zarar vermek - Turco Inglés Diccionario
Historia

zarar vermek



Significados de "zarar vermek" en diccionario inglés turco : 51 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
zarar vermek damage v.
General
zarar vermek infest v.
zarar vermek injure v.
zarar vermek encroach v.
zarar vermek cripple v.
zarar vermek do a disservice v.
zarar vermek do harm v.
zarar vermek wreck v.
zarar vermek endanger v.
zarar vermek hurt v.
zarar vermek get at v.
zarar vermek disadvantage v.
zarar vermek scathe v.
zarar vermek labefy v.
zarar vermek flaw v.
zarar vermek shatter v.
zarar vermek scourge v.
zarar vermek spite v.
zarar vermek shend v.
zarar vermek bring damage v.
zarar vermek cause a loss v.
zarar vermek damage v.
zarar vermek harm v.
zarar vermek strain v.
zarar vermek impair v.
zarar vermek vandalize v.
zarar vermek vandalise v.
zarar vermek vitiate v.
zarar vermek bang up v.
zarar vermek punish v.
zarar vermek aggrieve v.
Phrasals
zarar vermek rack up
Colloquial
zarar vermek go low
Idioms
zarar vermek play hell (merry hell)
zarar vermek lay a finger on
zarar vermek bad for
zarar vermek play hell with
zarar vermek play merry hell with
zarar vermek take something apart
Slang
zarar vermek crock up
zarar vermek whack something up
Law
zarar vermek prejudice
zarar vermek harm
zarar vermek impair
zarar vermek cause a loss
Technical
zarar vermek endamage
zarar vermek disserve
zarar vermek mar
zarar vermek impair
zarar vermek attack
zarar vermek spoil

Significados de "zarar vermek" con otros términos en diccionario inglés turco: 68 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
hayvanlara zarar vermek harm animals
General
zarar vermek (bir uzva) hurt v.
ülkeye vb'ne zarar vermek do disservice to v.
zarar vermek (yavaş yavaş/sinsice) undermine v.
bir şeye çok zarar vermek take a heavy toll v.
zarar vermek (bir uzva) injure v.
çizerek zarar vermek/berelemek scratch v.
maddi zarar vermek damage financially v.
saygınlığına zarar vermek vilify v.
zarar vermek (bir şeyin yüzeyine) deface v.
şöhretine zarar vermek damage the reputation v.
zarar vermek (soyut bir şeye) make inroads on v.
gözlerine zarar vermek strain one's eyes v.
çok zarar vermek wreak havoc on v.
zarar vermek (hastalık) affect v.
disk üzerindeki bilgiye zarar vermek scag v.
itibarına zarar vermek harm someone's reputation v.
zarar vermek istemek intend to harm v.
zarar vermek istemek want to harm v.
çevreye zarar vermek damage the environment v.
bir uzva zarar vermek injure v.
birine zarar vermek take it's toll on someone v.
bir şeyin yüzeyine zarar vermek deface v.
bir uzva zarar vermek hurt v.
çevreye zarar vermek harm the environment v.
kendi kendine zarar vermek self-harm v.
daha fazla zarar vermek damage further v.
doğaya zarar vermek harm the nature v.
doğaya zarar vermek damage the nature v.
ağır zarar vermek damage heavily v.
ağır zarar vermek damage badly v.
ağır zarar vermek inflict heavy damage v.
sağlığına zarar vermek harm one's health v.
ağır şekilde zarar vermek bang up v.
kötü göstermek (saygınlığına zarar vermek) villainize v.
yeniden zarar vermek redamage v.
Phrasals
çizerek zarar vermek/berelemek scratch away
(sırayı/masayı) çizerek zarar vermek mar something up
birine kötü davranmak/zarar vermek/kötülük etmek mess someone over
Colloquial
bebeğe zarar vermek harm the baby
Idioms
bir şeye çok zarar vermek take a heavy toll on
isteyerek zarar vermek have it in for
bile bile zarar vermek istemek have it in for
birine zarar vermek screw up
kendi kendinize zarar vermek foul one's own nest
büyük zarar vermek take its toll
birisine zarar vermek do one an ill turn
büyük zarar vermek blow someone out of the water
büyük zarar vermek cut a wide swath
büyük zarar vermek cut a wide swathe through
büyük zarar vermek cut a wide swath through
büyük zarar vermek cut a wide swathe
kendine zarar vermek do yourself a mischief
birine zarar vermek do a job on someone
birine zarar vermek do a number on someone
büyük zarar vermek take a toll
büyük zarar vermek take (quite) a toll (on someone or something)
yarardan çok zarar vermek/getirmek do more harm than good
(zarar vermek için) birinin peşine düşmek birini desteklemek be gunning for somebody
bir şeye zarar vermek play havoc with something
çok zarar vermek cut a wide swathe
çok zarar vermek cut a wide swath
birine zarar vermek put the hurt on someone
Speaking
size zarar vermek niyetinde değiliz we don't mean you any harm
Trade/Economic
ticaret gemilerine zarar vermek için kullanılan bir çeşit süratli ve zırhsız muhrip commerce destroyer
ticaret gemilerine zarar vermek için kullanılan bir çeşit süratli ve zırhsız muhrip commerce raider
Law
sırf zarar vermek maksadıyla dava açmak vitiligate
Religious
zarar vermek ve zararla karşılık vermek yoktur no mischief nor mutual harming