benefit - Turco Inglés Diccionario

benefit

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

benefit — Definition

Significado:
fayda, menfaat, (iş) yan hak
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈbenəfɪt/ – BrE /ˈbenɪfɪt/)
Categoría gramatical:
İsim: benefit (benefits); Fiil: benefit (benefits – benefited/benefitted – benefiting)

Significados de "benefit" en diccionario turco inglés : 67 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
benefit n. çıkar
We must not relinquish their freedom simply for the benefit of a new empire.
Sırf yeni bir imparatorluğun çıkarı için onların özgürlüklerinden vazgeçmemeliyiz.

More Sentences
benefit n. menfaat
I say that for the benefit of the Greens.
Bunu Yeşiller'in menfaati için söylüyorum.

More Sentences
benefit n. fayda
The benefits of walking regularly are underestimated.
Düzenli yürüyüş yapmanın faydaları göz ardı ediliyor.

More Sentences
benefit n. yarar
They are for the benefit of the people of Eritrea and Eritrea needs those human rights now.
Eritre halkının yararınadır ve Eritre'nin bu insan haklarına şimdi ihtiyacı var.

More Sentences
benefit v. yararlanmak
It is a national organisation which has benefited greatly from the Daphne programme.
Daphne programından büyük ölçüde yararlanan ulusal bir örgüttür.

More Sentences
General
benefit n. hak
That is only for pay and financial benefits, not for health and safety.
Bu sadece ücret ve mali haklar içindir, sağlık ve güvenlik için değil.

More Sentences
benefit n. leh
Let's give Tom the benefit of the doubt.
Gelin Tom'un lehine düşünelim.

More Sentences
benefit n. kazanç
The team's course will set the benefits and losses.
Kazançları ve kayıpları takımın gidişatı belirleyecek.

More Sentences
benefit n. avantaj
Tax benefits are in any case not a very good incentive.
Vergi avantajları her halükarda çok iyi bir teşvik değildir.

More Sentences
benefit n. yarar
They are for the benefit of the people of Eritrea and Eritrea needs those human rights now.
Eritre halkının yararınadır ve Eritre'nin bu insan haklarına şimdi ihtiyacı var.

More Sentences
benefit n. fayda
The benefits of walking regularly are underestimated.
Düzenli yürüyüş yapmanın faydaları göz ardı ediliyor.

More Sentences
benefit n. çıkar
We must not relinquish their freedom simply for the benefit of a new empire.
Sırf yeni bir imparatorluğun çıkarı için onların özgürlüklerinden vazgeçmemeliyiz.

More Sentences
benefit n. işsizlik parası
She applied for unemployment benefit after getting laid off.
İşten çıkarıldıktan sonra işsizlik parası için başvurdu.

More Sentences
benefit v. yararı dokunmak
You should read books that will benefit you.
Sana yararı dokunacak kitapları okumalısın.

More Sentences
benefit v. istifade etmek
Members of illegal organisations who provide information to the State benefit from a witness protection programme.
Devlete bilgi sağlayan yasa-dışı örgüt üyeleri bir tanık koruma programından istifade etmektedirler.

More Sentences
benefit v. yararına olmak
The strengthening of our long-standing transatlantic relationship is to our mutual benefit.
Uzun yıllara dayanan transatlantik ilişkimizin güçlendirilmesi karşılıklı yararımıza olacaktır.

More Sentences
benefit v. faydası olmak
There must be no benefit from throwing things away.
Bir şeyleri çöpe atmanın hiçbir faydası olmamalıdır.

More Sentences
benefit v. fayda görmek
No one would benefit from that, least of all the Iraqis themselves.
Bundan hiç kimse fayda görmeyecektir, en azından Iraklıların kendileri.

More Sentences
benefit v. fayda sağlamak
In other words, their products offer benefits to society as a whole above and beyond any commercial value.
Başka bir deyişle bu şirketlerin ürünleri, ticari değerin ötesinde, bir bütün olarak topluma fayda sağlamaktadır.

More Sentences
benefit v. faydalanmak
The whole neighborhood will benefit from the new community center.
Yeni toplumsal merkezlerden tüm mahalle faydalanacak.

More Sentences
Trade/Economic
benefit n. çıkar
We must not relinquish their freedom simply for the benefit of a new empire.
Sırf yeni bir imparatorluğun çıkarı için onların özgürlüklerinden vazgeçmemeliyiz.

More Sentences
benefit n. fayda
The benefits of walking regularly are underestimated.
Düzenli yürüyüş yapmanın faydaları göz ardı ediliyor.

More Sentences
benefit n. menfaat
I say that for the benefit of the Greens.
Bunu Yeşiller'in menfaati için söylüyorum.

More Sentences
benefit n. yarar
They are for the benefit of the people of Eritrea and Eritrea needs those human rights now.
Eritre halkının yararınadır ve Eritre'nin bu insan haklarına şimdi ihtiyacı var.

More Sentences
Politics
benefit n. fayda
The benefits of walking regularly are underestimated.
Düzenli yürüyüş yapmanın faydaları göz ardı ediliyor.

More Sentences
benefit n. menfaat
I say that for the benefit of the Greens.
Bunu Yeşiller'in menfaati için söylüyorum.

More Sentences
benefit n. yarar
They are for the benefit of the people of Eritrea and Eritrea needs those human rights now.
Eritre halkının yararınadır ve Eritre'nin bu insan haklarına şimdi ihtiyacı var.

More Sentences
General
benefit n. yetki
benefit n. kar
benefit n. istifade
benefit n. ayrıcalık
benefit n. iyilik
benefit n. imtiyaz
benefit n. intifa
benefit n. atiyye
benefit n. yardım parası
benefit n. yardım (parası)
benefit n. yardım toplama faaliyeti
benefit v. yararlı olmak
benefit v. yararı olmak
benefit v. iyi gelmek
benefit v. nasiplenmek
benefit v. yaramak
benefit v. yarar görmek
benefit v. yarar sağlamak
benefit v. -e yararlı olmak
benefit v. -e yararı dokunmak
benefit v. fayda göstermek
benefit v. fayda getirmek
benefit v. fayda vermek
benefit v. yararlı olmak
benefit v. faydalı olmak
benefit N. (iş) yan hak
Trade/Economic
benefit n. çıkar hak
benefit n. ek ödemeler
benefit n. imtiyaz yetki
benefit n. kar
benefit n. personel sosyal yardımları
benefit n. yan ödeme
benefit n. işsizlik yardımı
benefit n. (işsizlik) tazminat
Law
benefit n. nefi
Politics
benefit n. istifade
benefit n. kar
Insurance
benefit n. sosyal sigorta ödeneği
Archaic
benefit n. kibarlık
benefit n. nezaket

Significados de "benefit" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
benefit from v. yararlanmak
General
maternity benefit n. doğum yardımı
legal benefit n. hukuki fayda
assignments for benefit of creditors n. alacağın temliki
child benefit n. çocuk parası
benefit of clergy n. kilisenin resmi onayı
public benefit n. amme menfaati
equalisation benefit n. denkleştirme ödemesi
fringe benefit n. emeklilik sigortası gibi işçiye ücreti dışında sağlanan herhangi bir şey
sickness benefit n. hastalık yardımı
training benefit n. eğitim zammı
cost benefit analysis n. fayda maliyet analizi
personal benefit n. şahsi menfaat
sick benefit n. hastalık yardımı
benefit concert n. yardım amacıyla düzenlenen konser
unemployment benefit n. işsizlik parası
gross economic benefit n. brüt ekonomik fayda
benefit-sharing n. fayda paylaşımı
jobless check-help-benefit n. işsizlik yardımı
lump-sum-payment-benefit n. kesenek iadesi
legal benefit n. hukuki menfaat
benefit of society n. toplumun yararı
benefit of society n. toplum yararı
benefit of society n. toplumun çıkarı
benefit of society n. toplum çıkarı
benefit concert n. yardım konseri
side benefit n. yan fayda
personal benefit n. kişisel çıkar
benefit ball n. para toplamak amacıyla düzenlenen balo
benefit ball n. yardım balosu
accident benefit n. kaza tazminatı
public benefit society n. kamu yararına dernek
sole benefit n. yegane fayda/yarar
side benefit n. yan hak
benefit concert n. hayır amacıyla düzenlenen konser
benefit concert n. hayır işi konser
benefit performance n. hayır amacıyla yapılan tiyatro veya müzik gösterisi
cafeteria benefit n. kafeterya çalışanlarına sunulan barınma, tatil, sigorta gibi ek faydalar
standard housing benefit n. kiranın belirli bir bölümünde indirim sağlayan devlet desteği
standard housing benefit n. standart konut yardımı
standard housing benefit n. standart kira yardımı
benefit to humanity n. insanlık yararı
somebody else to get the benefit v. parsayı başkası toplamak
benefit from v. faydalanmak
inure to the benefit v. yürürlüğe girmek
inure to the benefit v. faydası dokunmak
enure to the benefit of somebody v. biri lehine yürürlüğe girmek
benefit from v. hayrını görmek
be for the benefit of v. yararına olmak
benefit from v. avantajdan faydalanmak
benefit from an opportunity v. değerlendirmek (bir fırsatı vb)
benefit from v. yararlanmak
look after one's benefit v. çıkar gözetmek
provide benefit v. yarar sağlamak
benefit from one's experience v. deneyiminden faydalanmak
benefit from one's experience v. tecrübesinden yararlanmak
benefit from one's experience v. deneyiminden yararlanmak
benefit from one's experience v. tecrübesinden faydalanmak
be to one's benefit to v. çıkarına olmak
benefit from the advantages being offered by v. sunduğu avantajlardan yararlanmak
benefit from the advantages being offered by v. sunduğu avantajlardan istifade etmek
benefit from the advantages of v. sunduğu avantajlardan istifade etmek
benefit from the advantages provided by v. sunduğu avantajlardan yararlanmak
benefit from the advantages provided by v. sunduğu avantajlardan istifade etmek
benefit from the advantages of v. sunduğu avantajlardan yararlanmak
receive benefit v. fayda elde etmek
get benefit v. fayda elde etmek
gain benefit v. fayda elde etmek
derive benefit v. fayda elde etmek
reap benefit v. fayda elde etmek
obtain benefit v. fayda elde etmek
benefit from the service v. hizmetten yararlanmak
benefit from a service v. hizmetten yararlanmak
benefit from v. yaramak
fail to benefit from v. hakkını kaybetmek
bring benefit v. yarar getirmek
benefit from the services v. hizmetlerden faydalanmak
benefit from v. -den faydalanmak
make benefit of v. -den yararlanmak
have no benefit out of (a situation) for oneself v. çıkarı olmamak
get no benefit out of (a situation) for oneself v. çıkarı olmamak
benefit from the opportunities of something v. imkanlarından istifade etmek
benefit from the opportunities of something v. imkanlarından yararlanmak
benefit from the law v. yasadan yararlanmak
inure to the benefit of v. lehine hüküm ifade etmek
reap the benefit of v. birşeyin faydasını görmek
reap the benefit of v. istifade etmek
reap the benefit of v. yararını görmek
reap the benefit of v. sunduğu avantajdan faydalanmak
reap the benefit of v. faydasını görmek
reap the benefit of v. birşeyin yararını görmek
benefit from someone's experience v. tecrübesinden istifade etmek
benefit from someone's experience v. tecrübesinden yararlanmak
benefit from someone's experience v. tecrübesinden faydalanmak
benefit from equally v. eşit derecede faydalanmak
benefit from the services v. hizmetlerden yararlanmak
benefit from the services v. hizmetlerden istifade etmek
benefit from the advantage of v. imkanından faydalanmak
benefit from the opportunity of v. avantajından yararlanmak
benefit from the opportunity of v. imkanından faydalanmak
benefit from the advantage of v. avantajından yararlanmak
benefit from the right of v. hakkından yararlanmak
benefit from the right of v. hakkından faydalanmak
benefit from a windfall v. başına talih kuşu konmak
offer something for the benefit of someone v. yararına sunmak
see the benefit (of something) v. yararını görmek
derive an improper personal benefit v. haksız kazanç sağlamak
stand to benefit v. faydalanmak
benefit outweigh the costs v. yapılan yatırımın karşılığını almak
benefit outweigh the costs v. yatırım yapmaya değecek fayda elde etmek
bring benefit to v. fayda getirmek
get unemployment benefit v. işsizlik ödeneği almak
enjoy the benefit v. yararını görmek
enjoy the benefit v. faydalanmak
for the benefit of prep. menfaatine
for the benefit of prep. yararına
for the benefit of prep. lehine
for the benefit of prep. çıkarına
Phrasals
benefit by something v. bir şeyden nemalanmak
benefit by something v. bir şeyden yararlanmak
benefit from something v. bir şeyden yararlanmak
benefit by something v. bir şeyden istifade etmek
benefit from something v. bir şeyden nemalanmak
benefit from something v. bir şeyden faydalanmak
benefit by something v. bir şeyden faydalanmak
benefit from something v. bir şeyden istifade etmek
benefit by v. '-den istifade etmek
benefit by v. -den nemalanmak
benefit by v. '-den faydalanmak
benefit by v. '-den yararlanmak
Phrases
for the benefit of expr. -nın yararına
with the benefit of hindsight expr. edinilmiş bilgi ve tecrübenin verdiği avantajla
for his own benefit expr. babasının hayrına değil
for his own benefit expr. kendi yararına
with the benefit of hindsight expr. geçmiş tecrübelerden edinilmiş bilgilerle
with the benefit of hindsight expr. tecrübeyle sabit ki
with the benefit of hindsight expr. tecrübeyle sabittir ki
Colloquial
of benefit (to someone) expr. yararına
for her own benefit expr. kendi yararına
of benefit expr. menfaatine
of benefit expr. çıkarına
of benefit expr. yararına
of benefit expr. lehine
Idioms
reap the benefit v. semeresini görmek
confer a benefit v. avantaj sağlayacak şekilde davranmak
confer a benefit v. yararlı biçimde davranmak
give the benefit of the doubt v. haklı kabul etmek
give the benefit of the doubt v. doğru kabul etmek
give the benefit of the doubt v. suçsuz kabul etmek
give the benefit of the doubt v. doğru olduğunu varsaymak