advantage - Turco Inglés Diccionario

advantage

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

advantage — Definition

Significado:
avantaj, üstünlük, yarar
Pronunciación (IPA):
(AmE /ədˈvæntɪdʒ/ – BrE /ədˈvɑːntɪdʒ/)
Categoría gramatical:
İsim: advantage (advantages)
Sinónimo:
benefit, edge, superiority

Significados de "advantage" en diccionario turco inglés : 33 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
advantage n. avantaj
Knowing a second language is always an advantage in job applications.
İkinci bir dil bilmek iş başvurularında her zaman bir avantajdır.

More Sentences
advantage n. fayda
What is the advantage of good doctors if there are inadequate medical facilities and resources?
Tıbbi tesisler ve kaynaklar yetersizse iyi doktorların ne faydası var?

More Sentences
advantage n. yarar
Commuting with a bicycle has many advantages.
Bisikletle işe gidip gelmenin birçok yararı vardır.

More Sentences
General
advantage n. fayda
What is the advantage of good doctors if there are inadequate medical facilities and resources?
Tıbbi tesisler ve kaynaklar yetersizse iyi doktorların ne faydası var?

More Sentences
advantage n. üstünlük
There is no clear advantage of one over the other.
Birinin diğerine belirgin bir üstünlüğü yoktur.

More Sentences
advantage n. avantaj
Knowing a second language is always an advantage in job applications.
İkinci bir dil bilmek iş başvurularında her zaman bir avantajdır.

More Sentences
advantage n. yarar
Commuting with a bicycle has many advantages.
Bisikletle işe gidip gelmenin birçok yararı vardır.

More Sentences
advantage n. çıkar
Some countries have tried to exploit the situation to their own advantage.
Bazı ülkeler bu durumu kendi çıkarları doğrultusunda istismar etmeye çalışmıştır.

More Sentences
Trade/Economic
advantage n. avantaj
Knowing a second language is always an advantage in job applications.
İkinci bir dil bilmek iş başvurularında her zaman bir avantajdır.

More Sentences
advantage n. çıkar
Some countries have tried to exploit the situation to their own advantage.
Bazı ülkeler bu durumu kendi çıkarları doğrultusunda istismar etmeye çalışmıştır.

More Sentences
advantage n. fayda
What is the advantage of good doctors if there are inadequate medical facilities and resources?
Tıbbi tesisler ve kaynaklar yetersizse iyi doktorların ne faydası var?

More Sentences
Technical
advantage n. üstünlük
There is no clear advantage of one over the other.
Birinin diğerine belirgin bir üstünlüğü yoktur.

More Sentences
Sport
advantage n. avantaj
Knowing a second language is always an advantage in job applications.
İkinci bir dil bilmek iş başvurularında her zaman bir avantajdır.

More Sentences
General
advantage n. menfaat
advantage n. istifade
advantage n. intifa
advantage n. üstünlük sağlayan şey
advantage n. iyilik
advantage n. kazanç
advantage n. getiri
advantage v. yarar sağlamak
advantage v. fayda sağlamak
advantage v. (amaca/hedefe) yaklaştırmak
advantage v. kazanç sağlamak
advantage v. konumunu sağlamlaştırmak
advantage v. faydasına/yararına olmak
Trade/Economic
advantage n. istifade
advantage n. kar
advantage n. menfaat
Law
advantage n. menfaat
Technical
advantage n. getiri
Computer
advantage n. yarar kazanımı
Tennis
advantage n. beraberlik sonrası kazanılan ilk sayı

Significados de "advantage" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
take advantage of v. yararlanmak
take advantage of v. faydalanmak
General
taking advantage of n. istismar
taking advantage of an opportunity n. fırsattan istifade
mechanical advantage n. kuvvet kazancı
customer advantage n. müşteri avantajı
unfair advantage n. haksız çıkar
unfair advantage n. haksız avantaj
unfair advantage n. haksız menfaat
an advantage gained at the beginning n. başlangıçta elde edilen avantaj
tactical advantage n. taktik avantajı
decisive advantage n. belirgin üstünlük
advantage ground n. avantajlı yer
advantage ground n. üstünlük sağlayan yer
perceived relative advantage n. algılanan göreceli avantaj
take advantage of v. kullanmak
make use of an advantage v. avantajdan faydalanmak
press one's advantage v. avantajından mümkün mertebe yararlanmak
take the advantage of v. avantajdan faydalanmak
draw advantage from v. istifade etmek
take advantage of v. faydalanmak
have an advantage over someone v. başkasına göre avantajlı bir durumda olmak
take advantage of v. fırsat bilmek
take advantage of v. zaafından faydalanmak
have a means of gaining advantage with v. nüfuzu olmak (bir kurumda vb)
take advantage of v. iyi niyetini kötüye kullanmak
enjoy the advantage of v. hayrını görmek
take advantage of v. istismar etmek
turn into an advantage v. avantaja çevirmek
suck advantage out of v. çıkar sağlamak
use one's advantage v. avantaj kullanmak
draw advantage from v. faydalanmak
be quick to take advantage of an opportunity v. açıkgözlük etmek
take advantage of v. çıkar sağlamak
take advantage of an opportunity v. fırsattan yararlanmak
have the advantage v. avantaj sağlamak
gain advantage v. çıkar sağlamak
gain an advantage over v. -e karşı avantaj elde etmek
catch an advantage v. avantaj yakalamak
take advantage of v. istifade etmek
take advantage v. avantaj elde etmek
take advantage of v. nemalanmak
gain advantage from v. yarar sağlamak
use an advantage v. avantajdan faydalanmak
provide an advantage v. avantaj sağlamak
take advantage of a right v. haktan faydalanmak
take advantage of a right v. haktan yararlanmak
gain advantage v. avantaj sağlamak
provide advantage v. avantaj sağlamak
give somebody an advantage v. avantaj sunmak
bring somebody an advantage v. avantaj sunmak
offer advantage v. avantaj sunmak
take the advantage of v. avantajını kullanmak
take advantage of someone v. birisinden faydalanmak
offer advantage v. avantaj yaratmak
give advantage v. avantaj yaratmak
bring advantage v. avantaj yaratmak
bring advantage v. avantaj vermek
offer advantage v. avantaj vermek
give advantage v. avantaj vermek
create advantage v. avantaj yaratmak
take advantage of v. -den faydalanmak
take advantage of v. (bir şeyden) faydalanmak
take advantage of v. (birini) istismar etmek
get no advantage out of (a situation) for oneself v. çıkarı olmamak
have no advantage out of (a situation) for oneself v. çıkarı olmamak
take advantage of v. menfaat sağlamak
suck advantage out of v. menfaat sağlamak
have the advantage of v. avantajına sahip olmak
take advantage of v. -den istifade etmek
take advantage of v. -den yararlanmak
take advantage of the situation v. fırsattan istifade etmek
provide a competitive advantage v. rekabet üstünlüğü sağlamak
have an advantage over somebody v. birine karşı avantaj sağlamak
take advantage of the situation v. durumdan faydalanmak
take advantage of the situation v. durumdan istifade etmek
turn into an advantage v. avantaja dönüştürmek
turn to advantage v. lehe dönmek
have the advantage v. avantaja sahip olmak
turn out at advantage v. faydalı sonuç vermek
make advantage of v. faydalanmak
afford advantage v. menfaat elde etmek
afford advantage v. çıkar sağlamak
afford advantage v. menfaat temin etmek
take advantage of something v. faydalanmak
bring advantage v. avantaj getirmek
benefit from the advantage of v. imkanından faydalanmak
benefit from the advantage of v. avantajından yararlanmak
get the advantage back v. avantajı geri almak
gain an advantage over v. -e karşı avantajlı duruma geçmek
gain an advantage over v. -e karşı üstünlük elde etmek
gain an advantage over v. -e karşı üstünlük sağlamak
turn out to one's advantage v. birinin lehine dönmek
have a decisive advantage over someone v. birine karşı belirgin bir üstünlüğü olmak
advantage one's self of v. kendi yararına kullanmak
take advantage of v. zekası ile alt etmek
take advantage of v. fırsata çevirmek
to the best advantage adv. en faydalı şekilde
to advantage adv. birinin/bir şeyin yararına
to advantage adv. birinin/bir şeyin güzelliğini/iyi yönlerini ortaya çıkaracak şekilde
Colloquial
not that i've taken much advantage of it yet expr. gerçi bundan yeterince faydalandığım pek söylenemez
to (one's) advantage expr. (birinin) yararına/avantajına
Idioms
the advantage over (someone or something) n. (birine/bir şeye) karşı avantaj
the advantage over (someone or something) n. (birine/bir şeye) karşı üstünlük
an advantage over (someone or something) n. (birine/bir şeye) karşı üstünlük
an advantage over (someone or something) n. (birine/bir şeye) karşı avantaj
take advantage of v. zaafından faydalanmak
take advantage of v. birini kullanarak çıkar sağlamak
take advantage of v. birinin zayıflığından yararlanmak
take advantage of v. birini kullanmak
take advantage (of something) v. fırsatından yararlanmak
take full advantage (of something) v. fırsatından yararlanmak
show something to good advantage v. güzel/iyi/şık göstermek/gözükmek
show one's advantage v. parlatmak
get the advantage over v. galip gelmek
get the advantage of v. avantaja sahip olmak
press home your advantage v. gücünü kullanmak
show one's advantage v. en iyi şekilde sergilemek
get the advantage of (something) v. (bir şeyden) fayda sağlamak
have the advantage over v. avantaja sahip olmak
show (someone or something) to advantage v. parlatmak
get the advantage of (something) v. (bir şeyden) yararlanmak
get the advantage of v. galip gelmek
have the advantage over (someone or something) v. (birine veya bir şeye karşı) üstünlük yakalamak
have the advantage over v. üstün olmak
have the advantage over (someone or something) v. (birine veya bir şeye karşı) avantaj sağlamak
show one's advantage v. çok yakışmak
show to advantage v. parlatmak
show one's advantage v. güzel göstermek/en iyi şekilde göstermek
show to advantage v. güzel göstermek/en iyi şekilde göstermek
get the advantage of (something) v. (bir şeyden) istifade etmek
press home (one's) advantage v. birinin avantajlarından sonuna kadar yararlanmak/faydalanmak
get the advantage of (something) v. (bir şeyden) çıkar sağlamak
get the advantage over (someone or something) v. (birine veya bir şeye karşı) üstünlük yakalamak
get the advantage of v. üstün olmak
get the advantage over v. avantaja sahip olmak
show (someone or something) to advantage v. güzel göstermek
have the advantage over v. galip gelmek
show to advantage v. çok yakışmak
get the advantage over v. üstün olmak
press home your advantage v. üstünlüğünü kullanmak
show (someone or something) to advantage v. çok yakışmak
get the advantage over (someone or something) v. (birine veya bir şeye karşı) avantaj sağlamak
press home (one's) advantage v. birinin avantajlarından sonuna kadar menfaat sağlamak
show (someone or something) to advantage v. en iyi şekilde sergilemek
show to advantage v. en iyi şekilde sergilemek
get the advantage of (something) v. (bir şeyden) nasiplenmek
give (one) an advantage over (someone or something) v. (birini birine/bir şeye) karşı üstün bir konuma getirmek
give (one) an advantage over (someone or something) v. (birine biri/bir şey) karşısında avantaj kazandırmak
give (one) the advantage over (someone or something) v. (birini birine/bir şeye) karşı bir adım öne geçirmek