reach - Turco Inglés Diccionario

reach

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

reach — Definition

Significado:
ulaşmak, erişim
Pronunciación (IPA):
(AmE /riːtʃ/ – BrE /riːtʃ/)
Categoría gramatical:
İsim: reach (reaches); Fiil: reach (reaches – reached – reaching)
Sinónimo:
attain
Antónimos:
miss

Significados de "reach" en diccionario turco inglés : 72 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
reach v. ulaşmak
We were on vacation when the news reached us.
Haber bize ulaştığında tatildeydik.

More Sentences
reach v. erişmek
Tom and Mary finally reached their destination.
Tom ve Mary sonunda hedeflerine eriştiler.

More Sentences
reach v. uzanmak
When I was a kid, my hair reached down to my knees.
Çocukken saçlarım dizlerime kadar uzanırdı.

More Sentences
reach v. ermek
General
reach n. erişim
In the free market their global reach gives them unprecedented options.
Serbest piyasada küresel erişimleri onlara eşi benzeri görülmemiş seçenekler sunmaktadır.

More Sentences
reach n. yetişme
The top shelf is beyond my reach.
En üst rafa yetişemiyorum.

More Sentences
reach n. kavrayış
I think this book is beyond his reach.
Bu kitabın onun kavrayışının ötesinde olduğunu düşünüyorum.

More Sentences
reach n. yetki alanı
This issue is beyond the reach of local governments.
Bu konu yerel yönetimlerin yetki alanının dışında.

More Sentences
reach v. vermek
We were convicted together and now we ask you to reach a decision for us all.
Hep birlikte mahkum olduk ve şimdi sizden hepimiz adına bir karar vermenizi istiyoruz.

More Sentences
reach v. uzanmak
When I was a kid, my hair reached down to my knees.
Çocukken saçlarım dizlerime kadar uzanırdı.

More Sentences
reach v. kavuşmak
He doesn't dare to reach for fame.
O, şöhrete kavuşmaya cesaret edemiyor.

More Sentences
reach v. ulaşmak
We were on vacation when the news reached us.
Haber bize ulaştığında tatildeydik.

More Sentences
reach v. yetişmek
Patty was so short that she couldn't reach the branch.
Patty o kadar kısaydı ki dala yetişemedi.

More Sentences
reach v. gelmek
Clearly, we have not reached the end of the process.
Açıkçası, sürecin sonuna gelmiş değiliz.

More Sentences
reach v. varmak
I reached New York by dawn.
New York'a şafak vaktinde vardım.

More Sentences
reach v. (yaşa) gelmek
I've reached the age when I'm supposed to make a living.
Hayatımı kazanmam gereken yaşa geldim.

More Sentences
reach v. (karara) varmak
We must reach a decision before it is too late.
Çok geç olmadan bir karara varmalıyız.

More Sentences
reach v. iletişim kurmak
Mike could hardly reach Linda; she had been withdrawn and pensive lately.
Mike Linda'ya güçlükle iletişim kurabildi, son zamanlarda içine kapanık ve dalgındı.

More Sentences
reach v. telefonla ulaşmak
Have you spoken to mum lately? I haven't been able to reach her.
Son zamanlarda annemle konuştunuz mu? Ona ulaşamıyorum da.

More Sentences
Technical
reach v. erişmek
Tom and Mary finally reached their destination.
Tom ve Mary sonunda hedeflerine eriştiler.

More Sentences
reach v. varmak
I reached New York by dawn.
New York'a şafak vaktinde vardım.

More Sentences
General
reach n. alan
reach n. erim
reach n. ulaşılabilecek uzaklık
reach n. menzil
reach n. bir ırmağın bükülmeyen düz kısmı
reach n. saha
reach n. erişme
reach n. uzanma
reach n. kavrama gücü
reach n. ulaşma
reach n. bir aletin yetişebileceği uzaklık
reach n. uzatma
reach n. topun menzili
reach n. elin erişebileceği uzaklık
reach n. varma
reach n. varış
reach n. kapsam
reach n. kapsama alanı
reach n. yetki sınırları
reach n. etki alanı
reach v. uzatmak
reach v. çarpmak
reach v. dayanmak
reach v. ermek
reach v. değmek
reach v. basmak
reach v. idrak etmek
reach v. etkilemek
reach v. yetmek
reach v. uzanıp vermek
reach v. isabet ettirmek
reach v. bulmak
reach v. vasıl olmak
reach v. geçirmek (yumruk)
reach v. iletişim sağlamak
reach v. dokunmak
reach v. -e yetişmek
reach v. irtibat kurmak
reach v. etkilemek
reach v. tesir etmek
reach v. miktarında olmak
reach v. tutarına ulaşmak
reach v. haberleşmek
Media
reach n. yayınlanan programın ulaşabildiği izleyici ya da dinleyici yüzdesi
Advertising
reach n. reklamverenin kampanyada ulaşmayı planladığı hedef kitlenin miktarı
Automotive
reach n. aracın arka dingilini ön ile bağlayan yatak mili veya bağlantı direği
reach n. vida boyu
Railway
reach n. vagon dingili
Marine
reach n. volta seyrinde bir rüzgara seyredilen yol
reach v. omurgaya dik esen rüzgarla yol almak
Sport
reach v. vurmak (eskrim, boks vb.)

Significados de "reach" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
reach out v. uzanmak
General
arm's reach n. elin yetişeceği mesafe
river reach n. nehir kolu
river reach n. nehrin kolu
reach eruilibrium v. denkleşmek
place something out of someone 's reach v. bir şeyi biri için imkansız hale getirmek
reach puberty v. rüştüne varmak
reach for one's wallet v. elini cebine atmak
reach safety v. selamete çıkmak
reach on agreement v. bağlaşmak
reach one's goal v. amacına ulaşmak
reach puberty v. büluğa ermek
reach one's majority v. rüştünü ispatlamak
reach out v. elini uzatmak
reach down v. elini aşağıya uzatmak
be out of reach v. erişilemez olmak
reach the middle v. ortalamak
reach deadlock v. çıkmaza düşmek
reach one's maturity v. rüştünü ispat etmek
fail to reach v. ulaşamamak
reach for one's gun v. silahına davranmak
reach out for v. uzanmak
reach puberty v. baliğ olmak
reach maturity v. kemale ermek
reach a common ground v. orta yol bulmak
reach the address v. adrese ulaşmak
reach an opinion v. düşünceye varmak
reach an agreement v. mutabakata varmak
reach puberty v. rüştüne ermek
reach perfection v. kemale ermek
reach the end of v. sonucuna ulaşmak
reach forth v. elini uzatmak
place something out of someone 's reach v. bir şeyi birinin erişemeyeceği bir yere koymak
reach out v. uzatmak (elini/kolunu)
reach lawful age v. reşit olmak
reach manhood v. rüştüne varmak
reach the highest position v. başa geçmek
reach a stalemate v. çıkmaza düşmek
reach for v. davranmak
reach ahead v. ileriye uzanmak
reach lawful age v. rüştüne varmak
be out of reach v. el altında olmamak
reach an agreement v. uyuşmak
reach a deadlock v. çözümsüzlüğe ulaşmak
reach one's aim v. amaç gerçekleştirmek
reach the end of v. sonuçlandırmak
reach a stalemate v. çözümsüzlüğe ulaşmak
reach forth v. uzanmak
reach an agreement v. bağdaşmak
reach one's maturity v. rüşdünü ispat etmek
reach (one's) address v. adresine ulaşmak
reach out for v. almak üzere uzanmak
reach a decision v. karara varmak
reach an agreement v. anlaşmak
keep something within reach v. el altında bulundurmak
reach one's majority v. rüştüne varmak
be within arm's reach v. elinin altında olmak
reach a compromise v. orta yol bulmak
reach dead end v. çözümsüzlüğe ulaşmak
reach deadlock v. çözümsüzlüğe ulaşmak
reach lawful age v. rüştüne ermek
reach manhood v. rüştüne ermek
reach an agreement v. anlaşmaya varmak
reach on impasse v. çıkmaza girmek
reach a dead end v. açmaza girmek
fail to reach a state of comfort and harmony v. rahata kavuşamamak
fail to reach a state of comfort and harmony v. dirlik yüzü görmemek
fail to reach a state of comfort and harmony v. rahat yüzü görmemek
reach back v. geri gitmek
reach today v. günümüze ulaşmak
reach a mutual understanding v. mutabakata varmak
reach a mutual understanding v. mutabakata ulaşmak
reach an agreement v. mutabakata ulaşmak
reach an agreement v. mutabakat sağlamak
reach a mutual understanding v. mutabakat sağlamak
reach the end of the road v. yolun sonuna gelmek
reach a solution v. çözüme ulaşmak
reach puberty v. ergenliğe adım atmak
reach puberty v. ergenliğe ulaşmak
reach puberty v. ergen olmak
reach puberty v. ergenliğe geçmek
(for animals) reach breeding age v. doğum yapabilecek yaşta olmak
reach puberty v. ergenliğe geçiş yapmak
reach peak v. doruğa tırmanmak
reach to top v. doruk noktasına ulaşmak
reach to peak v. doruk noktasına ulaşmak
reach to a condition of v. düzeye ulaşmak
reach to a level of v. düzeye gelmek
reach to a level of v. düzeye çıkmak
reach to a condition of v. düzeye erişmek
reach to a level of v. düzeye erişmek
reach to a condition of v. düzeye çıkmak
reach to a condition of v. düzeye gelmek
reach to a level of v. düzeye ulaşmak
try to reach an agreement v. anlaşmaya çalışmak
reach an agreement v. mutabakat yapmak
reach the level of v. düzeyine gelmek
reach the condition of v. konumuna gelmek
reach the desirable quality v. istenen kaliteye ulaşmak
reach a critical threshold v. kritik seviyeye ulaşmak
reach the level of v. seviyesine gelmek
reach the harbour v. limana varmak
reach a speed of v. hıza ulaşmak
reach an agreement v. anlaşmaya ulaşmak
reach length v. boyuna gelmek
reach someone v. birisine ulaşmak
reach the target v. hedefi tutturmak
reach the target v. hedefi tutturmak (kurşun vb)
reach prosperity v. refaha ulaşmak
reach a decision v. karara ulaşmak
reach the limit of v. sınırına ulaşmak
reach the peak v. zirveye oturmak
reach the objective v. hedefe ulaşmak
reach the level of v. seviyeye gelmek
reach the position v. konuma gelmek
reach the level v. konuma gelmek
reach the end of one's journey v. yolu almak
reach perfection v. mükemmelliğe ulaşmak
reach an agreement v. görüş birliğine varmak
reach a consensus v. görüş birliğine varmak
reach the targets v. hedeflere ulaşmak
reach the objectives v. hedeflere ulaşmak
reach the goals v. hedeflere ulaşmak
reach puberty v. ergenliğe girmek
reach maximum v. maksimuma ulaşmak
reach agreement v. uzlaşma sağlamak
reach a consensus v. fikir birliği yapmak
reach a consensus v. fikir birliğine varmak
reach a conclusion v. bir sonuca varmak
reach out v. uzatmak
reach a conclusion v. neticeye varmak
reach the land v. karaya ulaşmak
reach a record high v. rekor düzeye ulaşmak
reach a record high v. rekor seviyeye ulaşmak
reach the masses v. kitlelere ulaşmak
reach a record (level) v. rekora ulaşmak
reach the stated/specified aim/target/goal v. belirtilen hedefe ulaşmak
reach to fruition v. tamamına ermek
reach a peak v. zirveye ulaşmak
reach to fruition v. sonuç elde etmek
reach its peak v. zirvesine ulaşmak
reach to fruition v. (olumlu) bir sonuca ulaşmak
reach an all-time high v. tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmak
get out of reach v. ulaşılmayacak kadar uzakta olmak
get out of reach v. ulaşılamayacak kadar ileri gitmek
get out of reach v. ulaşılmayacak kadar uzaklaşmak
reach one's goal v. amaca ulaşmak
reach a professional level v. profesyonel bir seviyeye gelmek
reach someone's speed v. hızına yetişmek
reach significance v. anlam kazanmak