doz - Turco Inglés Diccionario

doz

Significados de "doz" en diccionario inglés turco : 10 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
doz dosage n.
You mustn't exceed the recommended dosage.
Tavsiye edilen dozu aşmamalısınız.

More Sentences
doz dose n.
We will start with a low dose of painkillers.
Düşük dozda ağrı kesici ile başlayacağız.

More Sentences
General
doz dose n.
We will start with a low dose of painkillers.
Düşük dozda ağrı kesici ile başlayacağız.

More Sentences
Medical
doz dose n.
We will start with a low dose of painkillers.
Düşük dozda ağrı kesici ile başlayacağız.

More Sentences
Chemistry
doz dose n.
We will start with a low dose of painkillers.
Düşük dozda ağrı kesici ile başlayacağız.

More Sentences
General
doz charge n.
doz percentage n.
doz dost [dialect] n.
doz shot n.
doz fix n.

Significados de "doz" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
dahili doz internal dose n.
ilk doz initial dose n.
izin verilen en yüksek doz maximum permissible dose n.
dahili doz internal exposure n.
toplam doz total dose n.
düşük doz low dose n.
doz ayarlama dosage n.
günlük doz daily dose n.
doz sayacı dosemeter n.
çevre doz debisi ambient dose rate n.
minimum doz kıstası the doctrine of the minimum dose n.
minimum doz ölçütü the doctrine of the minimum dose n.
değişken doz flexible dose n.
bağışıklık artırıcı doz booster dose n.
bağışıklık artırıcı doz booster n.
bağışıklık artırıcı doz recall dose n.
hatalı doz wrong dose n.
hatalı doz mis-dosage n.
hatalı doz wrong dosage n.
aşırı doz uyuşturucu almış kimseler ods n.
doz (kokain vb.) snort n.
aşırı doz almak overdose v.
aşırı doz uyuşturucu almak bedrug v.
doz vermek dose v.
şipşak (bir) doz a quick fix of adj.
esnek doz olarak flexible dose adv.
doz miktarı dosage N.
Phrasals
(bir şeyde) doz aşımına uğramak overdose with (something) v.
(bir şeyde) doz aşımına uğramak overdose on (something) v.
Colloquial
aşırı doz uyuşturucu almış kişi od n.
aşırı doz (ilaç, uyuşturucu) od n.
bir doz uyuşturucu jolt n.
aşırı doz uyuşturucu kullanımından ölmek be oded v.
aşırı doz vermek od v.
bir doz almak get a gift v.
Idioms
bir doz almak get a gift of (something) v.
(birine bir şeyden) bir doz vermek give (one) a fix of (something) v.
(birine) bir doz vermek give (one) a fix v.
(bir şeyden) bir doz almak have a fix of (something) v.
bir doz almak have a fix v.
(bir şeyden) bir doz alması gerekmek need a fix of (something) v.
bir doz alması gerekmek need a fix v.
Speaking
odasında aşırı doz almış olarak bulmak find someone od'd in his/her room expr.
Trade/Economic
kalibreli yüksek doz oyuklar calibrated high dose rate cavities n.
Technical
klorlama doz aralığı chlorination dosage range n.
doz derecesi dose rate n.
doz eşdeğeri dose equivalent n.
nötron ortam doz eşdeğer ölçeri eutron ambient dose equivalent meter n.
doz derecesi ölçeri dose rate meter n.
soğrulmuş doz debisi absorbed dose rate n.
soğrulmuş doz absorbed dose n.
çevre doz debisi ambient dose rate n.
izin verilen en yüksek doz maximum permissible dose n.
doz ayarlayıcısı measurer n.
soğrulmuş maksimum doz maximum absorbed dose n.
yarı etkisiz kılıcı doz median incapacitating dose n.
emilen doz absorbed dose n.
emilmiş doz absorbed dose n.
eşit doz eğrisi iso dose rate line n.
doz hızı ölçer dose ratemeter n.
gama radyasyonu doz hızına duyarlı enstrüman gamma-radiation rate-sensing instrument n.
doz alan çarpım ölçeri dose area product meter n.
alan ve kişisel doz ölçer area and personal dosimeter n.
doz hızı ölçer dose rate meter n.
iyonize olmuş radyasyonun birim doz cinsinden gösterimi sievert n.
bir doz ilaç almak dose v.
Electric
toplam doz cumulative dose n.
doz derecesi ölçeri dose rate meter n.
Lighting
etkin doz effective dose n.
doz debisi dose rate n.
kızartıcı en az doz med n.
kızartıcı en az doz minimum erythema dose n.
aktiniksel doz actinic dose n.
Medical
nominal standart doz nominal standard dose n.
medyan toksik doz median toxic dose n.
öldürücü doz lethal dose n.
uygulanan doz administered dose n.
birim doz kabı unit dose container n.
doz altı under dose n.
doz oransallığı dose proportionality n.
doz sonrası post dose n.
eksterna doz external dose n.
kademeli doz yanıt ilişkisi graded dose response relationship n.
medyan letal doz median lethal dose n.
tek doz single dose n.
ilk doz senkopu first dose syncope n.
doz oranı dose rate n.
radyoterapide kullanılan absorbe doz ölçüm dozametresi fricke dosimetry n.
tekli birim doz kabı single unit container n.
aşırı doz overdose n.
aşırı doz tedavisi management of overdose n.
maksimum izin verilebilen doz seviyesi maximum permissible exposure level n.
bölünmüş doz divided dose n.
tek doz toksisitesi single dose toxicity n.
radyoterapide doku içindeki doz dağılımı dose n.
oral doz oral dose n.
doz orantılılığı dose proportionality n.
absorbe edilen radyasyon doz birimi gray n.
yinelenen doz toksisitesi repeat dose toxicity n.
doz tekdüzeliği dose uniformity n.
radyoterapide kullanılan bir çeşit absorbe doz ölçümü thermoluminescence dosimetry n.
eşik doz threshold dose n.
mediyan letal doz median lethal dose n.
çok yüksek doz vitamin verilerek yapılan tedavi megavitamin therapy n.
kabul edilebilir günlük doz acceptable daily dose n.
kuantal doz yanıt ilişkisi quantal dose response relationship n.
aşırı doz verme overdosage n.
uygulanan doz applied dose n.
ilacın bir defada yüksek doz verilmesi ile tedavi stosstherapy n.
düşük doz oral metotreksat tedavisi low-dose oral methotrexate treatment n.
ilaç doz-etki ilişkisi drug dose-response relationship n.
doz-cevap veya doz-yanıt ilişkisi dose-response relation n.
doz-tümör boyutu ilişkisi dose-tumor size relationship n.
düşük doz kortikosteroid low-dose corticosteroid n.
doz-cevap eğrileri dose-response curves n.
doz-etki ilişkisi dose-response relationship n.
doz-zaman-fraksiyon ilişkisi dose-time-fractionation relationships n.
brakiterapide doz planlamasında kullanılan bir doz planlama sistemi paterson-parker interstitial brachytherapy system n.
radyoterapide zaman-doz ilişkisi time-dose relationships n.
ortaklaşa doz eşdeğeri group collective dose n.
bireysel doz individual dose n.
değişken doz flexible dose n.
sabit doz fixed dose n.
aşırı doz overdosage n.
önerilen günlük doz recommended daily dose n.
eksternal doz external dose n.
doz cevap eğrileri dose response curves n.
doz cevap eğrisi dose response curve n.
doz ölçümü dosimetry n.
doz oranı eğrisi dose rate contour line n.
dayanılacak doz tolerance dose n.
doz ölçme işlemi dosimetry n.
kronik doz chronic dose n.
tam doz exact dose n.
doğru doz correct dose n.
doz yanıt ilişkisi exposure-response relationship n.
doz yanıt ilişkisi dose-response relationship n.
yüksek doz diklofenak sodyum alımı intake of high dose diclofenac sodium n.
1.5 mg'lık tek doz a single dose of 1.5 mg n.
doz ayarlaması dose adjustment n.
son doz last dose n.
ilk doz first dose n.
yanlış doz wrong dose n.
doz sıklığı dosing frequency n.
yüksek doz metilprednizolon high-dose methylprednisolone n.
günde tek doz insülin enjeksiyonu once-daily insulin injection n.
düşük doz deksametazon supresyon testi low-dose dexamethasone suppression test n.
yüksek doz deksametazon supresyon testi high-dose dexamethasone suppression test n.
düşük doz "step-up" protokolü low dose step-up protocol n.
doz-cevap eğrisi dose-response curve n.