turn - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

turn

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"turn" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 111 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
turn f. dönmek
turn f. döndürmek
turn f. çevirmek
turn i. dönüş
turn i. sıra
General
turn f. eğilmek
turn f. ekşitmek
turn f. ters yüz etmek
turn f. esritmek
turn f. kırmak
turn f. atlatmak
turn f. açmak
turn f. çevirmek
turn f. tüymek
turn f. tersyüz etmek
turn f. söndürmek
turn f. yönelmek
turn f. caydırmak
turn f. faydalanmak
turn f. çark etmek
turn f. devirmek
turn f. kesilmek
turn f. nakletmek
turn f. geçmek
turn f. yapmak
turn f. devrilmek
turn f. gelmek
turn f. katılmak
turn f. aklını çelmek
turn f. yöneltmek
turn f. çevrilmek
turn f. bozulmak
turn f. devretmek
turn f. reddetmek
turn f. olmak
turn f. dönüştürmek
turn f. körletmek
turn f. bozmak
turn f. kovmak
turn f. dönüşmek
turn f. doğrultmak
turn f. bulandırmak (mide)
turn f. değiştirmek
turn f. dönmek
turn f. vaz geçirmek
turn f. uygulamak
turn f. ekşimek
turn f. bulanmak
turn f. perende atmak
turn f. kesmek
turn f. burkmak
turn f. etkilemek
turn f. saptırmak
turn f. yaşına girmek
turn f. bulandırmak
turn f. arkasını dönmek
turn f. bakmak
turn f. kıvırmak
turn f. yönünü değiştirmek
turn f. dönüş yapmak
turn f. döndürmek
turn f. sersemlemek
turn f. sapmak
turn f. (giysi) tersyüz etmek
turn f. ters dönmek
turn i. viraj
turn i. tarz
turn i. eğilim
turn i. değişim
turn i. döngü
turn i. kıvrım
turn i. nöbet
turn i. biçim
turn i. dolaşma
turn i. amaç
turn i. gezme
turn i. büklüm
turn i. değişme
turn i. davranış
turn i. şekil
turn i. deveran
turn i. korkutma
turn i. istidat
turn i. döndürme
turn i. nevi
turn i. dönüm
turn i. sapış
turn i. düşünce tarzı
turn i. fırsat
turn i. dönemeç
turn i. dönme
turn i. sapak
turn i. dirsek
turn i. yetenek
turn i. muamele
turn i. değişiklik
turn i. sapma
turn i. yön
turn i. yönelme
turn i. şok
turn i. kabiliyet
turn i. devir
Trade/Economic
turn nöbet
Technical
turn dönüş
turn bükmek
turn torna tezgahında işlemek
turn sarım
turn yuvarlak şekil vermek
turn katlamak
Computer
turn sarım bobin
Sport
turn dönüş

"turn" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
turn back f. dönmek
turn gray f. ağarmak
turn into f. dönüşmek
turn off f. kapamak
in turn zf. sırayla
General
(for a road) turn to the left f. yol sola dönmek
(for a road) turn to the right f. yola sağa dönmek
(one's hair) turn gray f. saçları ağarmak
(one's hair) turn white f. saçları ağarmak
(one's luck) to turn f. şeytanın bacağını kırmak
about-turn f. geriye dönmek
await one's turn f. nöbet tutmak
await one's turn f. sıra beklemek
await one's turn f. nöbet beklemek
be awaiting turn f. Sırasını beklemek
cause to turn f. dönmesine neden olmak
couldn't not turn f. bakmadan edememek
couldn't not turn f. dönüp bakmaktan kendini alamamak
couldn't not turn f. bakmadan duramamak
do someone a good turn f. birisine bir iyilik yapmak
forget to turn the lights off f. ışığı kapatmayı unutmak
fry the onions until they turn golden brown f. soğanları pembeleşinceye kadar kavurmak
fry the onions until they turn golden brown f. soğanları pembeleşinceye kadar kızartmak
have done one's turn f. sırasını savmak
have nobody to turn to f. tutunacak dalı olmamak
have nobody to turn to f. tutunacak dalı kalmamak
make a u-turn f. u dönüşü yapmak
make a u-turn f. u yapmak
make someone turn in his grave f. mezarında birinin kemiklerini sızlatmak
make someone turn into crime f. suça yöneltmek
make turn f. dönüş yapmak
miss a turn f. dönüşü kaçırmak
not to turn a hair f. kılını bile kıpırdatmamak
not to turn a hair f. aldırış etmemek
not to turn a hair f. tınmamak
not to turn a hair f. kılını kıpırdatmamak
not to turn a hair not f. kılını bile kıpırdatmamak
one's luck turn f. şansı dönmek
one's turn to come f. sırası gelmek
one's turn to come f. sıra gelmek
shut/turn off the power on the electrical panel f. elektrik şalterini kapatmak/indirmek
someone's world turn black f. dünyası kararmak
speak out of turn f. sırası gelmeden konuşmak
speak out of turn f. yersiz konuşmak
take a good turn f. iyi yön vermek
take a turn f. şekil almak
take a turn for the worse f. durumu kötüye gitmeye başlamak
take a turn for the worse f. kötü olmak
take a turn for the worse f. hasta kötüleşmek
take a turn for the worse f. kötüleşmek
take a turn for the worse f. işler kötüye gitmeye başlamak
take a wrong turn f. ters yola sapmak
take turn f. yön vermek
take turn f. nöbeti almak
take yet another turn f. bir aşama daha kaydetmek
take yet another turn f. bir başka hal almak
take yet another turn f. yeni bir sürece girmek
toss and turn f. yatakta bir o yana bir bu yana dönmek
toss and turn f. yatakta dönmek
toss and turn f. bir o yana bir bu yana dönmek
turn (27 next week etc) f. yaşını doldurmak
turn (a group) into a gang f. çeteleştirmek
turn 18 f. 18 yaşına girmek
turn 18 f. 18 yaşına basmak
turn 18 f. 18 olmak
turn 25 f. 25 yaşına gelmek
turn 25 f. 25 olmak
turn 25 f. 25 yaşına basmak
turn a blind eye f. gözünü kapamak
turn a blind eye f. görmemezlikten gelmek
turn a blind eye to f. arka plana atmak
turn a blind eye to something f. görmezlikten gelmek
turn a blind eye to something f. görmezden gelmek
turn a blind eye to something f. bir şeye göz yummak
turn a cartwheel f. yanlamasına taklalar atmak
turn a cartwheel f. yanlamasına takla atmak
turn a deaf ear f. aldırmamak
turn a deaf ear f. kulak ardı etmek
turn a deaf ear f. kulak asmamak
turn a deaf ear to f. arka plana atmak
turn a deaf ear to f. kulaklarını tıkamak
turn a deaf ear to f. kulak asmamak
turn a deaf ear to f. işitmezlikten gelmek
turn a fractional number in a whole number f. paydadan kurtarmak
turn a hand f. fiziki iş yapmak
turn a hand to f. bir işe el atmak
turn a hand to f. bir işle uğraşmaya başlamak
turn a hand to f. el atmak
turn a meal into a special occasion f. bir yemeği özel bir olaya dönüştürmek
turn a neat phrase f. hoş bir üslupla yazmak
turn a place in a very noisy disordered state f. curcunaya çevirmek
turn a place in a very noisy disordered state f. curcunaya vermek
turn a place in a very noisy disordered state f. ortalığı ellialtıya vermek
turn a place in a very noisy disordered state f. curcunaya döndürmek
turn a place into a pond f. göllemek
turn a profit f. kar etmek
turn a profit f. kazanç elde etmek
turn a somersault f. takla atmak
turn a somersault f. perende atmak
turn about f. evirip çevirmek
turn about f. öbür tarafa dönmek
turn about f. vazgeçmek
turn about f. altüst etmek
turn adrift f. başıboş bırakmak
turn adrift f. ortada bırakmak
turn adrift f. yüzüstü bırakmak
turn against f. aleyhine dönmek
turn against f. düşman olmak
turn against f. aleyhine döndürmek
turn against f. karşı çıkmak
turn against (for one person to another) f. aleyhine dönmek
turn against somebody f. düşman olmak
turn an attack f. saldırıya karşılık vermek
turn an honest penny f. alın teri ile kazanmak
turn an honest penny f. namusu ile ekmeğini kazanmak
turn an honest penny f. dürüstçe ve alın teri ile para kazanmak
turn around f. geriye döndürmek
turn around f. geriye dönmek
turn around f. yuvarlanmak
turn around f. altüst etmek
turn around f. vazgeçmek
turn around f. etrafında dönmek
turn around f. arkaya dönmek
turn around one's business f. düzlüğe çıkmak
turn around one's own axis f. kendi ekseni etrafında dönmek
turn as red as a beet f. pancar gibi olmak
turn aside f. rotadan ayrılmak
turn aside f. vazgeçirmek
turn aside f. bir yana dönmek
turn aside f. sapmak
turn aside f. saptırmak
turn away f. kovmak
turn away f. savmak
turn away f. başka tarafa yöneltmek
turn away f. desviarse
turn away f. vazgeçmek
turn away f. sapmak
turn away f. geri çevirmek
turn away f. dönüp gitmek
turn away f. defetmek
turn away from f. yüz çevirmek
turn back f. arkaya dönmek
turn back f. kovmak
turn back f. geri çevirmek
turn back f. geri döndürmek
turn back f. katlamak
turn back f. kıvırmak
turn back f. geri dönmek
turn back half-way f. yarı yoldan dönmek
turn back time f. zamanı geri döndürmek
turn backwards f. arkasına/arkasını çevirmek
turn bad f. bozmak (hava)
turn bad f. bozulmak (süt/et/yumurta vb)
turn basic f. aslına dönmek
turn black f. kararmak
turn black-and-blue f. mosmor olmak
turn blue f. mavileşmek
turn cold f. ayaza çekmek
turn color f. renk değiştirmek
turn colorless f. şeffaflaşmak
turn copper f. bakırlaşmak
turn down f. kısmak
turn down f. sesini kısmak
turn down f. kısmak (radyo/televizyon vb'ni)
turn down f. azaltmak
turn down f. yüzünü aşağı çevirmek (iskambil kağıdının)
turn down f. reddetmek
turn down f. derecesini azaltmak
turn down f. bükmek
turn down f. elektrikli aletler kısmak
turn down f. ters dönmek
turn down f. geri çevirmek
turn down f. katlamak
turn down f. sesini alçaltmak
turn down f. ters çevirmek
turn down f. kıvırmak
turn down f. elinin tersiyle itmek
turn down f. indirmek
turn down f. tepmek
turn down a request f. bir isteği geri çevirmek
turn down an offer f. bir öneriyi geri çekmek
turn down an offer f. bir teklifi geri çevirmek
turn down the burner f. ocağın altını kısmak
turn down the heat on f. ocağın altını söndürmek
turn down the music f. müziğin sesini kısmak
turn down the stove f. ocağın altını söndürmek
turn down the volume f. sesini alçaltmak
turn down the volume f. müziğin sesini kısmak
turn gray f. kırlaşmak
turn gray f. aklar düşmek
turn green f. gövermek
turn green f. yeşermek
turn green f. yeşillenmek
turn grey f. saçları beyazlamak
turn grey f. kır düşmek
turn grey f. saçlarına ak düşmek
turn grey f. kırlaşmak
turn grey f. saçına ak düşmek (saç)
turn grey f. saçı beyazlamak
turn heaven into hell f. cenneti cehenneme çevirmek
turn in f. içeriye doğru çevirmek
turn in f. içine kıvırmak
turn in f. yatmak
turn in f. (polise) vermek
turn in f. teslim etmek
turn in f. ihbar etmek
turn in f. dağıtmak
turn in on himself/herself f. içine kapanmak
turn in one's grave f. kemikleri sızlamak
turn in the bed f. yatakta dönmek
turn in upon himself/herself f. içine kapanmak
turn inside out f. ters çevirmek
turn inside out f. tersine çevirmek
turn inside out f. içini dışına çevirmek
turn inside out f. tersyüz etmek
turn inside out f. içini dışına çıkarmak
turn inside out for washing and ironing f. yıkamak ve ütülemek için (giysilerin) tersini çevirmek
turn into f. tahvil etmek
turn into f. -e dönüştürmek
turn into f. tahavvül etmek
turn into f. dönüştürmek
turn into f. değiştirmek
turn into f. -e dönüşmek
turn into f. haline getirmek
turn into f. -e tercüme etmek
turn into f. olmak
turn into f. -e dönmek
turn into f. dönmek
turn into f. çevirmek
turn into f. kesilmek
turn into f. -e değiştirmek
turn into a bedlam f. yangın yerine dönmek
turn into a booklet f. kitapçık haline getirmek
turn into a chance f. şansa dönüştürmek
turn into a church f. kiliseye dönüştürmek
turn into a desert f. çöle dönmek
turn into a desert f. çöl olmak
turn into a desert f. çöle dönüşmek
turn into a fair f. panayıra dönmek
turn into a festival f. panayıra dönmek
turn into a festival f. festivale dönüşmek
turn into a festival f. festivale dönmek
turn into a fight f. kavgaya dönüşmek
turn into a fight with stones and sticks f. taşlı sopalı kavgaya dönüşmek
turn into a fool f. ahmaklaşmak
turn into a legend f. efsaneye dönüşmek
turn into a long-winded story f. yılan hikayesine dönmek
turn into a long-winded story f. yılan hikayesine çevirmek
turn into a long-winded story f. yılan hikayesine döndürmek
turn into a loss f. zarara dönüşmek
turn into a meadow f. bayırlaşmak
turn into a mess f. berbat bir hal almak
turn into a mess f. allak bullak olmak
turn into a mess f. arapsaçına dönmek
turn into a museum f. müzeye dönüştürmek
turn into a myth f. efsaneye dönüşmek
turn into a nightmare f. kabusa dönmek
turn into a nightmare f. kabusa çevirmek
turn into a physical fight f. kavgaya dönüşmek
turn into a reform school f. ıslah evine dönmek
turn into a screenplay f. sinemaya aktarmak
turn into a screenplay f. beyaz perdeye aktarmak
turn into a vampire f. vampire dönüşmek
turn into a zombie f. zombiye dönüşmek
turn into a zombie f. zombi olmak
turn into an advantage f. avantaja çevirmek
turn into an advantage f. avantaja dönüştürmek
turn into an institution f. kurumlaşmak
turn into an opportunity f. fırsata dönüştürmek
turn into an unresolved mess f. yılan hikayesine dönmek
turn into an unresolved mess f. yılan hikayesine döndürmek
turn into cash f. nakde çevirmek
turn into cash f. nakde dönüştürmek
turn into cash f. paraya çevirmek
turn into cash f. bozdurmak
turn into crime f. suça yönelmek
turn into hell f. cehenneme çevirmek
turn into mosque f. camiye dönüştürmek
turn into mud f. çamurlaşmak
turn invinegar f. sirkeleşmek
turn it into a big deal f. problem haline getirmek
turn it into a big deal f. sorun haline getirmek
turn it into a problem f. sorun haline getirmek
turn it into a problem f. problem haline getirmek
turn left f. sola dönmek
turn loose f. serbest bırakmak
turn loose f. salıvermek
turn off f. kesmek
turn off f. kapatmak
turn off f. söndürmek
turn off f. lafa boğmak
turn off f. sözü çevirip cevapsız bırakmak
turn off f. yol vermek
turn off f. sıkmak
turn off f. keyfini kaçırmak
turn off f. elektronik eşyaları kapamak
turn off f. işine son vermek
turn off a switch f. şalter kapatmak
turn off computer f. bilgisayarı kapatmak
turn off lamp f. lamba söndürmek
turn off power f. gücü kesmek
turn off someone's life-support system f. yaşam destek ünitesinin fişini çekmek
turn off the computer f. bilgisayarı kapatmak
turn off the faucet f. musluğu kapatmak
turn off the light f. ışığı söndürmek
turn off the lights f. ışıkları kapatmak
turn off the main disconnect breaker f. elektrik şalterini kapatmak/indirmek
turn off the main power disconnect f. elektrik şalterini kapatmak/indirmek
turn off the power f. gücü kesmek
turn off the power switch f. şalteri indirmek
turn off the power switch f. şalteri kapamak
turn off the safety f. (tabancanın) emniyetini açmak
turn off the switch f. şalteri indirmek
turn off the switch f. şalteri kapatmak
turn off the switch f. şalter indirmek
turn off the tap f. suyu kapamak
turn off the tap f. çeşmeyi kapamak
turn off the tap f. çeşmeyi kapatmak
turn off the tap f. suyu kapatmak
turn off the taps f. muslukları kapamak
turn off the television f. televizyonu kapamak
turn off the television f. televizyonu kapatmak
turn off the tv f. televizyonu kapatmak
turn off the water f. suyu kapamak
turn on f. tahrik etmek
turn on f. yakmak
turn on f. azdırmak
turn on f. düşman olmak
turn on f. cinsel istek uyandırmak
turn on f. elektronik eşyaları açmak
turn on f. heyecanlandırmak
turn on f. ilgisini uyandırmak
turn on f. açmak (cihaz vb)
turn on f. esritmek
turn on f. açmak
turn on f. elektrik yakmak
turn on f. bağlı olmak
turn on f. saldırmak
turn on f. merakını uyandırmak
turn on f. bakmak
turn on f. cinsel arzu uyandırmak
turn on f. aniden saldırmak
turn on a lamp f. lamba yakmak
turn on a switch f. şalter kaldırmak
turn on the camera f. kamera açmak
turn on the computer f. bilgisayarı açmak
turn on the high beams f. uzun farları yakmak
turn on the high beams f. uzun farları açmak
turn on the high beams f. uzunları yakmak
turn on the light f. ışığı açmak
turn on the light f. ışığı yakmak
turn on the lights f. ışıkları açmak
turn on the oven f. fırını açmak
turn on the power switch f. şalteri kaldırmak
turn on the tap f. suyu açmak
turn on the taps f. muslukları açmak
turn on the television f. televizyonu açmak
turn on the water f. suyu açmak
turn one f. bir (1) yaşına girmek
turn one's ankle f. ayak bileğini burkmak
turn one's attention to something f. dikkatini (başka) bir şeye çevirmek/yöneltmek
turn one's back f. sırtını dönmek
turn one's back f. arkasını dönmek
turn one's back f. sırt dönmek
turn one's back (on somebody) f. sırt çevirmek
turn one's back on f. sırt çevirmek
turn one's back on f. dirsek çevirmek
turn one's coat f. dönmek
turn one's eyes away f. gözlerini kaçırmak
turn one's eyes away f. bakışlarını kaçırmak
turn one's eyes away f. gözünü kaçırmak
turn one's face away f. yüzünü çevirmek
turn one's hand f. fiziki bir iş yapmak
turn one's hand to f. bir işle uğraşmaya başlamak
turn one's hand to f. bir işe el atmak
turn one's head f. başını çevirmek
turn one's head f. başını döndürmek
turn one's head f. gururlandırmak
turn one's mind f. kafasına takmak
turn one's mind to f. kafasına takmak
turn one's nose up at f. burun burmak
turn one's nose up at something f. burun kıvırmak
turn one's steps towards f. yönelmek
turn one's stomach f. midesi bozulmak
turn one's stomach f. midesini bozmak
turn one's stomach f. midesini bulandırmak
turn one's stomach f. mide bulandırmak
turn out f. dışarı atmak
turn out f. çoğaltmak
turn out f. söndürmek
turn out f. olmak
turn out f. boşaltmak
turn out f. tersyüz etmek
turn out f. sonuç vermek
turn out f. kapatmak
turn out f. göndermek
turn out f. otlatmak için dışarıya çıkarmak
turn out f. bir toplantıya katılmak veya oy kullanmak yahut oyunda yer almak üzere bir yere gitmek
turn out f. bir araya gelmek
turn out f. çıkmak
turn out f. yapmak
turn out f. dışına dönmek
turn out f. çıkarmak
turn out f. kovmak
turn out f. üretmek
turn out f. imal etmek
turn out f. meydana getirmek
turn out f. kesmek
turn out f. toplanmak
turn out f. katılmak
turn out f. sonuçlanmak
turn out f. (dolap vb) boşaltmak
turn out at advantage f. faydalı sonuç vermek
turn out badly f. kötü bir şekilde sonuçlanmak
turn out be somebody one knows before f. tanışık çıkmak
turn out be somebody one knows before f. tanış çıkmak
turn out rotten f. çürük çıkmak
turn out the lights f. ışıkları kapatmak
turn out to be f. çıkmak
turn out to be f. olduğu ortaya çıkmak
turn out to be a blessing in disguise f. bir şerrin hayırla sonuçlanması
turn out to be a blessing in disguise f. sonu hayra çıkmak
turn out to be a mafia f. mafyalaşmak
turn out to be clear f. netlik kazanmak
turn out to be in the wrong f. haksız çıkmak
turn out to be profitable f. karlı çıkmak
turn out to be right f. haklı çıkmak
turn out to be tasteless f. kabak çıkmak
turn out to one's advantage f. birinin lehine dönmek
turn out well f. iyi şekilde sonuçlanmak
turn over f. teslim etmek
turn over f. çevirmek
turn over f. (tv'de) kanal değiştirmek
turn over f. ele almak
turn over f. devrilmek
turn over f. düşünüp taşınmak
turn over f. boca etmek
turn over f. zihninde evirip çevirmek
turn over f. alıp satmak (mal)
turn over f. havale etmek
turn over f. iş yapmak
turn over f. devirmek
turn over f. polise teslim etmek
turn over f. (motor vb) en düşük hızda çalışmak
turn over f. altüst olmak
turn over f. devretmek
turn over f. alabora olmak
turn over f. dönmek
turn over f. üzerinde düşünmek
turn over (page or paper) f. sayfa çevirmek
turn over a new leaf f. hayatını daha iyi bir yola koymak
turn over a new leaf f. beyaz sayfa açmak
turn over a new leaf f. yeniden başlamak
turn over a new leaf f. yeni bir hayata başlamak
turn over a new leaf f. beyaz bir sayfa açmak
turn over and over f. evirip çevirmek
turn over in one's grave f. kemikleri sızlamak
turn over in one's mind f. düşünüp taşınmak
turn over the management to f. yönetimi devretmek
turn pale f. sararmak
turn pale f. solgunlaşmak
turn pale f. sapsarı kesilmek
turn pale f. rengi atmak
turn people against the military service f. halkı askerlikten soğutmak
turn people to stone f. insanları taşa çevirmek
turn pink f. pembeleşmek
turn political f. siyasi bir şekil almak
turn purple f. morlaşmak
turn red f. kırmızılaşmak
turn red f. kızıllaşmak
turn red f. kızarmak
turn red in the face f. mosmor kesilmek
turn right f. sağa dönmek
turn right and left f. sağa sola dönmek
turn round f. dönmek
turn round f. çevirmek
turn round f. çevrilmek
turn scarlet f. kıpkırmızı olmak
turn serious f. ciddiye binmek
turn sideways f. yana dönmek
turn somebody adrift f. ortada bırakmak
turn somebody adrift f. yüzüstü bırakmak
turn somebody against somebody f. düşman etmek
turn somebody off f. baymak
turn somebody on f. heyecanlandırmak
turn somebody on f. azdırmak
turn somebody on f. heyecanlandırmak (cinsel)
turn somebody on f. tahrik etmek (cinsel anlamda)
turn somebody out f. yol vermek
turn somebody over to somebody f. teslim etmek
turn somebody's head f. başını döndürmek
turn somebody's head f. sarhoş etmek
turn someone back f. isdar etmek
turn someone down f. geri çevirmek
turn someone down f. reddetmek
turn someone on f. cinsel olarak tahrik etmek
turn someone's head f. birinin başını döndürmek
turn someone's stomach f. midesini bozmak
turn someone's stomach f. birinin midesini bulandırmak
turn something f. bir şeyi döndürmek