come in - Turco Inglés Diccionario

come in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "come in" en diccionario turco inglés : 67 resultado(s)

Inglés Turco
General
come in v. içeri girmek
Come in and stay as long as you wish.
İçeri girin ve istediğiniz kadar kalın.

More Sentences
come in v. içeriye girmek
I came in the back way.
Arka taraftan içeriye girdim.

More Sentences
come in v. moda olmak
Long dresses have come in fashion this year.
Uzun elbiseler bu yıl moda oldu.

More Sentences
come in v. gelmek
Nobody should be delayed if they are ready to come in, and December 2002 is the crucial date.
Gelmeye hazırl olmaları halinde hiç kimse geciktirilmemelidir ve Aralık 2002 çok önemli bir tarihtir.

More Sentences
come in v. girmek
The Council will then come in at the negotiation at second reading.
Konsey daha sonra ikinci okumada müzakereye girecektir.

More Sentences
Phrasals
come in v. girmek
The Council will then come in at the negotiation at second reading.
Konsey daha sonra ikinci okumada müzakereye girecektir.

More Sentences
come in v. içeri girmek
Come in and stay as long as you wish.
İçeri girin ve istediğiniz kadar kalın.

More Sentences
come in v. gelmek
Nobody should be delayed if they are ready to come in, and December 2002 is the crucial date.
Gelmeye hazırl olmaları halinde hiç kimse geciktirilmemelidir ve Aralık 2002 çok önemli bir tarihtir.

More Sentences
come in v. girmek
The Council will then come in at the negotiation at second reading.
Konsey daha sonra ikinci okumada müzakereye girecektir.

More Sentences
come in v. katılmak
The Council will then come in at the negotiation at second reading.
Konsey daha sonra ikinci oturumda müzakereye katılacaktır.

More Sentences
come in v. katılmak
The Council will then come in at the negotiation at second reading.
Konsey daha sonra ikinci oturumda müzakereye katılacaktır.

More Sentences
come in v. girmek
The Council will then come in at the negotiation at second reading.
Konsey daha sonra ikinci okumada müzakereye girecektir.

More Sentences
come in v. devreye girmek
This is where the local dimension comes in.
İşte burada yerel boyut devreye giriyor.

More Sentences
come in v. işe yaramak
That came in very handy, didn't it?
Bu çok işe yaradı, değil mi?

More Sentences
General
come in v. seçilmek
come in v. kabarmak (met halindeki deniz)
come in v. tutulmak
come in v. varmak
come in v. başa geçmek
come in v. sağlamak
come in v. yaygın olmak
come in v. olmak (yarışma sonunda belirli bir sırada)
come in v. yükselmek
come in v. gözde olmak
come in v. haline gelmek
Phrasals
come in v. bitirenler arasında …ci gelmek
come in v. kazanç olarak birikmek
come in v. kullanılmaya başlamak
come in v. uymak
come in v. yerini bulmak
come in v. sinyale/çağrıya cevap vermek
come in v. (sinyal) alınmak
come in v. alıcı olmak
come in v. görev almak
come in v. resmi görev üstlenmek
come in v. verimli ürün vermek
come in v. (ekin) olgunlaşıp hasat vermek
come in v. (meyvenin) mevsimi olmak
come in v. (memeli) genç yaşta yavrulamak
come in v. kızgınlık döneminde olmak
come in v. (petrol kuyusu) petrol vermek
come in v. içeri gelmek
come in v. ulaşmak
come in v. varmak
come in v. eline geçmek
come in v. (birinci, ikinci, üçüncü) gelmek
come in v. (birinci, ikinci, üçüncü) bitirmek
come in v. (radyo, telefon) çekmek
come in v. (telefonda) sesi gelmek/gelmemek
come in v. (derece, süre) yapmak
come in v. (derecede, sürede) gelmek/bitirmek
come in v. (deniz) yükselmek
come in v. (deniz) kabarmak
come in v. karşı karşıya kalmak
come in v. karşılaşmak
come in v. maruz kalmak
come in v. dahil olmak
come in v. (bir görevi) üstlenmek
come in v. görev almak
come in v. ortaya çıkmak
come in v. (değer olarak) gelmek/çekmek
come in v. araya eklenmek
come in v. (kazanç, gelir olarak) elde edilmek
come in v. (kazanç, gelir olarak) payına düşmek
come in v. (çağrıya, sinyale) cevap vermek
Sport
come in v. (kriket) vuruş sırasına başlamak
Slang
come in expr. cevap ver

Significados de "come in" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
an immortal person believed to come in time of need n. hızır
come together in heaps v. kümelenmek
come down in price v. bir şeyin fiyatı düşmek
come in succession v. ardışmak
come in sight v. görünmek
come down in the world v. biri eskiden sahip olduğu para ve prestijini kaybetmek
come down in one's price v. kendi malının fiyatını düşürmek
come down in one's opinion v. birini eskisi kadar saymamak
come up in the world v. birinin para ve prestiji artmak
come in sight v. ortaya çıkmak
come in (in a competition) v. dereceye girmek
come in view v. görünmek
come in view v. ortaya çıkmak
come in suddenly v. damlamak
come down in sheets v. bardaktan boşanırcasına yağmak
come down in the world v. düşmek
come in handy v. işe yaramak
come in for criticism v. eleştiri almak
come in handy v. yararı dokunmak
come out (in a competition) v. dereceye girmek
come in second v. ikinci olmak (yarışta)
come in first v. birinci olmak (yarışta)
come in third v. üçüncü olmak (yarışta)
come in possession of v. haline gelmek
come in existence v. meydana gelmek
come in force v. yürürlüğe girmek
come in the opposite direction v. karşı yönden gelmek
come in the opposite direction v. karşı yönden seyretmek
cause (someone) to come down in the world v. sürüm sürüm süründürmek
(money) come in v. para girmek
come in on v. yer almak
come in on v. katılmak
come in for criticism v. eleştirilere maruz kalmak
come to ask for the girl's hand in marriage v. (kız) istemeye gelmek
come in the door v. kapıdan girmek
come in for v. maruz kalmak
come up in the business life v. iş hayatında yükselmek
come in second v. ikinci gelmek
come in second v. ikinci olmak
come in handy v. elverişli olmak
come in handy v. kullanışlı olmak
come in handy v. yararlı bir hal almak
come in fourth v. dördüncü gelmek
come in first v. birinci olmak
come in fifth v. beşinci olmak
come in fourth v. dördüncü olmak
come in third v. üçüncü gelmek
come in third v. üçüncü olmak
come in first v. birinci gelmek
come in fifth v. beşinci gelmek
come in third in the race v. yarışta üçüncü gelmek
come in third in the race v. yarışta üçüncü olmak
come in first in the race v. yarışta birinci olmak
come in second in the race v. yarışta ikinci gelmek
come in second in the race v. yarışta ikinci olmak
come in first in the race v. yarışta birinci gelmek
come in fourth in the race v. yarışta dördüncü gelmek
come in fourth in the race v. yarışta dördüncü olmak
come out in one's pajamas v. pijamalarıyla çıkmak
come in out of the rain v. yağmurdan korunmak
come each way in different directions v. aynı yola farklı yönlerden gelmek
in times to come adv. gelecekte
in the time to come adv. gelecekte
in days to come adv. istikbalde
in days to come adv. gelecek zamanlarda
in days to come adv. ileride
in the months to come adv. sonraki aylarda
in the months to come adv. gelecek aylarda
in the years to come adv. ileriki yıllarda
in the years to come adv. ileriki senelerde
Phrasals
come in contact with v. rastlaşmak
come in contact with v. görüşmek
come in contact with v. buluşmak
come in on v. yer almak
come in on v. katılmak
come out in something v. teninde kızarıklık/döküntü oluşmak
come out in something v. üstünde pijamayla, kısacık etekle vs. dışarı çıkmak
come out in something v. dışarı pijamayla, şortla, ince elbiseyle vb. çıkmak
come out in something v. kurdeşen olmak
come out in something v. ürtiker olmak
come out in favor of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) desteklediğini açıklamak
come out in v. üstünde pijamayla, kısacık etekle dışarı çıkmak
come in for (something) v. (bir şey) için bir şeye/yere gelmek
come out in favor of (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) yana olmak
come out in v. dışarı pijamayla, şortla, ince elbiseyle çıkmak
come in for (something) v. (bir şey) için bir şeye/yere girmek
come in for (something) v. (bir şey) için içeri gelmek
come in for (something) v. (bir şeyi) hak etmek
come out in favor of (someone or something) v. (birine/bir şeye) desteğini açıklamak
come in for (something) v. (ceza, eleştiri) almak
come in for (something) v. (bir şeye) maruz kalmak
come out in favor of (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) arkasında olduğunu dile getirmek
come out in v. bir şey giyerek dışarı çıkmak
come out in v. üstünde bir şeyle dışarı çıkmak
come out (in) v. kaplanmak
Phrases
come prima (in the same manner as the first time) adv. İlk seferde olduğu gibi
come prima (in the same manner as the first time) adv. ilk seferdeki ile aynı şekilde
come prima (in the same manner as the first time) adv. ilk seferdeki gibi
someday my ship will come in expr. elbet şans birgün bize de gülecek
it'll all come out in the wash expr. hiçbir şey gizli kalmaz
Proverb
best things come in small packages iyi şeyler küçük paketlerde gelir
good things come in small packages iyi şeyler küçük paketlerde gelir
good things come in small packages en güzel şeyler küçük paketlerden çıkar
best things come in small packages en güzel şeyler küçük paketlerden çıkar
big things come in small packages büyük şeyler küçük paketlerden çıkar
big things come in small packages bir şeyin büyüklüğü onun değerini belirlemez
good things come in small packages iyi şeyler küçük paketlerde gelir
best things come in small packages en güzel/değerli şeyler küçük paketlerden çıkar
best things come in small packages değerli şeyler küçük paketlerde gelir
good things come in small packages değerli şeyler küçük paketlerde gelir
good things come in small packages en güzel/değerli şeyler küçük paketlerden çıkar
best things come in small packages iyi şeyler küçük paketlerde gelir
Colloquial
come down in sheets v. bardaktan boşanırcasına yağmak
come down in buckets v. bardaktan boşanırcasına yağmak
come in handy v. işe yaramak
in days to come expr. gelecek günlerde
come early in the morning expr. sabah erken gel
come right in expr. buyurun gelin
doesn't have enough sense to come in out of the rain expr. iki gıdım aklı yok
doesn't have enough sense to come in out of the rain expr. hiç aklı yok
doesn't have enough sense to come in out of the rain expr. akılsızın teki
come in please expr. içeri gelin lütfen
come on in expr. içeri buyurun/buyurun içeriye (gelin)
come on in expr. içeri gelin
come on in expr. içeri girin
come in and have a seat expr. buyrun gelin oturun
it will (all) come out in the wash expr. hiçbir şey gizli kalmaz
it will (all) come out in the wash expr. her şey yoluna girer
it will (all) come out in the wash expr. her şey gelip geçer
Idioms
not know enough to come in out of the rain n. aptal
not know enough to come in out of the rain n. bön
come down in the world n. feleğin sillesini yemek
come out in the wash v. açığa çıkmak
come down in the world v. attan inip eşeğe binmek
come down in the world v. eskiyip yıkılmaya yüz tutmak
come down in the world v. düşmek
come in on the ground floor v. bir işe en başından başlamak
come in for v. miras almak
come in for v. hak etmek
come in on the ground floor v. bir işe en başından katılmak
come in out of the cold v. soğuk duş etkisi yapmak
come in for v. mirasa konmak
come in handy v. (ileride) faydalı olmak
come out in the wash v. zamanla tanınmak
come in useful v. (ileride) faydalı olmak
come out in the wash v. zamanla bilinirlik kazanmak
come down in the world v. daha kötü bir yaşam sürmeye başlamak
come up in the world v. yaşam standardını yükseltmek
come up in the world v. daha yüksek bir yaşam seviyesine ulaşmak
come out in the wash v. gerçeği anlamak