı olmak
closet someone with someone f. uzlaşmalarını sağlamak için iki tarafı bir araya getirmek
closet (someone/oneself) with (someone) f. (biriyle) özel olarak görüşmek
closet (someone/oneself) with (someone) f. (biriyle) uzlaşmak için bir araya gelmek
closet (someone/oneself) with (someone) f. (birini biriyle) özel olarak görüştürmek
closet (someone/oneself) with (someone) f. (birini biriyle) baş başa bırakmak
closet (someone/oneself) with (someone) f. (birini biriyle) uzlaşması için bir araya getirmek
have skeletons in the closet f. gizlediği suçları olmak
have skeletons in one's closet f. kirli çamaşırları olmak
have skeletons in one's closet f. gizlediği suçları olmak
have skeletons in one's closet f. utanılacak sırları olmak
have a skeleton in one's closet f. gizlediği bir suçu olmak
have a skeleton in the closet f. kirli çamaşırları olmak
have a skeleton in one's closet f. utanılacak bir sırrı olmak
have skeletons in the closet f. utanılacak sırları olmak
have a skeleton in one's closet f. kirli çamaşırları olmak
have skeletons in the closet f. kirli çamaşırları olmak
have a skeleton in the closet f. gizlediği bir suçu olmak
have a skeleton in the closet f. utanılacak bir sırrı olmak
out of the closet expr. eşcinsel olduğunu saklamayan
out of the closet expr. açığa vurulmuş
out of the closet expr. eşcinsel olduğunu söyleyen/açıklayan
out of the closet expr. sır olmaktan çıkmış
out of the closet expr. ifşa olmuş
Teknik
washout water closet i. dolu helataşı
chemical closet i. kimyevi klozet
wash-down closet i. rezervuarlı helataşı
washout closet i. dolu helataşı
chemical closet [brit] i. kimyasal tuvalet
chemical closet [brit] i. su ve gider bağlantısı olmayan, içerisinde yalnızca atık maddeyi kimyasal olarak etkisizleştirmek üzere sıvı dezenfektan bulunan klozet
Telekom
wiring closet i. kablolama panosu
telecommunications closet i. telekomünikasyon dolabı
İnşaat
closet valve i. küvet tuvalet musluğu
hopper closet i. su depolu tuvalet
built-in closet i. gömme dolap
water-closet pan i. hela küveti
Mobilya
hall closet i. antre gömme dolabı
freestanding closet i. bağımsız gardırop
clothes closet i. giysi dolabı
Psikoloji
in the closet zf. tuvalette
Sosyal Bilimler
in the closet s. kendisini lgbti çatısı altında tanımlayıp şu ya da bu sebepten açılmamış veya açılmayan
in the closet s. açık olmayan
in the closet s. açılmamış
Tarih
earth closet i. dışkıyı kapatmak için toprak kullanılan bir tuvalet
earth closet i. toprak tuvalet
Sanat
closet drama i. okuma tiyatrosu
Tiyatro
closet drama i. okuma oyunu
Argo
closet queen i. tuvalet kraliçesi
closet queen i. klozet kraliçesi
closet homosexual i. gizli homoseksüel