die - Turco Inglés Diccionario

die

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

die — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /daɪ/ – BrE /daɪ/)
Categoría gramatical:
Fiil: die (dies – died – dying); İsim: die (dies)
Sinónimo:
perish, expire
Antónimos:
live, survive

Significados de "die" en diccionario turco inglés : 119 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
die v. ölmek
The plants are dying because nobody is watering them.
Kimse sulamadığı için bitkiler ölüyor.

More Sentences
die v. vefat etmek
He died on October 25, 2000 in Istanbul.
25 Ekim 2000'de İstanbul'da vefat etti.

More Sentences
die v. rahmetli olmak
die v. hayata gözlerini yummak
General
die n. zar
John was caught while he was trying to steal the die from the casino.
John, kumarhaneden zar çalmaya çalışırken yakalandı.

More Sentences
die n. kalıp
The blacksmith used a die to shape the iron fittings.
Demirci, demir bağlantı parçalarına şekil vermek için bir kalıp kullanırdı.

More Sentences
die v. solmak
The flowers died for lack of water.
Çiçekler susuzluktan soldu.

More Sentences
die v. birdenbire durmak (makine)
The engine just died after five minutes I started it.
Çalıştırdıktan beş dakika sonra motor birdenbire durdu.

More Sentences
die v. ölmek
The plants are dying because nobody is watering them.
Kimse sulamadığı için bitkiler ölüyor.

More Sentences
die v. gitmek
If we cannot make Earth Pizza, our dream will die.
Eğer Dünyalı Pizzasını yapamazsak hayallerimiz yitip gidecek.

More Sentences
die v. sona ermek
The protests have died down.
Protestolar sona erdi.

More Sentences
die v. sönmek
Tom's flashlight died on him before he could get out of the cave.
Tom'un feneri mağaradan çıkamadan söndü.

More Sentences
die v. bitmek
Bad habits die hard.
Kötü alışkanlıklar zor biter.

More Sentences
die v. (şirket) batmak
The company died because of the economic conditions.
Şirket ekonomik koşullar yüzünden battı.

More Sentences
Speaking
die interj. geber
Die.
Geber.

More Sentences
Technical
die n. kalıp
The blacksmith used a die to shape the iron fittings.
Demirci, demir bağlantı parçalarına şekil vermek için bir kalıp kullanırdı.

More Sentences
Automotive
die n. kalıp
The blacksmith used a die to shape the iron fittings.
Demirci, demir bağlantı parçalarına şekil vermek için bir kalıp kullanırdı.

More Sentences
Food Engineering
die n. kalıp
The blacksmith used a die to shape the iron fittings.
Demirci, demir bağlantı parçalarına şekil vermek için bir kalıp kullanırdı.

More Sentences
Slang
die interj. geber
Die.
Geber.

More Sentences
General
die n. matris
die n. balyoz
die n. talih
die n. molet
die n. zar oyunu
die n. damga
die n. pafta lokması
die n. ıstampa
die n. lokma
die n. pres kalıbı
die n. oyun zarı
die v. bayılmak
die v. mortoyu çekmek
die v. yaşamını noktalamak
die v. kırılmak
die v. kandilin yağı tükenmek
die v. sönmek (ateş)
die v. çenesi atmak
die v. kakırdamak
die v. ahreti boylamak
die v. sıkıntıdan ölmek
die v. can atmak
die v. canı çıkmak
die v. ahrete gitmek
die v. gözünü yummak
die v. ebediyete intikal etmek
die v. mort olmak
die v. postu vermek
die v. tatmak
die v. helak olmak
die v. gözünü kapamak
die v. çok istemek
die v. can vermek
die v. mortlamak
die v. göçüp gitmek
die v. hakkın rahmetine kavuşmak
die v. teneşire gelmek
die v. dünyaya gözlerini kapamak
die v. ruhunu teslim etmek
die v. sıkılmak
die v. stop etmek
die v. göçmek
die v. mahvolmak
die v. mevta olmak
die v. kıkırdamak
die v. hayatını teslim etmek
die v. vadesi gelmek
die v. yaşamını yitirmek
die v. dünyaya gözlerini yummak
die v. ömrünü tamamlamak
die v. bir avuç toprak olmak
die v. yok olmak
die v. (döküm, kalıp) yüzeye yavaşça gömülmek
die v. içten içe ölmek
die v. lanetlenmek
die v. duygu yoğunluğuyla ölümün eşiğine gelmek
die v. umutsuzca arzulamak
die v. aşırı istemek
die v. düzleşmek
die v. karakteristik özelliklerini kaybetmek
die v. ilgisizleşmek
die v. kayıtsız kalmak
die v. ölüm ızdırabı çekmek
die v. güçsüzleşmek
die v. önemsizleşmek
die v. kalıp (teknik)
Colloquial
die v. mevta olmak
die v. tahtalı köye gitmek
Technical
die n. delik veya yiv açmak için kullanılan kesici alet
die n. dişli kılavuz
die n. hadde
die n. lokma
die n. metal ve diğer maddeleri şekillendirmek için kullanılan alet
die n. presdöküm kalıbı
die n. yivaçar lokması
die n. sütun gövdesi
die n. bir tür şekillendirme aleti
die n. kalıplama takımı
die n. içi boş bir tür vida kesme aleti
die n. (ayakkabı tabanı yapımında) taban taslağını kesme bıçağı
die n. çekme veya ekstrüzyon yoluyla tel ve çubuk yapımında kullanılan sert blok
die n. plastik malzemeye şekil veren delikli blok
die n. üzerinde cevherin ezildiği ağır demir blok
die n. (kağıt, karton) malzemeleri kalıplama veya kabartmaya yarayan oymalı metal blok
die n. düz kağıt levhaların karton haline katlanmadan önce damgalandığı çelik aygıt
die n. sikke yüzünün görüntüsünü levhaya basmada kullanılan çelik parçası
die v. kalıplamak
die v. kalıpla damgalamak
Mechanic
die n. erkek dış açma aleti
die n. pafta kalıbı
Automotive
die n. pafta
Medical
die n. zımba
die v. ex olmak
Food Engineering
die n. (pelet presinde kullanılan) disk
Tobacco
die n. mühür rulosu
Religious
die v. maneviyatını yitirmek
Sport
die v. vuruş sırasının sonunda kalede olmak
Slang
die v. gebermek
die v. cavlağı çekmek
die v. cartayı çekmek

Significados de "die" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
die for printing a book cover n. baskı kalıbı
open die n. açık kalıp
die hard n. kandırılmaz
die stock n. pafta kolu
die plate n. pafta
cutting die n. keser zımba
cutting die n. zımba
die-casting n. pres döküm
die-hard n. tutucu kimse
die-hard n. gerici
die-hard n. eski kafalı kimse
die-hardism n. eski kafalılık
die bremer stadtmusikanten n. bremen mızıkacıları
die stone n. diş kalıp macunu
the worst way to die n. en kötü ölüm şekli
die–away n. zayıflayarak kaybolma
die–away n. yavaş yavaş ortadan kaybolma
die [scotland] n. oyuncak
die of grief v. kahrından ölmek
die down v. körelmek (ateş)
die a natural death v. eceliyle ölmek
die of sleeplessness v. uykusuzluktan ölmek
die away v. kaybolmak
die of exhaustion v. çatlamak
die in disappointment v. gözü açık gitmek
die out v. nesli tükenmek
die out v. yok olmak
die down v. alev azalmak
die from overeating v. çatlamak
die of the bends v. vurgun yemek
die out v. birer birer ölmek
die in a sudden death v. fücceten ölmek
die out v. tükenmek
die down v. solmak
die as an unbeliever v. imansız gitmek
die away v. gürültünün azalması
die of heart attack v. kalpten ölmek
die down v. körelmek (film)
die away v. gürültü yavaş yavaş kesilmek
die of starvation v. açlıktan ölmek
die in vain v. güme gitmek
die suddenly v. gümleyip gitmek
die out v. ortadan kaybolmak
die one's boots v. çalışırken ölmek
die away v. sönmek
die down v. sönmek (ateş)
die off v. tükenmek
die off v. teker teker ölmek
die down v. yatışmak
die down v. kaybolmak
die away v. ses azalmak
die out v. ortadan kalkmak
die of boredom v. sıkıntıdan patlamak
die back v. tepeden köke doğru kurumak
die away v. solmak
die away v. kesilmek
die unexpectedly v. hiç beklenmedik bir anda ölmek
die down v. gücü azalmak
die laughing v. gülmekten ölmek
die for one's fatherland v. şehit olmak
die down v. bitmek
die laughing v. katıla katıla gülmek
die down v. kesilmek
die away v. azalmak
die off v. birer birer ölmek
die intestate v. vasiyetsiz ölmek
die in one's arms v. kollarında ölmek
die without seeing somebody v. hasret gitmek
die untimely v. zamansız ölmek
die early v. erken ölmek
die in in infancy v. doğum esnasında ölmek
die in in infancy v. doğarken ölmek
die suddenly v. aniden ölmek
die a natural sudden v. aniden ölmek
die peacefully v. huzurlu ölmek
die in childbirth v. doğum esnasında ölmek
die young v. genç ölmek
die in childbirth v. doğarken ölmek
die young v. genç yaşta ölmek
die in childbirth v. doğumda ölmek
die in childbirth v. doğururken ölmek
die in childbirth v. doğum sırasında ölmek
one's fever die of v. ateşi düşmek
die of the fever v. ateşini düşürmek
die of the fever v. ateş düşmek
(fire) die down v. yangın sönmek
die of blood loss v. kan kaybından ölmek
die from one's grief v. acısından ölmek
die from one's grief v. üzüntüsünden ölmek
die a natural sudden v. eceliyle ölmek
die prematurely v. genç yaşta ölmek
die prematurely v. erken ölmek
die longing for (someone) v. hasretle beklemek
die out v. soyu tükenmek
die out v. soyu kurumak
die in an accident v. kaza sonucu ölmek
die accidentally v. kaza sonucu ölmek
die of a broken heart v. kahrından ölmek
die away v. kısılmak
die away v. gittikçe kaybolmak
die down v. azalmak
die out v. tamamen yok olmak
die down v. sönmek
die in vain v. pisi pisine ölmek
die for v. uğruna ölmek
die a death v. ölüme terk edilmek
die the death v. ölüme terk edilmek
die a death v. (oyun/iş vb) başarısız olmak
die without issue v. çocuğu olmadan ölmek
die childless v. çocuksuz ölmek
die without issue v. çocuksuz ölmek
die without issue v. çocuk yapamadan ölmek
die childless v. çocuğu olmadan ölmek
die childless v. çocuk yapamadan ölmek
die to know something v. meraktan çatlamak
die for the loo v. çok sıkışmak
die in one's bed v. yatağında ölmek
die in one's bed v. eceliyle ölmek
die before v. daha önce ölmek
die earlier than v. birinden önce ölmek
die earlier than v. önce ölmek
die before v. birinden önce ölmek
die earlier than v. daha önce ölmek
die waiting for an ambulance v. ambulans beklerken ölmek
die while waiting for an ambulance v. ambulans beklerken ölmek
die while waiting for an ambulance v. ambulans beklerken yaşamını yitirmek
die waiting for an ambulance v. ambulans beklerken yaşamını yitirmek
die waiting for an ambulance v. ambulans beklerken hayatını kaybetmek
die while waiting for an ambulance v. ambulans beklerken hayatını kaybetmek
die in the hospital where he/she was taken v. kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmek
die in the hospital where he/she was taken v. kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmek
die at the scene of the accident v. kaza mahallinde ölmek
die at the scene v. olay yerinde ölmek
die on the operating table v. ameliyat masasında ölmek
die from grief v. kederden ölmek
die off grief v. kederden ölmek
die a sudden death v. aniden ölmek
die a sudden death v. birden ölmek
die suddenly v. birden ölmek
die from lack of air or oxygen v. havasızlıktan ölmek
die of a heart attack v. kalbine yenik düşmek
die of a heart attack v. kalpten ölmek
die at the scene v. olay mahallinde ölmek
want to die v. ölmeyi istemek
want to die v. ölmek istemek
die of something v. bir kaza ya da hastalık nedeniyle ölmek
die the death v. (oyun/iş vb) başarısız olmak
die as a result of one's gunshot wounds v. kurşun yaralarından ölmek
die before v. önce ölmek
die of dysentery v. dizanteriden ölmek