gelmek - Turco Inglés Diccionario
Historia

gelmek



Significados de "gelmek" en diccionario inglés turco : 49 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
gelmek come v.
General
gelmek turn up v.
gelmek pretend v.
gelmek stem v.
gelmek carry over v.
gelmek pull v.
gelmek form v.
gelmek fall v.
gelmek come from v.
gelmek originate v.
gelmek have an orgasm v.
gelmek get v.
gelmek turn v.
gelmek attain v.
gelmek fit v.
gelmek come to v.
gelmek happen by v.
gelmek endure v.
gelmek be along v.
gelmek accrue v.
gelmek amount to v.
gelmek present oneself v.
gelmek spring from v.
gelmek strike v.
gelmek suit v.
gelmek reach v.
gelmek come to hand v.
gelmek fall on v.
gelmek come up to v.
gelmek spring v.
gelmek seem v.
gelmek get in v.
gelmek roll up v.
gelmek bear v.
gelmek come in v.
gelmek set v.
gelmek appear v.
gelmek to feign v.
gelmek derive from something v.
gelmek arrive v.
gelmek weigh v.
gelmek come v.
gelmek derive v.
gelmek adsum v.
Idioms
gelmek come up to
Technical
gelmek navigate
gelmek arrive
gelmek weigh
gelmek come

Significados de "gelmek" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
üstesinden gelmek come through v.
meydana gelmek happen v.
gidip gelmek shuttle v.
meydana gelmek occur v.
akla gelmek occur v.
üstün gelmek surpass v.
haline gelmek become v.
-den meydana gelmek consist v.
görmezden gelmek ignore v.
üstesinden gelmek overcome v.
galip gelmek win v.
uygun gelmek suit v.
meydana gelmek take place v.
yüz yüze gelmek face v.
anlamına gelmek mean v.
-den gelmek stem v.
akla gelmek come to mind v.
General
haline gelmek go v.
gibi gelmek seem as if v.
dolana dolana gelmek take a devious route v.
vadesi gelmek come to maturity v.
karmakarışık hale gelmek snarl up v.
karşı gelmek rebel v.
galip gelmek (muharebede) win v.
tam yerine denk gelmek fall v.
bıkkınlık gelmek be fed up v.
üstün gelmek outwent v.
üstüne gelmek come at v.
üstüne gelmek beleaguer v.
üstesinden gelmek tackle v.
(araba) gelmek pull in v.
meydana gelmek come into existence v.
kendine gelmek pull oneself together v.
başına gelmek happen to v.
başına gelmek happen v.
başına gelmek receive v.
kendine gelmek gather oneself together v.
karşı gelmek transgress v.
önce gelmek take precedence of v.
hakkından gelmek get the better of v.
görmemezlikten gelmek ignore v.
kalabalık bir halde gelmek throng v.
açmaza gelmek be duped v.
kendine gelmek collect oneself v.
dar gelmek be much too tight v.
gidip gelmek go regularly v.
hatırına gelmek occur one v.
limanından gelmek hail v.
insafa gelmek come to reason v.
gerektiğinde lazım geleni yaparak işin üstesinden gelmek rise to the occasion v.
yüzyüze gelmek meet v.
karşı karşıya gelmek come across v.
iş yapmaya hazır hale gelmek get ready to do business v.
kolayına gelmek be easy for somebody v.
kendine gelmek behave oneself v.
kendine gelmek come to one's senses v.
denk gelmek work out at v.
anlamına gelmek connote v.
gözünün önüne gelmek conjure up a mental picture of v.
sonradan gelmek ensue v.
biraraya gelmek league together v.
hatırına gelmek come to mind v.
nazara gelmek be affected by the evil eye v.
önce gelmek come before v.
yüz yüze gelmek confront v.
anlamına gelmek infer v.
belirli bir ağırlık gelmek weigh v.
denk gelmek run into v.
görmemezlikten gelmek turn a blind eye v.
galip gelmek get the better of v.
gündeme gelmek (hükümet'in vb) be added to agenda v.
gına gelmek be tired of v.
burnundan gelmek suffer so much after having something good v.
arıza meydana gelmek break down v.
üstesinden gelmek manage v.
hatırına gelmek cross one's mind v.
üstüne gelmek bear down on v.
dar gelmek not fit v.
üstün gelmek outgo v.
hizaya gelmek behave v.
görmemezlikten gelmek wink at v.
meydana gelmek grow up v.
sadede gelmek come to the point v.
denk gelmek coincide v.
başına gelmek betide v.
galip gelmek get the upper hand v.
üstesinden gelmek cope with v.
eksik gelmek fail v.
demeğe gelmek come to mean v.
dize gelmek fall on one's knees v.
rast gelmek run across v.
teneşire gelmek die v.
rast gelmek meet by chance v.
çapraza gelmek be deceived v.
görmemezlikten gelmek close one's eyes to v.
yüreği ağzına gelmek have one's heart in one's mouth v.
aklına gelmek enter one's head v.
burun buruna gelmek come face to face v.
gidip gelmek ply between v.
uykusu gelmek feel sleepy v.
dize gelmek surrender v.
karşı gelmek contravene v.
bir araya gelmek coalesce v.
ayağı ile gelmek come of one's own accord v.
yol ayrımına gelmek be at a crossroads v.
sadede gelmek get to the point v.
aklına gelmek come back v.
aşka gelmek get carried away v.
şakaya gelmek take a joke v.
karşı gelmek object to v.
haline gelmek change v.
tanıdık hale gelmek become familiar v.
husule gelmek come into existence v.
aceleye gelmek be done in a hurry v.
karşı gelmek defy v.
görmezden gelmek pass off v.
üstesinden gelmek obviate v.
gına gelmek feel bored v.
imana gelmek see reason v.
beraber gelmek (meraktan veya çıkar elde etme umuduyla biriyle) tag along after v.
yola gelmek come to reason v.
karşı gelmek buck v.
bir araya gelmek keep together v.
gündeme gelmek become a current issue v.
burun buruna gelmek almost to collide with v.
keleğe gelmek be had v.
bilmezlikten gelmek pretend not to know v.
zor gelmek be difficult for v.
gündeme gelmek be brought to agenda v.
göze gelmek be attacked by evil eye v.
sırtı yere gelmek be overcome v.
gelmek (tekerlekli taşıt) trundle v.
ele gelmek handle v.
arkasından gelmek tag behind v.
galip gelmek prevail v.
azar azar gelmek trickle v.
rüzgar gibi gelmek breeze v.
meydana gelmek hap v.
iyi gelmek be good for v.
dünyaya gelmek draw one's first breath v.
aklına gelmek conceive v.
riskli hale gelmek become risky v.
görmezlikten gelmek pretend not to see v.
gibi gelmek sound like v.
tehdit eder hale gelmek become a threat v.
boğaz boğaza gelmek fly at one anothers throats v.
galip gelmek outwit v.
hakkından gelmek carry off v.
kuralın bir kısmını görmezlikten gelmek stretch a rule v.
bir işin üstesinden gelmek be equal to v.
geri gelmek recoil v.
beli gelmek ejaculate v.
geri gelmek come back v.
görmezlikten gelmek connive at v.
kendine gelmek perk up v.
bilmezlikten gelmek ignore v.
vücuda gelmek appear v.
görmemezlikten gelmek blink at v.
hakkından gelmek overmaster v.
başına gelmek overtake v.
zorlukların üstesinden gelmek survive the hardship v.
yüz yüze gelmek be faced with v.
başına gelmek lie ahead v.
üstün gelmek override v.
soyundan gelmek descend from v.
denk gelmek balance v.
iktidara gelmek come to power v.
hakkından gelmek best v.
ardından gelmek ensue v.
meydana gelmek consist v.
gelmek (kilo) weigh v.
katakulliye gelmek be swindled v.
felç gelmek have a stroke v.
toz haline gelmek powder v.
birinci gelmek be the first v.
tartışılır hale gelmek become debatable v.
ansızın gelmek visit unexpectedly v.
acı gelmek find something hurtful v.
saç saça baş başa gelmek come to blows v.
kendini ispatlayarak (bir işe) girmek veya (bir mevkie) gelmek work oneself into v.
insafa gelmek show mercy v.
rast gelmek find v.
daha ağır gelmek outweigh v.
anlamına gelmek purport v.
eksik gelmek fall short of v.
gidip gelmek seesaw v.
baygınlık gelmek feel faint v.
üstesinden gelmek dope out v.
karşı karşıya gelmek come face to face v.
imana gelmek give in v.
bıkkınlık gelmek be tired v.
ağır gelmek offend somebody's feelings v.
uygun gelmek correspond with v.
elinden iş gelmek be skillful v.
karşı gelmek talk back to v.
hareket ederek (susamış/terlemiş) bir hale gelmek work up v.
üst üste gelmek lap v.
kendine gelmek come to v.
sekip geri gelmek bound v.
üstüne gelmek come upon v.
karşılaşılan tüm engellerin üstesinden gelmek jump through hoops v.
karşı gelmek go against v.
meydana gelmek begin v.
hizaya gelmek form a line v.
üstesinden gelmek tide over v.
kademli gelmek bring luck v.
meydana gelmek originate v.
üstün gelmek outdo v.
şanslı gelmek bring good luck v.
galeyana gelmek boil v.
yüzyüze gelmek face v.
dünyaya gelmek see the light of day v.
oltaya gelmek bite v.
geri gelmek get back v.
anlamazlıktan gelmek pretend not to understand v.
aklına gelmek think of v.
demeye gelmek boil down to v.
demet haline gelmek cluster v.
yüzyüze gelmek face with v.
hakkından gelmek surmount v.
kendine gelmek get a grasp on oneself v.
tuşa gelmek be thrown v.
akla gelmek flash v.
anlamlı hale gelmek become meaningful v.
sonra gelmek be posterior to v.
kısa gelmek (bir giysi) be short on v.
kendine gelmek come around v.
kurcalamaya gelmek stand close examination v.
gibi gelmek seem v.
zor gelmek baffle v.
üstün gelmek come out on top v.
görmezden gelmek toss out v.
vücuda gelmek arise v.
anlamına gelmek read v.
aklına gelmek come to mind v.
hizaya gelmek get into line v.
eceli gelmek the term of one's life to expire v.
anlamına gelmek spell v.
küçük gelmek overgrow v.
başta gelmek be in the lead v.
anlamına gelmek be v.
üst üste gelmek overlap v.
ortaya gelmek centre v.
tekrar meydana gelmek resurge v.
üstün gelmek outdid v.
galip gelmek outguess v.
görmezlikten gelmek overlook v.
meydana gelmek consist of v.
aldırmazlıktan gelmek not to care v.
ileri gelmek proceed from v.
çok gelmek be too much v.
canı ağzına gelmek have one's heart in one's mouth v.
başına gelmek get v.
tanımazlıktan gelmek ignore v.
yeterli gelmek stretch v.
akla gelmek come back v.
merhamete gelmek become merciful v.
demeye gelmek mean v.
gına gelmek be sick of v.
hakkından gelmek deal with v.
gırtlak gırtlağa gelmek fly at one another's throat v.
meydana gelmek come to pass v.
anlamına gelmek add up to v.
galip gelmek overcome v.
galip gelmek win v.
aklına gelmek come back to his memory v.
meydana gelmek see the light of day v.
başa gelmek (kötü bişey) happen to v.
tartışmalı hale gelmek become disputable v.
üstesinden gelmek rise above v.
gayrete gelmek enthuse v.
mantıklı gelmek be acceptable to the mind v.
tanıdık gelmek be familiar with someone v.
netice olarak husule gelmek ensue v.
çişi gelmek need to peepee v.
bir araya gelmek forgather v.
malt haline gelmek malt v.
üstesinden gelmek surmount v.
yüz yüze gelmek meet v.
sonuncu gelmek bring up the rear v.
demeye gelmek add up to v.
birdenbire aklına gelmek (birinin) strike v.
yerine gelmek recover v.
birine iyi gelmek do someone good v.
hakkından gelmek get even v.
dik bir duruma gelmek straighten up v.
az gelmek be insufficient v.
bir araya gelmek come together v.
yardımına gelmek succour v.
rast gelmek come across v.
yüzyüze gelmek encounter v.
karşı gelmek (birine) stand up to v.
karşı gelmek breach v.
dalgaya gelmek hoodwink v.
son derece aykırı gelmek be abhorrent to v.
kan gelmek bleed v.
gibi gelmek seem like v.
elinden iş gelmek be capable v.
iki şey arasında gidip gelmek hover v.
fazla gelmek be too much v.
denk gelmek be in equipoise v.
meydana gelmek result v.
karşı gelmek beard v.
güçlüklerin üstesinden gelmek get over the difficulties v.
görmemezlikten gelmek blink v.
imana gelmek come around v.
katakulliye gelmek be had v.
geri gelmek comeback v.
denk gelmek suit v.
püre haline gelmek pulp v.
görmezlikten gelmek condone v.
karşı karşıya gelmek meet v.
kendine gelmek recover oneself v.
karşı gelmek controvert v.
sonuna gelmek come to an end v.
arkası gelmek continue v.
galeyana gelmek get worked up v.
ağzına gelmek repeat v.
anlamına gelmek come to mean v.
bilinir hale gelmek become known v.
yüz yüze gelmek come face to face v.
karşı gelmek counter v.
kendine gelmek compose oneself v.
zorunlu hale gelmek become compulsory v.
göze gelmek be distressed by evil eye v.
iyi gelmek agree with v.
dönüm noktasına gelmek be at a crossroads v.
içeri gelmek step in v.
kısmeti ayağına gelmek have unexpected luck v.
önce gelmek precede v.
üstüne gelmek hang over v.
aklına gelmek come back to somebody v.
ile bir araya gelmek rub elbows with v.
üstesinden gelmek bring off v.
aklına gelmek remember v.
gibi gelmek appear v.
tam gelmek fit well v.
ortaya gelmek center v.
beraber gelmek accompany someone v.
üstüne gelmek come on v.
sonra gelmek come second v.
tanımamazlıktan gelmek totally blank somebody v.
dara gelmek be pressed for time v.
arkasından gelmek tag along behind v.
görmezlikten gelmek shut one's eyes to v.
görmezlikten gelmek look the other way v.
bir araya gelmek congregate v.
hakkından gelmek defeat v.
iktidara gelmek accede v.
üstesinden gelmek deal with v.
çıkıp gelmek blow in v.
arıza meydana gelmek go out of order v.
aklına bir fikir gelmek have an idea v.
kendine gelmek come round v.
hakkından gelmek (kötülük yapan birinin) pay someone back v.
birine yabancı gelmek be alien to v.
galip gelmek be victorious v.
bilmezlikten gelmek affect ignorance v.
göze gelmek be touched by evil eye v.
hakkından gelmek put away v.
başına gelmek come over v.
yol ayrımına gelmek likely to break off v.
oltaya gelmek take the bait v.
galip gelmek predominate v.
erken gelmek be early v.
başına gelmek experience v.
görmezden gelmek connive v.
ayrı ayrı gelmek straggle in v.
karşı gelmek recalcitrate v.
ağır gelmek preponderate v.
gidip gelmek (arasında) run v.
gündeme gelmek be at someone's agenda v.
bir yere devamlı yaşamak amacıyla gelmek come to stay v.
üstüne gelmek come down on v.
anlamına gelmek add up v.
galip gelmek have the best of it v.
saplantı haline gelmek obsess v.
birdenbire meydana gelmek spring up v.
bıkkınlık gelmek be sick v.
duymazdan gelmek fob off v.
rast gelmek hit the mark v.
sonra gelmek follow v.
fenalık gelmek feel faint v.
tanınmaz hale gelmek become unrecognizable v.
rast gelmek run into v.
denk gelmek be suitable v.
anlamına gelmek amount to v.
görmezden gelmek overpass v.
denk gelmek come up to v.
göze gelmek be coveted v.
ardından gelmek accompany v.
ansızın gelmek blow in v.
iyi gelmek benefit v.
çapraza gelmek fall for it v.
önce gelmek antedate v.
az gelmek be scarce v.
üstün gelmek prevail v.
dara gelmek pressed for time v.
aklına gelmek come back to one's memory v.
takıntı haline gelmek become an obsession v.
ayrı ayrı gelmek straggle back v.
baskın gelmek override v.
ileri gelmek result from v.
tartışılır hale gelmek become highly questionable v.
keleğe gelmek be taken in v.
üstesinden gelmek lick v.
demeğe gelmek add up to v.
görmezlikten gelmek ignore v.
üstesinden gelmek get the better of v.
vız gelmek be a matter of indifference v.
aklına parlak bir fikir gelmek hit on a good idea v.
galip gelmek upper hand v.
üstesinden gelmek master v.
gibi gelmek feel v.
çarpıp geri gelmek rebound v.
bir araya gelmek get together v.
küçük gelmek outgrow v.
gına gelmek be sick and tired of v.
gündeme gelmek become the main topic of conversation v.
üstüne gelmek overlap v.
görmemezlikten gelmek pretend not to see v.
ileri gelmek arise from v.
keyfi gelmek feel in a good mood v.
tanımazlıktan gelmek pretend not to know v.
anasından emdiği süt burnundan gelmek have a hell of a time v.
ayağına kadar gelmek show modesty by visiting v.
önce gelmek predate v.
itici gelmek offend v.
günü gelmek fall due v.
demeye gelmek connote v.
tartışılır hale gelmek become a highly controversial topic v.
jöle kıvamına gelmek (reçel/pelte/muhallebi vb) set v.
başına gelmek meet v.
son derece ters gelmek be abhorrent to v.
galip gelmek beat v.
jöle haline gelmek gel v.
anlamına gelmek signify v.
soyundan gelmek be descended v.
eksik gelmek not to be enough v.
yakından incelemeye gelmek stand close examination v.
gidip gelmek get about v.
üstesinden gelmek tackle v.
uygun gelmek suit v.
gına gelmek be browned off v.
meydana gelmek transpire v.
bir araya gelmek gather v.
bir yemeğin hakkından gelmek do a food justice v.
en kötü aşamaya gelmek touch bottom v.
kendine gelmek regain consciousness v.
galeyana gelmek boil over v.
başına gelmek befall v.
şevke gelmek become eager v.
üstün gelmek preponderate v.
tekrar bir araya gelmek reconvene v.
gelmek (ağırlık) weigh v.
yüz yüze gelmek face v.
meydana gelmek ensue v.
önce gelmek forego v.
üstün gelmek carry the day v.
gibi gelmek sound v.
ikrah gelmek come to loathe v.
aklı başına gelmek come to one's senses v.
çok uzaklardan gelmek come from afar v.
yüz yüze gelmek face off v.
hakkından gelmek vanquish v.
meydana gelmek come off v.
göze gelmek be affected by the evil eye v.
iyi gelmek suit v.
kanuna karşı gelmek break the law v.
arkasından gelmek tag along after v.
heyecana gelmek get excited v.
erken gelmek come early v.
beraber gelmek come along v.
haline gelmek become v.
iyi gelmek do good v.
üstesinden gelmek cope v.
aklına gelmek occur to one v.
gidip gelmek go and return v.
meydana gelmek arise from v.
dara gelmek come to a pinch v.
demeye gelmek imply v.
ileri gelmek stem from v.
bordaya gelmek come alongside v.
çok gelmek seem too much v.
içinden gelmek feel like v.
birkaç yer arasında gidip gelmek shuttle v.
geri gelmek return v.
göz göze gelmek catch each other's eye v.
yola gelmek settle down v.
tanımamazlıktan gelmek pretend not to know someone v.
farklı mevsimlerde yola çıkıp gelmek split season v.
hakkından gelmek overcome v.
arkasından gelmek tag after v.
üstesinden gelmek polish off v.
meydana gelmek eventuate v.
oyuna gelmek be deceived v.
üstesinden gelmek go over big v.
kantara gelmek be weighable v.
rast gelmek come upon v.
sıkıya gelmek get into a predicament v.