survive - Turco Inglés Diccionario

survive

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

survive — Definition

Significado:
hayatta kalmak
Pronunciación (IPA):
(AmE /sərˈvaɪv/ – BrE /səˈvaɪv/)
Categoría gramatical:
Fiil: survive (survives – survived – surviving)
Sinónimo:
endure, outlive
Antónimos:
perish

Significados de "survive" en diccionario turco inglés : 31 resultado(s)

Inglés Turco
General
survive v. ayakta kalmak
I don't think he will survive in a new city.
Onun yeni bir şehirde ayakta kalabileceğini sanmıyorum.

More Sentences
survive v. dayanmak
Tom won't survive three years in prison.
Tom hapiste üç yıl dayanamaz.

More Sentences
survive v. kalmak
Tom survived three days in the mountains.
Tom dağlarda üç gün kaldı.

More Sentences
survive v. atlatmak
It is important that women and children should survive the winter.
Kadınların ve çocukların kışı atlatması önemlidir.

More Sentences
survive v. sağ kalmak
I'm the only one who survived the accident.
Ben kazadan sağ kalan tek kişiyim.

More Sentences
survive v. geriye kalmak
She is survived by her son.
Kendisinden geriye oğlu kalmıştır.

More Sentences
survive v. sağ kurtulmak
Only one of the soldiers managed to survive the explosion.
Askerlerden sadece biri patlamadan sağ kurtulmayı başardı.

More Sentences
survive v. hayatta kalmak
The farming industry can't survive in these conditions.
Tarım endüstrisi bu koşullarda hayatta kalamaz.

More Sentences
survive v. yaşamını sürdürmek
She somehow manages to survive with her salary.
Maaşıyla bir şekilde yaşamını sürdürmeyi başarıyor.

More Sentences
survive v. kurtulmak
We need to increase our funding to ensure that people can survive these diseases.
İnsanların bu hastalıklardan kurtulabilmelerini sağlamak için finansmanımızı arttırmamız gerekiyor.

More Sentences
survive v. zarar görmemek
Tom survived unharmed.
Tom zarar görmeden kurtuldu.

More Sentences
survive v. sağlam olmak
The ancient artefacts still survive.
Antik eserler halen sağlam.

More Sentences
Trade/Economic
survive v. geçerliliğini korumak
This objective of secrecy has even survived the introduction of universal suffrage.
Bu gizlilik hedefi, genel oy hakkının getirilmesinden sonra bile geçerliliğini korumuştur.

More Sentences
Technical
survive v. hayatta kalmak
The farming industry can't survive in these conditions.
Tarım endüstrisi bu koşullarda hayatta kalamaz.

More Sentences
Military
survive v. hayatta kalmak
The farming industry can't survive in these conditions.
Tarım endüstrisi bu koşullarda hayatta kalamaz.

More Sentences
General
survive v. uzun yaşamak (birinden)
survive v. baki kalmak
survive v. yadigar kalmak
survive v. daha uzun yaşamak
survive v. sağ olmak
survive v. sağ salim çıkmak
survive v. yaşamayı sürdürmek
survive v. -den sağ kurtulmak
survive v. işlevini korumak
survive v. kullanılabilir durumda olmak
survive v. yaşatmak
survive v. yaşamasını sağlamak
survive v. hayatta tutmak
survive v. ebediyen var etmek
survive v. kurtarmak
Technical
survive v. yaşamayı sürdürmek

Significados de "survive" con otros términos en diccionario inglés turco: 45 resultado(s)

Inglés Turco
General
struggle to survive n. yaşam savaşı
ability to survive and operate n. hayatta kalma ve faaliyete devam etme kabiliyeti
the struggle to survive n. hayatta kalma mücadelesi
instinct to survive n. hayatta kalma içgüdüsü
survive the hardship v. zorlukların üstesinden gelmek
survive a crisis v. badire atlatmak
survive a crisis v. badireyi atlatmak
survive the hardship v. badireyi atlatmak
survive the hardship v. badire atlatmak
fight to survive v. yaşam savaşı vermek
struggle to survive v. yaşam savaşı vermek
try to survive v. hayatta kalmaya çalışmak
survive until today v. günümüze kadar gelmek
survive assassination attempt v. suikast girişiminden sağ olarak kurtulmak
strive to survive v. var olma mücadelesi vermek
struggle to survive v. var olma mücadelesi vermek
survive the plane crash v. uçak kazasından sağ kurtulmak
survive a scandal v. skandal atlatmak
survive a disaster v. bir afetten/felaketten sağ kurtulmak
survive into adulthood v. yetişkinliğe kadar hayatta kalmak
just enough to survive adv. açlıktan ölmeyecek kadar
Phrasals
survive on v. ile hayatta kalmak/yaşamını sürdürmek
Phrases
endure and survive expr. dayan ve hayatta kal
Colloquial
too weak to survive expr. hayatta kalamayacak kadar zayıf
Idioms
survive a place v. bir yeri yaşatmak
survive a place v. bir yeri ayakta tutmak
fight to survive v. ölüm kalım savaşı vermek
survive the test of time v. uzun süre dayanmak
survive the test of time v. zamana yenik düşmemek
survive the test of time v. uzun süre işlemek/çalışmak
survive the test of time v. zamana meydan okumak
survive the test of time v. geçen yıllara direnmek
survive the test of time v. uzun süre/yıllarca popülerliğini korumak
survive the test of time v. uzun süre kullanılır olmak
survive the test of time v. uzun süre devam etmek
survive the test of time v. zamana dayanmak
survive on the smell of an oil rag [australia/new zealand] v. çok tutumlu yaşamak
survive on the smell of an oil rag [australia/new zealand] v. sinekten yağ çıkarmak
survive on the smell of an oil rag [australia/new zealand] v. minimumda yaşamak
survive on the smell of an oil rag [australia/new zealand] v. yokluk içinde idare etmek
survive on the smell of an oil rag [australia/new zealand] v. çok idareli yaşamak
survive on the smell of an oil rag [australia/new zealand] v. kıt kanaat yaşamak
Speaking
I think I'll survive expr. beni öldürmez
Medical
survive cancer v. kanseri yenmek
Military
survive to operate v. harekat için hayatta kalmak