turn to - Turco Inglés Diccionario

turn to

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "turn to" en diccionario turco inglés : 55 resultado(s)

Inglés Turco
General
turn to v. değişmek
Turning to the targets, the targets proposed by the Commission ought to remain largely unchanged.
Hedeflere dönecek olursak, Komisyon tarafından önerilen hedefler büyük ölçüde değişmeden kalmalıdır.

More Sentences
turn to v. başvurmak
It is this precious resource that I should like to turn to.
İşte bu değerli kaynağa başvurmak istiyorum.

More Sentences
turn to v. dönüştürmek
It is our turn to put our words into action.
Sözlerimizi eyleme dönüştürme sırası bizde.

More Sentences
turn to v. dönüşmek
The trust has, however, suddenly turned to deep concern.
Ancak bu güven aniden derin bir endişeye dönüştü.

More Sentences
turn to v. uzatmak
Anyway, without further ado, let us turn to the matter in hand.
Her neyse, lafı daha fazla uzatmadan elimizdeki konuya dönelim.

More Sentences
turn to v. yardımını istemek
Tom has nobody to turn to for help.
Tom'un yardım isteyecek kimsesi yok.

More Sentences
turn to v. çevirmek
After the announcement of the new cabinet, the eyes turned to economy management.
Yeni kabinenin açıklanmasının ardından gözler ekonomi yönetimine çevrildi.

More Sentences
Phrasals
turn to v. yönelmek
The Commission is now turning to the programming of 2000 funds.
Komisyon şimdi 2000 yılı fonlarının programlanmasına yöneliyor.

More Sentences
turn to v. güvenmek
Brands turn to trusted data sources to personalize advertising for consumers.
Markalar, tüketicilere yönelik reklamları kişiselleştirmek için güvenilir veri kaynaklarına yöneliyor.

More Sentences
General
turn to v. açmak (belirli bir sayfayı)
turn to v. aklını vermek
turn to v. çark etmek
turn to v. dikkatini vermek
turn to v. yardım istemek
Phrasals
turn to v. kendini işe vermek
turn to v. çalışmaya başlamak
turn to v. hitap etmek
turn to v. akıl danışmak
turn to v. -e dönmek
turn to v. '-e doğru dönmek
turn to v. yüzünü bir şeye dönmek
turn to v. '-e döndürmek
turn to v. '-e doğru döndürmek
turn to v. yüzünü bir şeye döndürmek
turn to v. sığınmak
turn to v. '-den medet ummak
turn to v. '-in yardımına başvurmak
turn to v. işe koyulmak
turn to v. işe girişmek
turn to v. bir şeyi yapmaya başlamak
turn to v. bir dine dönmek
turn to v. bir dini benimsemek
turn to v. -e çevirmek
turn to v. '-e getirmek
turn to v. -den destek almak/istemek
turn to v. '-e müracaat etmek
turn to v. ayarını değiştirmek
turn to v. ayarını bir seviyeye
turn to v. konuma getirmek
turn to v. sayfa çevirmek
turn to v. bakışlarını yöneltmek
turn to v. -i bir şeye/birine adamak
turn to v. '-i bir şeye/birine vermek
turn to v. kendini adama
turn to v. kendini vermek
turn to v. dikkatini/ilgisini bir şeye kanalize etmek
turn to v. sadakatini/bağlılığını başkasına/başka bir şeye çevirmek
turn to v. başkasını/başka bir şeyi desteklemeye başlamak
turn to v. başka yöne dönmek
turn to v. taraf/saf değiştirmek
turn to v. -e dönüştürmek
turn to v. bir şey haline getirmek
turn to v. -e dönüşmek
turn to v. bir şey haline gelmek
turn to v. bir şey halini almak

Significados de "turn to" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
cause to turn v. dönmesine neden olmak
turn something to one's purpose v. bir şeyden yararlanmak
turn a deaf ear to v. işitmezlikten gelmek
not to turn a hair v. aldırış etmemek
turn to a threat v. tehdit eder hale gelmek
turn over the management to v. yönetimi devretmek
turn to account v. değerlendirmek
not to turn a hair v. kılını kıpırdatmamak
turn out to be in the wrong v. haksız çıkmak
turn one's hand to v. bir işe el atmak
turn to account v. kullanmak
turn something to good account v. bir şeyi değerlendirmek
turn to account v. yararlanmak
turn a hand to v. bir işle uğraşmaya başlamak
turn a hand to v. bir işe el atmak
turn a deaf ear to v. kulak asmamak
turn out to be v. çıkmak
turn somebody over to somebody v. teslim etmek
turn one's hand to v. bir işle uğraşmaya başlamak
not to turn a hair v. kılını bile kıpırdatmamak
turn one's mind to v. kafasına takmak
turn a deaf ear to v. kulaklarını tıkamak
turn to good purpose v. yararı dokunmak
turn out to be tasteless v. kabak çıkmak
turn to sugar v. bal vb şekerlenmek
not to turn a hair v. tınmamak
turn a hand to v. el atmak
turn out to be right v. haklı çıkmak
turn out to be clear v. netlik kazanmak
turn against (for one person to another) v. aleyhine dönmek
not to turn a hair not v. kılını bile kıpırdatmamak
turn to hell v. cehenneme döndürmek
turn to hell v. cehenneme çevirmek
turn out to be profitable v. karlı çıkmak
turn to violence v. şiddet göstermek
turn to violence v. şiddet uygulamak
turn to a desert v. çöl olmak
turn out to be a mafia v. mafyalaşmak
turn a blind eye to v. arka plana atmak
turn a deaf ear to v. arka plana atmak
have nobody to turn to v. tutunacak dalı kalmamak
have nobody to turn to v. tutunacak dalı olmamak
turn a blind eye to something v. bir şeye göz yummak
turn a blind eye to something v. görmezden gelmek
turn to ashes in one's mouth v. tadı kaçmak
turn a blind eye to something v. görmezlikten gelmek
turn to dust v. toz olmak
turn to dust v. toza dönüşmek
(one's luck) to turn v. şeytanın bacağını kırmak
turn to advantage v. lehe dönmek
forget to turn the lights off v. ışığı kapatmayı unutmak
one's turn to come v. sırası gelmek
one's turn to come v. sıra gelmek
turn to vinegar v. sirkeye dönüşmek
want to turn oneself in v. teslim olmayı istemek
want to turn oneself in v. teslim olmak istemek
turn out to be a blessing in disguise v. bir şerrin hayırla sonuçlanması
turn out to be a blessing in disguise v. sonu hayra çıkmak
turn one's attention to something v. dikkatini (başka) bir şeye çevirmek/yöneltmek
(for a road) turn to the left v. yol sola dönmek
(for a road) turn to the right v. yola sağa dönmek
turn out to be v. olduğu ortaya çıkmak
turn out to one's advantage v. birinin lehine dönmek
turn people to stone v. insanları taşa çevirmek
turn to account v. karlı hale getirmek
turn to account v. avantajlı hale getirmek
turn out to be v. olup çıkmak
turn to mush v. lapaya dönmek
done to a turn adj. kıvamında pişmiş
done to a turn adj. tam kararında pişmiş
to a turn adv. mükemmel bir şekilde
to a turn adv. kusursuzca
to a turn adv. tamamen
Phrasals
turn (oneself to) v. (bir şeye kendini) adamak
turn over to v. emanet etmek
turn over to v. kullanımını değiştirmek
turn over to [brit] v. kanal değiştirmek
turn over to v. (belirli bir yeri bulmak için) sayfaları karıştırmak
turn over to v. sorumluluk yüklemek
turn (one) on to (something) v. (birine) ilgilenebileceği, sevebileceği bir şey önermek
turn (one) on to (something) v. (birini bir şeyden) haberdar etmek
turn (one) on to (something) v. (birini) ilgilenebileceği, sevebileceği bir şeyle tanıştırmak
turn someone or something to something v. birini/bir şeyi bir şeye döndürmek/çevirmek
turn someone or something to something v. birini/bir şeyi bir şeye doğru döndürmek/çevirmek
turn someone or something to something v. birinin/bir şeyin yüzünü bir şeye döndürmek/çevirmek
turn on to (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) ilgilenmek
turn on to (someone or something) v. (birine/bir şeye) yönelmek
turn over to (someone or something) v. (birine/bir şeye) teslim etmek
turn over to (someone or something) v. (birine/bir şeye) vermek/bırakmak
turn on to (someone or something) v. (birine/bir şeye) hayran olmak/bayılmak
turn over to (someone or something) v. (birine/bir şeye) emanet etmek
turn over to (someone or something) v. sorumluluğunu/gözetimini (birine/bir şeye) vermek/bırakmak
turn on to (someone or something) v. (birine/bir şeye) ilgi duymak
Colloquial
done to a turn adj. evire çevire dövülmüş
done to a turn adj. bir güzel benzetilmiş
done to a turn adj. iyice pişmiş
done to a turn adj. dayak yemiş
done to a turn adj. güzel pişmiş
done to a turn adj. dövülmüş
Idioms
lose everything one has and have nowhere to turn v. arafat´ta soyulmuş hacıya dönmek
not to turn a hair v. kılını kıpırdatmamak
turn a deaf ear to v. kulak asmamak
turn something to good account v. yararına kullanmak
turn something to good account v. yararlı biçimde kullanmak
not to turn a hair v. istifini bozmamak
turn to jelly v. pelteye dönmek
turn to jelly v. dizlerinin bağı çözülmek
turn something to good account v. değerlendirmek
turn something to good account v. kendi yararına kullanmak
turn to dust v. boşa gitmek
turn to dust v. beş para etmemek
turn to dust v. heba olmak
be cooked to a turn v. tam kıvamında pişmek
be cooked to a turn v. tam zamanında pişmek
not know where to turn v. ne yapacağını bilmemek
not know which way to turn v. ne yapacağını bilmemek
turn one's hand to v. el attığı her işin altından başarıyla kalkmak
turn one's hand to v. kalkıştığı her işi halletmek/başarmak
turn the page to a new life v. yeni bir hayata yelken açmak
turn a deaf ear to v. kulak tıkamak
turn a cold shoulder to v. ihmalkar davranmak
turn a cold shoulder to v. kayıtsız kalmak
turn a cold shoulder to v. yüz vermemek
turn (someone) on to (something) v. (birinin) ilgisini (bir şeye) çekmek
turn one's mind to v. dikkatini yöneltmek
turn one's mind to v. üzerinde çalışmaya başlamak
turn (one's) face to the wall v. ölmek
turn somebody out to grass v. birini emekli olmaya zorlamak
turn somebody out to grass v. birini emekli etmek
turn (something) out to grass v. (hayvanı/hayvanları) çayıra salmak
turn (something) out to grass v. (hayvanı/hayvanları) otlatmak
turn somebody out to grass v. birini ıskartaya çıkarmak
turn (something) out to grass v. (bir şeyi) yenisiyle değiştirmek
turn (something) out to grass v. (bir şeyi) ıskartaya çıkarmak
turn (someone) out to grass v. (birini) emekli olmaya zorlamak
turn (someone) out to grass v. (birini) emekliye ayırmak
turn (someone) out to grass v. (birini) emekli etmek
turn somebody out to grass v. birini emekliye ayırmak
turn (someone) out to grass v. (birini) ıskartaya çıkarmak
turn (one's) hand to (something) v. (kendini bir şeye) vermek
turn (one's) hand to (something) v. (bir şey) yapabilmek
turn (one's) hand to (something) v. (bir şeye) kalkışmak
turn (one's) hand to (something) v. bir girişimde bulunmak
turn to windward v. rüzgara doğru dönmek
be done to a turn v. tam kararında pişmiş olmak
be done to a turn v. doğru sürede pişmiş olmak
be done to a turn v. iyice pişmiş olmak
be done to a turn v. güzel pişmiş olmak
be done to a turn v. doğru/istenen sürede yapılmış olmak
be done to a turn v. kıvamında pişmiş olmak