dek - Türkçe İngilizce Sözlük

dek

"dek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 6 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
dek till ed.
You can't say anything till you know the circumstances.
Koşulları öğrenene dek bir şey diyemezsiniz.

More Sentences
dek until ed.
We can't know for sure until I run a full analysis.
Ben tam bir analiz yapana dek emin olamayız.

More Sentences
dek while [uk] ed.
Wait while I make myself decent.
Kendime çeki düzen verinceye dek bekleyin.

More Sentences
dek til ed.
dek of ed.
Konuşma Dili
dek 'til ed.

"dek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
sonsuza dek forever zf.
Genel
1 metrenin milyarda birine dek uzunluk ölçüsü birimi nanometre i.
(onlar erdi muradına) sonsuza dek mutlu yaşadılar live happily ever after i.
1 metrenin milyarda birine dek uzunluk ölçüsü birimi nanometer i.
sonsuza dek lanetlenme eternal damnation i.
cüz'i miktarda kalana dek yavaş yavaş azalma tapering off i.
öğleden gün batımına dek geçen zaman underntime i.
mimlenmiş seçmenlerin seçime dek hapsedildiği mahalleler coop i.
aksi ispat edilinceye dek gerçek kabul edilen delil showing i.
sonsuza dek yaşatmak eternize f.
(suçu) ispatlanana dek masum olmak be innocent until proven guilty f.
sonsuza dek kaybetmek lose forever f.
sonsuza dek yaşatmak eternise f.
pürüzsüz olana dek dövmek/ezmek grind until smooth f.
bitap düşene dek gezinmek forwander [dialect] [uk] f.
sonsuza dek everlasting s.
sonsuza dek evermore s.
sonsuza dek forever more zf.
sonsuza dek forever and ever zf.
şimdiye dek as yet zf.
sonsuza dek world without end zf.
sonsuza dek for ever zf.
sonsuza dek forevermore zf.
sonsuza dek eternally zf.
başlangıçtan sonuna dek from first to last zf.
şimdiye dek hitherto zf.
şimdiye dek heretofore zf.
şimdiye dek yet zf.
sonsuza dek to the last zf.
sonsuza dek for good zf.
akşama dek till dark zf.
şimdiye dek until now zf.
sonuna dek till the end zf.
şimdiye dek by now zf.
bu zamana dek until now zf.
bu zamana dek until recently zf.
bu zamana dek till the present day zf.
bu zamana dek up to now zf.
bu zamana dek until this time zf.
bu zamana dek so far zf.
başından sonuna dek through zf.
bugüne dek to date zf.
bugüne dek up to the present zf.
sonsuza dek abidingly zf.
sonsuza dek ad infinitum zf.
sonuna dek even zf.
-e dek even zf.
bugüne dek now zf.
şimdiye dek now zf.
şimdiye dek til now zf.
sonsuza dek for aye zf.
baştan sona dek end-to-end zf.
sonsuza dek eviternally zf.
sonsuza dek infinitely zf.
bugüne dek heretofore zf.
'-e dek unto ed.
e dek until ed.
e/a dek to ed.
-e dek until bağ.
'-e dek whiles [obsolete] bağ.
Öbek Fiiller
sağlık kiloya gelene dek beslemek feed up f.
İfadeler
ve sonsuza dek mutlu yaşadılar and they lived happily ever after expr.
şans sonsuza dek sizinle olsun may the odds be ever in your favor (hunger games quote) expr.
ölüm sizi ayırana dek till death do you part expr.
sonsuza dek yalnız forever alone expr.
hiçbir şey sonsuza dek sürmez all things must pass expr.
şimdi konuş ya da sonsuza dek sus speak now or forever hold your peace expr.
hali kalmayana (dek) blue in the face expr.
sonsuza dek keeps expr.
Atasözü
akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer he who hesitates is lost
hiçbir arkadaşlık sonsuza dek sürmez the best of friends must part
hiçbir arkadaşlık sonsuza dek sürmez even the best of friends must part
hoş ve güzel şeyler sonsuza dek yaşar a thing of beauty and a joy forever
hoş ve güzel şeyler sonsuza dek yaşar a thing of beauty is a joy forever
sabah sürçen geceye dek sürçer a bad beginning makes a bad ending
Konuşma Dili
ölüm bizi ayırana dek till death do us part f.
sonsuza dek mutlu happily ever after zf.
sonsuza dek mutlu bir şekilde happily ever after zf.
sonsuza dek for keeps expr.
sonsuza dek forever and a day expr.
Deyim
nefesi tükeninceye/dilinde tüy bitinceye dek konuşmak talk oneself out f.
(bir şeyi) takati kalmayana dek yapıp bir sonuç alamamak do something until you are blue in the face f.
(bir şeyi) hali kalmayana dek yapıp bir sonuca varamamak do something until you are blue in the face f.
canın çıkıncaya dek çalışmak die in harness f.
geriye bir tek kemikler kalana dek yenmek pick something clean f.
(bir işi, projeyi) bir karar verene dek durdurmak kick (something) into touch [uk] f.
nefesi tükeninceye/dilinde tüy bitinceye dek konuşmak talk (oneself) ragged f.
hali kalmayana dek until (one) is blue in the face zf.
takati kalmayana dek until (one) is blue in the face zf.
uyuyana dek to sleep zf.
bacakları kopana/kesilene dek as fast as (one's) legs can carry (one) zf.
sabahın ilk ışıklarından akşam hava kararıncaya dek from can see to can't see [us/south africa] zf.
günün ağarmasından batmasına dek from can see to can't see [us/south africa] zf.
bacakları kopana/kesilene dek as fast as (one's) legs can carry (one) zf.
bacakların kopana/kesilene dek as fast as your legs can carry you zf.
sonsuza dek for ever and ever expr.
sonsuza dek until hell freezes over expr.
sonsuza dek till hell freezes over expr.
göz açıp kapayıncaya dek in the twinkling of an eye expr.
göz açıp kapayıncaya dek in the blinking of an eye expr.
göz açıp kapayıncaya dek as quick as a wink expr.
sonsuza dek to the end of time expr.
çok yorulana dek until/till someone drop expr.
ölene dek until (one's) dying day expr.
ölene dek till (one's) dying day expr.
ölene dek to (one's) dying day expr.
sonsuza dek in flames expr.
irlanda sonsuza dek erin go bragh expr.
ölene dek till/to/until your dying day expr.
ölüm bizi ayırana dek till death us do part expr.
ölene dek to your dying day expr.
takati kalmayana dek until you are blue in the face expr.
Konuşma
bizi ölüm ayırana dek seni seveceğim I will love you till death do us part expr.
sonsuza dek benimsin you are mine forever expr.
hiçbir şey sonsuza dek sürmez nothing lasts forever expr.
kim sonsuza dek yaşamak ister? who wants to live forever? expr.
geç saatlere dek çalışıyor he's working late expr.
seni sonsuza dek taşıyamam I can't keep carrying you forever expr.
umarım onların evlenip çocuk sahibi olduklarını görene dek yaşarım I hope I live to see them get married and have children expr.
onu sonsuza dek özleyeceğiz we will miss him forever expr.
keşke sonsuza dek burada kalabilseydim I wish I could stay here forever expr.
Ticaret/Ekonomi
hesap sahibinin belirlenen limite kadar harcayabildiği ve ödeme tarihine dek kalan bakiyeden kullanabildiği kredi anlaşması revolver i.
(1925 yılına dek) afganistan'ın para birimi rupee i.
(maksimum kar elde edilinceye dek) işlemi ertelemek overstay f.
malların satın alımcı isteyene dek satıcıda kaldığı bir ticari satın alım ile ilgili stockless s.
Hukuk
şerifin el koyduğu mülke dava bitene dek emaneten bakan kimse receiptor i.
ölene dek mülkün sahibi olan kimse termor i.
(sayısı vasiyetçi ölene dek belli olmayan) varis grubu class i.
karısına kalan mirastan çocukların doğumu nedeniyle faydalandığı halde karısı ölene dek mülkiyet üzerinde işlem hakkı olmayan koca initiate tenant by courtesy i.
Siyasal
bugüne dek 20 ülkede terör saldırısı düzenlemiş filistinli uluslararası bir terör örgütü abu nidal organization i.
bugüne dek 20 ülkede terör saldırısı düzenlemiş filistinli uluslararası bir terör örgütü black september i.
bugüne dek 20 ülkede terör saldırısı düzenlemiş filistinli uluslararası bir terör örgütü revolutionary organization of socialist muslims i.
bugüne dek 20 ülkede terör saldırısı düzenlemiş filistinli uluslararası bir terör örgütü arab revolutionary brigades i.
bugüne dek 20 ülkede terör saldırısı düzenlemiş filistinli uluslararası bir terör örgütü fatah-rc i.
Teknik
kullanım için uygun olmayıncaya dek aşınmak overwear f.
Bilgisayar
bilgisayar içinde sonsuza dek var olma digital immortality i.
(seçili öğeyi yapıştırılana dek) keserek klasörden çıkarmak cut f.
tarihine (dek) by expr.
Psikoloji
danışanın duyarsızlaşıncaya dek belirli bir konuya maruz bırakıldığı terapi yöntemi implosion therapy i.
eylemi mükemmele ulaşıncaya dek tekrarlama zorlantısı palinoia i.
Mutfak
üzerinde şekerle karamelize olana dek pişirilen bir tür milföy tatlısı palmier i.
Fizik
bugüne dek patlatmış en etkili nükleer bomba tsar bomba i.
basınç uygulanıncaya dek katı özelliği sergileyen madde paste i.
Kimya
et, ekmek, sakız, şeker, nişasta ve benzeri gıdalar karamelize olana dek kavrulduğunda meydana gelen yumuşak ve acı bir madde assamar i.
Gökbilim
66 milyar güneş kütlesine sahip şimdiye dek keşfedilmiş en büyük kara delik ton 618 i.
Edebiyat
irlanda menşeli bir fablın kahramanları olan, sadece kuyrukları kalana dek dövüşen iki kedi kilkenny cats i.
Dilbilim
dil ucunun dilin alt yüzeyi damağa değene dek yukarı ve geriye doğru kıvrılması sonucu üretilen retroflex s.
dil ucunun dilin alt yüzeyi damağa değene dek yukarı ve geriye doğru kıvrılması sonucu üretilen retroflexed s.
Tarih
tarihe veya birinin biyografisine ait şimdiye dek anlatılmamış ayrıntılar anecdote i.
tarihe veya birinin biyografisine ait şimdiye dek anlatılmamış ayrıntılar anecdota i.