hurt - Turco Inglés Diccionario

hurt

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

hurt — Definition

Significado:
incitmek, acı
Pronunciación (IPA):
(AmE /hɝːt/ – BrE /hɜːt/)
Categoría gramatical:
İsim; Düzensiz Fiil: hurt (hurts – hurt – hurt - hurting)
Sinónimo:
injure
Antónimos:
heal

Significados de "hurt" en diccionario turco inglés : 81 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
hurt v. acımak
It hurts so much.
Çok acıyor.

More Sentences
hurt v. incitmek
His inconsiderate words hurt my feelings.
Düşüncesizce sözleri duygularımı incitti.

More Sentences
hurt v. yaralamak
She fell and hurt her knee.
Düşüp dizini yaralamış.

More Sentences
hurt v. kalbini kırmak
I don't want to hurt you.
Senin kalbini kırmak istemiyorum.

More Sentences
hurt v. ağrımak
My neck hurts from working on a laptop.
Dizüstü bilgisayarda çalışmaktan boynum ağrıyor.

More Sentences
hurt v. acıtmak
This might hurt a bit, so take it slow.
Bu biraz acıtabilir, bu yüzden yavaş olun.

More Sentences
hurt v. rencide etmek
General
hurt n. acı
You could see the hurt in his eyes.
Gözlerindeki acıyı görebiliyordunuz.

More Sentences
hurt n. zarar
Gambling Therapy provides support and advice for those who are hurt by gambling.
Kumar Terapisi, kumardan zarar görenlere destek ve tavsiye sağlar.

More Sentences
hurt v. zarar görmek
No one will get hurt because of me.
Benim yüzümden kimse zarar görmeyecek.

More Sentences
hurt v. acı vermek
Making cuts hurts, but it also opens up new opportunities.
Kesinti yapmak acı verir ama aynı zamanda yeni fırsatların da önünü açar.

More Sentences
hurt v. canını yakmak
Let go of his arm; you're hurting him!
Kolunu bıraksana, adamın canını yakıyorsun!

More Sentences
hurt v. kalbini kırmak
I don't want to hurt you.
Senin kalbini kırmak istemiyorum.

More Sentences
hurt v. zedelemek (bir uzvu)
The recent news really hurt his reputation.
Son haberler itibarını gerçekten zedeledi.

More Sentences
hurt v. kırmak
I'm a little hurt.
Biraz kırıldım.

More Sentences
hurt v. ağrıtmak
Does that chair hurt your back?
O sandalye sırtını mı ağrıtıyor?

More Sentences
hurt v. canını acıtmak
If I'm the first, you know, this might hurt a bit.
Eğer ilk ben olursam bu biraz canımı acıtabilir.

More Sentences
hurt v. zarar vermek
Digging the foundations for a house would hurt worms.
Bir evin temellerini kazmak solucanlara zarar verir.

More Sentences
hurt v. acıtmak
This might hurt a bit, so take it slow.
Bu biraz acıtabilir, bu yüzden yavaş olun.

More Sentences
hurt v. can yakmak
If there is not to be too great a temptation to do this, then sanctions must really hurt.
Bunu yapmak için çok büyük bir cazibe olmaması gerekiyorsa, o zaman yaptırımlar gerçekten can yakmalıdır.

More Sentences
hurt v. zedelemek
The scandal hurt the company's reputation.
Skandal şirketin itibarını zedeledi.

More Sentences
hurt adj. kırgın
Tom looks a little hurt.
Tom biraz kırgın görünüyor.

More Sentences
hurt adj. gücenmiş
Tom wasn't hurt at all.
Tom hiç gücenmiş değildi.

More Sentences
hurt adj. yaralı
Each year, hundreds of kids are hurt on escalators.
Her yıl yüzlerce çocuk yürüyen merdivenlerde yaralanıyor.

More Sentences
hurt adj. yaralanmış
She was seriously hurt in a car accident.
Bir araba kazasında ağır yaralanmış durumdaydı.

More Sentences
hurt adj. zedelemek
The scandal hurt the company's reputation.
Skandal şirketin itibarını zedeledi.

More Sentences
hurt adj. incinmiş
He felt hurt and confused when she left him.
Kız onu terk ettiğinde incinmiş ve kafası karışmıştı.

More Sentences
Technical
hurt v. acıtmak
This might hurt a bit, so take it slow.
Bu biraz acıtabilir, bu yüzden yavaş olun.

More Sentences
hurt v. incitmek
His inconsiderate words hurt my feelings.
Düşüncesizce sözleri duygularımı incitti.

More Sentences
hurt v. yaralamak
She fell and hurt her knee.
Düşüp dizini yaralamış.

More Sentences
General
hurt n. üzüntü
hurt n. ızdırap
hurt n. ziyan
hurt n. sızı
hurt n. hasar
hurt n. bere
hurt n. yara
hurt n. ağrı
hurt n. yaralayıcı vuruş
hurt n. mavi daire
hurt n. yanlış
hurt n. kabuk
hurt v. kırılmak
hurt v. kederlendirmek
hurt v. küstürmek
hurt v. yanmak
hurt v. zarar vermek (bir uzva)
hurt v. rencide etmek
hurt v. yaralamak (ruhen)
hurt v. ağrı vermek
hurt v. yakmak
hurt v. ziyan vermek
hurt v. yaralamak (bir uzvu)
hurt v. batmak
hurt v. kırmak (ruhen)
hurt v. incitmek (bir uzvu)
hurt v. gücüne gitmek
hurt v. üzmek
hurt v. bir uzva zarar vermek
hurt v. acı çekmek
hurt v. yan etkisi olmak
hurt v. zayıflatmak
hurt v. hasar bırakmak
hurt v. (malzeme) kötü kullanarak etkinliğini azaltmak
hurt adj. acı (ruhsal)
hurt adj. gücenik
hurt adj. kırık
hurt adj. rencide
Irregular Verb
hurt v. hurt - hurt
Colloquial
hurt v. ihtiyaç çekmek
hurt v. (özellikle mali açıdan) ihtiyaç içinde olmak
hurt adj. çok çirkin
hurt adj. hasar görmüş
hurt adj. mahvolmuş
hurt adj. uyuşturucu kafasında
hurt adj. uçmuş
hurt adj. kafası güzel/iyi
hurt adj. uyuşturucunun etkisinde
Botanic
hurt n. çobanüzümü
Geography
hurt n. virginia eyaletinde yerleşim yeri
Engineering
hurt n. haddehane çekicinde muyluluları taşıyan şerit

Significados de "hurt" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
get hurt v. yaralanmak
be hurt v. kırılmak
General
unrelieved hurt n. geçmeyen incinmişlik
unrelieved hurt n. dinmeyen acı
hurt one's feelings v. hatırını kırmak
hurt deeply v. incitmek
feel hurt v. hatırı kalmak
hurt feelings v. horlamak
hurt the feelings v. gönül kırmak
hurt the feelings of v. hatırını kırmak
hurt the feelings of v. gücendirmek
be hurt v. gücenmek
hurt somebody's feelings v. rencide etmek
hurt to the quick v. can evinden vurulmak
be hurt v. kırılmak
hurt somebody's pride v. onuruna dokunmak
hurt someone's pride v. birinin gururunu kırmak
hurt feelings v. hor görmek
hurt deeply v. vurmak
kiss away the hurt v. ağrıyı öpücükle geçirmek
hurt somebody's feelings v. horlamak
hurt deeply v. kalbini kırmak
be hurt v. canı yanmak
hurt one's feelings v. gücendirmek
be hurt v. içerlemek
hurt somebody's feelings v. hor görmek
hurt deeply v. ciğerine işlemek
hurt somebody's feelings being sarcastic v. iğnelemek
(for something) to hurt v. zoruna gitmek
be hurt v. incinmek
hurt deeply v. acısı yüreğine çökmek
hurt deeply v. acısı yüreğine işlemek
hurt deeply v. acısı içine çökmek
hurt deeply v. acısı içine işlemek
hurt oneself spite another v. gavura kızıp oruç yemek
be hurt v. zedelenmek
not hurt v. acımamak
be hurt v. rencide olmak
get hurt v. yara almak
get hurt v. bir tarafını incitmek
hurt one’s pride v. gururunu incitmek
hurt one's ankle/wrist v. bileğini incitmek
hurt one's ankle/wrist v. bileği incinmek
hurt someone unintentionally v. birini istemeden kırmak
hurt oneself v. kendini yaralamak
hurt one's ankle v. bileğini incitmek
be hurt v. zarar gelmek
get hurt v. canı yanmak
hurt oneself v. kendini incitmek/yaralamak
hurt someone's feelings v. birini incitmek
hurt a lot v. çok acıtmak
hurt a lot v. çok acımak
hurt someone v. birini kırmak
hurt someone v. birisini kırmak
feel hurt v. incinmiş hissetmek
easily hurt adj. çabuk etkilenen
hurt to the quick adj. can evinden vurulmuş
badly hurt adj. ağır yaralı
Phrasals
hurt for someone or something v. hasretini çekmek
hurt for someone or something v. yanıp tutuşmak
hurt for someone or something v. arzulamak
hurt for someone or something v. bir şeye can atmak
hurt for something v. bir şey için yanıp tutuşmak
Phrases
can't hurt your chances expr. şansını değerlendirmiş olursun
don't cry before you are hurt expr. ortada fol yok yumurta yokken telaş yapma
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmakta) bir mahzur yok
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmakta) beis yok
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmakta) bir sakınca yok
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmanın) zararı yok
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmanın) zararı olmaz
Proverb
sticks and stones may break my bones but hard words cannot hurt me istediğin kadar konuş söyle beni yaralayamazsın
sticks and stones will break my bones but words will never hurt me istediğin kadar konuş söyle beni yaralayamazsın
sticks and stones can break my bones but words can never hurt me istediğin kadar konuş söyle beni yaralayamazsın
what you don't know can't hurt you bilmediğin şeyden sana zarar gelmez
what you don't know won't hurt you bilmediklerin seni üzmez
what you don't know can't hurt you bilmediklerin seni üzmez
what you don't know won't hurt you bilmediğin şeyden sana zarar gelmez
little hard work never hurt anyone biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmak kimseyi öldürmez
little work never hurt anyone biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmak kimseyi öldürmez
little (hard) work never hurt anyone biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmak kimseyi öldürmez
a little (hard) work never hurt anybody biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmak kimseyi öldürmez
a little (hard) work never hurt anyone biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmak kimseyi öldürmez
a little (hard) work never hurt anybody biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmaktan kimseye zarar gelmez
a little (hard) work never hurt anyone biraz fazla/yoğun/sıkı çalışmaktan kimseye zarar gelmez
Colloquial
try to hurt oneself v. kendine zarar vermeye çalışmak
hurt so bad in one's heart v. içi acımak
hurt so bad in one's heart v. yüreği yanmak
doesn't hurt to ask expr. sormakta bir sakınca yok
somebody hurt her expr. birisi onu incitmiş
he/she wouldn't hurt a fly expr. karıncayı bile incitmez
he/she wouldn't hurt a fly expr. sineği bile incitmez
it won't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmanın/bir şey yapmanın/almanın) zararı olmaz
it won't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmaktan/bir şey yapmaktan/almaktan) zarar gelmez
it wouldn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmanın/bir şey yapmanın/almanın) mahzuru olmazdı
it won't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmanın/bir şey yapmanın/almanın) mahzuru yok
it won't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmanın/bir şey yapmanın/almanın) sakıncası yok
it wouldn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmanın/bir şey yapmanın/almanın) zararı olmazdı
it wouldn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmaktan/bir şey yapmaktan/almaktan) zarar gelmezdi
it wouldn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmanın/bir şey yapmanın/almanın) sakıncası olmazdı
what you don't know won't hurt you expr. bilmediğin şey sana zarar veremez
what you don't know won't hurt you expr. bilmediğin şeyden zarar gelmez
what you don't know won't hurt you expr. bilmediğin şey seni üzmez
would it hurt to (do something)? expr. (bir şey yapmaktan) ne çıkar ki?
would it hurt to (do something)? expr. (bir şey yapmaktan) ne zarar gelir ki?
would it hurt to (do something)? expr. (bir şey yapsan) ölür müsün?
would it hurt to (do something)? expr. (bir şey yapmanın) ne sakıncası/mahsuru var ki?
would it hurt to (do something)? expr. (bir şey yapsan) incilerin mi dökülür?
would it hurt to (do something)? expr. (bir şey yapmanın) ne zararı olacak ki?
once doesn't hurt expr. bir kereden bir şey olmaz
Idioms
hurt feelings n. incinmiş duygular
hurt feelings n. mutsuzluk
hurt feelings n. üzüntü
not hurt a fly v. karıncayı bile incitmemek
not hurt a flea v. karıncayı bile incitmemek
hurt someone's feelings v. birinin hislerini incetmek
not hurt a flea v. bir sineği bile incitememek
hurt someone's feelings v. birinin duygularını incitmek
hurt someone's feelings v. birinin hislerini incitmek
put the hurt on someone v. birine zarar vermek
cry before one is hurt v. ortada fol yok yumurta yokken telaş yapmak
cry before one is hurt v. henüz canı yanmadan ağlamaya/üzülmeye başlamak
cry before one is hurt v. henüz olmamış bir şeye üzülmek
cry before one is hurt v. henüz olmamış bir şeyle ilgili sızlanmak
it doesn't hurt to ask expr. sormakta beis yok
it doesn't hurt to ask expr. sormakta bir sakınca yok
don't cry before you are hurt expr. ortada fol yok yumurta yokken telaş yapma
wouldn't hurt a fly expr. karıncayı bile incitemez
it can't hurt expr. bir zararı olmaz
it can't hurt expr. bir zararı dokunmaz
it can't hurt expr. bir zararı yok
doesn't hurt to ask expr. sormakta beis yok
it doesn't hurt to ask expr. sormakta bir sakınca yok
doesn't hurt to ask expr. yine de sormak istedim
it doesn't hurt to ask expr. yine de sormak istedim
doesn't hurt to ask expr. sormakta bir sakınca yok
it doesn't hurt to ask expr. sormakta beis yok
sticks and stones may break my bones, but words will never hurt me [childish] expr. istediğin kadar konuş/söyle beni yaralayamazsın
what (someone) doesn't know can't hurt them expr. (birinin) bilmediği şey onu üzmez
what (someone) doesn't know can't hurt them expr. (birine) bilmediği şeyden zarar gelmez
what (someone) doesn't know can't hurt them expr. (birinin) bilmediği şey ona zarar veremez
Speaking
did she hurt herself? expr. bir yerini mi incitti?
don't hurt me expr. kırma beni
don't hurt my feelings expr. kırma beni
would not hurt a fly expr. sineği bile öldürmez
would not hurt a fly expr. mülayim
would not hurt a fly expr. karıncayı bile incitmez
would not hurt a fly expr. çok yumuşak
I will never do anything to hurt you expr. asla seni incitecek bir şey yapmayacağım
wouldn't even hurt an ant expr. karıncayı bile incitmemek
It doesn't hurt to ask expr. sormakta bir sakınca yok