of - Türkçe İngilizce Sözlük

of

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

of — Definition

Anlamı ve Tanımı:
–in, –dan
Okunuş (IPA):
(AmE /əv/ – BrE /ɒv/)
Terim Türü:
Edat
Aidiyet, parça-bütün veya köken ilişkisini kuran edatı karşılayan kelimedir. Eski İngilizce of kökünden günümüze ulaşmıştır. Dilbilgisel anlatılarda bağlayıcı işlev görür

"of" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 85 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
of ed. olan
I have a girl of 2 and a boy of 7.
İki yaşında bir kızım ve yedi yaşında bir oğlum var.

More Sentences
of ed. hakkında
I have a proper degree of scepticism about opinion polls.
Kamuoyu yoklamaları hakkında uygun bir şüphecilik derecesine sahibim.

More Sentences
of ed. ile ilgili
This is a question of equality of all patients in Europe.
Bu, Avrupa'daki tüm hastaların eşitliği ile ilgili bir sorundur.

More Sentences
of ed. -den
She wore stockings of wool or silk, depending on the weather.
Havanın durumuna göre yün ya da ipekten çoraplar giyerdi.

More Sentences
of ed. -in
The people of Woodpine no longer trust the mayor.
Woodpine'ın halkı artık belediye başkanına güvenmiyor.

More Sentences
of ed. -nin
The arrival of the principal caused panic among the students.
Müdürün gelişi öğrenciler arasında panik yarattı.

More Sentences
of ed. ait
It's nice if a child can have a room of his own.
Bir çocuğun kendine ait bir odası olması güzel bir şey.

More Sentences
of ed. hakkında
I have a proper degree of scepticism about opinion polls.
Kamuoyu yoklamaları hakkında uygun bir şüphecilik derecesine sahibim.

More Sentences
of ed. belirli bir zamanda
The documentary is about the economic crisis of 1976.
Belgesel 1976 yılındaki ekonomik krizi konu alıyor.

More Sentences
of ed. yönelik
There have been murders of Serbs over the last few days.
Son birkaç gün içerisinde Sırplara yönelik cinayetler işlendi.

More Sentences
of ed. kadar
A busload of tourists just arrived.
Az önce bir otobüs kadar turist geldi.

More Sentences
of ed. ile
You must be very proud of your children.
Çocuklarınızla çok gurur duyuyor olmalısınız.

More Sentences
of ed. kala
"When is the film?' 'At quarter of five.'
"Film saat kaçta? "Beşe çeyrek kala."

More Sentences
of ed. karşı
of ed. -li
of ed. -nın
of ed. -dan
of ed. kaynaklanan
of ed. elde edilen
of ed. çıkan
of ed. uzaktan
of ed. belirli bir mesafeden
of ed. ayrılmış
of ed. kurtulmuş
of ed. toplamdan
of ed. gruptan
of ed. oluşan
of ed. yapılmış
of ed. ilişkili
of ed. bağlantılı
of ed. bağlı
of ed. sahip olan
of ed. kendi adına
of ed. içeren
of ed. taşıyan
of ed. belirtildiği üzere
of ed. diye
of ed. adlı
of ed. '-i merkezine alan
of ed. '-e odaklanan
of ed. '-e yönelik
of ed. '-den üretilen
of ed. '-den çıkan
of ed. karakterize edilen
of ed. tanımlanan
of ed. ile ilgili olarak
of ed. atfen
of ed. alınmış
of ed. önce
of ed. değin
of ed. dek
of ed. tarafından
of ed. -meli
of ed. '-malı
of ed. gösteren
of ed. belirten
of ed. doğuştan
of ed. soydan
of ed. doğum yerinden
of ed. üretim yerinden
of ed. dağıtım yerinden
of ed. sahipten
of ed. satıcıdan
of ed. vericiden
of ed. kaybedenden
of ed. (bir şeye) maruz kalmaktan
of ed. (bir şeyle) başa çıkmaktan
of ed. bir eylemi yapan veya gerçekleştiren kimseyi belirtmek için kullanılan bir edat
of ed. sevilen, emredilen, unutulmuş sıfat fiillerden sonra kullanılan bir edat
of ed. eylem, süreç veya algıyı vurgulayan sıfatlardan sonra kullanılan bir eylem
of ed. fiil ve ortaçlardan sonra kullanılan bir edat
of ed. hükümdar ve tebaa arasındaki ilişkiyi belirten bir edat
of ed. ev sahibi ve mülk arasındaki ilişkiyi belirten bir edat
of ed. bir eylemle ilgili bir zamanı belirten edat
of ed. bir olayla ilgili bir noktayı belirten edat
of ed. bir fonksiyonun sonucu ve temel bir varlık arasındaki ilişkiyi belirten edat
of ed. (bir şey) için ayrılmış
of ed. nedeniyle
of ed. miktarda
of ed. –dan
Konuşma Dili
of ed. bir alışkanlığın gününü veya gerçekleştiği zamanı belirten edat
Eski Kullanım
of ed. üstünde
of ed. üzerinde
of ed. değişim geçiren önceki durumu belirtmek için kullanılan edat
of ed. bir eylemin gerçekleştirildiğini belirten edat

"of" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 6 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
of ah ünl.
of ugh! ünl.
of hoot [scotland] ünl.
of hoots ünl.
Konuşma Dili
of humph ünl.
of pooh exclam.

"of" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
lack of confidence i. güvensizlik
work of art i. sanat eseri
pair of tongs i. maşa
republic of turkiye i. türkiye cumhuriyeti
freedom of thought i. düşünce özgürlüğü
center of trade i. ticaret merkezi
place of residence i. ikametgah
back of the neck i. ense
court of cassation i. yargıtay
state of emergency i. olağanüstü hal
council of ministers i. bakanlar kurulu
mother of pearl i. sedef
coat of arms i. arma
distribution of income i. gelir dağılımı
shortness of breath i. nefes darlığı
sign of the zodiac i. burç
member of parliament i. milletvekili
point of view i. bakış açısı
course of events i. gidişat
wheel of fortune i. çarkıfelek
state of affairs i. gidişat
lack of attention i. dikkatsizlik
faculty of education i. eğitim fakültesi
list of expense i. masraf listesi
volume of package i. paket hacmi
high degree of simulation i. yüksek seviyeli simülasyon
star of david i. davud'un yıldızı
intensity of attacks i. atakların şiddeti
lack of work i. çok az iş/çalışma/emek
the best (of something) i. en iyisi
lack of water i. susuzluk
festival of the sacrifice i. kurban bayramı
rules of courtesy i. nezaket kuralları
fountain of knowledge i. bilgi pınarı
lack of thought i. fikirsizlik
the beginning of the day's fast in ramadan i. imsak
think of f. düşünmek
take advantage of f. yararlanmak
consist of f. oluşmak
get rid of f. kurtulmak
comprise of f. oluşmak
take care of f. ilgilenmek
make use of f. faydalanmak
take advantage of f. faydalanmak
speak of f. bahsetmek
be aware of f. farkında olmak
of good manners s. görgülü
devoid of s. yoksun
of poor quality s. kalitesiz
of high quality s. kaliteli
free of charge s. bedava
of good quality s. kaliteli
lots of s. bir sürü
free of charge s. masrafsız
free of charge s. ücretsiz
free of charge s. parasız
free of cost s. masrafsız
out of order s. bozuk
out of order s. arızalı
a lot of s. birçok
out of balance s. dengesiz
out of trouble s. belasız
all of a sudden zf. ansızın
all of a sudden zf. aniden
of course zf. elbette
first of all zf. ilk önce
first of all zf. öncelikle
first of all zf. ilk olarak
first of all zf. en önce
on the occasion of ed. münasebetiyle
out of ed. dışında
outside of ed. dışında
because of ed. yüzünden
with the contributions of ed. katkılarıyla
instead of ed. yerine
in front of ed. önünde
by way of ed. yolu ile
by way of ed. vasıtasıyla
by way of ed. vasıtası ile
by way of ed. üzerinden
by way of ed. aracılığıyla
by way of ed. kanalıyla
at the drop of a hat expr. hemen
Genel
collections of literature i. edebiyat kolleksiyonları
avoidance of i. sakınma
form of contracts i. sözleşmelerin şekli
master of the horse i. ahırbeyi
debt of gratitude i. gönül borcu
lack of use i. kal olmuş
pair of compasses i. yayçizer
right of way i. geçiş üstünlüğü
inspection of social security i. sosyal sigorta denetimi
turn of mind i. zihniyet
ministry of public works and housing i. imar ve iskan bakanlığı
book of matches i. kibrit paketi
nursing of old persons at home i. evde yaşlı bakım
law of equal areas i. eşit alanlar kanunu
act of grace i. bağışlama
beacon of hope i. umut ışığı
deed of trust of a pious foundation i. vakfiye
store of grain i. zahire
style of horseback riding i. biniş
a question of time i. zaman meselesi
kernel of an integral equation i. entegral denklemi çekirdeği
results of war i. savaşın sonuçları
knowledge because of god’s blessing i. ledünni ilim
types of old age i. yaşlılık halleri
redesign of the process i. sürecin yeniden tasarımı
attack of nerves i. sinir krizi
physical distribution of goods i. kazançta fiziksel dağıtım
way of behaviour i. davranış biçimi
phases of labor bargaining i. toplu pazarlık aşamaları
conduct of state i. devlet idaresi
pricks of conscience i. vicdan azabı
a fungus disease of barley i. ağbenek
regulation of behaviour i. davranışın ayarlanması
verification of accruals i. tahakkuk kontrolü
register of a death i. ölüm tescili
a pillar of society i. bir yerin eşrafından olan biri
international court of justice i. adalet divanı
period of inspection i. denetimler arası fasıla
consequences of a war i. savaşın sonuçları
the scruff of the neck i. ense kökü
retailer of news i. dedikoducu
withers of a horse i. cıdağı
wars of religion i. mezhep savaşları
the prime of life i. hayatın en verimli dönemi
the eye of a needle i. iğne deliği
guilty of murder i. kanlı
member of the audience i. seyirci
rule of the phallus i. fallusun hükümranlığı
theory of general equilibrium i. genel denge kuramı
shortness of breath i. nefesin çabuk kesilmesi
a bottle of milk i. bir şişe süt
lack of aim i. gayesizlik
very image of i. hık demiş burnundan düşmüş
coat of arms i. hanedan arması
reproduction of cultur i. kültürün yeniden üretimi
dismissal of action i. davanın reddi
the lie of the land i. arazinin dış görünümü
way of living i. yaşayış
portal of entry i. giriş yeri
oath of fealty i. sadakat yemini
work of art i. yapıt
certificate of achievement i. başarı belgesi
repeal of legislation i. yasanın iptali
army of occupation i. işgal ordusu
worshipper of idols i. putperest
segment of a circle i. daire parçası
protection of the consumers i. tüketici hakları