muamele - Turco Inglés Diccionario

muamele

Significados de "muamele" en diccionario inglés turco : 35 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
muamele treatment n.
The treatment of women in some countries is a cause for concern.
Bazı ülkelerde kadınlara yönelik muamele endişe kaynağıdır.

More Sentences
General
muamele deal n.
There is no doubt in my mind that he has been given a raw deal.
Kendisine hak etmediği bir muamele yapıldığına dair hiçbir şüphem yok.

More Sentences
muamele treat [obsolete] n.
No one deserves to be treated like that.
Kimse böyle bir muameleyi hak etmez.

More Sentences
Technical
muamele treatment n.
The treatment of women in some countries is a cause for concern.
Bazı ülkelerde kadınlara yönelik muamele endişe kaynağıdır.

More Sentences
General
muamele handling n.
muamele business n.
muamele proceedings n.
muamele dealings n.
muamele formality n.
muamele turn n.
muamele bargain n.
muamele conduct n.
muamele doings n.
muamele usage n.
muamele procedure n.
muamele dealing n.
muamele transaction n.
muamele proceeding n.
muamele act n.
muamele treature [obsolete] n.
muamele guideship [scotland] n.
Trade/Economic
muamele process n.
muamele bargain n.
muamele commercial transaction n.
muamele transaction n.
muamele conditions n.
muamele proceeding n.
muamele accountable condition n.
Law
muamele transaction n.
muamele procedure n.
Technical
muamele transaction n.
Food Engineering
muamele handling n.
Chemistry
muamele reaction n.
Archaic
muamele entreaty n.
muamele demean n.

Significados de "muamele" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
muamele etmek treat v.
General
kötü muamele edilmiş çocuklar abused children n.
kötü muamele unfriendliness n.
iyi muamele fair treatment n.
insanlık dışı muamele inhuman treatment n.
eşit muamele equal treatment n.
kötü muamele battery n.
eşit muamele equal footing n.
çocuğa kötü muamele child abuse n.
muamele etme entreating n.
adli muamele judicial proceeding n.
kötü muamele eden ebeveynler abusive parents n.
sessiz muamele silent treatment n.
kötü muamele edilmiş kadınlar abused women n.
soğuk muamele inhospitableness n.
duygu ile muamele etme davranışı sentimentalisation n.
haksız muamele tort n.
ticari muamele commercial transaction n.
hüsn-ü muamele fine-good treatment n.
hüsn-ü muamele kindness n.
ön muamele pre-treatment n.
haksız muamele unfair deal n.
muamele ücreti handling cost n.
hayvanlara uyguladığımız insanlık dışı muamele inhumane treatment of animals n.
hayvanlara uygulanan insanlık dışı muamele inhumane treatment of animals n.
kötü muamele maltreating n.
duygu ile muamele etme davranışı sentimentalization n.
ön muamele pretreatment n.
ikinci sınıf muamele inferior treatment n.
kötü muamele abuse n.
kötü muamele eden kimse abuser n.
cezalandırmak/yola getirmek için yapılan muamele treatment n.
adil muamele equity n.
haksız muamele unfair treatment n.
kötü muamele eden kimse maltreater n.
sert muamele mauling n.
kötü muamele mistreatment n.
adil ve eşit muamele fair shake n.
yanlış muamele misproceeding n.
kötü muamele misimprovement n.
özel muamele odds n.
abartılı muamele overplay n.
ciddi muamele rough n.
kişilerin ırkına veya dinine göre farklı muamele yapma discrimination n.
şiddetli muamele dole [obsolete] n.
suç oluşturan unsur sürdükçe ortadan kalkmayan illegal muamele continuing trespass n.
adaletsiz muamele shaft n.
sert muamele shaft n.
kötü muamele shit n.
yumuşak muamele free ride n.
bakış açısı veya muamele bakımından tümüyle ciddi olma sobersidedness n.
muamele etmek use v.
muamele yapmak perform transactions v.
sevgi ile muamele etmek cherish v.
muamele yapmak execute transactions v.
farklı muamele etmek discriminate v.
farklı muamele yapmak discriminate v.
gibi muamele görmek be treated as v.
muamele etmek treat v.
muamele etmek deal by v.
kötü muamele görmek be treated badly v.
fena muamele görmek be treated badly v.
muamele görmek be treated v.
muamele etmek handle v.
kötü bir muamele görmek be treated badly v.
özel muamele göstermek cater v.
kötü muamele etmek maltreat v.
muamele etmek beseen [obsolete] v.
kötü muamele etmek maletreat [obsolete] v.
özel muamele etmek için belirgin şekilde işaretlemek bracket v.
kötü muamele etmek burn v.
muamele göstermek demean v.
muamele etmek graith [dialect] [uk] v.
kabaca muamele göstermek rough-house v.
kabaca muamele göstermek roughhouse v.
katı muamele etmek fight v.
özel muamele etmek particularize v.
ayrı ayrı muamele etmek particularize v.
özel muamele etmek particularise v.
bireysel muamele etmek individualize v.
bireysel muamele etmek individualise v.
kötü muamele etmek mistreat v.
muamele edilmiş entreated adj.
kötü muamele görmüş ill-treated adj.
kötü muamele görmüş abused adj.
kötü muamele görmüş maltreated adj.
kötü muamele görmüş mistreated adj.
kötü muamele görmemiş unabused adj.
fiziksel veya sözlü olarak kötü muamele görmemiş unabused adj.
özel muamele görmemiş undressed adj.
ivedi muamele isteyen hot adj.
bakış açısı veya muamele bakımından tümüyle ciddi olan sobersided adj.
muamele etmek anlamı veren ön ek be- pref.
küçültücü muamele affront N.
Colloquial
haksız muamele dirty deal n.
haksız muamele the shaft [usa] n.
sert muamele a raw deal n.
haksız muamele a raw deal n.
kötü muamele bashing n.
yaşlılara yapılan kötü muamele granny bashing n.
bir yeri ziyaret ederken özel muamele gören nüfuzlu kimse visiting fireman n.
(birinin) göğüs germek zorunda olduğu kötü muamele (one's) lumps n.
sert muamele rough spin [new zealand] n.
kabaca muamele gösterme roughhousing n.
hakça muamele etmek give the devil his due v.
adil/eşit muamele talep etmek fair dos [uk] v.
adil/eşit muamele görmek fair dos [uk] v.
kötü muamele gören dumped on adj.
kötü muamele görmüş chewed adj.
Idioms
soğuk muamele cold shoulder n.
haksız muamele a raw deal n.
sert muamele a rough deal n.
haksız muamele a rough deal n.
kötü muamele a raw deal n.
kötü muamele a rough deal n.
adil muamele fair do's n.
eşit muamele fair do's n.
kötü niyetli muamele the rough end of the pineapple [australia/new zealand] n.
kötü/haksız muamele the rough end of the pineapple [australia/new zealand] n.
adil/eşit muamele a fair shake [us] n.
eşit muamele a fair deal n.
adil muamele a fair deal n.
haksız muamele a rough deal n.
kötü muamele a raw deal n.
haksız muamele a raw deal n.
kötü muamele a rough deal n.
adil/eşit muamele a square deal n.
adil muamele even break [us] n.
adil muamele even break [us] n.
adil muamele even break n.
soğuk muamele the cold shoulder n.
haksız muamele etmek put the boot in v.
ayrıcalıklı muamele görmek get the royal treatment v.
ayrıcalıklı muamele göstermek give (someone) the royal treatment v.
kötü muamele görmek take a punishing v.
dikkatsiz muamele göstermek ride roughshod v.
birine/bir şeye farklı diğerine/diğer şeye farklı muamele etmek make fish of one and fowl of the other v.
birine/bir şeye farklı diğerine/diğer şeye farklı muamele etmek make fish of one and fowl of another v.
adil muamele görmek get a fair shake v.
(birine) adil muamele göstermek give (one) an even break v.
kötü muamele görmek be put through the mill v.
(birine) krallar/kraliçeler gibi muamele etmek treat (one) like royalty v.
fiziksel olarak/duygusal olarak/zihnen kötü muamele görmüş ridden hard and put up wet [us] adj.
fiziksel olarak/duygusal olarak/zihnen kötü muamele görmüş ridden hard and put away wet [us] adj.
fiziksel olarak/duygusal olarak/zihnen kötü muamele görmüş rode hard and put away wet adj.
fiziksel olarak/duygusal olarak/zihnen kötü muamele görmüş rode hard and put up wet [us] adj.
iyi muameleden çok kötü muamele more kicks than halfpence [obsolete] expr.
Speaking
ailedenmiş gibi muamele göreceksin you will be treated like family expr.
Trade/Economic
kasıtlı haksız muamele intentional tort n.
muamele vergisi sales tax n.