disadvantage - Turco Inglés Diccionario

disadvantage

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

disadvantage — Definition

Significado:
dezavantaj, olumsuzluk, handikap
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˌdɪsədˈvæntɪdʒ/ – BrE /ˌdɪsədˈvɑːntɪdʒ/)
Categoría gramatical:
İsim: disadvantage (disadvantages)
Sinónimo:
drawback, handicap
Antónimos:
advantage, benefit

Significados de "disadvantage" en diccionario turco inglés : 20 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
disadvantage n. dezavantaj
His financial disadvantages admittedly saved him from squandering.
Şüphesiz ki, finansal açıdan sahip olduğu dezavantajlar onu israftan kurtarmıştır.

More Sentences
General
disadvantage n. zarar
His dyslexia disadvantaged his further education.
Yaşadığı disleksi durumu onun ileri eğitimine zarar veriyordu.

More Sentences
disadvantage n. dezavantaj
His financial disadvantages admittedly saved him from squandering.
Şüphesiz ki, finansal açıdan sahip olduğu dezavantajlar onu israftan kurtarmıştır.

More Sentences
Informatics
disadvantage n. dezavantaj
His financial disadvantages admittedly saved him from squandering.
Şüphesiz ki, finansal açıdan sahip olduğu dezavantajlar onu israftan kurtarmıştır.

More Sentences
General
disadvantage n. mahzur
disadvantage n. çekince
disadvantage n. kusur
disadvantage n. kayıp
disadvantage n. yarar yitimi
disadvantage n. götürü
disadvantage n. sakınca
disadvantage n. aleyhte durum
disadvantage n. zor durumda bırakan şey
disadvantage n. (itibar) zedelenme
disadvantage v. zarar vermek
disadvantage v. dezavantaj yaşamak
disadvantage v. dezavantajlı duruma düşmek
disadvantage N. handikap
disadvantage N. olumsuzluk
Informatics
disadvantage n. yarar yitimi

Significados de "disadvantage" con otros términos en diccionario inglés turco: 29 resultado(s)

Inglés Turco
General
be at a disadvantage v. dezavantajlı olmak
be to someone's disadvantage v. birinin zararına olmak
be to someone's disadvantage v. birinin aleyhine olmak
be disadvantage to (someone) v. zararına olmak
be disadvantage of (someone) v. zararına olmak
to one's disadvantage adv. zararına
Phrases
at a disadvantage expr. dezavantajlı durumda
at a disadvantage expr. zor/güç bir durumda
at a disadvantage expr. zararlı durumda
Idioms
put (one) at a disadvantage v. dezavantajlı duruma düşmek
put (one) at a disadvantage v. dezavantajlı duruma sokmak
put (one) at a disadvantage v. (birini) zor/güç bir duruma düşürmek/sokmak
put (one) at a disadvantage v. (birini) zararlı duruma sokmak
put (one) at a disadvantage v. (birini) dezavantajlı duruma sokmak
put (one) at a disadvantage v. (birini) dezavantajlı duruma düşürmek
be at a disadvantage v. dezavantajlı bir durumda olmak
put somebody at a disadvantage v. (birini) zor/güç bir duruma düşürmek/sokmak
put somebody at a disadvantage v. (birini) dezavantajlı bir duruma düşürmek/sokmak
be at a disadvantage v. zor/güç bir duruma düşmek
put (one) at a disadvantage v. (birini) dezavantajlı bir duruma düşürmek/sokmak
be at a disadvantage v. zor/güç bir durumda olmak
be at a disadvantage v. dezavantajlı bir duruma düşmek
Trade/Economic
comparative disadvantage n. karşılaştırmalı dezavantaj
Politics
cause a disadvantage v. bir zarara sebep olmak
cause a disadvantage v. sorunlara neden olmak
cause a disadvantage v. olumsuz duruma sokmak
Technical
disadvantage factor n. elverişsizlik katsayısı
Physics
disadvantage factor n. dezavantaj etkeni
disadvantage factor n. elverişsizlik katsayısı