tabi - Turco Inglés Diccionario

tabi

Significados de "tabi" en diccionario turco inglés : 3 resultado(s)

Inglés Turco
General
tabi n. pamuk, ipek ya da sentetikten yapılmış, baş parmak için ayrı bir bölüme sahip bir çeşit çorap
Textile
tabi n. baş parmak için ayrı bir bölüme sahip ve tabanı dayanıklı bir çeşit ayakkabı
tabi n. sandalet ile giyilen ayak başparmağı için ayrı bir bölümü olan kalın tabanlı bir japon çorabı

Significados de "tabi" en diccionario inglés turco : 25 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
tabi subject to prep.
Their management and funding are subject to the most stringent financial controls and performance audits.
Bu kuruluşların yönetimi ve finansmanı en sıkı mali kontrollere ve performans denetimlerine tabidir.

More Sentences
General
tabi subject adj.
Did they even subject their funding to any conditions?
Fonlarını herhangi bir koşula tabi tuttular mı?

More Sentences
tabi subordinate to prep.
Social policy is now at risk of being made completely subordinate to economic policy.
Sosyal politika artık tamamen ekonomi politikasına tabi hale getirilme riski altındadır.

More Sentences
tabi associate n.
tabi ensuant adj.
tabi adjective adj.
tabi amenable adj.
tabi dependent adj.
tabi subordinated adj.
tabi incident adj.
tabi dependant adj.
tabi consequent adj.
tabi appurtenant adj.
tabi subordinate adj.
tabi subsidiary adj.
tabi understrapping adj.
tabi incident [obsolete] adj.
tabi inferior to prep.
Phrases
tabi under the influence of expr.
Idioms
tabi second fiddle n.
Trade/Economic
tabi subordinate adj.
tabi ancillary adj.
Law
tabi appurtenant adj.
tabi dependent adj.
Botanic
tabi partial adj.

Significados de "tabi" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
şişelerin geri dönüşüm işlemine tabi tutulduğu yer bottle bank n.
tabi kaynaklar şubesi natural resources department n.
tabi olma dependency n.
sözleşmeye tabi üretim contract manufacturing n.
vergiye tabi tutma taxability n.
tabi kılma subjection n.
işleme tabi tutma processing n.
incelemeye tabi tutulmuş examinee n.
ücrete tabi ağırlık chargeable weight n.
ücrete tabi konuşma toll call n.
yüklemeye tabi subject to load n.
denetime tabi tutulmuş devletin tarafı inspected state party n.
herhangi bir görevi masa başında yapıp değerlendirmeye tabi tutan kişi desk officer n.
kamu hukukuna tabi sözleşme contract governed by public law n.
denetime tabi kurum audited entity n.
sınava tabi tutulmuş examinee n.
vatandaş (hükümdarlığa tabi olan) subject n.
ek ücrete tabi şey extra n.
tabi kılma subordination n.
tabi olma subjection n.
vergiye tabi kar payları taxable income on shares n.
vergiye tabi gelir taxable income n.
tabi ısıtma natural heating n.
tabi olunan kanun governing law n.
tarifeye tabi olmayan izleyiciler listesi free list n.
denetime tabi tutulan supervisee n.
düşük vergiye tabi hafif yolcu arabası tax cart n.
tabi olan kimse relier n.
tabi olma appendence n.
tabi olma appendance n.
kısıtlamaya tabi olmama unceremoniousness n.
(bir şeyi) başkasına tabi olarak elinde tutan kimse underpossessor n.
incelemeye tabi tutulmuş kimse examinant n.
sınava tabi tutulan kimse examinate [obsolete] n.
tabi olma vassalage n.
granülasyon işlemine tabi tutulmaya hazır yoğun kütle formundaki barut malzemeleri millcake n.
bir kişiye veya kuruluşa tabi olan kimse minion n.
yarışmacıların rastgele kart seçerek elemeye tabi tutuldukları gayri resmi bir dans yarışması monte carlo n.
obje veya malzemelerin döndürülerek cilalama, kaplama, yumuşama, kuruma gibi işlemlere tabi tutulduğu döner varil veya kutu rumble n.
vergiye tabi kimse ditionary n.
tabi olma commendation n.
tabi kılma domage n.
kontrole tabi şey dominion n.
çapraz incelemeye tabi tutulan soru cross-question n.
çapraz incelemeye tabi tutma cross-questioning n.
tabi olmama insubjection n.
tabi olmama insubmission n.
hükümdara veya devlete tabi bölge possession n.
sekonder tespite tabi tutulan şey postfix n.
post fiksasyona tabi tutulan şey postfix n.
belirtilen poliçe hükümlerine tabi bina veya bina bölümü premises n.
belirtilen poliçe hükümlerine tabi bina veya bina bölümü premisses n.
kitabın kütüphane raflarına yerleştirilene kadar tabi tutulduğu işlemler preparation n.
gümrüğe tabi malları veya kaçak eşyaları inceleyen gümrük memuru searcher n.
başka bir kimsenin yerel yargı yetkisine tabi kimse socager n.
tabi olma subscription [obsolete] n.
kontrole tabi madde substance n.
tabi olmak be liable to v.
imtihana tabi tutmak test v.
tabi olmak be tied to v.
tabi tutulmak be subjected to v.
tabi olmak be subject to v.
tabi kılmak subjugate v.
tabi kılmak subject v.
menevişleme işlemine tabi tutmak (çeliği) temper v.
tabi etmek subordinate v.
tabi olmak subject to v.
tabi tutmak subject to v.
tabi olmak be contingent upon something v.
tabi tutmamak (bir kimseyi kura/yasa vb'ne) waive v.
tabi tutmak put somebody through something v.
tabi olmak be dependent on v.
tabi tutmak put to v.
işleme tabi tutmak operationalise v.
tabi olmak depend v.
deneye tabi tutmak experiment v.
sınırlandırmaya tabi tutulmak be limited v.
sınırlandırmaya tabi tutulmak be restricted v.
sınırlandırmaya tabi tutmak limit v.
sınırlandırmaya tabi tutmak restrict v.
sınava tabi tutmak subject somebody to test v.
sınava tabi tutmak test v.
kanuna tabi olmak subject to law v.
radyasyona tabi tutmak expose to radiation v.
teste tabi tutulmak be subjected to a test v.
teste tabi tutulmak be tested v.
eğitime tabi tutmak train v.
sınava tabi tutmak examine v.
teste tabi tutmak test v.
tabi kılmak subordinate v.
değerlendirmeye tabi tutmak evaluate v.
değerlendirmeye tabi tutmak assess v.
onaya tabi olmak subject to approval v.
düzenli aralıklarla ekokardiyografik incelemeye tabi tutulmak be assessed by echocardiography at regular intervals v.
deneye tabi tutmak experimentalize v.
deneye tabi tutmak experimentalise v.
işleme tabi tutmak operationalize v.
teste tabi tutmak put to test v.
engelli ödeneğine tabi olmak be on disability v.
kötü bir muameleye tabi tutulmak be treated badly v.
imtihana tabi tutulmak be tested v.
teste tabi tutulduğunda belirli özellikleri sergilemek test v.
teste tabi tutulmak test v.
(tabi olan birini) serbest bırakmak unsubject v.
bir kimseye veya bir şeye tabi hale getirmek vassal v.
incelemeye tabi tutmak question v.
devlet desteği başvurusunda mali duruma yönelik teste tabi olmak means-test v.
tabi olmak hold down v.
tekrar rutin prosedüre tabi tutmak reprocess v.
(birinin) kontrolüne tabi olmak obey v.
kapsamlı incelemeye tabi olmak ripe v.
çok sayıda kanun ve düzenlemeye tabi tutmak overregulate v.
aşırı baskıya tabi olmak overstress v.
tabi tutmak dose v.
çifte kontrole tabi tutulmak double-check v.
çifte denetime tabi olmak double-check v.
silindir etkisine tabi tutmak cylinder v.
insan denetimi ve hizmetine tabi olmak domiciliate v.
(birini) sınava tabi tutmak fand [dialect] [uk] v.
adli tabip soruşturmasına tabi tutmak crown [dialect] v.
tabi kılmak postpone v.
tabi kılmak postposit v.
tabi kılmak postpose [obsolete] v.
florürlemeye tabi tutmak fluoridize v.
florürlemeye tabi tutmak fluoridise v.
arazinin tüm mirasçılara eşit pay edilmesi geleneğine tabi olmak gavel v.
yoğun sıcaklığa tabi tutmak plote v.
yoğun sıcaklığa tabi tutmak plot v.
evlilik sözleşmesine tabi tutmak precontract v.
işlem öncesi ön durulamaya tabi tutmak prerinse v.
sert eleştiriye tabi tutmak scarify v.
ağır eleştiriye tabi tutmak scourge v.
(kendi malını veya gelirini) dahili sigortaya tabi tutmak self-insure v.
tabi tutmak servant [obsolete] v.
fransa'nın sivil veya kültürel denetimine tabi tutmak frenchify v.
ön teste tabi tutmak pretest v.
(metali) uzun süre ısıl işleme tabi tutmak soak v.
ortak mülkiyet veya kamu mülkiyeti ve denetimine tabi tutmak socialize v.
ortak mülkiyet veya kamu mülkiyeti ve denetimine tabi tutmak socialise v.
tabi olmak subject [obsolete] v.
tabi tutulmak subject [obsolete] v.
tabi tutmak put v.
seçici çiftleşmeye tabi tutmak outbreed v.
karşı döllenmeye tabi tutmak outbreed v.
tabi olmak stoop v.
geçişe tabi olmak passage v.
tabi kılmak propine v.
vergiye tabi gelir taxable adj.
tabi olan amenable adj.
vergiye tabi ratable adj.