fall - Inglés Turco Frases
The sample sentences have been compiled from various sources and although they have been proofread, there may be some omissions. The sentences do not necessarily reflect the ideology and opinions of Tureng.com. Please let us know about sentences with political, social and sensitive content that offend you.

InglésTurco
falldüşmekv.
  • He tripped on a stone and fell.
  • Ayağı bir taşa takıldı ve düştü.
  • Several coconuts fell from the tree.
  • Ağaçtan birkaç hindistan cevizi düştü.
  • They want the whole world to know what is in store for anyone who falls into their hands.
  • Ellerine düşen herkesi nelerin beklediğini tüm dünyanın bilmesini istiyorlar.
Show More (34)
fallsonbaharn.
  • They will be married in the fall.
  • Sonbaharda evlenecekler.
Show More (-2)
falldevrilmekv.
  • The government fell shortly after the revolution.
  • İhtilalden kısa bir süre sonra hükümet devrildi.
Show More (-2)
falldenk gelmekv.
  • This year his birthday fell on a Sunday.
  • Bu yıl doğum günü Pazar gününe denk geliyordu.
Show More (-2)
fallölmekv.
  • Thousands of men fell during the Civil War.
  • İç Savaş sırasında binlerce insan öldü.
Show More (-2)
fallyağışn.
  • Heavy rains preceded the fall of snow.
  • Şiddetli yağmurlar kar yağışından önce geldi.
Show More (-2)
fall(huy) edinmekv.
  • I fell into the habit of having ice cream after supper.
  • Akşam yemeğinden sonra dondurma yeme huyu edindim.
Show More (-2)
falldüşüş (fiyat/talep/ısı vb'nde)n.
  • We are experiencing an unexpected fall in demand.
  • Talepte beklenmedik bir düşüş yaşıyoruz.
  • We stayed up to watch the fall of snow.
  • Karın düşüşünü izlemek için uyanık kaldık.
  • His painting depicts the fall of Babylon.
  • Tablosu Babil'in düşüşünü tasvir ediyor.
Show More (10)
fall(ses) kısılmakv.
  • Her voice fell as she confessed.
  • İtiraf ederken sesi kısıldı.
Show More (-2)
fall(güreşte) tuşn.
  • The referee signaled a fall by striking the mat.
  • Hakem mindere vurarak tuşu işaret etti.
Show More (-2)
fallele geçmekv.
  • The town fell to the enemy troops.
  • Kasaba düşman birliklerinin eline geçti.
Show More (-2)
fallsarkmakv.
  • She had blonde hair and a fringe falling over her forehead.
  • Sarı saçları ve alnına sarkan bir perçemi vardı.
Show More (-2)
fall(aşık) olmakv.
  • They literally fell in love at first sight.
  • Resmen ilk görüşte aşık olmuşlardı.
Show More (-2)
fall(gölge vb.) düşmekv.
  • A lunar eclipse happens when the shadow of the Moon falls on earth.
  • Ay tutulması, Ay'ın gölgesi Dünya'nın üzerine düştüğünde gerçekleşir.
Show More (-2)
fall(sıcaklık) düşmekv.
  • Tonight, temperatures will fall below zero degrees.
  • Bu gece sıcaklık sıfır derecenin altına düşecek.
Show More (-2)
fall(güçten) düşmekv.
  • The team fell from power after several players were injured.
  • Birkaç oyuncu sakatlandıktan sonra takım güçten düştü.
Show More (-2)
fallyıkılman.
  • More than 10 years have passed since the fall of the Iron Curtain.
  • Demir Perde'nin yıkılmasının üzerinden 10 yıldan fazla bir süre geçti.
  • The fall of the Berlin Wall and the reunification of Europe constitute the most important issue in my political work.
  • Berlin Duvarı'nın yıkılması ve Avrupa'nın yeniden birleşmesi siyasi çalışmalarımdaki en önemli konuyu oluşturuyor.
  • Since the fall of the wall, external policy in the European Union has been re-nationalised.
  • Duvarın yıkılmasından bu yana Avrupa Birliği'nde dış politika yeniden millileştirilmiştir.
Show More (3)
falldüşmüşv.
  • There has been an increase in active employment measures, unemployment has fallen, and employment has risen accordingly.
  • Aktif istihdam tedbirlerinde artış olmuş, işsizlik düşmüş ve buna bağlı olarak istihdam artmıştır.
  • We know that risk capital investments have fallen in Europe.
  • Avrupa'da risk sermayesi yatırımlarının düştüğünü biliyoruz.
  • Public investments have fallen in the European Union to around one measly percentage point of GDP.
  • Avrupa Birliği'nde kamu yatırımları GSYİH'nin yaklaşık yüzde birine düşmüştür.
Show More (7)
fallçöküşn.
  • Prior to the fall of Communism, that had to be the case, but is this still true today?
  • Komünizmin çöküşünden önce bu böyle olmak zorundaydı ancak bugün bu hala geçerli mi?
  • After the fall of the Santer Commission, we have now obtained a new article in the Treaty.
  • Santer Komisyonu'nun çöküşünden sonra, şimdi Antlaşma'da yeni bir madde elde ettik.
  • Saddam's immediate entourage is evidently preparing itself for the fall of the 'Republic of Fear'.
  • Saddam'ın yakın çevresi belli ki kendisini 'Korku Cumhuriyeti'nin çöküşüne hazırlıyor.
Show More (2)
fallyıkılmakv.
  • The EU stands or falls according to whether or not a common, effective legal system is established.
  • AB, ortak ve etkin bir hukuk sisteminin kurulup kurulmamasına göre ayakta kalır ya da yıkılır.
  • The South Africa of apartheid fell because racist oppression was being practised in the country.
  • Apartheid Güney Afrikası, ülkede ırkçı baskı uygulandığı için yıkıldı.
Show More (-1)
falldüşmev.
  • We have here in Europe a unique model of family farming which, with falling incomes, is now under serious threat.
  • Avrupa'da, gelirlerin düşmesiyle birlikte ciddi bir tehdit altında olan eşsiz bir aile çiftçiliği modeline sahibiz.
  • At the same time, the birth rate is falling dramatically.
  • Aynı zamanda doğum oranı da dramatik bir şekilde düşmektedir.
  • We have here in Europe a unique model of family farming which, with falling incomes, is now under serious threat.
  • Avrupa'da, gelirlerin düşmesiyle birlikte ciddi bir tehdit altında olan eşsiz bir aile çiftçiliği modelimiz var.
Show More (2)
fallinmekv.
  • Terrorists do not fall from the sky.
  • Teröristler gökten zembille inmez.
Show More (-2)
fallgelmekv.
  • This is why these cities fall into disrepair and are unable to carry out the necessary renovation works.
  • Bu nedenle bu şehirler bakıma muhtaç hale gelmekte ve gerekli yenileme çalışmalarını gerçekleştirememektedir.
  • There was also the loss of the , the anniversary of which falls tomorrow, 19 November 2002.
  • Yıldönümü yarın 19 Kasım 2002'ye denk gelenin kaybı da söz konusuydu.
Show More (-1)
fallazalmakv.
  • Bee populations have been falling for years in proportions that put pollination at risk.
  • Arı popülasyonları yıllardır tozlaşmayı riske atacak oranlarda azalmaktadır.
  • The quality of benefits will suffer if the population falls.
  • Nüfus azalırsa yardımların kalitesi düşecektir.
  • At the same time, the number of cod fishermen has fallen considerably in my country.
  • Aynı zamanda, ülkemde morina balıkçılarının sayısı da önemli ölçüde azaldı.
Show More (0)
fallçökmekv.
  • Otherwise, the bottom will fall out of budget policy altogether.
  • Aksi takdirde bütçe politikası tamamen çökecektir.
Show More (-2)
fallazalman.
  • By 2010, life expectancy in Africa will fall by 20 years.
  • 2010 yılına kadar Afrika'da beklenen yaşam süresi 20 yıl azalacaktır.
Show More (-2)