what - Türkçe İngilizce Sözlük

what

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

what — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ne
Okunuş (IPA):
(AmE /wʌt/ – BrE /wɒt/)
Terim Türü:
Zamir/Belirteç
Kimlik, nitelik veya bilgi sorgulayan soru sözcüğü. Eski İngilizce hwæt biçiminden gelir. Soru, ünlem ve bağlaç işlevleriyle söylemin yönünü belirler.

"what" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 58 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
what ünl. ne
"She said her name was Edith." "Edith, what?"
Adının Edith olduğunu söyledi. "Edith ne?"

More Sentences
Genel
what i. neyi
I must begin by emphasising what is essential and what we do not want.
Neyin gerekli olduğunu ve neyi istemediğimizi vurgulayarak başlamalıyım.

More Sentences
what i. şey
This is largely what I wanted to say.
Söylemek istediğim şey büyük ölçüde buydu.

More Sentences
what s. hangi
What concrete steps has the Commission so far taken to this end?
Komisyon bu amaçla şimdiye kadar hangi somut adımları atmıştır?

More Sentences
what s. gibi
This hotel is not what you expect.
Bu otel beklediğiniz gibi değil.

More Sentences
what s. kadar
Pay what you can.
Ödeyebileceğin kadar öde.

More Sentences
what zf. ne kadar
What a rude thing to say!
Ne kadar terbiyesiz bir laf!

More Sentences
what zf. nasıl
What future life will our children and our children's children have?
Çocuklarımızın ve çocuklarımızın çocuklarının gelecekte nasıl bir hayatı olacak?

More Sentences
what zm. hangisi
What is the closest airport to Santiago Suchilquitongo?
Santiago Suchilquitongo için en yakın havaalanı hangisi?

More Sentences
what zm. ne kadar
What is the price of an A380?
A380'in fiyatı ne kadar?

More Sentences
what zm. kadar
Pay what you can.
Ödeyebileceğin kadar öde.

More Sentences
what zm. kaç
What size are you looking for?
Kaç beden arıyorsunuz?

More Sentences
what zm. hangi
What size are you looking for?
Hangi bedeni arıyorsunuz?

More Sentences
what zm. ne
I just didn't know what to do at that moment.
O anda ne yapacağımı bilemedim.

More Sentences
what zm. olan
What matters is that they have finished the task successfully.
Önemli olan görevi başarıyla tamamlamış olmalarıdır.

More Sentences
what zm. falan
I haven't seen you for, what, three years.
Seni üç yıldır falan görmedim.

More Sentences
what zm. ne diyorsun?
"We are getting married." "What?"
"Biz evleniyoruz. "Ne diyorsun?"

More Sentences
what bağ. ki
What can it hurt?
Neye zararı olabilir ki?

More Sentences
what ünl. ne dedin?
"She said she would come at 11.15." "What?"
"11.15'te geleceğini söyledi." "Ne dedin?"

More Sentences
Konuşma Dili
what zm. bir şey
What a horrible thing!
Ne korkunç bir şey!

More Sentences
Genel
what i. cisim
what i. madde
what i. bir tek şey hakkında bilinebilecek veya söylenebilecek her şey
what s. her ne türlü
what s. her ne çeşit
what s. ne kadar müthiş
what s. ne kadar şaşırtıcı
what s. ne kadar dikkat çekici
what s. ne kadar şaşırtıcı
what s. ne kadar göze çarpan
what s. her
what s. hiçbir
what s. birkaç
what s. bazı
what s. o derece
what zf. ne açıdan
what zf. kısmen
what zf. bir dereceye kadar
what zm. hangi tür
what zm. hangi özellik
what zm. hangi tanım
what zm. ne kadar değerli
what zm. ne kadar önemli
what zm. hangi şey
what zm. hangisi olursa
what zm. kime
what zm. öteki
what zm. aynı miktarda
what zm. … kadar çok
what zm. (aratümcelerde kullanılan) şey
what zm. (aratümcelerde kullanılan) durum
what zm. bir şeyin gerçek doğası veya kimliği
what zm. bir şeyin tüm özellikleri
what bağ. diye
what ünl. şaşkınlık belirtir
what ünl. ne kadar çok (şaşkınlık)
what ünl. eee?
İfadeler
what expr. nelerin

"what" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Konuşma
what wha ünl.

"what" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
not know what to do f. ne yapacağını bilmemek
what? ünl. ne?
in what follows zf. devamında
Genel
agreement on what to say i. ağızbirliği
being content with what one has i. kanaatkarlık
agreement on what to do i. ağızbirliği
knowing what he/she wants i. ne istediğini bilme
of what i. -ki içinde
what-not i. etajer
what's-his-name i. adı her neyse
what's-his-name i. adını sen getir
what's-his-name i. falanca adam
what's-his-name i. bilmem kim
what's-his-name i. işte o adam
be guarded in what one says f. lafına dikkat etmek
get what's coming to one f. müstahakkını bulmak
get what's coming to one f. hak ettiği cezayı yemek
know what's what f. uyanık olmak
get what's coming to one f. layığını bulmak
guarded in what one says f. lafına dikkat etmek
do what one feel likes doing f. kendi havasında olmak
be content with what you have f. elindekiyle yetinmek
give somebody what for f. yuvasını yapmak
get what's coming to one f. cezasını bulmak
know what's what f. dünyada olup bitenleri bilmek
be unable finish what one was saying f. laf ağzında kalmak
express what one wants f. meramını anlatmak
be unaware of what is going on around oneself f. dünyadan haberi olmamak
not what it looks like f. göründüğü gibi olmamak
not find what he expected f. umduğunu bulamamak
not find what he expected f. beklediğini bulamamak
can not believe what one hear f. kulaklarına inanamamak
get what someone wants f. istediği sonucu elde etmek
get what someone wants f. istediği sonucu almak
can not believe what one hear f. kulaklarına inanmamak
know what's going on f. olup bitenden haberi olmak
know what's going on f. olup bitenden haberdar olmak
ask what it is f. ne olduğunu sormak
ask what happened f. ne olduğunu sormak
sell something for twice what he/she paid for it f. aldığının/ödediğinin iki katına satmak
tell everyone what happened f. olanları herkese anlatmak
know what she's giving the children to read f. çocuklara okumaları için verdiği şeyleri bilmek
know what school she's in f. hangi okula gittiğini bilmek
not know what one is saying f. ne dediğini bilmemek
not what it appears to be f. göründüğü gibi olmamak
deal with what happens f. ne olursa olsun gerekeni yapıp hakkından gelmek
deal with what happens f. olanla başa çıkmak
blame someone for what happened f. olanlardan dolayı birini suçlamak
do what he/she meant to do f. yapmak için doğduğu şeyi yapmak
dissatisfied with what one has s. gözü dışarıda
what-if s. farazi
what-if s. varsayımsal
at what time zf. saat kaçta
and what's more zf. hem de
and what is worse zf. dahası
in what follows zf. sonra gelende
and what's more zf. bir de
no matter what zf. her ne olursa olsun
and what's more zf. ayrıca
and what not zf. ve benzeri şeyler
and what is worse zf. hem de
what if zf. ya ... ise
and what not zf. üstelik
what if zf. ister misin
what if zf. ya
in what manner zf. hangi şekilde
no matter what zf. her durumda
and what is worse zf. ve dahası
in what order zf. hangi sıraya göre
in what manner zf. herhangi bir şekilde
from what place zf. nereli
what if zf. farzedelim
and what's more zf. üstelik
and what is more zf. hem de
and what is more zf. bir de
and what is more zf. ayrıca
and what is more zf. üstelik
no matter what zf. iki eli kızıl kanda olsa
no matter what zf. iki eli kanda olsa
in what zf. -ki içinde
no matter what its nature is zf. mahiyeti ne olursa olsun
in what ways zf. hangi şekillerde
in what ways zf. hangi yollarla
in what way zf. ne şekilde
contrary to what is believed zf. düşünülenin aksine
contrary to what is believed zf. inanılanın aksine
contrary to what is believed zf. sanılanın aksine
contrary to what is believed zf. bilinenin aksine
to what extent zf. ne ölçüde
if and to what extent zf. yapılıp yapılmayacağı ve yapılacaksa bunun hangi ölçüde yapılacağı
to what extent zf. ne derecede
to what extent zf. ne derece
what [obsolete] zf. neden
no matter what zf. ne olursa olsun
what with ed. düşünerek
what with ed. hesaba kattıktan sonra
regardless what ed. -e bakmayarak
what with ed. -den dolayı
what (with) zm. neyle
but what bağ. ki
but what bağ. rağmen
not but what bağ. mamafih
but what bağ. yine de
no matter what bağ. ne
not but what bağ. ve yine
not but what bağ. ve fakat
so what? ünl. ne olmuş yani
what? ünl. ne?
so what? ünl. ne çıkar
so what? ünl. nolmuş yani?
like what? ünl. ne gibi?
what? ünl. ne var?
what [uk] ünl. öyle mi?
what [uk] ünl. değil mi?
what’s yours [jocular] expr. ne içersiniz
what of this expr. bundan dolayı
what of this expr. bunun üzerine
what happens? expr. ne olur?
what would happen? expr. ne olur?
what'll kısalt. what will
what'll kısalt. what shall
Öbek Fiiller
recognize (someone or something) for what (someone or something) is f. (birinin/bir şeyin) iç yüzünü/gerçekte ne olduğunu fark etmek
does (exactly) what it says on the box expr. tam olması gerektiği gibi
does (exactly) what it says on the box expr. adından da belli zaten
does (exactly) what it says on the box expr. tam olarak neyse o
does (exactly) what it says on the box expr. iş görüyor
does (exactly) what it says on the box expr. ne diyorsa o
does (exactly) what it says on the box expr. işini yerine getiriyor
does (exactly) what it says on the box expr. tam söylendiği gibi
does (exactly) what it says on the box expr. adı üstünde
İfadeler
what's going around i. etrafında olup biteni
what's going around i. etrafında ne olup bittiğini
what's going around i. etrafında olan biteni
what's more zf. dahası
what's more zf. üstelik
no matter what happens expr. behemehal
not but what expr. o demek değildir ki
what troubles me is expr. beni sıkan şudur ki
come what may expr. ne olursa olsun
regardless of what expr. ne olursa olsun
not but what expr. o demek değildir ancak
this bears out what i said expr. bu söylediğimi doğruluyor
what troubles me is expr. beni üzen şudur ki
no matter what others say expr. eller ne derse dersin
no matter what they say expr. eller ne derse dersin
regardless of what expr. -e bakmayarak
if i knew then what i know now expr. şimdiki aklım olsaydı
what about it expr. ne olacakmış ki
no matter what happens expr. ne olursa olsun
no matter what happens expr. koşullar ne olursa olsun