varmak - Turco Inglés Diccionario

varmak

Significados de "varmak" en diccionario inglés turco : 61 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
varmak arrive v.
There is point at which we have to arrive before that cooperation can really become effective.
Bu işbirliğinin gerçekten etkili olabilmesi için varmamız gereken bir nokta var.

More Sentences
General
varmak lead v.
They are weary of participating in projects that do not lead anywhere.
Hiçbir yere varmayan projelere katılmaktan bıkmış durumdalar.

More Sentences
varmak amount to v.
The power sector also suffers from losses amounting to 20,4% of production.
Enerji sektöründe üretimin %20,4’üne varan kayıplar söz konusudur.

More Sentences
varmak arrive in v.
To arrive in Afghanistan or Kabul is to enter a world that is exclusively male.
Afganistan'a ya da Kabil'e varmak, sadece erkeklerin olduğu bir dünyaya girmek demektir.

More Sentences
varmak make v.
Surveys have shown that most people feel they have too little information to make a clear judgment.
Anketler, çoğu insanın net bir yargıya varmak için çok az bilgiye sahip olduğunu düşündüğünü göstermiştir.

More Sentences
varmak come to v.
The Commission has come to the view that ten countries are ready to conclude the negotiations.
Komisyon, on ülkenin müzakereleri sonuçlandırmaya hazır olduğu görüşüne varmıştır.

More Sentences
varmak come v.
The latest issue of the Harvard Business Review came up with the same conclusion.
Harvard Business Review dergisinin son sayısında da aynı sonuca varılmıştır.

More Sentences
varmak arrive at v.
I am pleased to see that we have today arrived at a compromise motion.
Bugün bir uzlaşma önergesine vardığımızı görmekten memnuniyet duyuyorum.

More Sentences
varmak get v.
I was pleased with aspects of the deal, the compromise over nuclear power for example was as good as we could get.
Anlaşmanın bazı yönlerinden memnunum, örneğin nükleer enerji konusunda varılan uzlaşma olabildiğince iyiydi.

More Sentences
varmak get to v.
I hope they recover their negotiating skills by the time we get to Copenhagen.
Umarım Kopenhag'a vardığımızda müzakere becerilerini geri kazanırlar.

More Sentences
varmak arrive v.
There is point at which we have to arrive before that cooperation can really become effective.
Bu işbirliğinin gerçekten etkili olabilmesi için varmamız gereken bir nokta var.

More Sentences
varmak reach v.
I reached New York by dawn.
New York'a şafak vaktinde vardım.

More Sentences
varmak get in v.
The road is crowded so we probably won't get in promised time.
Yol kalabalık, muhtemelen söz verdiğimiz zamanda varamayacağız.

More Sentences
varmak come v.
The latest issue of the Harvard Business Review came up with the same conclusion.
Harvard Business Review dergisinin son sayısında da aynı sonuca varılmıştır.

More Sentences
varmak strike v.
The Committee on the Environment, Public Health and Consumer Policy has struck sensible compromises.
Çevre, Halk Sağlığı ve Tüketici Politikası Komitesi mantıklı bir uzlaşmaya varmıştır.

More Sentences
Phrasals
varmak come to v.
The Commission has come to the view that ten countries are ready to conclude the negotiations.
Komisyon, on ülkenin müzakereleri sonuçlandırmaya hazır olduğu görüşüne varmıştır.

More Sentences
varmak get in v.
The road is crowded so we probably won't get in promised time.
Yol kalabalık, muhtemelen söz verdiğimiz zamanda varamayacağız.

More Sentences
varmak get in v.
The road is crowded so we probably won't get in promised time.
Yol kalabalık, muhtemelen söz verdiğimiz zamanda varamayacağız.

More Sentences
varmak get into (someone or something) v.
We'll be safe when we get into the hills.
Tepeye vardığımızda güvende olacağız.

More Sentences
varmak get to v.
I hope they recover their negotiating skills by the time we get to Copenhagen.
Umarım Kopenhag'a vardığımızda müzakere becerilerini geri kazanırlar.

More Sentences
Technical
varmak reach v.
I reached New York by dawn.
New York'a şafak vaktinde vardım.

More Sentences
varmak arrive v.
There is point at which we have to arrive before that cooperation can really become effective.
Bu işbirliğinin gerçekten etkili olabilmesi için varmamız gereken bir nokta var.

More Sentences
General
varmak disembark v.
varmak come to hand v.
varmak end in v.
varmak come at v.
varmak get at v.
varmak hit v.
varmak turn up v.
varmak attain v.
varmak go into v.
varmak approach v.
varmak come in v.
varmak extend v.
varmak amount v.
varmak gain v.
varmak attain to v.
varmak recure v.
varmak roll up v.
varmak reach up v.
varmak obtain v.
varmak adsum v.
varmak tend v.
varmak land v.
varmak win v.
varmak hent [obsolete] v.
varmak oncome [rare] v.
varmak run v.
varmak stand v.
Phrasals
varmak come about v.
varmak fetch up v.
varmak come in v.
varmak fetch up v.
varmak get to (someone or something) v.
varmak roll in v.
varmak pitch up v.
varmak run into v.
Law
varmak attain v.
Automotive
varmak pull in v.
varmak drive up v.
Slang
varmak rock up v.

Significados de "varmak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
anlaşmaya varmak come to an agreement v.
anlaşmaya varmak assent v.
anlaşmaya varmak compromise v.
farkına varmak notice v.
farkına varmak realize v.
farkına varmak realise v.
General
düşman ile dostane anlaşmaya varmak için ayarlanan gün love day n.
karara varmak render a verdict v.
olacağına varmak take its course v.
karşılıklı ödün vererek anlaşmaya varmak compromise v.
secdeye varmak prostrate oneself v.
rüştüne varmak reach one's majority v.
karara varmak resolve v.
karara varmak come to a decision v.
karara varmak determine v.
farkına varmak cotton on v.
farkına varmak awaken v.
kararına varmak adjudicate v.
sonuca varmak educe v.
farkına varmak perceive v.
zevkine varmak savor v.
karara varmak rule v.
üzerine varmak bombard v.
farkına varmak be sensible of v.
ağzı kulaklarına varmak grin from ear to ear v.
farkına varmak awake to v.
farkına varmak realise v.
sonuca varmak reason v.
tadına varmak enjoy v.
karara varmak find v.
ifrata varmak go to excess v.
sonuca varmak conclude v.
üstüne varmak attack v.
farkına varmak awake v.
farkına varmak get wise to v.
tadına varmak relish v.
anlaşmaya varmak strike a bargain v.
görünüşe dayanarak hükme varmak judge by externals v.
farkına varmak cotton to v.
farkına varmak become aware of v.
zevkine varmak savour v.
keyfine varmak enjoy v.
farkına varmak discern v.
farkına varmak discover v.
farkına varmak awaken to v.
bir anlaşmaya varmak come to an agreement v.
tepesine varmak (bir yerin) top v.
üstüne varmak go for v.
üstüne varmak provoke v.
bir karara varmak come to an agreement v.
farkına varmak waken v.
farkına varmak notice v.
varmak (birine) marry someone v.
mutabakata varmak reach an agreement v.
anlaşmaya varmak make a bargain v.
tadına varmak discuss v.
farkına varmak take notice v.
karara varmak make up one's mind v.
bilincine varmak comprehend v.
karara varmak take a decision v.
karara varmak make a decision v.
fenaya varmak get worse v.
anlaşmaya varmak close the deal v.
yanıldığının farkına varmak come to recognize that one is wrong v.
karara varmak reach a decision v.
son raddeye varmak plumb the depths v.
sonunda varmak land up v.
son noktaya varmak come to a head v.
anlaşmaya varmak come to terms with v.
sonuca varmak decide v.
rüştüne varmak reach lawful age v.
giderek varmak (bir yere) work up to v.
karara varmak arrive at a decision v.
üstüne varmak keep on at somebody v.
karara varmak judge v.
dönüm noktasına varmak come to a head v.
farkına varmak take stock of v.
bir karara varmak conclude v.
tadına varmak savor v.
başına varmak (bir yerin) top v.
zirveye varmak crest v.
son haddine varmak go all the way v.
düşünceye varmak reach an opinion v.
birine varmak marry someone v.
hükmüne varmak adjudge v.
farkına varmak wake to v.
karara varmak conclude v.
hükmüne varmak adjudicate v.
en yüksek noktaya varmak culminate v.
rüştüne varmak reach manhood v.
sonuca varmak amount v.
kararına varmak adjudge v.
farkına varmak catch on v.
farkına varmak behold v.
sonucuna varmak deduce v.
anlaşmaya varmak (üzerinde) get together on v.
pazarlıkta anlaşmaya varmak strike a bargain v.
farkına varmak realize v.
rüştüne varmak reach puberty v.
en yüksek dereceye varmak climax v.
aşırı boyutlara varmak (kötü bir durum) run rampant v.
hakkında yargıya varmak pass judgment on v.
parçaları birleştirip sonuca varmak reconstitute v.
amacına varmak win through v.
anlaşmaya varmak reach an agreement v.
anlaşmaya varmak come to an arrangement v.
anlaşmaya varmak strike a balance v.
anlaşmaya varmak settle with v.
anlaşmaya varmak get together v.
anlaşmaya varmak come to an understanding with v.
sağ salim varmak arrive safely v.
mutabakata varmak come to an agreement v.
mutabakata varmak come to a mutual agreement v.
mutabakata varmak reach a mutual understanding v.
zevkine varmak discover pleasure v.
zevkine varmak start feel enjoyment v.
mutabakata varmak strike a bargain v.
mutabakata varmak come to an understanding v.
bir karara varmak arrive at a decision v.
limana varmak come into the harbour v.
limana varmak arrive the harbour v.
anlaşmaya varmak arrive at an agreement v.
limana varmak reach the harbour v.
hatasının farkına varmak discover one's mistake v.
hatasının farkına varmak realize one's mistake v.
kanısına varmak be of the opinion that v.
sonuca varmak draw conclusion v.
görüş birliğine varmak reach an agreement v.
görüş birliğine varmak achieve a consensus v.
görüş birliğine varmak reach a consensus v.
görüş birliğine varmak come to an agreement v.
görüş birliğine varmak arrive at a consensus v.
görüş birliğine varmak arrive at an agreement v.
sonuca varmak come to conclusion v.
sonuca varmak come to the conclusion v.
tüme varmak induce v.
dili varmak dare say v.
fikir birliğine varmak arrive at a consensus v.
fikir birliğine varmak reach a consensus v.
bir sonuca varmak reach a conclusion v.
neticeye varmak arrive at a conclusion v.
neticeye varmak reach a conclusion v.
neticeye varmak come to a conclusion v.
son haddine varmak come to a head v.
sonucuna varmak conclude v.
anlaşmaya varmak close with v.
-e varmak add up to v.
-e varmak get up to v.
-e bakarak hükme varmak go by v.
-e varmak come at v.