yaramak - Turco Inglés Diccionario

yaramak

Significados de "yaramak" en diccionario inglés turco : 29 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yaramak avail v.
General
yaramak serve v.
These cards serve to make the best five card combination.
Bu kartlar en iyi beş kart kombinasyonunu oluşturmaya yarar.

More Sentences
yaramak be of use v.
Europe, however faltering it may be, must be of some use.
Avrupa, ne kadar bocalasa da, bir işe yaramalıdır.

More Sentences
yaramak work v.
The rudder works to control the yaw of the plane.
Dümen, uçağın yalpalamasını kontrol etmeye yarar.

More Sentences
yaramak agree with v.
Fried food does not agree with me.
Kızartılmış yiyecek bana yaramıyor.

More Sentences
yaramak be useful v.
Tom could be useful to us in the future.
Tom gelecekte işimize yarayabilir.

More Sentences
yaramak benefit from v.
Who benefited from what we did?
Yaptıklarımızdan kim yarar sağladı?

More Sentences
yaramak be good for v.
He is good for something.
Bir işe yarıyor.

More Sentences
yaramak be of use v.
Europe, however faltering it may be, must be of some use.
Avrupa, ne kadar bocalasa da, bir işe yaramalıdır.

More Sentences
yaramak use v.
I could use some extra money.
Fazladan para işime yarayabilir.

More Sentences
yaramak correspond v.
yaramak profit v.
yaramak do good v.
yaramak subserve v.
yaramak agree v.
yaramak be serviceable v.
yaramak benefit v.
yaramak suit v.
yaramak lend itself to v.
yaramak be of service to v.
yaramak be suitable v.
yaramak do for v.
yaramak make v.
yaramak inserve [obsolete] v.
yaramak gayne [obsolete] v.
yaramak prevail [obsolete] v.
Idioms
yaramak do a power of good v.
yaramak put hairs on your chest v.
Archaic
yaramak bestead v.

Significados de "yaramak" con otros términos en diccionario inglés turco: 95 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
işe yaramak work out v.
işe yaramak work v.
General
işine yaramak stand somebody in good stead v.
işe yaramak serve v.
işe yaramak work v.
yaramak (bir işe) be good for v.
işe yaramak come in handy v.
işe yaramak serve the purpose v.
işe yaramak answer the purpose v.
işe yaramak avail v.
işe yaramak be of service v.
işine yaramak serve v.
bir şeye yaramak be of use for something v.
işe yaramak be useful v.
bir işe yaramak be of service to somebody v.
bir işe yaramak be of service v.
işine yaramak suit v.
-e yaramak be supposed to v.
işe yaramak boot v.
bir işe yaramak serve a purpose v.
bir şeye yaramak be of use v.
bir işe yaramak make yourself useful v.
bir işe yaramak serve a useful purpose v.
çok işine yaramak serve well v.
çok işine yaramak work a lot v.
işe yaramak take v.
işe yaramak vail v.
işe yaramak help v.
işe yaramak deserve [obsolete] v.
işe yaramak skill v.
işe yaramak subminister v.
işe yaramak subserve v.
yeniden işe yaramak re-serve v.
işe yaramak function v.
Phrasals
birisi üzerinde işe yaramak work on someone v.
işe yaramak pay off v.
işe yaramak pay off v.
işe yaramak come to something v.
işe yaramak come to v.
birine yaramak agree with someone v.
birine yaramak agree with someone v.
(birini/bir şeyi) alt etmede işe yaramak work against (someone or something) v.
(biri/bir şey) üzerinde çalışmak/işe yaramak work on (someone or something) v.
işe yaramak come in v.
Colloquial
çok işine yaramak serve someone in good stead v.
çok işine yaramak stand someone in good stead v.
işe yaramak come in handy v.
işe yaramak do v.
bir işe yaramak do any good v.
yalnızca kısmen işe yaramak only do so much v.
(birine/bir şeye) yaramak be good for (someone or something) v.
işe yaramak be of use v.
(birinin) işine yaramak be of use (to somebody) v.
birine yaramak do somebody good v.
birine yaramak do one good v.
(bir şey) yapmaya yaramak serve to do (something) v.
işe yaramak do good v.
Idioms
birinin işine yaramak stand someone in good stead v.
işine yaramak stand someone in good stead v.
işe yaramak not go amiss v.
işe yaramak not come amiss v.
işe yaramak fit the bill v.
işe yaramak fill the bill v.
çok işe yaramak work like a charm v.
işe yaramak come in useful v.
işe yaramak count with someone v.
işe/işine yaramak do the job v.
işine yaramak stand somebody in good stead v.
işine yaramak hold somebody in good stead v.
iki tarafa da yaramak work both ways v.
(çok) işe yaramak work a treat v.
çok işe yaramak come in mighty handy v.
umduğundan daha iyi çalışmak/işlemek/işe yaramak work like a dream v.
tamamen işe yaramak work like a dream v.
inanılmaz derecede iyi çalışmak/işlemek/işe yaramak work like a dream v.
işine yaramak have a dog in the hunt v.
işe yaramak have a lot on the ball v.
işine yaramak answer purpose v.
(birinin) işine yaramak answer (one's) purpose v.
(birine) yaramak do (one) a power of good v.
(birine) yaramak do (one) a heap of good v.
birine/bir şeye yaramak do somebody/something a power of good v.
işe/işine yaramak do the job/trick v.
birine/bir şeye yaramak do someone or something a power of good v.
birine/bir şeye yaramak do somebody/something a world of good v.
işine yaramak have a dog in the fight v.
işine yaramak have a dog in this hunt v.
işine yaramak have a dog in this fight v.
işine yaramak have use for v.
biri/bir şey işine yaramak have (a) use for someone or something v.
(birinin ileride) işine yaramak hold (someone) in good stead v.
bir işe yaramak make (oneself) useful v.
çok işe yaramak stand in good stead v.
Formal
yeniden işe yaramak re-avail v.
Archaic
işe yaramak fudge v.