dose - Turco Inglés Diccionario

dose

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

dose — Definition

Significado:
doz, miktar, doz vermek
Pronunciación (IPA):
(AmE /doʊs/ – BrE /dəʊs/)
Categoría gramatical:
İsim: dose (doses); Fiil: dose (doses – dosed – dosing)
Sinónimo:
amount, portion

Significados de "dose" en diccionario turco inglés : 41 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
dose n. doz
We will start with a low dose of painkillers.
Düşük dozda ağrı kesici ile başlayacağız.

More Sentences
General
dose n. miktar
The fire created a lethal dose of smoke in the building.
Yangın, binada ölümcül miktarda duman oluşmasına neden olmuştur.

More Sentences
dose n. doz
We will start with a low dose of painkillers.
Düşük dozda ağrı kesici ile başlayacağız.

More Sentences
dose v. dozlamak
It is better to dose the product continuously.
Ürünü sürekli olarak dozlamak daha iyidir.

More Sentences
Technical
dose v. dozlamak
It is better to dose the product continuously.
Ürünü sürekli olarak dozlamak daha iyidir.

More Sentences
Medical
dose n. doz
We will start with a low dose of painkillers.
Düşük dozda ağrı kesici ile başlayacağız.

More Sentences
Chemistry
dose n. doz
We will start with a low dose of painkillers.
Düşük dozda ağrı kesici ile başlayacağız.

More Sentences
General
dose n. cinsel hastalık kapma
dose n. düze
dose n. bir parça
dose n. belirli bir dozda ilaç
dose n. çekilen zahmet
dose n. çekilen eziyet
dose n. yaşanan tatsız deneyimin boyutu
dose n. katlanılan zahmet miktarı
dose v. belli ölçüde ilaç vermek
dose v. dozunu ayarlamak
dose v. yönlendirmek
dose v. tabi tutmak
dose v. standart artışta sermaye uygulamak
dose v. kademeli emek harcamak
dose v. standart artışta iş gücü sağlamak
dose v. (ilaç) uygulamak
dose v. doz vermek
Colloquial
dose n. tatsız olay
dose n. hoşa gitmeyen durum
dose n. nahoş durum
dose n. can sıkıcı deneyim
Industry
dose n. standart iş gücü artışı
dose n. standart sermaye artışı
dose n. (farklı işleme yoğunluğunda verimlilik değişimini ölçmek için toprağa uygulanan) kademeli emek artışı
Technical
dose n. ışıntı
dose v. bir doz ilaç almak
Medical
dose n. radyoterapide doku içindeki doz dağılımı
Food Engineering
dose v. (şampanyaya) üretim esnasında şeker eklemek
Gastronomy
dose n. (şampanya veya şaraba eklenen) şeker miktarı
Chemistry
dose n. düze
dose v. düzemek
Marine Biology
dose n. verit
Slang
dose n. asit (lsd)
British Slang
dose n. zührevi hastalık

Significados de "dose" en diccionario inglés turco : 2 resultado(s)

Turco Inglés
General
döşe furnishing n.
Technical
döşe tile n.

Significados de "dose" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
prophylactic dose n. profilaksi dozu
daily dose n. günlük doz
dose of clap n. cinsel hastalık kapma
maximum permissible dose n. izin verilen en yüksek doz
initial dose n. ilk doz
total dose n. toplam doz
radiation dose n. radyasyon dozu
low dose n. düşük doz
stiff dose of n. kuvvetli dozda bir ilaç
internal dose n. dahili doz
benchmark dose n. istatistiki alt sınır
ambient dose n. çevre dozu
ambient dose rate n. çevre doz debisi
the doctrine of the minimum dose n. minimum doz kıstası
the doctrine of the minimum dose n. minimum doz ölçütü
flexible dose n. değişken doz
booster dose n. bağışıklık artırıcı doz
recall dose n. bağışıklık artırıcı doz
wrong dose n. hatalı doz
give somebody a dose of their own medicine v. aynı şekilde karşılık vermek
give somebody a dose of their own medicine v. biriyle anladığı dilden konuşmak
give somebody a dose of their own medicine v. aynıyla mukabele etmek
give somebody a dose of their own medicine v. kendi silahıyla vurmak
high dose adj. yüksek dozajlı
healthy dose of adj. sağlıklı dozda
healthy dose of adj. makul miktarda
flexible dose adv. esnek doz olarak
Idioms
a dose of (one's) own medicine n. birine aynı şekilde karşılık verme
a dose of (one's) own medicine n. birini kendi silahıyla vurma
a dose of (one's) own medicine n. birinin yaptığı şeyin aynısını ona yapma
a dose of your own medicine n. başkalarına karşı gösterdiğin kötü muamelenin aynısı
a dose of your own medicine n. kendi silahınla vurulma
a dose of your own medicine n. yaptığın şeyin aynısını yaşama
dose of one's own medicine n. birinin yaptığı şeyin aynısını ona yapma
dose of one's own medicine n. kendi silahıyla vurma
dose of one's own medicine n. birine aynı şekilde karşılık verme
give someone a dose of their own medicine v. aynı şekilde karşılık vermek
give someone a dose of their own medicine v. biriyle anladığı dilden konuşmak
give someone a dose of their own medicine v. kendi silahıyla vurmak
go right through someone like a dose of the salts v. cırcır yapmak
give someone a dose of one's own medicine v. birisini kendi silahıyla vurmak
go right through someone like a dose of the salts v. (bir şey) midesini bozmak
go right through someone like a dose of the salts v. midesine dokunmak
go through someone like a dose of the salts v. midesine dokunmak
go through someone like a dose of the salts v. (bir şey) midesini bozmak
go through someone like a dose of the salts v. cırcır yapmak
go right through someone like a dose of the salts v. motoru bozmak
go through someone like a dose of the salts v. motoru bozmak
go right through one (like a dose of salts) v. birinin vücudundan hızlıca geçip çıkmak
go right through one (like a dose of salts) v. birinin yediği/içtiği vücudunda kalmamak
get a dose of (one's) own medicine v. kendi silahıyla vurulmak
get a dose of (one's) own medicine v. aynı şekilde karşılık görmek
give (one) a dose of (one's) own medicine v. (birini) kendi silahıyla vurmak
give (one) a dose of (one's) own medicine v. (birine) yaptığını aynı şekilde ödetmek
give (one) a dose of (one's) own medicine v. (birine) aynı şekilde karşılık vermek
give somebody a dose of their own medicine v. birini kendi silahıyla vurmak
give somebody a dose of their own medicine v. birine yaptığını aynı şekilde ödetmek
give somebody a dose of their own medicine v. birine aynı şekilde karşılık vermek
like a dose of salts [uk] expr. hızla
like a dose of salts [uk] expr. çok hızlı ve etkin şekilde
like a dose of salts [uk] expr. çabucak
dose of your own medicine expr. başkasına yapılanın başa gelmesi
dose of your own medicine expr. yaptığının aynısını yaşama
like a dose of salt expr. kaşla göz arasında
like a dose of salt expr. şipşak
like a dose of salt expr. hemencecik
Trade/Economic
calibrated high dose rate cavities n. kalibreli yüksek doz oyuklar
Technical
eutron ambient dose equivalent meter n. nötron ortam doz eşdeğer ölçeri
dose rate meter n. doz derecesi ölçeri
cumulative dose n. birikme dozu
dose equivalent n. doz eşdeğeri
depth dose n. derinlik dozu
dose rate n. doz derecesi
absorbed dose n. soğrulmuş doz
absorbed dose rate n. soğrulmuş doz debisi
ambient dose rate n. çevre doz debisi
ambient dose n. çevre dozu
exit dose n. çıkış dozu
surface dose n. yüzey dozu
irradiation dose n. ışınımlanma dozu
maximum permissible dose n. izin verilen en yüksek doz
maximum absorbed dose n. soğrulmuş maksimum doz
median incapacitating dose n. yarı etkisiz kılıcı doz
iso dose rate line n. eşit doz eğrisi
absorbed dose n. emilen doz
absorbed dose n. emilmiş doz
dose ratemeter n. doz hızı ölçer
radiation dose n. ışınım dozu
dose rate n. ışıntı oranı
integral dose n. tüm ışınım alma miktarı
integral dose n. toplam ışınlanma miktarı
volume dose n. tüm ışınım alma miktarı
electron dose n. elektron geliş sayısı
low-dose imaging n. düşük yoğunluklu görüntüleme
dose area product meter n. doz alan çarpım ölçeri
dose rate meter n. doz hızı ölçer
Electric
cumulative dose n. birikme dozu
cumulative dose n. toplam doz
dose rate meter n. doz derecesi ölçeri
depth dose n. derinlik dozu
Lighting
effective dose n. etkin doz
dose rate n. doz debisi
minimum erythema dose n. kızartıcı en az doz
actinic dose n. aktiniksel doz
minimum erythema dose n. ked
Aeronautic
integrating noise dose meter n. entegre gürültü dozajı göstergesi
Medical
nominal standard dose n. nominal standart doz
median lethal dose n. medyan letal doz
oral dose n. oral doz
dose proportionality n. doz oransallığı
maximale tolerable dose n. yükleme dozu
external dose n. eksterna doz
single dose n. tek doz
heparin dose n. heparin dozu
median toxic dose n. medyan toksik doz
exposure dose reconstruction n. maruziyet dozu rekonstrüksiyonu
applied dose n. uygulanan doz
loading dose n. yükleme dozu
divided dose n. bölünmüş doz
repeat dose toxicity n. yinelenen doz toksisitesi
single dose toxicity n. tek doz toksisitesi
graded dose response relationship n. kademeli doz yanıt ilişkisi
cumulative effect dose n. kümülatif etki dozu
quantal dose response relationship n. kuantal doz yanıt ilişkisi
post dose n. doz sonrası
dose fractionation n. ışın dozunun bölümlere ayrılması
median lethal dose n. mediyan letal doz
metered dose inhaler n. ölçülü inhalasyon aleti
dose rate n. doz oranı
child dose n. çocuk dozu
acceptable daily dose n. kabul edilebilir günlük doz
chlorine dose n. klor dozu
under dose n. doz altı
effective dose 50 n. ed 50
absorbed dose n. radyasyonun emilen dozu
maintenance dose n. sürdürme dozu
maintenance dose n. idame dozu
dose uniformity n. doz tekdüzeliği
percentage depth dose n. ışının derin dokulardaki dağılım miktarı
unit dose container n. birim doz kabı
administered dose n. uygulanan doz
threshold dose n. eşik doz
lethal dose n. öldürücü doz
minimum tumor dose n. minimum tümör dozu
first dose syncope n. ilk doz senkopu
dose proportionality n. doz orantılılığı
exit dose n. çıkış dozu
erythema dose n. eritma dozu
low-dose oral methotrexate treatment n. düşük doz oral metotreksat tedavisi
drug dose-response relationship n. ilaç doz-etki ilişkisi