fiddle - Turco Inglés Diccionario

fiddle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

fiddle — Definition

Significado:
keman, kurcalamak
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈfɪdəl/ – BrE /ˈfɪdəl/)
Categoría gramatical:
İsim: fiddle (fiddles); Fiil: fiddle (fiddles – fiddled – fiddling)
Sinónimo:
tamper
Antónimos:
focus

Significados de "fiddle" en diccionario turco inglés : 31 resultado(s)

Inglés Turco
General
fiddle n. dolandırıcılık
Nobody anticipated Amanda was on the fiddle.
Kimse Amanda'nın dolandırıcılık peşinde olduğunu tahmin etmemişti.

More Sentences
fiddle n. keman
When he brings along his fiddle, his friends love him playing a tune.
Yanında kemanını getirdiğinde, arkadaşları onun şarkı çalmasına bayılıyor.

More Sentences
fiddle v. üzerinde oynama yapmak
Mr. Edwards was directed to fiddle the books to avoid the tolls.
Geçiş ücretlerinden kaçınmak için Bay Edwards'a defterler üzerinde oynama yapması talimatı verilmiş.

More Sentences
fiddle v. keman çalmak
Brian was too shy to fiddle in front of a big audience.
Brian büyük bir dinleyici kitlesinin önünde keman çalamayacak kadar utangaçtı.

More Sentences
fiddle v. kurcalamak
Kenneth kept fiddling with the cables for his headphones.
Kenneth kulaklıklarının kablolarını kurcalamaya devam etti.

More Sentences
Colloquial
fiddle n. keman
When he brings along his fiddle, his friends love him playing a tune.
Yanında kemanını getirdiğinde, arkadaşları onun şarkı çalmasına bayılıyor.

More Sentences
fiddle v. keman çalmak
Brian was too shy to fiddle in front of a big audience.
Brian büyük bir dinleyici kitlesinin önünde keman çalamayacak kadar utangaçtı.

More Sentences
fiddle v. üzerinde oynama yapmak
Mr. Edwards was directed to fiddle the books to avoid the tolls.
Geçiş ücretlerinden kaçınmak için Bay Edwards'a defterler üzerinde oynama yapması talimatı verilmiş.

More Sentences
General
fiddle n. katakulli
fiddle n. üçkağıt
fiddle n. dalavere
fiddle n. korkuluk
fiddle n. zahmetli iş
fiddle n. (mecazen) amelelik
fiddle v. ayrıntılarla ilgilenmek
fiddle v. vaktini boşa harcamak
fiddle v. aylaklık etmek
fiddle v. dolandırmak
fiddle v. dalavere yapmak
fiddle v. oyalanmak
fiddle v. parmak tıkırdatmak
fiddle v. gergin bir şekilde evirip çevirmek
fiddle v. beceriksizce onarmaya çalışmak
fiddle v. karışmak
Colloquial
fiddle v. aylaklık etmek
fiddle v. ayrıntılarla ilgilenmek
fiddle v. dalavere yapmak
fiddle v. vaktini boşa harcamak
Marine
fiddle n. masa yalpalığı
fiddle n. kötü havada masadakilerin kayıp düşmesini önlemek için masaya konan bariyer
Marine Biology
fiddle n. iğne

Significados de "fiddle" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
a face as long as a fiddle n. suratı iki karış
fiddle-faddle n. zırva
fiddle-faddle n. fasa fiso
fiddle-de-dee n. saçma
fiddle-de-dee n. boş laf
fiddle-faddle n. saçmalık
fiddle-faddle n. saçma sapan sözler
fiddle-de-dee n. zırva
fiddle head n. geminin pruvasındaki sarmal süs
fiddle head n. eğreltiotu gibi bitkilerin ucunda bulunan kıvrık kısım
scotch fiddle n. kaşınma
scotch fiddle n. uyuz
scotch fiddle n. kaşıntı
fiddle away v. zamanı boş geçirmek
fiddle around v. aylaklık etmek
fiddle with v. kurcalamak
fiddle with v. oynamak
fiddle about v. vaktini boşa harcamak
fiddle away v. vakit öldürmek
fiddle around v. vakit geçirmek
fiddle about v. aylaklık etmek
play second fiddle v. ikinci derecede rol oynamak
fiddle around v. oyalanmak
fiddle with v. ayarlarıyla oynamak
fiddle with v. ayarıyla oynamak
fiddle-faddle v. tembellik etmek
fiddle-faddle v. zamanını boşa harcamak
fiddle-faddle v. vakit öldürmek
fiddle around v. boş yere uğraşmak
fit as a fiddle adj. keyifli
as fit as a fiddle adj. zinde ve neşeli
as fit as a fiddle adj. herşeye hazır
fiddle shaped adj. acayip şekilli
as fit as a fiddle adj. turp gibi sağlam
fit as a fiddle adj. neşeli
fit as a fiddle adj. sapasağlam
as fit as a fiddle adj. sağlığı yerinde
fine as a fiddle adj. çok güzel
fit as a fiddle adj. demir gibi
as fit as a fiddle adj. turp gibi
as fit as a fiddle adj. bomba gibi
fiddle-footed adj. heyecanlı
fiddle-footed adj. ürkek
fiddle-footed adj. aylaklık eden
fiddle-footed adj. telaşlı
fiddle-footed adj. gezinen
fiddle-footed adj. kaygılı
fiddle-de-dee interj. bu kadar önemseme !
fiddle-de-dee interj. eeh yetti artık
Phrasals
fiddle away v. israf etmek
fiddle away v. boşa harcamak
fiddle with someone v. biriyle uğraşmak
fiddle around v. kurcalamak
fiddle around v. oyalanmak
fiddle around v. oyalamak
fiddle around v. vaktini boşa harcamak
fiddle around v. oynamak
fiddle around v. vaktini boşa geçirmek
fiddle around v. vakit öldürmek
fiddle around v. karıştırmak
fiddle around v. aylaklık etmek
fiddle (someone) out of (something) v. (birinin bir şeyini) dolandırmak
fiddle (someone) out of (something) v. (birinin bir şeyini) hile ile almak
fiddle (someone) out of (something) v. (birinin bir şeyini) söğüşlemek
fiddle (someone) out of (something) v. (birinden bir şey) sızdırmak
fiddle (someone) out of (something) v. (birinden bir şey) çarpmak
fiddle (someone) out of (something) v. (birinden bir şey) araklamak
fiddle (someone) out of (something) v. (birinin bir şeyini) üçkağıtla elinden almak
fiddle with someone or something v. birini/bir şeyi kurcalamak
fiddle with (something) v. (bir şeyin) ayarlarıyla oynamak
fiddle something away v. bir şeyi boşa harcamak/geçirmek
fiddle with someone or something v. biriyle bir şeyle oynamak
fiddle with (something) v. (bir şeyi) tamir etmeye çalışmak
fiddle with (something) v. (bir şeyi) kurcalamak
fiddle with (something) v. (bir şeyle) oynamak
fiddle something away v. bir şeyi israf etmek
fiddle something away v. bir şeyi çarçur etmek
fiddle about v. boşa vakit harcamak
fiddle around v. oyalanmak
fiddle with v. sinyali daha iyi alması veya yayması için elektrik cihazının pozisyonunu ayarlamak
fiddle around v. boşa vakit harcamak
fiddle about v. oyalanmak
fiddle away v. amaçsızca keman çalmak
Phrases
with a face as long as a fiddle expr. suratı iki karış
Proverb
there's many a good tune played on an old fiddle yaşlılar çok yetenekli olabilir
Colloquial
belly fiddle n. gitar için kullanılan bir söz
belly fiddle n. gitar
get played like a fiddle v. manipüle edilmek
get played like a fiddle v. oyuncak olmak
get played like a fiddle v. biri tarafından kendi çıkarlarına göre yönetilmek
get played like a fiddle v. birinin elinde oyuncak olmak
get played like a fiddle v. birinin parmağında oynatılmak
get played like a fiddle v. kerizlenmek
Idioms
face as long as a fiddle n. suratı beş karış
fiddle-faddle n. ıvır zıvır
second fiddle n. önemsiz
second fiddle n. tali
second fiddle n. tabi
second fiddle n. -den sonra gelen
second fiddle n. yan
second fiddle n. arka/ikinci planda
second fiddle n. -den aşağı kalan
second fiddle n. ast
second fiddle n. ikinci derecede
second fiddle n. alt
fiddle around v. vakit öldürmek
fiddle about v. vakit öldürmek
be on the fiddle v. kandırmak
be on the fiddle v. para kazanmak için yanlış yollara başvurmak
be on the fiddle v. kazıklamak
be on the fiddle v. kazık atmak
play second fiddle v. birinin altında olmak
play second fiddle v. ikinci planda olmak
play second fiddle v. ikinci derecede olmak
play second fiddle v. önemsiz işlerle uğraşmak
play second fiddle v. daha aşağı düzeyde olmak
play second fiddle v. önemsiz bir mevkide olmak
play second fiddle v. geri planda kalmak
have more than one string to fiddle v. on parmağında on marifet olmak
have more than one string to fiddle v. birçok alanda yeteneği olmak
fiddle while rome burns v. kılını bile kıpırdatmamak
be as fit as a fiddle v. turp gibi olmak
be as fit as a fiddle v. çok sağlıklı olmak
fiddle about with something v. bir şeyle oynamak
fiddle about with something v. bir şeyi kurcalamak
fiddle around with something v. bir şeyle oynamak
fiddle around with something v. bir şeyi kurcalamak
fiddle with someone v. birine bulaşmak
fiddle with someone v. biriyle uğraşmak
have more than one string to one's fiddle v. birçok alanda yeteneği olmak
have more than one string to one's fiddle v. on parmağında on marifet olmak
have more than one string to one's fiddle v. her alanda kabiliyeti olmak
play second fiddle to someone v. birisinin gölgesinde kalmak
hang up (one's) fiddle when (one) comes home v. eve gelince kendini kapatmak
hang up (one's) fiddle when (one) comes home v. eve gelince tüm neşesini yitirmek
hang up (one's) fiddle when (one) comes home v. ailesinin yanındayken keyfi kaçmak
hang up (one's) fiddle when (one) comes home v. eve gelince pestili çıkmak
hang up (one's) fiddle when (one) comes home v. eve gelince hiçbir şey yapacak hali kalmamak
hang up (one's) fiddle v. ununu eleyip eleğini asmak
hang up (one's) fiddle v. bir şeyden emekli olmak
hang up (one's) fiddle when (one) comes home v. eve gelince hali kalmamak
play (someone) like a fiddle v. (birini) ustaca manipüle etmek
play (someone) like a fiddle v. (birini) parmağında oynatmak
play (someone) like a fiddle v. (birini) işine geldiği gibi oynatmak
play first fiddle v. baş rol oynamak
play first fiddle v. en yetkili/sorumlu kişi olmak
play first fiddle v. başı çekmek
play first fiddle v. yöneten/kontrol eden kişi olmak
play first fiddle v. baştaki kişi olmak
play first fiddle v. lider olmak