turn - Turco Inglés Diccionario

turn

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

turn — Definition

Significado:
dönmek, sıra
Pronunciación (IPA):
(AmE /tɜːrn/ – BrE /tɜːn/)
Categoría gramatical:
Fiil: turn (turns – turned – turning); İsim: turn (turns)
Sinónimo:
rotate, shift
Antónimos:
remain, stay

Significados de "turn" en diccionario turco inglés : 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
turn n. sıra
It's your turn to do the dishes.
Bulaşıkları yıkama sırası sende.

More Sentences
turn n. dönüş
Make a left turn from the lights.
Işıklardan sola dönüş yapın.

More Sentences
turn v. dönmek
The lever stopped the wheels from turning.
Kol, tekerleklerin dönmesini engelliyordu.

More Sentences
turn v. döndürmek
During this week, the increase in your earnings may turn your head!
Bu hafta boyunca kazancınızdaki artış başınızı döndürebilir!

More Sentences
turn v. çevirmek
Please feel free to turn your chair to the view.
Eğer isterseniz lütfen sandalyenizi manzaraya doğru çevirin.

More Sentences
General
turn n. şekil
Suddenly, things took a dramatic turn.
Birdenbire işler dramatik bir şekil aldı.

More Sentences
turn n. dönüm
Price stability will probably not survive the coming turn of the year.
Fiyat istikrarı muhtemelen önümüzdeki yıl dönümünde de devam etmeyecektir.

More Sentences
turn n. viraj
You should slow down at sharp turns.
Keskin virajlarda yavaşlamanız gerek.

More Sentences
turn n. sapak
After the lights take the right turning on the left.
Işıklardan sonra soldaki ilk sapağa girin.

More Sentences
turn n. dönemeç
We should take the next turn.
Bir sonraki dönemeci biz almalıyız.

More Sentences
turn v. yapmak
To turn cold water hot, one needs to heat it.
Soğuk suyu sıcak yapmak için ısıtmak gerekir.

More Sentences
turn v. reddetmek
I turned him down.
Onu reddettim.

More Sentences
turn v. devretmek
I'm turning it over to you.
Sana devrediyorum.

More Sentences
turn v. çevrilmek
For a period of six weeks there was a form of peace in the Middle East and our attention turned to Iraq.
Altı haftalık bir süre için Orta Doğu'da bir tür barış oldu ve dikkatlerimiz Irak'a çevrildi.

More Sentences
turn v. ters dönmek
She might well have turned in her grave at the recent events in Geneva.
Cenevre'de yaşanan son olaylar karşısında mezarında ters dönmüş olabilir.

More Sentences
turn v. söndürmek
Hey, can you turn the lights off?
Hey, ışıkları söndürebilir misin?

More Sentences
turn v. kesilmek
Layla turned white.
Layla bembeyaz kesildi.

More Sentences
turn v. bulanmak
The sight of blood turned his stomach.
Kanı görünce midesi bulandı.

More Sentences
turn v. olmak
After 12 years of imprisonment, he will be turned loose.
12 yıllık hapis cezasının ardından özgür olacak.

More Sentences
turn v. sapmak
Tom made a wrong turn.
Tom yanlış yöne saptı.

More Sentences
turn v. yöneltmek
Mehmet II turned his attention to the west, to Belgrade.
II. Mehmet dikkatini batıya, Belgrad'a yöneltti.

More Sentences
turn v. geçmek
I shall now turn to institutional procedures.
Şimdi kurumsal prosedürlere geçiyorum.

More Sentences
turn v. değiştirmek
She needs to turn her life around.
Hayatını değiştirmesi gerekiyor.

More Sentences
turn v. yönelmek
In addition, the campaign of intimidation has now also turned against the judiciary itself.
Buna ek olarak yıldırma kampanyası artık yargının kendisine de yönelmiştir.

More Sentences
turn v. dönüştürmek
The political parties that are trying to turn the Dutch into eurosceptics are taking on a major responsibility.
Hollandalıları Avrupa şüphecilerine dönüştürmeye çalışan siyasi partiler büyük bir sorumluluk üstlenmektedir.

More Sentences
turn v. gelmek
My group is extremely surprised at the turn this debate has taken.
Grubum bu tartışmanın geldiği nokta karşısında son derece şaşırmıştır.

More Sentences
turn v. bakmak
A whole world turns in abhorrence upon Iran.
Bütün bir dünya İran'a nefretle bakıyor.

More Sentences
turn v. yaşına girmek
I turned 18 last November.
Geçen Kasım'da 18 yaşıma girdim.

More Sentences
turn v. açmak
This courageous stance turns a new page in the construction of Europe.
Bu cesur duruş Avrupa'nın inşasında yeni bir sayfa açıyor.

More Sentences
turn v. çevirmek
Please feel free to turn your chair to the view.
Eğer isterseniz lütfen sandalyenizi manzaraya doğru çevirin.

More Sentences
turn v. kırmak
The driver turned the wheel to the right.
Sürücü direksiyonu sağa kırdı.

More Sentences
turn v. dönüşmek
The European citizen will turn from a citizen into an active citizen.
Avrupa vatandaşı, bir vatandaştan aktif bir vatandaşa dönüşecektir.

More Sentences
turn v. dönmek
The lever stopped the wheels from turning.
Kol, tekerleklerin dönmesini engelliyordu.

More Sentences
turn v. döndürmek
During this week, the increase in your earnings may turn your head!
Bu hafta boyunca kazancınızdaki artış başınızı döndürebilir!

More Sentences
turn v. dönüş yapmak
It makes a complete turn for each year.
Her yıl için tam bir dönüş yapar.

More Sentences
turn v. arkasını dönmek
Yun Seung-Ah took back her sword and turned around.
Yun Seung-Ah kılıcını geri aldı ve arkasını döndü.

More Sentences
turn v. danışmak
I don't know who to turn to.
Ben kime danışacağımı bilmiyorum.

More Sentences
turn v. tersine döndürmek
The tables have turned.
İşler tersine döndü.

More Sentences
turn v. (yaşına) basmak
Marafon will turn one hundred years next year.
Marafon gelecek yıl yüz yaşına basacak.

More Sentences
turn v. (birini başka birine) düşman etmek
They're trying to turn us against each other.
Onların bizi birbirlerimize düşman etmeye çalışıyorlar.

More Sentences
turn v. göndermek
Yet these represent a serious threat to the principle of 'non-refoulement'[no turning back].
Yine de bunlar 'non-refoulement' [geri göndermeme] ilkesine yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.

More Sentences
Agriculture
turn v. (alttaki toprak üste gelecek şekilde) sabanla sürmek
I can turn your soil for a hundred bucks.
Yüz dolara toprağınızı sabanla sürebilirim.

More Sentences
General
turn n. sapış
turn n. yön
turn n. yetenek
turn n. büklüm
turn n. değişim
turn n. döngü
turn n. dönme
turn n. tarz
turn n. devir
turn n. davranış
turn n. şok
turn n. muamele
turn n. yönelme
turn n. dolaşma
turn n. eğilim
turn n. deveran
turn n. kabiliyet
turn n. düşünce tarzı
turn n. fırsat
turn n. değişiklik
turn n. amaç
turn n. nöbet
turn n. biçim
turn n. gezme
turn n. nevi
turn n. korkutma
turn n. sapma
turn n. dirsek
turn n. kıvrım
turn n. değişme
turn n. istidat
turn n. döndürme
turn v. bulandırmak
turn v. nakletmek
turn v. ekşitmek
turn v. devrilmek
turn v. kovmak
turn v. atlatmak
turn v. eğilmek
turn v. çark etmek
turn v. saptırmak
turn v. burkmak
turn v. aklını çelmek
turn v. caydırmak
turn v. tüymek
turn v. kıvırmak
turn v. doğrultmak
turn v. sersemlemek
turn v. etkilemek
turn v. faydalanmak
turn v. esritmek
turn v. bozmak
turn v. perende atmak
turn v. körletmek
turn v. kesmek
turn v. tersyüz etmek
turn v. bozulmak
turn v. katılmak
turn v. devirmek
turn v. bulandırmak (mide)
turn v. uygulamak
turn v. ekşimek
turn v. ters yüz etmek
turn v. (giysi) tersyüz etmek
turn v. satılmak
turn v. bağlı olmak
turn v. (bir şeye çare olarak) kullanmaya başlamak
turn v. taraf değiştirmek
turn v. dikkat kesilmek
turn v. düşman olmak
turn v. başı dönmek
turn v. etrafında dönmek
turn v. tamamlamak
turn v. dökmek
turn v. salmak
turn v. huzurunu kaçırmak
turn v. fikrini değiştirmek
turn v. köşeyi dönmek
turn v. geri çekilmesine neden olmak
turn v. dağıtmak
turn v. tartmak
turn v. kafa yormak
turn v. bükülmek
turn v. döndürerek karıştırmak
turn v. (saat, yaş gibi belirli bir noktaya) gelmek
turn v. (bakışını) çevirmek
turn v. başka tarafa yöneltmek
turn v. uygulamak
turn v. sevk etmek
turn v. (belirli bir hale) getirmek
Trade/Economic
turn v. al sat yaparak idare etmek
turn v. tedavülde tutmak
turn v. alıp satmak
turn v. (piyasayı) döndürmek
turn v. (bir finansal varlığı diğerine) çevirmek
turn v. (başka bir şey almak için) varlığı elden çıkarmak
Politics
turn v. (düşman ajanının) kendisi için çalışmasını sağlamak
Technical
turn v. (keskin bir nesne) körelmek
Textile
turn v. tekrar dikmek
Medical
turn v. burkulmak
Food Engineering
turn v. (mayalama ile) dönüştürmek
Botanic
turn v. rengi değişmek
Religious
turn v. dinini değiştirmek
Military
turn v. askerleri başka tarafa yöneltmek
turn v. düşmanın arkasından dolanmak
Sport
turn v. krikette (topu) döndürmek
turn v. jimnastik egzersizleri yapmak
Slang
turn v. (fuhuş) yapmak

Significados de "turn" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
turn off v. kapamak
turn into v. dönüşmek
turn back v. dönmek
turn gray v. ağarmak
turn on v. açmak
in turn adv. sırayla
General
turn of mind n. zihniyet
turn of phrase n. anlatım tarzı
a bad turn n. kötülük
left turn lane n. sola dönüş şeridi
turn of work n. vardiya
left turn n. sola dönüş
turn of phrase n. üslup
hairpin turn n. keskin viraj
a good turn n. bir iyilik
big turn n. büyük dönemeç
turn of work n. nöbet
a good turn n. iyilik
turn of duty n. nöbet
turn of mind n. düşünce tarzı
turn-around n. etrafında dönme
turn indicator n. sapma göstergesi
tight turn n. keskin dönüş
buggin's turn n. kıdem derecesine göre atanma
buggins's turn n. dönüşümlü yönetme
buggins's turn n. kıdem derecesine göre atanma
buggin's turn n. dönüşümlü yönetme
turn of the century n. iki yüzyılın sonu ile başı arasındaki süre
turn of the century n. yeni yüzyılın başlangıcı
360-degree turn n. üçyüz altmış derece dönüş
90-degree turn n. doksan derece dönüş
180-degree turn n. yüz seksen derece dönüş
u-turn n. çarketme
turn of the century n. yüzyılın devri
turn-up n. kıvrık paça
turn-up n. paçanın kıvrık kısmı
turn-key cost n. teslim fiyatı
turn-off n. tali yol
u-turn n. u dönüşü
u-turn n. geriye dönüş
quarter-turn n. çeyrek dönüş
turn-key basis n. anahtar teslimi
reverse turn n. aksi yöne dönüş
reverse turn n. ters tarafa dönüş
turn of the year n. yeni yıla girme
turn of the year n. yıl değişimi
turn of the year n. yılın dönümü
(onions) turn pink n. soğanın pembeleşmesi
u-turn (uk) n. tutum/tavır değiştirme
u-turn (uk) n. döneklik
turn on/off switch n. açma kapama düğmesi
turn on/off button n. açma kapama tuşu
turn on/off switch n. açma kapama tuşu
turn on/off switch n. açma kapama butonu
turn on/off button n. açma kapama düğmesi
turn on/off button n. açma kapama butonu
turn [obsolete] n. şerif mahkemesi
turn [obsolete] n. ayırt edici özellik
turn [dialect] n. kişilik
turn [dialect] n. karakter
turn-around n. geri dönüş
turn [scottish] n. sürpriz gelişme
turn [scotland] n. zaruret
turn [scottish] n. uygun şart
turn [scottish] n. beklenmedik hareket
turn [obsolete] n. seyahat
turn [scottish] n.
turn [obsolete] n. olaylar silsilesi
turn [scottish] n. vazife
turn-around n. tersine çevirme
turn-around n. etrafında dönüş
turn [obsolete] n. tur
turn-out n. atları hazır at arabası
turn-out n. katılım
turn-under n. kıvrım miktarı
turn-under n. altına katlama
turn the trencher n. dönen bir objeyi vaktinde yakalama mantığına dayalı bir oyun
turn-under n. katlanmış olan kısım
half-turn n. yarım dönüş
handbrake turn n. ani fikir değişikliği
hundred and eighty degree turn n. ters yöne çevirme
hundred and eighty degree turn n. yüz seksen derecelik dönüş
hundred and eighty degree turn n. düşünce veya davranışta ters yönde değişim
ill turn n. kötüleşme
ill turn n. düşmanlık
ill turn n. sertlik
ill turn n. husumet
ill turn n. düşüncesizlik
good turn n. başkasına yardım için yapılan hareket
good turn n. başkasına yapılan jest
good turn n. iyilik
good turn n. lütuf
star turn n. yıldız oyuncuyu ön plana çıkaran performans
star turn n. başrol sahnesi
star turn n. başrol oyuncusu
star turn n. gösterişli performans
turn away v. vazgeçmek
turn over v. devrilmek
turn back v. arkaya dönmek
turn out v. dışına dönmek
turn back v. geri çevirmek
turn into v. dönüştürmek
turn out v. çıkmak
turn left v. sola dönmek
turn up v. yukarı çevirmek
turn a place into a pond v. göllemek
turn somebody out v. yol vermek
turn a blind eye v. gözünü kapamak
turn up v. kaldırmak
turn one's coat v. dönmek
turn the tide v. işleri yoluna koymak
turn about v. evirip çevirmek
turn into mud v. çamurlaşmak
turn away v. kovmak
turn loose v. serbest bırakmak
turn something up v. paçalarını kıvırmak
take turn v. nöbeti almak
turn into v. dönmek
not to turn a hair v. kılını kıpırdatmamak
turn somebody over to somebody v. teslim etmek
turn off v. işine son vermek
turn up v. sesini açmak
turn adrift v. yüzüstü bırakmak
turn down v. kısmak
turn out v. çıkarmak
turn one's hand v. fiziki bir iş yapmak
turn the corner v. kritik noktayı atlatmak
turn colorless v. şeffaflaşmak
turn sour v. ekşimek
turn an honest penny v. alın teri ile kazanmak
turn blue v. mavileşmek
turn to v. dönüşmek
turn up v. sıvamak
turn something up v. sesini açmak
turn aside v. saptırmak
turn over v. boca etmek
turn a deaf ear v. kulak ardı etmek
turn in v. içeriye doğru çevirmek
turn green v. yeşillenmek
turn down v. geri çevirmek
turn up one's nose at v. burun kıvırmak
turn against v. aleyhine dönmek
turn to v. uzatmak
turn sour v. kesilmek
turn basic v. aslına dönmek
turn over the management to v. yönetimi devretmek
turn into cash v. paraya çevirmek
turn up false v. fos çıkmak
turn towards mecca v. kıbleye dönmek
not to turn a hair v. tınmamak